İşte Saray Bosna Dört Duvar’ın hikayesi

Los Angeles’ta iki ödül kucaklayan “Dört Duvar Saraybosna” filminin senarist ve yönetmeni ile hoş bir sohbet gerçekleştirdik…

Los Angeles Türk Film Festivali’nde finalde yarışan 10 kısa filmden biri olan “Dört Duvar Saraybosna” en iyi film ve seyirci özel ödülünü aldı. Kültür Bakanlığı’nın ve oyuncu Engin Altan Düzyatan’ın da desteğiyle çekilen filmin öyküsünü, filmin yönetmeni ve senaristi olan Nadim Güç’ten dinleyelim..

** Öncelikle bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?

1983 Malatya doğumluyum. İstanbul’a geldik 1988’de. O seneden beri İstanbul’da yaşıyorum. Üniversite için Ankara’ya gittim. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü mezunuyum.

** “Dört Duvar Saraybosna” filminin hikâyesi nasıl ortaya çıktı?

Dört sene önce bir iş için Saraybosna’ya gitmiştim. Savaş sırasında yüksek bir binadan kaydedilen bir görüntü izletildi bize. Görüntüde büyük bir cadde görülüyordu. Caddede karşıdan karşıya koşarak giden insanlar vardı. Sürekli koşarak hareket ediyorlar, keskin nişancı tarafından vurulmaktan kaçıyorlardı. Biri kurtulurken başka biri vurulup yere yığılıyordu. Bu görüntü beni çok etkiledi. Özgürce yürüdüğün şehrin sokaklarında koşmak zorunda bırakılmak ve bunun yıllarca sürmesi… İşte o birkaç saniyelik görüntü “Dört Duvar Saraybosna” filmimdeki Mirza’nın hikayesini ortaya çıkardı.

** Filmin senaryosu da size ait. Ne zaman başladınız yazmaya?

“Dört Duvar Saraybosna” filminin senaryosunu dört sene önce yazdım ama çekmeye bir türlü fırsat bulamadım. Param olsa zamanım olmuyordu; zamanım olsa param… Ama itiraf edeyim daha çok param olmuyordu. Geçen sene Kültür Bakanlığı Sinema Müdürlüğü’nün kısa film yapım destek başvurularına senaryomu yolladım ve birkaç ay sonra desteklendiği haberi geldi. Bunun üzerine kolları sıvadık ve hazırlıklara başladık.

Filmimi Boşnakça çekmek istedim. Çünkü Amerikan yapımı filmlerinde gördüğümüz; hangi milletin hikayesi anlatılsa herkesin İngilizce konuşması gibi garip görünmesini istemedim. Ben Boşnakların hikayesini çekiyorsam en iyi sevinci ve hüznü onların dilleri verebilir diye düşünüyorum.

** Oyuncular kimler?

Filmde, Senad Alihodzic, Sead Bejtovic, Bahri Uka rolleri paylaşıyor. Hepsi de Bosna Hersek’te kendi alanında çok iyi oyuncular.


** Parasızlıktan yakındınız. Peki nasıl kaynak buldunuz?

Kültür Bakanlığı’ndan destek aldık ama bize o para filmi çekmek için yetmezdi. Yurtdışında çekeceğiz, Boşnakça çekeceğiz, Boşnak oyuncular ve ekiple çalışacağız. Bu durumlar kaynak bulmaya yönlendirdi bizi. Filmden aylar önce sponsor çalışmalarına başladık ama pek bir şey elde edemedik. Bir ara filmi yapmamayı bile düşündüm. Sonra iyice dibe vurup bir anda yükselmeye başladık. Genelde benim hayatımda böyle oluyor. Bu süreçte Engin Altan Düzyatan’la tanıştım. Senaryo eline başka bir yoldan ulaşmıştı. Filmin senaryosunu çok sevmişti. Bana, filme destek vermek istediğini söyleyince farkettirmedim ama o sırada sevinçten elli altı takla attım. O bunu hiç görmedi. O gün o kararı verdiği için ben memnunum; O’da memnun şimdi. Ayrıca Ziraat Bank Bosnia’da bana büyük destek verdi. Filmimi yapma fırsatı verdiler aslında bana. Süreçte Zeynep Özbatur’la da tanıştık ve sağolsun filmim süresince varlığı yetti diyebilirim aslında.
** Çekim süreci nasıl gelişti?

