Jet İmam?!

JET İMAM / FARİNELLİ’DEN ERDOĞAN’A YA DA AKP EŞ GENEL BAŞKANI VE EŞ BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN İLAHİ YAZGISI?!

Jet İmam?!

AKP Eş Genel Başkanı ve Eş Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kürede değişen siyasi dengeler ve ağırlaşan iç siyasi gündemin yoğun stresi nedeniyle “kas spazmı” geçirip, evine kapandı?!

Türk Doktorları’nın (?!) kontrolünde birkaç gün geçirecek.

GATA’da, kulağındaki işitme sorunu giderilen AKP Eş Genel Başkanı ve Eş Başbakan Abdullah Gül ise dün yaptığı grup toplantısında, güz döneminde AKP’nin tepesinde yaşanacak değişime dair ip uçları verdi.

Dışişleri Bakanı Gül, “TBMM ilk kurulduğunda, o zamanki ruh neyse, o ruhu yine yaşatacağız. Bugün de hep birlikte vahid –birlik- olduğumuzu dünyaya göstereceğiz” dedi.

Gül, AKP Milletvekilleri’ne, Başbakanlık’taki ilk günleri hatırlatan bir üslupla seslendi.

Oysa ki!..

Daha dün gibi hatırlıyorum…

AKP sandıktan yeni çıkmış ve Erdoğan “siyaseten yasaklı” olduğu için TBMM’ye girememiş, Başbakan olamamıştı.

Sonrasından Türkiye’ye yeni atanan Neo Con ABD Büyükelçisi Edelman’ın YSK’ya yaptığı “tamamen duygusal” ziyaret ve “hukuken butlan” Siirt seçimleri sayesinde “Jet Fadıl’ın yerinden Meclis’e girip, “Milletvekili” olabilmişti.

BOP operasyonunun Türkiye ayağında Neo Con’lara yardımcı olsun diye Başbakan yapılmıştı!

BİP için Eş Başkan seçilmişti!

İşte bu anlamda, AKP iktidarının ilk günlerine dair, tazeliği solmamış, zaman tünelinden bir enstantane yansıtayım…

Habertürk Gazetesi’nin 19 Aralık 2002, Perşembe günkü nüshasında, “Farinelli’den Recep Tayyip’e” başlıklı bir yazım yayınlanmıştı.

O yazımı, burada, aynen tekrarlıyorum.

FARİNELLİ’DEN TAYYİP’E

Son seçimler sandıktan tek başına bir siyasi iktidar çıkardı…

Koalisyon dönemine son verdi…

Ama, hala belirsizlik son bulmuş de­ğil!..

Hukuken Başbakan Abdullah Gül, fiilen ise bu görevi Recep Tayyip Er­doğan yürütüyor.

Bu iki başlı yapı kafalarda soru işareti uyandırsa da, görünen o ki, bu süreç bir süre daha devam edecek.

Aslında Abdullah Gül ile Recep Tayyip Erdoğan arasında devam eden bu gö­rüntü, zaman tünelinden süzülüp gelen Farinelli’den çağrışımlar yapmıyor değil!

Farinelli, 18. yüzyılda sesi ile büyük başarı kazanmış, İspanya Kralı V. Philippe’in maiyetine girmiş bir İtalyan kastratorudur.

Yani hadım edilmiş bir şarkıcıdır!

Günümüzde Farinelli’nin çıkardığı iki dakika süren sesi çıkarabilecek bir başka ses yok!

Halen sırlarını saklayan bu ses sayesinde Farinelli, tüm Avrupa aristokrasisinin göz bebeği olmuş, melan­koli hastalığına yakalanmış Kral V. Philippe’i, bir tek O’nun sesi yaşama döndürebilmiştir.

Birkaç aylığına gittiği Madrid’de tam 22 sene kalmış ve sadece Kral’a şarkı söylemiştir.

Erişkin bir akciğerin üzerinde çocuk gırtlağına sahip olmanın tüm avantajlarını kullanmıştır.

1994 yılında Paris’te vizyona giren Fransız-Belçika yapımı filmi izleyenler hatırlayacaklardır.

Yakışıklılığı ile hanımları büyüleyen Fa­rinelli, uzun süren sevişme seanslarının ar­dından iş son noktaya geldiğinde yatağın altına kayıp, yatağı erkek kardeşine bıra­kır.

Hadım olduğu için yatakta başladığı işi sonuçlandıramaz, hep bir yardımcıya ihtiyaç duyar!

Hukuken iğdiş edilmiş ama siyaseten varolan Tayyip Erdoğan da iş Hükümet etmeye geldi mi Abdullah Gül’ün desteği­ne ihtiyaç duyuyor.

Her ne kadar Farinelli gibi zarifçe yata­ğın altına süzülmese de, süzülmek istemese de, mecburen geliş­meleri bir kıyıdan izlemek zorunda kalıyor.

Bulduğu her fırsatta, “Hukuki engellerimi kaldırın, Başbakan ol­mak istiyorum” diyor.

