Jr Çekirge?!

JR ÇEKİRGE /
 
“KONUŞ GÜNGÖR MENGİ, ANLAT 28 ŞUBAT SÜRECİNDE SABAH’TA NELER YAŞANDIĞINI”
 
YA DA
 
GÜNGÖR MENGİ 28 ŞUBAT SÜRECİ’NDE FATİH ÇEKİRGE’YE SORMADIĞI SORUYU BU DEFA ÇEKİRGE’NİN TEMSİLCİSİNE SORMALI: DEĞİRMENİN SUYU NEREDEN GELİYOR
 
VEYAHUT
 
İSRAİL / İRAN AYRIŞMASI BAĞLAMINDA AKP İLE “28 ŞUBATÇILAR”IN AYRILAN YOLLARI?!

 

Jr Çekirge?!

 

“Tesadüfe asla inanmam. Aynı kişiyle sabah karşılaşırsam selam veririm. Öğle üzeri bir daha karşıma çıkarsa müthiş kuşkulanırım. Aynı gün yine yanıma yaklaşmaya kalkarsa, gözümü kırpmadan vururum!”

Ünlü gangster Al Capone

 

………………

 

 

Vatan’ın Başyazarı Güngör Mengi, “Konuş Komutan” diye yazısına başlık açmış.

https://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Konus_komutan&tarih=08.04.2010&Newsid=298567&Categoryid=4&wid=2

Mengi’nin yazdığı yazı, “düz okunacak olursa”, kendisine hak vermemek elde değil!

Çünkü, kahvehane sohbetlerinde de düzey aynı!

Oysa ki, Mengi gibi ustalık düzeyindeki bir meslektaşımız, bir “Başyazar” olaylara bu seviyeden bakmaz, bakamaz!

Neden?!

Niçin?!

Niye?!

Anlatayım:

 

………………

 

 

AKP, 28 Şubat Süreci’nin ürünü bir siyasi parti!

28 Şubatçı kadro ile aralarında kan bağı var, menfaat bağı var.

Çevik Bir, Fatih Çekirge, Çetin Doğan, Erdoğan, Gül, Gülen vs…

BOP operasyonu bağlamında AKP, Türkiye’nin damına, “NATO İstihbaratı”nın operasyonu ile iliştirildi.

Kanarya ya da JINSA Kardeşliği!

Yani “üç artı bir” dediğimiz yapı, ABD, İsrail, İngiltere ve Fransa’nın Türkiye sınırları içinde yaptığı bir operasyon ile iktidar oldu.

Hatırlayınız Kemal Derviş’in ABD ziyareti, Doğan’ın Almanya’daki matbaa açılışı ve Bahçeli’nin bir anda tarih vererek Türkiye’yi seçime götürdüğü o günleri!

Uzan’ın 72 günde kurulan ve 7,2 oy alan GP’si…

Bunların hiçbiri raslantı değil!

Kaldı ki, sonrasında yaşanan “1 Mart Tezkere krizi” ve 11 Türk askerinin başına geçirilen çuval!

(Usta gazeteci, sevgili dostum İlker Sarıer’in yerinde benzetmesi ile o “çuval”ı bugünlerde AKP, 4 yıldızlı generallerin başına geçiriyor. Zapsu bunların alayı götoş olmuş dediği, Vakit’in manşetinden küfrettiği o generaller işte!)

Hatırlayın, 2005 yılı Haziran’ında zar zor kopartılan Beyaz Saray randevusu ve “at sineği” üzerinden AKP’ye verilen “Net: 7 Dakika” ve/veya “7 Büyük Günah” mesajını!

Sonrasında Erdoğan’ın soluğu Soçi’de alışı ve Putin ile ABD’yi satma pazarlığı yaptığı o anları…

Vs vs vs…

O günden bugüne köprülerin altından çok sular aktı!

AKP’nin tarafımızdan deliğe süpürülmesine “mek parmak” mesafe kala, İran operasyonu bağlamında verilen söze binaen başlatılan “Ergenekon operasyonu” ve Gül’ün uzlaşmadan Çankaya Köşkü’ne çıkartılışı…

Önce ABD, daha sonra AB sınırları içinde yaşanan finansal tsunami ve Batı’nın çöküşü…

ABD’nin “süper güç”lükten düşüşü!

Ardından ABD’nin Irak, Afganistan olmak üzere bu coğrafyada köşeye sıkışması ve çekiliş takvimini açıklaması…

Rusya, Çin, İran’ın yeni “süper güç” olarak ramp ışıklarının önüne çıkışı…

AKP’nin, Batı’nın çöken itibarı ile birlikte, “İran” için “üç artı bir”e yani ABD, İsrail, İngiltere, Fransa’ya yani Süper NATO’ya verdiği sözü tutmak istememesi…

Bunun yerine “eksen” değiştirme kararı alması…

Kendisini iktidara iliştiren “İsrail” yerine “İran” tarafında resim vermesi!

Sözün özü:

Yaşadığımız derinleşen kaos ortamının hülasası budur.

 

………………

   

 

Şimdi gelelim, Hilmi Özkök’ün çok eleştiri alan ikircikli “var da diyemem, yok da diyemem” beyanına…

Tablo ortada!

