Kömür baronları için hayatın bir önemi yok

Somalı madenciler, bu kez Eynez Ocağı’nın Ankara’da yapılan gizli ihaleyle kendilerinden habersiz satılmasını önlemek için yollara düştü. Ankara’ya yürüyen işçiler adına Maden-İş Başkanı, “Evlek evlek sattılar, ülkeyi böyle batırdılar. Biz bunu önlemeye çalışıyoruz” dedi.

Kömür baronları için hayatın bir önemi yok

SOMALI MADENCİLER, ÖZELLEŞTİRMEYE NEDEN DİRENDİKLERİNİ SÖZCÜ’YE ANLATTI:

Dertlerine çözüm bulmak isteyenlerin yolu Ankara’dır. Kimisi bu yürüyüşe Çorum’dan, kimisi Zonguldak’tan, kimisi Soma’dan başlar. Zonguldak Genel Maden İş Sendikası’nın 4 Ocak 1991’de başlattığı Ankara yürüyüşünü unutamam. Genel Başkan Şemsi Denizer, “Canlarım” diyor, eşleriyle, babalarıyla birlikte yürüyüşe katılanların dalga dalga sloganları yükseliyordu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Balıkesir mitinginde, üzerlerinde madenci kıyafetleri olan “Kömür vatandır, satılmaz” diye bağıran işçiler vardı. O işçilerin Ankara yürüyüşü başlattığını orada öğrendim.

Ankara’ya yürümek için Soma’dan yola çıkıp Kırkağaç’ta durdurulan madenciler yazarımız ve Ankara Temsilcimiz Saygı Öztürk‘e konuştu.

Türkiye maden İş Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul’u telefonla arayıp niçin yürüdüklerini öğrendim. Ankara’ya yürümek için yola çıkan, ancak Kırkağaç yolunda durdurulan işçilerin yanına, Soma’da buluştuktan sonra Nurettin Akçul’la gidiyoruz. 13 Mayıs 2014’de Soma’ya 301 madenci kardeşimiz şehit olduğunda da gelmiştim. Onların maden ocağından çıkarılışına da tanık olmuştum. Şimdi, mezarlarının başına oturup sendikacılarla birlikte dua ettim. Allah hepsine rahmet eylesin.

Madenciler şehit arkadaşlarını da unutmadı.

İŞÇİLERLE BİRLİKTE

Türkiye Kömür İşletmeleri’nin (TKİ) Ege Linyit İşletmesi’ne bağlı Eynez Açık ocağı bulunuyor. Burada 17 yıldır açık ocak hafriyatı, kömür çıkarılıyor. Soma bölgesinde yaklaşık 11 bin maden işçisinden bin 200’ü TKİ’de çalışıyor. Bunlardan 400’ü Eynez’de bulunuyor. TKİ, 3 milyon ton kömürün çıkarılmasını, alt şirketlerinden Yeni Anadolu’ya verdi. Bu şirket de, ODAŞ firmasına devretti. Bunun yanı sıra üzeri açılan, kömür çıkarılmasına hazır 6 milyon ton kömür bulunuyor. İlginçtir, ocak arife günü firmaya verildi. İşte, bu durum çalışanları isyan ettirdi. Geçen Cuma günü işçiler Ankara’ya yürümeye başladı. Her yürüyüşte olduğu gibi önleri kesildi. Onlar da mesai saatlerinde işlerinde çalışıyor,  mesai saati dışında Kırkağaç Çamı bölgesinde toplanıyor. Genel Başkan Nurettin Akçul, Enerji Bakan Yardımcısı’yla yaptığı görüşmeyi işçilere anlatıyor.

Sessizce dinliyorlar. İşçiler huzurlarının bozulduğunu belirtiyorlar. İşçilerin yanına gelip, “Derdiniz nedir, niçin yürüyorsunuz?” diyen iktidar yanlısı kimsenin olmaması da ilginç. İşçilerin, eşleriyle, çocuklarıyla buluşma yeri de Kırkağaç Çamı bölgesi olmuş. Revin Türk, nöbette olan eşi Cengiz’i kızı Derin Ada ile birlikte ziyarete gelmişti. Eşinin haklı olduğunu belirttiği mücadelesinin yanında olduğunu belirtiyordu. İşçilerle sohbet ederken en çok duyduğum, “Mücadeleyi bırakmayacağız” sözleri oluyordu. Peki bu mücadele ne için? Onların anlattıklarından aktaralım:

Soma Maden-İş Şube Başkanı Şevket Şahin: “Dünyanın en zor işlerinden birisi maden işçilerinin yaptığıdır. 27 yıldır ben burada çalışıyorum. Hak mücadelemiz, bu yerlerin peşkeş çekilmesini engellemek içindir.  TKİ, alt şirket üzerinden bu yerleri peşkeş çekiyor, biz de buna engel olmak için düştük yollara. Kömürü gün yüzüne çıkardığımız yerlerden birisi tehlikeli bir bölge. Çatakta çalışmak zor. Kömür baronları, göz diktikleri diğer parsellerin de kendilerine verilmesini isteyecek. Kömür baronları için insan hayatının bir önemi yok. Buraları verince, kömür 3-5 sermayedarın elinde olacak. Sistem bu şekilde devam ederse kömür fiyatlarına kimse yetişemeyecek.”

