Mezarin Kapagi Icerden Acilir mi - Hayrullah MahmudMezar’ın kapağı içten açılır mı?! Hayrullah Mahmud yazdı. At gözlüğü ile gidilmekte olan 24 Haziran sandığı’nın Türkiye’yi hangi çıkmaz sokaklara savurduğu ortada!

Mezar’ın kapağı içten açılır mı?!

“Şu İngilizler ne kurnaz siyasetçiler! Kurnaz tilkiler! Boşuna dememişler, ‘İngiliz enfiye çekince, Fransız hapşırır’ diye!”

(Nikolay Vasilyeviç Gogol, Bir Delinin Hatıra Defteri, Sayfa 31)

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yaptıkları ziyaret kapsamında, 28 Şubat değerlendirmesi yapan var.

Eskiler, bu tür durum’lar için “şüyuu vukuundan beterdir” der.

“Bir şeyin dedikodusunun yapılması, onun gerçekleşmesinden daha kötüdür” manasına gelen bir söz.

SIKIYORSA YAZSANA

Nitekim…

Velev ki, öyle.

O zaman Fehmi Koru’nun aynen 28 Şubat 1997 süreç’inde olduğu gibi şöyle yazması gerekmez miydi; “Sıkıyorsa yazsana Uğur Dündar ya da sıkıyorsa yazsana Emin Çölaşan ve/veya sıkıyorsa yazsana Fatih Çekirge, Ertuğrul Özkök” vb.

Tuncay Özkan, şimdi CHP genel başkan yardımcısı.

Tecahül-ü arifane yaparak, yani “bildiğini bilmezden gelerek” soralım:

28 Şubat süreç’i yükseliyor olsaydı, kahraman demokrat gazeteci Fehmi Koru ortalığı ayak’a kaldırmaz mıydı, “Sıkıyorsa yazsanıza?” diye.

Ne var ki, Koru’nun bloğu da ortada, ne kadar sıktığı da!:))

Usta gazeteci Fehmi Koru’ya nazire yaptığım, “Sıkıyor yazıyorum, sıkıyor yayınlıyor, sıkıyor okuyor, sıkıyor hesap soruyoruz” tekerleme cümlesi, 2007’nin o zor Ankara günlerinden kalmadır.

Kaldı ki, şimdi -her dönem’in mağdur’u- Fehmi Koru da Uğur Dündar; Fatih Çekirge, Yılmaz Özdil, Tuncay Özkan da, Seyhan Soylu (Sisi) da aynı “şemsiye” altında!

Siyasal İslam’da olmayan eleştiri kültürü, karşı taraf’ta fazlası ile var.

“Gülen Cemaat” iken şimdilerde adı “FETÖ” olan yapı’yla ilgili eleştirileri gündeme getirdiğimizde, 28 Şubat’ta “iliştirilmiş mağdur” olarak horoz’luk yapan Koru, “Bizde eleştiri kültürü yok” deyip işin içinden çıkıverirdi.

28 Şubat’ın Paşa’larından ürkmeyen Koru, Gülen’in ağabeylerinden korkuyordu.

Acayübül garaip!

Kurnazlık bir zeka çeşidi değildir ve hatta zeka’yı köreltir.

Eleştiriye gelince ulusalcı / laik cenah’a eleştiride sınır tanımayacaksın ama hikaye kendi oy kümene, siyasi çizgine geldiğinde “bizde o kültür yok” deyip anında İngiliz usulü sıvışacaksın!

Şarki oryantal!

ZEKA’YA HAKARET

Ki…

Eleştiri yek boyutlu bir eylem değildir.

Eleştirdiğin kadar eleştiriye de açık olmak gerekir.

Fehmi Koru ya da Melih Gökçek için Emin Çölaşan ya da Uğur Dündar, Fatih Çekirge, Yılmaz Özdil ile oynamak keyif’li bir klavye eğlencesi olabilir ama ülkenin içinde bulunduğu durum da insan zekasına hakaret o eğlenme inadından kaynaklı değil mi?!

Bıçak sırtı!

Ucube Başkanlık konumlandırması gereği, Erdoğan istese de Türkiye’nin diğer yüzde 50’sinin Cumhurbaşkanı olamaz!

Abdullah Gül, Çankaya’dayken hangi yüzde 50’nin Cumhurbaşkanı olduğu sır değil!

Türkiye, 12 Eylül öncesinde olduğu gibi Rus’çular (Varşova) / ABD’ciler (NATO) diye ikiye ayrılmış ise hayat memat nüans ortada!

Bu ayrışma, nerede nasıl biter?!

Türkiye’nin ulusal bütünlüğü ile oynayanlar, oynatanlar kimler?!

Ukrayna nasıl parçalandı?!