Nitekim, Batılı başkentleri kapsayan gezi turundan ortaya çıkan sonuç da aynı noktayı gösteriyor!

Bakalım önümüzdeki günler, “hukuken engelli” diplo­matik anlamda engelsiz Erdoğan’ı, nihai amacına ulaştı­rabilecek mi?!

Zira…

Habertürk Gazetesi’nde yayınlanan yazım, bu soru cümlesi ile bitiyordu.

Aradan geçen süre içinde Erdoğan, Neo Con’lar adına, Başkan Bush’tan icazetli olarak, yatağın tek sahibi oldu.

Sandıktan çıkıp gelen AKP Eş Genel Başkanları ise Başbakanlık’ın dışına iteklendiler.

Erdoğan, “çok özel danışmanları”ndan aldığı akıl ve kuytu köşelerde yaptığı “çok gizli” görüşmeler ile Türkiye’yi “pazarlama”ya çalıştı.

BİP operasyonunun BOP’laması ve başarısız özelleştirme kumpasları gösteriyor ki, Erdoğan için Türkiye’de yolun sonu gelmiş!

Yerine seçildiği “Jet Fadıl” gibi TBMM’den çekilme vakti yaklaşmış!

Ne var ki, Erdoğan, “Yolsuzlukla mücadele ediyorum” diye el koyduğu “Uzan Grubu operasyonu”nu bile yüzüne gözüne bulaştırdı. Devletin alacağını tahsil edeceğine, Uzan Grubu ile Türk Devleti’ni uluslararası camiada karşı karşıya getirdi.

TMSF Başkanı Ahmet Ertürk’ün dediği gibi Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde de “hortumlamalar, söğüşlemeler” fazlası ile devam etti.

Görünen o ki, iktidarda geçen süre, dünün Kasımpaşalısı, bugünün Boğaz kıyısında villa sahibi Eş Başbakanı’na “artan malvarlığı” dışında hiçbir şey katmamış!

Türkiye kaybetmiş, Erdoğan Ailesi kazanmış!

“Kas spazmı”ndan muzdarip olup, evinde nekahet dönemini geçirmekte olan Eş Başbakan Erdoğan da, “Farinelli” gibi ses çıkartmaya gelince kürsüden avazı çıktığı kadar bağırıyor! Ama iş Türkiye adına “icraat” üretmeye geldiğindeyse, eylemsiz olduğu için bir anda yatağın altına kayıvermek zorunda kalıyor.

TAYYİP’İN YAZGISI

Ve…

Son olarak…

Bu anlamda birkaç satır daha…

Urla Ortaokulu’nda öğrenciydim.

İzmir Devlet Tiyatrosu’nun oyuncuları, okulumuza gelip, hem bizlerle sohbet etmişler, hem de Sofekles’in, Kral Oedipus’undan bir bölüm oynamışlardı.

Çok etkileyici bir oyundu!

Şöyle ki:

Thep Kralı Laisus ve Kraliçe Jokasta’ya kahinler, bir felaketin, kendilerine kader olarak yazıldığını söyler.

Buna göre kral ve kraliçenin bir oğulları olacaktır.

Bu çocuk, önce babasını öldürecek, sonra da annesi ile evlenecektir.

Bu kehanetin öngördüğü kara yazgıyı değiştirmek isteyen kral ve kraliçe, doğan çocukları Oedipus’u bir dağbaşına bırakırlar.

Oedipus’u oradan alıp, büyütenler, Korinth Kralı’nın adamlardır.

Oedipus, Korinth Kralı’nın oğlu olarak yetiştirilir,..

Ama sonra kendi kaderine ilişkin kehaneti öğrenir…

Sarayı bırakıp, diyar diyar gezmeye başlar.

Bu gezide, hiç tanımadığı babası Laisus ile karşılaşır ve onu öldürür.

Sonra da hiç bilmeden annesi Jokasta ile evlenir.

Trajedinin sonunda, gerçeği anlayan Oedipus, hançeri ile kendi gözlerini oyacaktır.

Daha sonra da kızı Antigone’nin kolunda, kör bir ihtiyar olarak, diyar diyar doğarken alnına annesi ile evleneceği ve babasını öldüreceği yazılan Oedipus, bütün çabalara rağmen kaderini değiştiremez.

Siyasi yaşama “Radikal Müslüman” olarak adım atıp, daha sonra “Milyar Dolarlık Radikal Yahudiler”e hizmet etmeye başlayan, domuz eti yemeyip, içki içmeyen ama “kul hakkı” yemekte hiçbir sakınca görmeyen Erdoğan, acaba Yunan “trajedi”lerindeki gibi önceden belirlenmiş ve değiştirilmesi mümkün olmayan, ilahi bir senaryoyu mu yaşıyor?

Jet Fadıl’ın ayak izleri üzerinden, Cehennem’in dibine doğru mu ilerliyor?!

Ne dersiniz?!

Saygılar

Hayrullah Mahmud

19 Nisan 2006

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?