Milli Direniş?!

MİLLİ DİRENİŞ / “BBG EVİ” DEĞİL, AKP’NİN “İHANET EVİ” YA DA YÜZ YILLIK BÜYÜK HESAPLAŞMA VEYAHUT NEO SEVR?!

 

Milli Direniş?!

“Uzun süre bir nehrin başında oturursanız, bütün düşmanlarınızın cesetlerinin önünüzden geçtiğini görürsünüz.”

Çin atasözü

………………

BOP operasyonunda “BBG Evi” formatı CIA tarafından özellikle kullanıma sokuldu.

Evlerinde, “Her şey dahil” paketi içinde televizyonlardan savaş, terör görüntülerini izleyen milyonlar, milyarlar, “gerçek olan” ile “gerçek olmayan”ı birbirine karıştırsın diye…

Film, yani kurgu olan ile “gerçek olan”ı ayırd edemesin diye…

Görünen o ki, BOP başarısız olsa da, “BBG Evi” formatı başarıya ulaşmış.

Utanmadan, yüzleri kızarmadan ekrana çıkan “sahte Atatürkçü”, “sahte demokrat”, “sahte İslamcı”, “sahte Türk Milliyetçiler”inde oluşan sözde gazeteci, uzman, bilim adamlarından oluşan güruh, hep aynı noktanın altını çiziyor:

“AKP iktidarında söylenen her şey komplo teorisi, paranoya!”

“TSK, terör ile mücadelede başarısız oldu. Onun için PKK ve Apo ile acilen masaya oturulmalı!”

“Neo Sevr falan hepsi yalan, AKP & Gülen Cemaati iktidarının rejimi değiştirmeye çalıştığı iddiaları safsata!”

“AKP hakkındaki tüm iddialar yalan, çekemedikleri için böyle söylüyorlar.”

Vs vs vs…

Oysa ki…

AKP & Gülen iktidarında yaşananlar film değil, gerçek!

Ergenekon operasyonunda mağdur edilenler, ölenler, sakat kalanlar rol yapmıyor, bilakis yaşanan her şey hakikatin ta kendisi!

Kaldı ki, “Korku imparatorluğu” bir film adı değil, AKP & Gülen iktidarının kod adı!

Ilık suda bıcı bıcı yapan bazı faniler anlamak istemese de, AKP & Gülen iktidarında “istihbari darbe” yapılıyor.

“Sivil dikta” rejimine sürükleniyoruz.

Sözün özü:

AKP iktidarda kaldığı sürece, hiç kimsenin özel hayatı, demokratik anayasal hakları güvence altında değil! 

Nokta!

…………..

AKP, “Türkiye’ye demokrasi getiriyor” ya da “Onurlu dış politika yapıyor” palavrasını ekranlarda tekrarlayanlar için “Bilinç yarılması”na son verecek birkaç saptama:

1- AKP iktidarında bankalar yüzde 50’nin üstünde “yabancı”laştırılmadı mı?!

2- Enerji şirketleri Arap kılıfı geçirilmiş İngiliz Yahudisi şirketlere peşkeş çekilmedi mi?!

3- AKP & Gülen iktidarında medya dönüştürülmedi mi, sahipliği el değiştirmedi mi?!

4- İstihbarat (MİT, Emniyet, AKP Özel Örgütü, F Tipi Örgüt), AKP’lileştirilmedi mi?!

5- Esnaf kan ağlarken, aşırı değerli TL üzerinden üretim durdurulup, Türkiye ithalat cenneti yapılmadı mı?!

6- Tarım ve hayvancılık bitirilmedi mi?!

7- İhale yasası, her büyük ihale öncesinde değiştirilmedi mi, özelleştirmeler yandaşlara peşkeşe dönüştürülmedi mi?!

8- Limanlar, özelleştirme adı altında dış bağlantılı güçlere peşkeş çekilmedi mi?!

9- Vatandaş sesini çıkartmaz hale gelsin diye, kredi kartı ya da kolay kredi imkanı sağlanarak, üretimin olmadığı bir ortamda, herkesi bankalara ev, araba, tüketici kredisi ya da kredi kartı borçlusu haline dönüştürülmedi mi?!

10- AKP iktidara geldiğinde 5 olan milyar dolarlık adam sayısı, ülkenin toplam borcunun iki katına çıktığı, cari açığın tavan yaptığı bir ortamda 40’a nasıl ulaştı?!

11- Ekonomi iyi gidiyor ya da teğet geçti lakırdıları orta yerde dururken, esnafın, vatandaşın battığı bir ortamda, bankalar yüksek kar patlamalarını nasıl yaptı?!