Batı çökmüş gözüküyor!

Doğu ise ayakta!

AKP’nin ABD’ye verdiği “İran sözü” de ortada!

BOP operasyonu bağlamında, AKP’yi, Türkiye’de operasyon yapıp, devletin tepesine çıkartan “üç artı bir” ya da NATO istihbaratı ise diğer yanda!

Dolmabahçe antantı ve/veya molası!

Hal böyleyken…

Kim, tam olarak “İhtilal” için var diyebilir ve/veya yok!

Kaldı ki, AKP iktidara geldiği ilk günlerde, 28 Şubatçı kadro ile girdiği perde arkası derin ilişki nedeni ile “kendisini mağdur gösterecek” birçok beyanat ile desteklenmedi mi?!

Hatırlayınız, irtica, başörtüsü, imam hatip vs beyanatlarını…

AKP iktidarının ilk günlerinde yapılacak sert açıklamalar ve/veya iddia olunan darbe planlarını gerçek kabul etsek dahi, ki değil, ortaya AKP’yi mağdur gösterme operasyonundan başka bir şey çıkar mı, çıkmaz!

Madem darbe yapacaktın, ne diye AKP ile kol kolasın diye sormazlar mı o vakit 28 Şubatçılar’a?!

Ki, CD’si olan ortamın darbesi de olmaz!

Ki, milyar dolarlık belgeli vurgunların olduğu bir ortamda, türbandı, imam hatipti, başbakanın, cumhurbaşkanının eşinin başıydı, irtica idi vb pasif konular ile aklı başında olan kimse uğraşmaz!

Hırsız, hain başına türban taksa kaç yazar, İmam Hatipli olsa ne fark eder?!

Hırsız hırsızdır, hain de hain!

Nokta!

 

……………..

 

 

ABD ile Rusya arasında nükleer imza!

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/14355779.asp?gid=373

(…)

Erdoğan: İsrail baş sorun!

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/14352219.asp?gid=200

(…)

Başbuğ imzalı Balyoz belgesi

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14352417.asp?gid=233

(…)

Genelkurmay o belgeyi yalanladı!

https://yenisafak.com.tr/Gundem/?t=08.04.2010&i=251006

(…)

Lisede lakabı ‘Köstebek’ti

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14352416.asp?gid=233

(…)

Sedat Ergin: İran’ın nükleer çabaları Türkiye’yi zora sokabilir

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14352238.asp?yazarid=308&gid=61

(…)

Cüneyt Ülsever: Dış politikada büyük dönemeç: İran!

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14352007.asp?yazarid=3

(…)

Kırgızistan’da isyan ya da bahar sonrası Türkiye’de isyan!

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/14352250.asp?gid=200

(…)

Baykal: Gül, AKP’nin değil, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olmalı!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14352414.asp?gid=233

(…)

Apo’yu ölüm korkusu sardı ya da AKP kontrolündeki PKK, Batı’yı hedef alacak!

https://www.milliyet.com.tr/apo-yu-olum-korkusu-sardi/turkiye/sondakika/08.04.2010/1222346/default.htm

(…)

AKP & Gülen Cemaati, Koç, Uzan, Doğan, Dalan’dan sonra Karamehmet’i Turkcell’in lisansını iptal etmek ile tehdit ediyor!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14352422.asp?gid=233

(…)

 

……………….

 

 

Bu bağlamda, Güngör Mengi’nin “Konuş Komutan” başlıklı yazısına gelince…

Ben de buradan kendisine, Dinç Bilgin’in yaptığı 28 Şubat süreci itirafları bağlamında bir çağrıda bulunmak istiyorum:

“Konuş Güngör Mengi!”

“28 Şubat ile ilgili ne biliyorsan açıkla!

Dinç Bilgin’in samimi arkadaşı Güngör Mengi’nin de, arkadaşının açıklamalarına destek çıkması ve/veya yeni beyanlar ile tarihe dipnot düşmesi yerinde olmaz mı?!

Kaldı ki, “Başyazar”lık makamında otuyor olmasa, bugün için hala bir yazar ile evli kalabilir miydi, iyice düşünmek lazım!

Yeri gelmişken bir dönem Mengi’nin de yazdığı “Sabah” bağlamında minik bir dipnot:

Dinç Bilgin’e sahip çıkan satırlarımı yanlış anlayan nitelikli okurlarım olmuş, bu satırlar da onlar için…

Yazı yazarken duygularımı, kişisel hesaplaşmalarımı dışarıda bırakırım.

Yani buz gibi akılla yazarım ama duygusuz yazmam, zannımca bundan kaynaklanan bir yanlış anlama var.

Satırlarım duyguludur ama beynim buz!

Yeri geldiği için söylüyorum:

Hapishane çıkışı, genel yayın müdürünün odasında ceketini ilikleyip ayağa kalkıp benimle tanışan, elimi sıkan, yazılarım için teşekkür eden de Dinç Bilgin’di; star’dayken hakkımda iftira dolu haber yayınlandığında da Ergun Babahan düzeltme yayınlanmayınca telefonuma çıkmayan da aynı Bilgin’di!

