Kızılderililere ‘çüş’ dedirtmek

Almanlar 50 yılda ‘çüş’ demeyi öğrenmiş. TOKİ’nin ev ve AVM yapacağı Kızılderililer’de sıra..

Dünya adlı gezegen Türklerin etrafında yaptığı mutat dönüşlerinden birini daha tamamlıyor. Londra’da yer yerinden oynuyor, isyanı Türkler bastırıyor. Herkes Türkleri konuşuyor, yabancı kadınların gönlüne bir Türk erkekle evlenme hayali düşüyor. Sabrımızı taşırma noktasına gelen Suriye’ye zaten haddini bildirdik. Dünya kapitalizmi krizde, ama Türkiye’den teğet bile geçmeyecek; sıfır temas…

Türkiyeden işçi ihracı için, zamanın Federal Almanya’sıyla yapılan anlaşmanın üzerinden tam 50 yıl geçmişken geçen hafta bir müjde daha aldık. Yakın tarihli ‘Sokak Almancası’ sözlüklerinde ‘çüş’, ‘ulan’, ‘moruk’ gibi Türkçe kelimeler de varmış. Yarım asırda Almanlara ‘çüş’ demeyi öğretmişiz. Yaşasın! Kaldı ki ülkenin ulusal gıdası haline gelen döner iptilası da Türklere ekstra puandır. Sosyal ilişkilerde mesafe tercih eden bir milletin, en azından bir kısmının bugün şapur şupur öpüşür hale gelmesi de aynı kategoride. “Bu bizim başarımızdır abla” demişti Kreuzberg’de bir berber; “Şimdi ‘Hallo’ deyince direkman kendileri öpüyor.”

Mohikan-Cemalan

Siz bu satırları okurken Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, mühim temaslar maksadıyla ABD’de olacak. Programda iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri geliştirmeyi, çeşitlendirmeyi hedefleyen görüşmeler arasında, bazı Kızılderili kabile reisleriyle buluşma da var.

Zafer Çağlayan’ın hususi bir ilgisi var Kızılderililere. Geçen yıl Türk Hava Yolları Washington-İstanbul direkt uçuşunu başlattığında, ilk davetliler arasında 17 Kızılderili şefi de vardı hatırlarsanız. ‘Sempatik tavırlarıyla’ dikkat çektiklerine dair bol bol haber yapılmıştı.

Elleri de boş gelmemişlerdi. Bir şefin hediye ettiği flamanın üzerinde kurt desenini gören Çağlayan, ‘Bunlar da oranın ülkücüleri olabilir’ diye espri yapmıştı hatta. Bu kısmı insanlara tercüme edildi mi emin değilim.

Kurtta, kuşta işaret aramaya gerek yok. Çağlayan kendi tarih tezini de ortaya koymuştu zaten o ara. Baba tarafından Kürt’tü, Muş’taki Cemalan aşiretindendi. O gün konuşmasında Kızılderili kabileleriyle baba memleketi Muş’taki aşiretlerin bazı isimlerinin benzeştiğinin altını çizdi. ‘Mohikan-Cemalan’ ikilisini de bir ispat olarak sunmuştu.

TOKİ’nin ustalık dönemi

Daha o zaman temeli atılmıştı, işte şimdi iade-i ziyaret zamanı. Bu söz ettiğim ‘sempatik’ buluşmanın hedeflerinden biri de Türkiye’nin Kızılderililere konut ve altyapı projeleri üstlenmesiydi. ‘Kabilelerin yaşam standartlarını yükseltmek’ gibi yüce bir gaye, böyle adlı adınca anıldı. Bu ne demek?

Kızılderili reisi deyince filmlerden, kartpostallardan, sokak postercilerinden aşina olduğunuz görüntüler canlanıyor olabilir gözünüzde. ‘Bir Kızılderili atasözü der ki…’ kalıbı da kulağınızda. Ama işte bu şefler özünde şunu söylüyor: ‘Biz ev istiyoruz’. Bu da TOKİ’nin işe el atması demek. Bakan Çağlayan şu esnada Kızılderililer için yapılacak TOKİ konutları için görüşüyor olabilir yani.

TOKİ de ustalık döneminde. Üç yıl kadar önce yurt dışında yaşayan Süryanilere mahsus Mardin Evleri projesi vardı mesela. Sanki Mardin evlerini beğenmedikleri, konforunu az buldukları için Türkiye’den gittiler, bir konut sorunu yüzünden bugün bir avuç Süryani yaşıyor. Neyse, sonuçta bu kadar ince bir düşünce yapısına sahip TOKİ, Kızılderilileri de mesut edecek bir proje ortaya çıkaracaktır. Zaten AVM meselesi çoktan zikredildi. O iş tamam. Kızılderililere AVM de yapılacak.

Atalarının kelleleri sayesinde yükselen Amerikan kapitalizminin, bugünün Kızılderililerini TOKİ’den site, Türkiye’nin Ekonomi Bakanı’ndan AVM ister hale getirişi üzerine laf etmeyi ehil akademisyenlere bırakayım. İş bağlamaya çalışan bu kabile liderlerinin gerçekten Amerikan yerlilerini ne kadar temsil ettiğini bilmiyorum. Ama şundan eminim. İlişkiler biraz daha sıkılaşsın, Kızılderililer de ‘çüş’ demeyi öğrenecek. Bir gün bütün dünyanın öğreneceği gibi…

PINAR ÖĞÜNÇ / Radikal

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?