12- Sıcak para üzerinden “karşı devrim”in finansmanı yapılmadı mı?!

13- Neo Sevr’de, “Ergenekon” ile başlayan AKP muhaliflerini sindirme, “TSK” ve “Yüksek Yargı”yı baskı altına alma süreci, sözde “demokratik açılımlar” ile devam etmiyor mu, her yere kendi adamlarını atamadılar mı, dokunulmazlık zırhının ardına saklanmıyorlar mı?!

http://www.hakimiyetimilliye.org/index.php/hm-yazarlari/1074898-asama-asama-tsk-nin-tasfiye-projesi-mehmet-ali-guller.html

……………

Bu bağlamda “somut” bir başka kare:

Aylık enformasyon bülteni POSTACI’nın 2004 Ekim sayısından, AB-ABD’nin içinde Hilafet’in de yer aldığı çok gizli Türkiye planını aynen aktarıyorum:

(…)

ABD VE AB, TÜRKİYE ÜZERİNE ANLAŞMAYA VARDI!

TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİH Mİ OLUYOR?!

ABD VE AB’NİN GİZLİ PROTOKOLÜNDE NELER VAR?!

6 Ekim’de AB’nin “Evet; ama…” başlıklı raporu açıklandı.

Türk medyasının manşetlerden bayram sevinci içinde yansıttığı ama satır aralarına gerçeği sakladığı rapora göre, 17 Aralık’ta Türkiye’ye tarih verilecek?!

Fakat…

POSTACI’nın geçen sayısında açıkladığımız gibi “AB, Türkiye’ye tarih vermeyecek!”

Nitekim…

Erdoğan da yine POSTACI’nın geçen sayısında açıkladığımız “Gümrük Birliği’nden çıkma, NATO’dan ayrılma, IMF’yle ilişkileri dondurma” yönündeki özel çalışmasını, gazetecilerin “17 Aralık’ta tarih almamamız söz konusu mu?” sorusu üzerine, Strazburg’da şu cevabı verdi:

“Liderlerin A, B, C planları olur. Bizim de A, B, C planlarımız var!”

Erdoğan’ın bu sözleri geçen sayımızda deşifre ettiğimiz özel çalışmanın teyidi anlamına geliyor.

Sadece Recep Tayyip Erdoğan & Abdullah Gül’ün bildiği bu “özel gündem”i şimdi tüm POSTACI okurları biliyor.

Hatta, Başbakan Erdoğan Frans-Almanya’nın liderleri ile perde arkasında Türkiye’ye tarih verilmemesi konusunda anlaşmış durumda.

Erdoğan yaşadığı tedirginliği “The Dream” bölümümüzde, “Yüce Divan’a gitme” korkusu yaşadığını belirterek açıkça ifade ediyor.

Şimdi size POSTACI farkıyla, Erdoğan’ın Rüya Takımı’nın Türkiye üzerine hazırladığı en son kurguyu açıklayalım:

“ABD ile AB, Türkiye üzerine anlaştı!”

Bu anlaşmanın diplomasi kulislerine sızan maddeleri şöyle sıralanıyor:

A- AB, Türkiye’yi üyelik süreci ile oyalayacak ve dikkatini sürekli AB’ye odaklayacak.

B- Türkiye’nin Ortadoğu’ya yönelik her açılımı AB tarafından Batı’ya yöneltilecek. Türkiye’nin Ortadoğu ve Kafkaslarla olan ilişkisi minimum noktada tutulacak.

C- ABD ve AB; “Rusya, İran ve Türkiye”nin birlikteliğini engellemek için işbirliği içinde olacak. Birlikte hareket edecek.

D- AB, Türkiye’yi üyelik için onurlandıracak ama tam üyelik kapısını aralayarak, geri dönülemez süreçlere girilmesine sebep olmayacak.

E- AB, Türkiye’nin üyeliğini 10 temel şarta bağlayacak.

1-   Türkiye, Fırat’ın doğusunda bir Kürdistan Devleti’nin varlığını kesin olarak kabul edecek.

2-   Hatay’ın, Adana’nın ve Mersin’in self-determinasyon haklarını tanıyacak.

3-   Rum Patriği’nin Ekümenikliği’ni tanıyacak.

4-   Ermeni soykırımını ve mağdur Ermeniler’e ya da Ermenistan’a tazminat ödemesini kabul edecek.

5-   Laiklikte ısrarcı olmayacak. Eğer bir din adamı kalkar da Halifelik ilan ederse müdahale etmeyecek.

6-   Türkiye’nin belediyeler tarafından yönetilmesi yönündeki tüm yasal hazırlıkları yapacak.