Sabah’tayken sigortasız çalışmış, Zafer Mutlu kopuşu olduğunda ise Önay Bilgin’in “Siz sağlam mısınız” sorusuna, İlker Sarıer’in odasında “Biz sağlamız da siz sağlam mısınız” sorusunu yüzüne karşı sormuş bir gazeteci olarak, kime güvenip kime güvenmeyeceğimi bilecek kadar, hem bu hayatın hem de bu mesleğin içinde fazla bulundum.

Zamanı gelince, Önay Bilgin’e “sigortasız” çalıştığımı bir kez daha hatırlattığımda, maaşımın düzeltilmesini istediğimde ise onun kaçacağını biliyordum, ki kaçtı!

Bir patron asla kaçmaz, ama o kaçtı!

Üç kuruş maaşa beş parça iş yapıp, eşek gibi çalışan ve kendilerine yapılan haksızlığa o dönem de karşı durmuş bir isme yapılacak bir hareket değildi bu ama onun adı Önay’dı ve yaptı.

Evinde verdiği davete, tüm yazarlar ve yazı işleri personeli davetli iken o Ergun’la arasını bozmamak adına beni çağırmadı, güldüm geçtim.

Korkak adamdan patron olur mu?!

Arkadaşı Korcan, Cüneyt vb olan ve dalga geçmekten başka hiçbir işi olmayan bir adamdan patron olur mu?!

Ki, Korcan’a “eşek şakası” yapan da, sonra arkadaşından herkesin ortasında anasına küfür yediğinde sırıtıp benim üstüme salan da yine oydu!

O sırada ben onun yapması gerekeni yaptım!

Hıncal Uluç operasyonu ile Ergun Babahan gazeteye yönetmen, Emre Aköz benim köşeye yazar yapıldığında da aldırmadım.

“Demir alma vakti gelmiş” deyip, istifa için kapıya yöneldim.

Dinç Bey’in eşi ve kızı ile Nail Keçili’nin eşinin baskısı ile bir süre Günaydın’da yazdım, ardından Habertürk, star vs…

Yani Dinç, Önay Bilgin onu dedi şunu dedi ile ilgili değilim.

Demem o demem değil, şu deme:

Dinç Bilgin’in Sabah’ına Etibank nedeni el konulmasa dahi…

Dinç Bilgin öldükten sonra “Bilgin Ailesi” zaten bu sektörden çekilmek zorunda kalacaktı, detayları uzun, burada tekrara gerek yok.

“Satmak”, satan için güzel bir eylem olsa gerek!

Ne var ki, bazı anlar vardır ki, işte onlar yüzleşme anlarıdır.

Sattığın insanlar ile yüzyüze gelir hesaplaşırsın.

İşte o an gerçek “satış”ın nasıl bir şey olduğunu anlama anlarıdır.

Neden Dinç Bilgin’e sahip çıktın diye soracak olursanız?

Elcevap, kişiliği bir yana, daha önce söylediğim gibi yakın çalışma mesafesinde değildim, meslekteki kıdemi ve yeteneğine binaen!

Ki, Güngör Mengi de meslek büyüğümüzdür ama tanıyan herkes bilir, sinamekidir. Karısı Ruhat Mengi dışında kimseye bir faydası dokunmamıştır.

Eski bir Sabah’çı olarak herkesin birbirini sattığı bir dönemde hatırlatmak istedim:

“Vefa İstanbul’da bir semt adı değildir!”

“Affetmek büyüklüktür!”

“Kin”le, “intikam”, “öç duyguları” ile hareket etmeyi sevmem, insanlığınla ezmek de bir yönetmedir.

Nokta!

 

………………..

 

 

Ve…

Son olarak…

Hürriyet’in kaptan köşkünde değişiklik oldu.

28 Şubat’ın silüeti geldi Hürriyet’in tepesine oturdu.

28 Şubatçı çizginin devamı olan ve/veya haber kaynakları Fatih Çekirge ile ortak olan Metehan Demir üzerinden bu defa “servis haberciliği” başladı.

Güngör Mengi’nin yerinde olsam, vakti zamanında Fatih Çekirge’ye sormadığı ev bu yüzden arkadaşının Sabah’ı kaybetmesine neden olan o malum soruyu, Metehan’a sorardım, “Bu haberlerin kaynağı nedir, değirmenin suyu nereden geliyor” diye…

Ki, keskin İran virajı da ortada!

Ki, AKP ile 28 Şubatçılar ile arasındaki keskin ayrım da!

Ya da “Kanarya Kardeşliği”nin son demleri, son günleri diyelim!

Madem başyazarsın önce bunu bileceksin!

Keşke her şey birilerinin konuşması ile sonlanacak kadar basit olmuş olsa!

Türkiye’nin AKP’li yıllarında yaşadıklarım ortada!

Yaşadıklarımız ortada!

Yaşananlar ortada!

Bundan sonra yaşanacaklar da ortada!

Daha ne diyeyim…

Daha ne söyleyeyim…

Nokta!

 

Sevgiler

Hayrullah Mahmud Özgür

9 Nisan 2010

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?