ANKARA (AA) – Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Faruk Kaymakcı, AB Başkanlığının temel alanlarından birinin çeşitli alanlarda 35 müzakere faslını açıp kapatmak olduğunu anımsatarak, "Sivil toplumun da katkılarıyla müzakere sürecinde çeşitli istişarelerde bulunarak 16 faslı açtık, 1 faslı kapattık. Maalesef katılım müzakerelerinde şu anda bazı siyasi engellerle karşı karşıyayız. Ama inanıyorum ki önümüzdeki dönem atılacak reform adımlarıyla katılım müzakereleri yeniden canlanacak." dedi.

Türkiye ile Avrupa Birliğince ortak finanse edilen İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen "Kamu-STK İş Birliği Projesi" kapanışı toplantısı düzenlendi.

Toplantıya Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Kaymakcı, AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger, İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdür Vekili Erkan Kılıç, Hazine ve Maliye Bakanlığı Merkezi Finans ve İhale Birimi Başkanı ve Proje Yetkilendirme Görevlisi Mehmet Selim Uslu, kamu ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve davetliler katıldı.

İstiklal Marşıyla başlayan program, Ankara Klasik Türk Müziği Korosu saz sanatçılarının konseri ile devam etti.

Bakan Yardımcısı Kaymakcı da AB Başkanlığının Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinde 4 ayaklı çalışma yürüttüğünü söyledi.

Bu ayakların "Reformlar" başlığında, Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerini karşılaması ve ötesine gitmesi için çalışmaların yürütüldüğünü kaydeden Kaymakcı, Türkiye'nin hukuk, insan hakları ve demokrasi başlıklarında hem Avrupa'da hem dünyada en iyi noktaya gelmesinin hedeflendiğini söyledi.

Kaymakcı, Türkiye'nin 4-4,5 yıllık seçimsiz döneminde AB yolunda ve Türkiye'nin yeni sisteminin daha başarılı olmasında atılacak adımlar ve yapılacak yasal çalışmalarda STK görüşlerinin alınmaya devam edileceğinin altını çizerek halka en yakın unsurlarının STK'lar olduğunu dile getirdi.

AB Başkanlığının ikinci temel alanının, tarımdan insan haklarına, adalet ve hukuktan çevreye kadar 35 müzakere faslını açıp kapatmak olduğunu anımsatan Kaymakcı şöyle devam etti:

"Sivil toplumun da katkılarıyla müzakere sürecinde çeşitli istişarelerde bulunarak, 16 faslı açtık, 1 faslı kapattık. Maalesef katılım müzakerelerinde şu anda bazı siyasi engellerle karşı karşıyayız. Fasılları açamıyoruz. Ama inanıyorum ki önümüzdeki dönem atılacak reform adımlarıyla katılım müzakereleri yeniden canlanacak. Sivil toplumla tekrar fasıl bazında istişarelere girip onların önemli katkılarını da alacağız."

Kaymakcı, Başkanlığın diğer faaliyet alanının da mali iş birliği ve Birlik programları olduğunu, bu kapsamda AB tarafından sunulan Katılım Öncesi Mali Yardım (Instrument for Pre-Accession Assistance-IPA) fonlarının Türkiye'yi üyeliğe hazırlamayı amaçladığını hatırlattı.

Bu çerçevede, yüzlerce alanda sivil topluma destek projelerinin desteklendiğini dile getiren Kaymakcı, başkanlığın diğer ayağını da "Türkiye'nin AB'ye doğru anlatılması ve AB'nin de Türkiye'de doğru anlaşılması başlığının oluşturduğunu söyledi.

Kaymakcı, AB üyeliğine yönelik yapılan anketlerden çıkan sonuçları paylaşarak şöyle devam etti:

"Türkiye halkının yüzde 80'i halen AB'ye üye olmasından yana. Üyelik sürecinin Türkiye'nin yararına olduğunu düşünüyor. Bu oran gençlerde yüzde 90, sivil toplum örgütlerinde yüzde 95. 'Türkiye, AB'ye üye olabilir mi?' sorusunda ise bu oran biraz aşağıya düşüyor. 'Türkiye'yi AB'ye üye yaparlar mı?' sorusunda ise bu oran yüzde 30'ların altına düşüyor. Burada önemli olan Türkiye'nin ne istediği, kendini nerede görmek istediği. Biz tarihiyle, coğrafyasıyla, kültürüyle, sanatıyla, ekonomisiyle Avrupa kıtasının parçasıyız. Avrupa'nın önemli karar organına dönüşmüş AB'ye üye olmama lüksümüz yok. Türkiye'ye karşı bazı ön yargılar var. Bunların giderilmesinde sivil toplumun rolü önemli. STK'ların kamu ile sağlıklı bir ilişki kurmasını, STK'ların kendi aralarında da iletişimi artırmalarını ayrıca Türk STK'larının da diğer Avrupalı STK'larla etkileşim içinde ortak projeler yürütmesini istiyoruz. Eminim bu çalışmalar ile Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecini hızlandıracağız."

– "Kişilerin yaşamlarını etkileyecek kararlarda yer almaları önemli"

AB Büyükelçisi Berger de konuşmasında AB'nin sivil topluma verdiği önemden bahsederek, AB prensiplerinin sivil toplumun görüşlerini ifade ederek sorunların çözülmesinden yana olduğunu söyledi.

Berger, "Kişilerin günlük yaşamlarını etkileyebilecek kararlarda söz sahibi olmaları önemli. STK'lar sadece merkezi düzeyde değil, il düzeyinde de bu projede yer aldı. Şimdi buradaki mevcudiyet başarılı olduğumuzun da göstergesidir. Sonuçları bizi de memnun ediyor." diye konuştu.

Konferansta konuşan Proje Teknik Destek Takım Lideri Behrooz Motamet Afshari de projenin teknik detaylarına ilişkin bilgi verdi.

Projenin 2 yıl sürdüğünü, kamu ve STK iş birliğinin genişletilmiş kapsamda gerçekleştirilmesinin hedeflediğini kaydeden Afshari, kamu kurumlarıyla hak temelli sivil toplum kuruluşları arasındaki bağların güçlendirildiğini söyledi.

Afshari, "5 bin kamu görevlisinin yanı sıra 20 pilot şehirden il müdürleri, akademisyenler, STK üyelerinin proje kapsamındaki faaliyetlere katıldı." dedi.

Program Türkiye'de "Kamu-STK iş birliğinin bugünü ve yarını" paneli ile devam etti.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?