Yugoslavyalaşma’ya akan süreç’in parametreleri nelerdir?!

Türkiye’nin Filistinleştirilmekte olan diğer yarısında kimlerin parmak izleri var?!

Oyun içinde oyun!

İDAM’LIK SÜREÇ

Nüans?!

Neo Sevr Projesi’nde yer alan figürasyon’un ceza ehliyeti olmadığını kim söyledi?!

Erdoğan, 24 Haziran sandığı’ndan yüzde 1 farkla da çıksa, yerel seçim’e akan süreç’te meydanlarda hırpalanmayacağının, eski defter’lerin açılmayacağının garantisi var mı?!

Zarrab davası, İran’la savaş güncesi çerçevesi’nde “Demokles’in Kılıç’ı” gibi baş’ının üstünde sallanıyor.

Zemin kaygan ve de konjonktür kaypak!

Erbakan yasaklıyken nasıl konjonktür RP’nin gençlerinin yüzüne güldü ise benzer bir ‘alacakaranlık kuşağı’nın içinden geçiyoruz.

Özal, MSP’den aday olmayı başarabilseydi, 12 Eylül’ün siyasi yasaklıları arasında yer alacaktı, Anavatan Partisi belki de hiç varolmayacaktı.

Başbakan, Cumhurbaşkanı olamayacaktı.

Mustafa Kemal Atatürk, ölmeden önce İnönü’yü görevden almamış olsa, 10 Kasım 1938’in ertesi gün’ü tasfiye edilen isimler arasında, İçişleri ve Dışişleri Bakan’ları ile birlikte O’nun da adı yer alacaktı.

Abdullah Gül’ün arkadaşları kimler?!

Ya da Gül’le birlikte hareket eden Ahmet Davutoğlu, Cemil Çiçek için Fransızlar’ın deyişi ile söyleyecek olursak, “daha uzağa sıçrayabilmek için bir adım geri attılar” diye bakmak mümkün.

NEO SEVR

Zira…

Kılıçdaroğlu da, Bahçeli de Gül’ün yönlendirmesinde!

BBP’den Destici ise Çiçek’in kardeşi Gökçek’in müvezzi.

Demirtaş, renkli “Demokrasi kalkışması”nın iliştirilmiş mağdur yüzü!

Akşener’in, İnce’nin misyon’u, derinleşen kaos ortamında, Erdoğan’ı daha da yormak, Acem
Harp” sözünü tutmaya zorlamak!

Yani?!

Erdoğan, Mursi gibi yasaklı olursa, yerine hazırlanan isim kim olabilir?!
a. Çiçek
b. ?

Erbakan’dı Erdoğan oldu!

Saddam’ın devrilmesine karşı çıkan Ecevit’ti, İran’la savaş operasyonu kapsamında Erdoğan oldu.

Hal böyleyken…

BOP’a muhalif olmak başka, Erdoğan’a, Ak Parti’ye muhalif olmak başka?!

Soru:
Erdoğan’ın tasfiye edilmesi BOP’u sonlandırır mı?!

Cevap “Hayır” ise bir başka soru:

BOP’u sonlandırmak ya da Neo Sevr’e set çekmek için nasıl saflaşılmalı?!

HİTLER NASIL YÜKSELDİ

Ve…

Son olarak…

Hitler yükseliyorken Avrupa’da alkışlayan da oldu ama bugün nasıl Trump’a karşı çıkılıyor ise o gün de karşı çıkıldı.

Ne var ki, bunların hiçbiri fayda etmedi!

Demeç vererek, yükselmekte olan radikal sağ rüzgarı kesmek mümkün değil!

Neo Führer Trump da, Avrupa’da yükselmekte olan aşırı sağ rüzgar’ın ABD yansıması değil mi?!

At gözlüğü ile gidilmekte olan 24 Haziran sandığı’nın Türkiye’yi hangi çıkmaz sokaklara savurduğu ortada!

Osmanlı tasfiye edilirken de ülke çok laf’tan battı, bugünkü tablo da benzer.

Laf çok, ne var ki, ağzı olan konuştuğundan içerik yok!

Boş laf’la da ne gemi mesafe alır ne de vatan kurtulur!

Ezcümle:

Victor Hugo’nun, “Bir İdam Mahkumunun Son Günü” -sayfa 44- isimli eser’inde söylediği gibi tarih’e not düşelim:

“Mezarın kapağı içeriden açılamaz ki!”

Konjonktür ortada, o kapağı açmak mümkün olsaydı, Saddam, Kaddafi, Menderes vb isimler açmayı denemez miydi?!

Kendi düşen ağlamaz!

Nokta.

7 Mayıs 2018
Hayrullah Mahmud

Facebook Yorumları

yorum

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?