Saygı Öztürk, madencilerle birlikte kömür çıkarmaya hazır hale getirilen sahayı da gezdi.

5’li çete yerine 5’li çantacılar

Türkiye Maden İş Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul, kömür ocaklarının nasıl satıldığını anlatırken, “Evlek evlek sattılar, ülkeyi böyle batırdılar. Biz Türkiye batmasın diye bu mücadeleyi veriyoruz ” diyor. Her birinden farklı sesler yükseliyor. Birisi, “5’li çete gibi, buralarda da 5’li çantacılar var” diyor. “Çantacılar” ilgimi çekince, onları, işçiler şöyle anlatıyor: “Hangi kömür ocağını nasıl alacaklarını, kaça alacaklarını çantacılar belirliyor. Onlar müşterisini buluyor, işleri bağlıyor ve komisyon alıyor. Bunu yapanlar da öyle sıradan insanlar değil.”

Dozer operatörü Kadir Alan, “Fakir-fukaraya kömürü biz veriyoruz. Çıkardığımız her bir avuç kömürde tüyü bitmemiş çocuğun hakkı var” diyor.

Kantarcı Hüseyin Bor: “Kömür altın değerinde olacak. TKİ’nin kömürünü, altınını devlet birilerine veriyor. Bizim makine parkımızın yenilenmesine, yeni işçi alınmasına ihtiyacımız var. Ama sanki bize ‘film bitti’ deniliyor.”

25 yıllık maden işçisi Kenan Günsal da “Biz devletçiyiz. Bakın TKİ’nin 2004 liraya sattığı kömürü özel sektör Soma’da 4 bin liraya satıyor. İnanın, kömür fiyatlarına kışın para yetişmeyecek” diyor.

İşçiler maden girişini böyle kapattı.

BEKLEYİŞ SÜRÜYOR…

İşçilerin Ankara’ya yürümesine izin verilmiyor. Onlar da kurdukları çadırda, 40 dereceyi aşan sıcakta bekliyorlar. Gelip-geçen onlara selam veriyor. Onlar beklerken, özelleştirilen ancak özel sektörün henüz araçları sokmasına izin verilmeyen kömür bölgesine gittim. Yeraltında çalışmak zor ama yer üstü de kolay değil. Her taraf toz, toprak. Dev iş makineleri, kamyonlar çalıştıkça her tarafı toz kaplıyor. Zaman zaman su kamyonlarıyla yollar sulanıyor. Üzerindeki toprak, taş alınmış, kömür çıkarılmasına hazır olan yerleri gördüm. Şimdi, buraların özel sektöre, “Ben çıkaramadım gel sen çıkar” denilmesi işçileri isyan ettiriyor.

Madenci sayısı giderek azalıyor

İşçiler o kadar dolu ki, açtıkları, gün yüzüne çıkarttıkları kömürün bu şekilde elden gitmesini istemiyorlar. Açık ocak madenciliğinde ağır iş kamyonları çalışıyor. O kamyonları da gördüm. Ama bugüne kadar açıkçası ben böyle araçların olduğuna ilk kez tanık oldum.  Meğer o gördüğümüz araçların en yenisi 1997 modelmiş. Bir işçi bunu anlatırken şunları ekledi: “Bu araçların yenilenmesi gerekiyor ama yenilenmiyor. Yeni işçi alınmıyor. Oysa maden işçiliği çok farklı. Onların yetişmesi, kendinden sonra gelenleri de yetiştirmeleri gerekiyor. Yani, madenci sayısı giderek azalıyor. TKİ, piyasaya kömür vermiş olsa kömür fiyatı ucuzlar. Biz sadece askeriye, okullar, sosyal yardımlaşma fonuna kömür veriyoruz. 650 bin ton kömür veriyoruz, Hazine’den bunun yarasını da alamıyoruz. Sonra, ‘Kömür ocakları zarar ediyor’ deniliyor. Tabii zarar eder. Ben 17 yıl emek verip kömür ocaklarını gün yüzüne çıkarmışım, şimdi onları başkalarına veriyorlar. Olacak iş değil. Biz direnmeyelim de kim dirensin. Vatan toprağını göz göre satıyorlar.”

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?