Melek mi? Hangi melek?

Los Angeles!

Sen meleklerin şehri misin yoksa günahların mı? Amerika’da en iyi öğrenilebilecek şeylerden biri de pazarlama, reklamcılık. Bunun için herhangi bir ürünü ya da hizmeti ele almaya gerek yok. Biraz daha geniş açılı düşünebiliriz, mesela bir şehri ele alabiliriz. Bu şehir Los Angeles olsun. Hani sinema dünyasının kalbinin attığı yer… Hani şu Pasifik kıyısındaki Amerika’nın gözbebeği şehri. Hani Oscar ödüllerinin verildiği, sahillerinin gezmeye doyulamadığı, gece gökdelenleriyle ışıl ışıl bir şehir. Peki ya Los Angeles şehir merkezi nasıl? Dünya her nasıl Ay’ın sadece bir yüzünü görebiliyor, diğer yüzü hep karanlıkta kalıyorsa, Los Angeles da aynen öyle. Televizyon kanallarındaki birçok Amerikan dizi ve filminde görmeye alışkın olduğumuz o Amerikan evleri, o kocaman gökdelen iş merkezleri, palmiyeleli parklar, internetteki haberler, her kıtadan, her ülkeden düzenlenen turlar… Her şey “Melekler Şehri” üzerine kurulu. Peki ya o göremediğimiz karanlık yüzü? Orada neler var? Orada evsizler var, orada güvensiz sokaklar caddeler var, yolları bozuk otoyollar var. Ama şimdi şehrin o karanlık tarafından uzaklaşıp, bakış açımızın kadrajını biraz değiştirip şehrin eğlenceli, keyifli ve güzel taraflarına bakalım.

Mesela Beverly Hills ile başlayalım. Amerika’nın en ünlü yerleşim merkezlerinden beri.  Sinema, müzik ve sanat dünyasının en ünlülerinin tercih ettiği bir semt. Bu semt öyle bir semt ki, dünyanın dört bir köşesinden gelen insanlar için ünlü isimlerin evlerini görmeye turlar düzenleniyor, herkese bir harita veriliyor ve haritadaki yıldızla belirtilen her nokta da bir ünlünün evini temsil ediyor. Burada manzara güzel, evler güzel, arabalar güzel. Şimdi resimlerle kısacık bir Beverly Hills turuna çıkalım oradan da Los Angeles Downtown’a inelim…

Geçtiğimiz haftalardaki bir çekimimizde çekim yeri olarak Los Angeles Downtown’u tercih ettik. Los Angeles’ın şehir merkezi birçok devlet binasına ev sahipliği yapıyor. Tarihi binaları çevresinde filmler çekiliyor, iç taraflarında dünyanın farklı milletlerinden tüccarlar toptancı dükkanlarında sıradan bir günü yaşıyor, evsiz insanlar sokaklarda sohbet ederek vakit geçiriyor. Binalar yüksek, evsizler çok, ticaret hacmi büyük, film bütçeleri fazla, hatta otopark ücretleri bile. Mesela bir otopark düşünün ki 5 dakika için bile arabanızı park etseniz tam 40 doları gözden çıkarmanız gerekiyor. Bu şehirde hayat pahalı, bu şehirde hayat gösterişli…

Annem ve Babam’ın Los Angeles seyahatinin ilk günüydü… İlk günden başladı yoğun gezme programı. Onlar için de çok keyifliydi çekimimiz. TRT’de izlerken işimin daha kolay olduğunu düşünüyorlarmış, böyle hemen yarım saatte çekimlerimizi bitirdiğimizi… Ama aslında o kadar uzun zaman alıyor ki… Bir otobüs sesi, bir rüzgar hışırtısı, bir ses, bir araba kornası… Hemen baştan alıyoruz, bir iki bazen beş… Ama böylesine keyifli başka bir düşünemiyorum. Her anından müthiş bir zevk alıyor insan…

 

Fotoğraflar çektik bol bol, şehri tanıdılar, gerçi filmlerden, dizilerden, Eksi 10 ‘dan oldukça aşinalardı bu şehir panoramasına. Zorlu bir çekim, tarihi binaların, gökdelenlerin arka planda olduğu kadrajlar, üşümeden geçen nadide anonslardan biri.

Ev arkadaşım, lise arkadaşım, üniversite arkadaşım, kadim dostumun canı, tatlım Zörem de çekimlerde bizle beraberdi. Bugün onun doğumgünü! Zehracım iyi ki doğdun! Sana nice çok mutlu mutlu yıllara! Her doğumgününde beraber olmak dileğiyle…

İşte Los Angeles anons çekimimizden kalan birkaç keyifli fotoğraf daha…

İrem Akdere / Los Angeles
[email protected]

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?