KAN AĞLAYAN KERKÜK VE TÜRK DÜNYASI (10)

Bu davada en güçlü, özgün, önemli ve nadir örneklerden biri de, şüphesiz dost ve kardeş Azerbaycan’ın İstiklâl Savaşını onurlu bir zaferle sonuçlandıran, kat-i bağımsızlığına kavuşturan Prof. Dr. Ebulfeyz Elçibey (1938-2000)’dir. Onun da çok çileli bir hayatı vardır. Buyrun, dizimizin son örnek “dava adamını” da inceleyelim ve sonra alınacak ders ve ibretleri hep birlikte yorumlayıp, yine birlikte mütalâa edelim: 

PROF. DR. EBULFEYZ ELÇİBEY (1938-2000

Azerbaycan eski (2.) Cumhurbaşkanı  Ebulfez Elçibey, Nahçıvan’ın Keleki kasabasında doğdu. Asıl adı, Ebulfez Kadir Güloğlu Aliyev olan Elçibey, Azerbaycan Bakü Devlet Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.

Elçibey, daha kominizmin çöküşü  başlamadan çok önce 1970’li yıllarda, eski SSCB topraklarına dahil olan Azerbaycan’ın hürriyet ve bağımsızlığı için mücadele etmeye başladı. 1976 yılında Sovyetler’e karşı propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandı ve 1978 yılında şartlı olarak serbest bırakıldı.

Ebulfez Elçibey, 1988-1989 yıllarında Azerbaycan halkına bağımsızlık mücadelesi yolunda öncülük ederek, halkından büyük destek gördü. Elçibey, aktif siyasi hayatına 1989 yılında, Azerbaycan Halk Cephesi Partisi’nin (AHCP) başına geçerek başladı.

Azerbaycan, SSCB’nin 1990’da dağılmasının ardından 18 Ekim 1991 yılında resmen ve hukuken bağımsızlığını ilan etti. Ayaz Muttalibov’un politika gereği usulen atandığı ve kısa süren cumhurbaşkanlığının ardından, Prof. Dr. Ebulfez Elçibey 7 Haziran 1992‘de bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaşkanı oldu.

Elçibey, daha önce “Milli Kahramanlık Ödülü” nü verdiği Suret Hüseyinov’un Haziran 1993’de vaki ayaklanmasından sonra Cumhurbaşkanlığı  görevini terk ederek doğum yeri olan Keleki’ ye döndü. Azerbaycan’ın eski Cumhurbaşkanı, 31 Ekim 1997’de Keleki’den Bakü’ye döndü ve AHCP’nin başında aktif siyasi hayatına devam etti. Elçibey, 1998 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine, “demokratik, tarafsız ve adil olmadığı” gerekçesiyle boykot ederek katılmadı. Zaman zaman Haydar Aliyev iktidarına karşı verdiği sert demeçlerle kamuoyunun dikkatlerini üzerine çekti.

Azerbaycan’da 5 Kasım’da yapılacak 2. dönem parlamento seçimlerine katılma kararı  alan Elçibey, bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin parlamentosuna girebilmek için ilk defa milletvekilliğine adaylığını koydu. Hayatı boyunca, Türk dünyasının birleşmesi ve kardeşliği için mücadele eden Elçibey, bu yönde “Bütün Azerbaycan Yolunda” isimli bir kitap çıkardı. 62 yaşında ölen Ebulfez Elçibey, iki çocuk babasıydı.

GATA’da bir süre tedavi gören Azerbaycan’ın eski Devlet Başkanı Ebulfez Elçibey 9 Ağustos 2000’ de Ankara (Anavatan Türkiye) da vefat etti.

Elçibey, vefatından önce yaklaşık 2 aydır sağlık nedenleriyle Türkiye’de tedavi altında tutuluyordu Prostat tümörü nedeniyle önce Ankara Hastanesi’nde tedavi altına alınan Elçibey, hastalığının belirli bir evreye ulaşması ve kemik tutulumu nedeniyle radyoterapi gerektiği için 9 Ağustos 2000 Çarşamba günü GATA’ya radyoterapi görmek üzere kaldırılmıştı. Elçibey’in Türkiye’ye “metabolik durumunun çok bozuk ve septik komada, şuuru kapalı olarak” geldiği, Türkiye’de kaldığı sürece durumunun iyiye gittiği, ancak nefes darlığı, akciğer enfeksiyonu, prostat kanseri hastalıklarını birarada taşıdığı belirtilmişti.