Filmin masa başındaki işleri olan senaryo, çekim senaryosu, storyboardları (çizgi hikayeleri) bitirdik. Ön çalışmaları tamamlamak, mekan ve oyuncu seçimi için tek başıma önden Saraybosna’ya gittim. Saraybosna halen savaşın izlerini taşıyan bir şehir. Sokaklarda ve caddelerde binalardaki kurşun izlerini hala görebilirsiniz. İç mekanlar için Ilıca’da Savaş sırasında yıkılmış bir hastaneyi kullandık. Dış çekimleri ise sokak ve caddelerin yanı sıra; tarihi Osmanlı Çarşısı, Başçarşı’da gerçekleştirdik.
** Birazda filmin Angeles macerasını gelelim…

Film Ocak 2012’de bitti. İlk gönderdiğim festivaldi; Los Angeles Türk Filmleri Festivali. Filmim ilk kez gösterilecekti, ilk kez Amerika’ya gidecektim. Üstelik film endüstrisinin kalbine, Los Angeles Hollywood’a. Festivali düzenlemeye karar verenler sinemaya gönül vermiş insanlar. Bir çok ülkede yapılan Türk Filmleri Festivali neden Hollywood’da yapılmasın diye yola çıkmışlar. Festival başkanı Cenk Ertürk, Genel Koordinatör Mehmet Güngören ve onlarca gönüllü ile Los Angeles’da çok iyi bir ilk festivale imza attılar.

 

Festivaller diğer kısa filmcilerle ve alanında iyi insanlarla tanışma fırsatı veriyor. Bu festivalde de öyle oldu. Özellikle diğer kısa filmciler tanışmak benim için önemliydi. Derviş Zaim, Semih Kaplanoğlu, Yeşim Ustaoğlu, Alin Taşçıyan, Nadir Sarıbacak ve Rahman Altın ile de tanışıp konuşma fırsatı buldu herkes.


** İlk gösterim heyecanını anlatır mısınız, tepkiler nasıldı?

Dört Duvar Saraybosna’yı ilk kez seyirci karşısına çıkarmanın heyecanını anlatamam. Bu bütün işler için böyledir. Emek verdiğiniz işin insanlar için ne ifade edeceğini merak ediyorsunuz. Tarihi Mısır Sineması’nda gerçekleşen festivalde ilk gösterimler yapılmadan önce “heyecandan, bir ağlama sesi duyarsanız o benimdir korkmayın dedim arkadaşlarıma” ama filmden çıkınca gördüm ki herkes ağlamış. Filmi çekerken hiç böyle bir tepki beklemiyordum. İnsanlar benimle filmim ile ilgili konuştuğunda “bizi ağlattın” diyorlardı. Aslında ağlatmak değildi amacım ama herkes kendinden bir şeyler bulmuştu filmde.
** Jüride kimler vardı?

Jüride; Derviş Zaim, Alin Taşçıyan, Kathy Smith, Elvis Mitchell ve Barbara Boyle vardı. “Dört Duvar Saraybosna” filmi o festivalde “en iyi film” ve “seyirci özel ödülü” aldı. Filmin ilk gösteriminden iki ödülle dönmesi beni de ekibimi de moral olarak yükseltti.
** Peki Türkiye’deki ilk gösterim ne zaman?

Filmin festival serüveni yeni başladı ve tabii ki devam edecek. Türkiye’deki ilk gösterimi de 17 Mart Cumartesi günü Ankara Uluslararası Film Festivali’nde “Türkiye Panoraması” seçkisinde yapılacak.
** Yeni projeleriniz neler?

Yeni projelerim var. Onlardan birinin -yine kısa film- senaryosunu Kültür Bakanlığı’na yolladım. Eğer kabul edilirse yazın onu da çekmek istiyorum. Uzun metraj hayalim tabii ki var ama kısa filmlerle amacım uzun metraja erişmek değil. Zaten kısa filmle bir hikaye anlatmak bana daha zor geliyor. Dar bir zamanda eksiksiz bir hikaye anlatmak zor ve meşakkatli bir iş.
** Siz kimleri okumaktan izlemekten hoşlanırsınız?

Sait Faik Abasıyanık okumaktan çok zevk alırım. Dönüp dönüp okuduğum bir sürü hikayesi var. Fakir Baykurt’un romanları için de aynı şeyleri söyleyebilirim. Yılanların Öcü sinemaya iki kez uyarlanmış. İki tane başka isimli romanı var. Onları uyarlamak da benim hayalim. Bunun dışında benim için efsane olan İhsan Oktay Anar var.

İran sinemasını yakından takip ediyorum. Takip ettikçe de üzülüyorum. Dünyada “İran sineması” diye bir söylem oluşturabildikleri için onları kutlamamak elde değil. Bunun en önemli sebebi bence kendi hikayelerini anlatmalarından kaynaklanıyor. Yabancısı olmadıkları hikayeleri anlattıkları için de iyi anlatıyorlar. Dünyada “Türk Sineması” diye bir tabir oluşturmak için aynı yoldan yürümeliyiz diye düşünüyorum.  (HABERTURK.COM)

FİLMİN KÜNYESİ:

Orijinal Adı: DÖRT DUVAR Saraybosna

Boşnakça Adı: ČETIRI ZIDA Sarajevo

İngilizce Adı: FOUR WALLS Sarajevo

Yazan ve Yöneten: Nadim GÜÇ

Yapımcı: Engin Altan Düzyatan, Nadim Güç

Türü: Kurmaca Kısa film

Süresi: 24’

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?