“İSKİD İklimlendirme Trendleri” webinarı

İSTANBUL (AA) – İklimlendirme Soğutma Klima İmalatçıları Derneği (İSKİD) Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Atasoy, iklimlendirme sektörünün yıllık yüzde 8 büyüdüğünü belirterek, “Dinamik bir sektörüz. İhracatımızın yarısını AB ülkelerine gerçekleştiriyoruz. Sektör olarak yaklaşık 5 milyar dolara yakın bir ihracatımız var.” dedi.

İSKİD, üyelerinden Arçelik ve Bomaksan firmalarının katkılarıyla zoom üzerinden gerçekleştirdiği “İSKİD-İklimlendirme Trendleri” webinar etkinliği düzenledi.

Ozan Atasoy, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) başladığında Dünya Sağlık Örgütü’nün, salgının hava ile yayıldığına dair bir açıklama yapmadığını ancak temmuz ayı gibi dünya genelinde bilim adamlarının yapmış olduğu çalışmalar neticesinde Kovid-19’un hava yolu ile yayıldığının ispatlanmış olduğunu söyledi.

Atasoy, havalandırma ve iklimlendirmenin maske, mesafe ve hijyen kadar önemli olduğuna işaret ederek, havalandırma ve iklimlendirmenin hem kışın hem yazın kapalı ortamlarda bulunulduğunda alınacak tedbirlere uyulma konusunda çok kritik olduğu ifade etti.

İklimlendirme sektörünün kendi içerisinde salgın sürecini çok dinamik geçirdiğini anımsatan Atasoy, “İhracat rakamları, iç pazar rakamları ve firmalarımızın kapasite kullanım oranları gibi verileri takip ediyorum. İklimlendirme sektörü olarak salgın sürecinden en az etkilenen sektör olduğumuzu söyleyebilirim. Çok az miktar ihracatımızda gerileme var, kapanma döneminde kaynaklı bir gerileme, sonrasında hızlıca toparlandı.” şeklinde konuştu.

Atasoy, iklimlendirme sektörünün yıllık yüzde 8 büyüdüğünü dile getirerek, “Dinamik bir sektörüz. İhracatımızın yarısını AB ülkelerine gerçekleştiriyoruz. Sektör olarak yaklaşık 5 milyar dolara yakın bir ihracatımız var.” değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Alkin de Türkiye’nin, karbon ayak izi noktasında en şanslı ülkelerden biri tanesi olduğunu belirterek, Türkiye’nin, Çin ve Hindistan gibi ekonomilerle karşılaştırıldığında, üretim tesislerindeki enerji kullanımı itibarıyla, üretimdeki ortaya koyulan geri dönüşüm çabaları çerçevesinde karbon solunumu konusunda karnesi kötü olan bir ülke olmadığını söyledi.

– "Türkiye küresel iklim değişikliği sürecinde kendini ayrıştıracak bir ekonomi olarak öne çıkabilir"

Alkin, “Bu çerçevede Enerji Bakanlığımızın yeşil enerji, yenilenebilir enerji kullanımını özendirmek adına yürürlüğe almış olduğu Yeşil Tarife (YETA) gibi tedbirler dahil olmak üzere, milyarlarca dolarlık yatırım hamleleri yapmadan Türkiye’nin zaten karbon salınımı konusunda rakibi olan ülkelerden daha avantajlı olduğunu dikkate alarak, firmalarımız düzeyinde güzel dokunuşlarla, enerji verimliğine dönük dokunuşlarla, söz konusu üretim esnasında kullanılan ham madde ve ara mamullerin ekonomiye geri dönüşümü konusunda yapılacak olan dokunuşlarla Türkiye küresel iklim değişikliği sürecinde kendini ayrıştıracak bir ekonomi olarak öne çıkabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin son dönemde yenilenebilir enerji teknolojileri ve yatırımları konusunda ortaya koyduğu başarı son derece aşikar olduğunu kaydeden Alkin, “Önümüzdeki dönemde Türkiye, güvenli liman tedarikçisi bir ülke olarak bu konudaki başarısını, karbon salınımı konusundaki avantajlarını ortaya çıkarmayı sürdürdükçe uluslararası yatırımcılar için bir cazibe merkezi olmayı da sürdürecek.” ifadelerini kullandı.

Alkin, küresel borcun 272 trilyon dolara ulaştığını ifade ederek, “G-20 ülkelerinin gündeme aldıkları en önemli mesele küresel borcun tıraşlanması. En fakir gelişmekte olan ekonomilerden başlayarak büyük ölçüde silinmesine ve gelişmekte olan ekonomilerin borçlarının bir kısmının temizlenmesine yönelik yeni bir yaklaşımın ortaya konması gerekiyor. Aksi takdirde dünya ekonomisi için bu sürecin çok zor olacağını ifade etmek lazım.” açıklamasını yaptı.

Önümüzdeki dönemde gelir dağılımını artıracak hamlelere ağırlık verilmesi gerektiğine dikkati çeken Alkin, “Enerji, sulama, ulaşım, iletişim gibi altyapı yatırımlarını gerektiren alanlarda ve sosyal konutlar, eğitim, sağlık gibi üst yapı gerektiren alanlarda kamunun vatandaşın günlük yaşamına ve gelir dağılımındaki pozisyonuna olumlu yönde katkı yapacak olan yatırımları devam ettirmek suretiyle kamu yatırımlarının bu zorlu dönemde ekonomik büyümeye ama katma değer üretecek şekilde ekonomik büyümeye ve gelir dağılımı düzeltmeye yönelik noktalarına katkının devam etmesi gerekiyor.” dedi.

İSKİD Yönetim Kurulu Üyesi Can Topakoğlu da Kovid-19 ile birlikte tedarik zincirlerinin kapanması hatta kopması neticesinde bir pazar daralmasının başladığını belirtti.

Topakoğlu, tüketicilerin topluma duyarlı, hijyen ve Kovid-19 konusuna hızlı çözüm üretebilen firmalara hızlı adapte olduğunu ifade ederek, “Bu dönemde iç hava kalitesi önem kazandı. Kovid-19 ile birlikte Türkiye’de beklentiler pazarın hızla küçülmesiydi ancak beklentilerin aksine AB’den de farklı olarak pazar hızla büyüdü.” dedi.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?