Lakers yine kaybetti, ama taraftarına umut verdi.. 

 

Maçın bitimine 9.3 saniye kala San Antonio oyun kurucusu Danny Green’in, Duncan’ın perdelemesiyle, Kobe’nin markajından birkaç saniye olsun kaçıp attığı 3’lük, Staples Center’ın içinde buz gibi bir hava esmesine neden oldu. Bir ümitle maçı kazanmak, veya en azından uzatmaya götürmek için saldıran Lakers, Pau Gasol’ün 3’lük denemesinden yararlanamayınca sahasında bir malubiyet daha aldı, 84-82.

 

Maçın en ilginç istatistik bilgisi muhtemelen top kayıpları üzerineydi. Bu bilgi belki de maçın sonucunun aynası olacaktı. 16.6 top kaybı ortalaması ile oynayan Spurs, bu maçta 8 top kaybı ile oynayıp akıllı hücum edince, maçı 17 top kaybı ile tamamlayan Lakers’ı yenmeyi başardı.

 

Lig başlamadan önce ESPN’in anketinde, ligdeki en iyi oyuncu sıralamasında “sürpriz bir şekilde” ilk 5’e giremeyen Kobe, bu ligin belki de en iyi oyuncusu. 17 yıllık NBA kariyerinin en olgun zamanını geçiren oyuncu, 19’da 12 isabet yaptığı maçı 28 sayı ve 8 asist ile bitirdi. Kariyer şut ortalaması %45.3 olan Kobe, ilk 8 maçta bu ortalamayı %53.6’ya çıkarmayı başardı.

 

Nash ve Blake’in sakatlıkları sonucu oyun kurucu bölgesinde ciddi sorunlar yaşayan Lakers’da, ligdeki 2. sezonunu yaşayan, ve ilk defa ilk 5 başlayan Darıus Morris’in, ve ikinci oyun kurucu Chris Duhon’un oyuna katkılarının hiç olmaması belki de Lakers’in kaybetmesinin en büyük nedenlerinden birisiydi.

 

Maçın bir başka varlık gösteremeyen ismi ise sırtından sakat olan Manu Ginobili oldu. Koç faktörünün ön plana çıktığı bu dramatik olayda, oyunun sonlarına doğru Manu’yu oynatan Popovich, Green’i oyunda tutarak ne kadar tecrübeli, ve oyuna hakim bir yönetici olduğunu gösterdi.

 

Maçın bir diğer önemli noktası ise Lakers’ın, uzunları Howard, Gasol ve yer yer de Hill ile rebound almakta zorlanması oldu. Pota altındaki beklenmedik kayıplar Lakers’ın bütün oyun planını bozdu. Kaldı ki, maçın sonunda konuştuğumuz Lakers’ın “geçici” koçu Bernie Bickerstaff da aynı konuya değindi, ve özet olarak, karşı takıma değil, kendilerine yenildiklerini söyledi.

 

Brown’un yerine, D’Antoni…

 

Görevi geçtiğimiz sene başında Phil Jackson’dan devralan, oyunun ofans yönü üzerine odaklı antrenör Mike Brown, Lakers’ın başına geldiğinden beri tartışılan bir isimdi. İyi bir kişi olmasına rağmen (Staples Center’dan tanıdığım bir kişi), bu özelliği onun Lakers’ın başında daha çok kalmasına yetmedi. Elindeki kadronun ağırlığı üzerinde ezildi, ve değişik varyasyonlar deneyeyim derken, kendi ipini çekti.

 

Lakers yöneticileri geçtiğimiz hafta boyunca Phil Jackson ile konuşup takımın başına gelmesi için ikna etmeye çalıştılar. 11 şampiyonluğu bulunan Phil Jackson’un olur vermesi, fakat takımı finallere taşıyıp taşıyamayacağına dair emin konuşamaması, belki de Heat & LeBron gerçeğinden ürkmesi, Pazar sabaha karşı ibreyi D’Antoni’ye çevirdi, ve NBA’de “Hücum Bilge”si olarak bilinen D’Antoni Lakers’ın yeni koçu oldu.

 

Şimdi Lakers’ın başında D’Antoni var. Tüm oyun planını hızlı ve etkili hücum üzerine kuran, oyuncularını 7 saniye içinde karşı potaya gidip olgun atak geliştirme konusunda eğitmeye çalışan D’Antoni, benim de içinde olduğum bir kısım tarafından Lakers için en uygun isim. Tek dez avantajı, sezonun başından beri söylediğim, Lakers’daki yüksek yaş ortalaması. Eldeki bu yaşlı kadro bakalım D’Antoni’nin oyun planına ne kadar uyacak hep beraber göreceğiz.

 

 

Burak Yarkent / Alaturkaonline
Los Angeles, CA
twitter.com/burakyarkent

 

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?