ÇİLELİ BİR HAYAT VE ELÇİBEY

1938’de Nahcivan’ın Keleki kasabasında doğan Elçibey, 1962’de Bakü Devlet Üniversitesi Doğu Dilleri Enstitüsü, Arapça bölümünden mezun oldu. 1963-1964’te Mısır’da tercüman olarak çalıştı. 1970’lerde ise ülkesinin bağımsızlığı için çalışmaya başladı. Bu yüzden 1975’de ‘milliyetçilik’ suçundan bir buçuk yıl hapis yattı. 1976’da Salman Mümtaz El Yazmaları Enstitüsü’nde Türk ve İslam tarihinin ilk yazılı kaynaklarını incelerken, bir yandan da bağımsızlık mücadelesi için çalışmaya başlamıştı.

SOVYETLER SARSILIYOR

1980’lerin sonlarında dünya Sovyetler’i tarihin çöplüğüne atmak için gün sayıyordu. Elçibey ise ülkesinde bağımsızlık mücadelesinin başını çekenlerdendi. O, milliyetler siyasetinde Leninist ilkelerin bozulduğu, Rusçanın emperyalist bir siyaset aracı haline geldiği görüşündeydi. 1988’in ortalarında üç Baltık ülkesi Litvanya, Letonya ve Estonya’da halk cepheleri kurulması ona esin kaynağı oldu. Halk Cephesi 1989’da ilk ‘yarı legal’ konferansını yaptığında ‘Azat Azerbaycan’ mücadelesinin başını çekecek lider olarak seçildi. Üç hedefi vardı: Azerbaycan’ın bağımsızlığı, Karabağ’ın Ermenilerden temizlenmesi, İran’daki Güney Azerbaycan’daki 25 milyon Azeri’nin Azerbaycan’la birleşmesi.

Halk Cephesi, Rus istihbaratının engellemelerine rağmen kısa sürede bir halk hareketi haline geldi. Öyle ki, 1989’da hükümet cepheyi resmen tanımak zorunda kaldı. Elçibey’in ilk aktif eylemi ise, binlerce Azeri’nin İran sınırına yaptığı ünlü yürüyüş oldu. Bu seferki esin kaynağı Berlin Duvarı’nın yıkılmasıydı. Nahcivan ve Astra’dan onbinlerce Azeri, 30 Aralık’ta ‘Yaşasın Tebriz-Bakü’ sloganlarıyla sınıra dayandığında, ne Rus askerleri ne de İran askerleri çatışmayı göze alabilmişti. Dikenli teller ‘Birleşmiş Azerbaycan’ sloganlarıyla parçalanmıştı.

YÜKSELEN BAYRAK İNMEZ

1990’da dünyaya ‘barış ve kardeşlik’ mesajları veren SSCB lideri Mihail Gorbaçov, Azerilere başka bir şeyi reva görecekti: Kızıl Ordu. Önce kimse buna inanmadı. Ama 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gece umulmayan oldu ve Kızıl Ordu tankları tıpkı 70 yıl öncesindeki gibi Bakü’ye giriverdi. 1918’de Mehmet Emin Resulzade öncülüğünde kurulan Demokratik Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 27 Nisan 1920’de Kızıl Ordu’nun paletleri altında ezilmesi gibi. Ama bu kez tarihin tekerrür etmesi bu kadarla kalacaktı. Bakü’deki ünlü Azatlık Meydanı’nı dolduran milyonlar kendilerini tankların önüne atıverdi. 130 kişi hayatını yitirdi, 700’ü yaralandı. Ama bu harekâttan sonra siyasetin dengeleri de değişti. Vezirov görevinden alındı ve yerine Moskova’nın ‘has adamı’ Ayaz Muttalibov getirildi.

Halk Cephesi ve Elçibey’in payına ise yeraltına çekilmek düştü. Hükümet, Halk Cephesi’nin yetkililerini tutuklamıştı. Baharla birlikte ortam yumuşadığında Elçibey yine sahneye çıkacaktı. Bu kez Mayıs 1990’da uzun yıllar çalıştığı El Yazmaları Merkezi’nin önünde, halka, ‘Azerbaycan bayrağında orak çekici kullanmayın’ çağrısı yapıyordu. Elçibey, bunun yerine 1918’de Resulzade’nin sözlerini tekrarlayacaktı: “Yükselen bayrak bir daha inmez.”

Azeri Yüksek Sovyet Meclisi ise Rus askerlerinin Bakü’de olmasından yararlanıp seçim kararı aldı. Halk Cephesi seçime katılırken, Elçibey sadece kurulan seçim bürolarını yöneterek arkadaşlarını destekleyecekti. Uygulanan olanca hileye rağmen Halk Cephesi’nden 30 milletvekili meclise seçilmeyi başardı.  
 
Mustafa Nevruz SINACI
alaturkaonline.com

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?