7-   Tapu kadastro kanunu yeniden düzenlenecek.

8-   İslam baskı altına alınacak.

9-   Türklük baskı altında tutulacak.

10- Anayasa, Fedaralizme açık hale getirilecek.

F- AB üyeliği ile Türk sisteminin çözülmesi sağlanacak. Türk Devleti’nin Atatürkçülük, üniter devlet, üniter millet gibi kavramları terketmesi için zorlanacak.

G- AB, Türkiye ile Ortadoğu ve Kafkaslara yönelik operasyon için çalışmayacak.

H- AB anlaşmayı bozarsa, ABD, Almanya’nın Doğu Anadolu, Fransa’nın Güney Anadolu’daki çıkar bölgelerini tanımayacak.

I- Rusya ve Türkiye’deki Avrasyacılık akımı “İsrail, Türkiye, Rusya” ekseni üzerine oturtularak İsrail tarafından kontrol edilecek.

Sözün özü:

Sözde “demokratik açılımların arka planı” ortada!

Israrla, “Demokrasiye gidiyoruz” diyen “tatlısu demokratları” ve/veya “avanak demokrat”lara bu noktada verilecek en kibar cevap, “AKP, Erdoğan demokrat ise o vakit Hitler de dünyanın yetiştirmiş olduğu en büyük demokrattır!

Nokta!. 

………………..

Öte yandan…

Serdar Turgut, “AKP’li MİT Müsteşarı Fidan” için, HaberTürk ekranından “Şans tanımak lazım, liyakat sahibi olmadığını nerden biliyorsunuz?” diyor.

Haklı!

Fidan, MİT’in başına geçtiği günden bu yana yaptığı operasyonlar ortada:

1- İran ile nükleer takas anlaşması!

2- CHP, Baykal’a komplo kaset operasyonu!

3- Gazze operasyonu, İsrail ile istihbarat krizi!

4- Barzani, MİT’in makam aracında ağırlandı!

5- Serdar Turgut, Akşam’dan Habertürk’e transfer edildi!

Daha ne olsun?!

……………

Artan terör eylemleri bağlamında, “insan zekası” ile alay eden bir başka iddia ise şu:

“Asker, bu işi başaramıyor, acilen profesyonel orduya geçilsin!”

“ABD, anlık istihbarat vermiyor!”

“PKK taşeron!”

ABD diyor ki, bu iddialar “doğru” değil!

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/15098522.asp?gid=373

AKP diyor ki, “yalan”!

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15095958.asp?yazarid=308&gid=61

Hal böyleyken…

Apo, İmralı’dan “PKK”yı yönetiyor, devleti tehdit ediyor.

Barzani, MİT Müsteşarı’nın ikiz makam aracında Ankara’da tur atıyor!

PKK’nın siyasi kolu BDP, açıkça devleti tehdit ediyor, gençleri dağa çıkmamak için değil, askere gitmemek için “vicdani ret” eylemine davet ediyor.

Bu durumda ne yapmalı, ne düşünmeli?

Elcevap:

Görüldüğü üzere, iktidarda bir meczup var.

Herkes suçlu, bir tek AKP & Gülen iktidarı hariç!

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15095952.asp?yazarid=3

Bu durumda Ladin’i yakalayamamış ABD ne yapmalı?

İmralı’nın önüne gidip, Apo’nun hamisi AKP & Gülen iktidarını şu sözlerle tehdit mi etmeli:

“Ya Apo’yu susturursunuz, destek vermekten vazgeçersiniz ya da İmralı’yı bombalarız!”

Ki, İmralı, Suriye’nin sınırları içinde değil!

Suriye, İran, El Beşir, Hamas “AKP & Gülen iktidarı” ile kardeş ise…

Bu durumda Erdoğan, Gül, Gülen ne oluyor?!

Kalleş mi?!

……………..

Ve…

Son olarak…

Gül, Gülen, İngilizlerin safında!

Erdoğan, Almanlar’ın!

PKK’nın dağdaki lider kadrosundan Karayılan “İngilizler’in adamı”!

PKK’nın İmralı’daki lider kadrosundan Apo ise “Almanlar’ın adamı”!

İngilizler, Abdullah Gül’ün göğsüne at nalı büyüklüğünde nişan takıp, üzerinden “Neo Sevr” operasyonu yapıyor!

Alman Başbakanı Merkel, Erdoğan’ın günah dosyaları üzerinden “Ben aynı zamanda Türkiye’nin de başbakanıyım” diyor.

Yani, Erdoğan’ı “enerji bazlı operasyon”da “kukla” gibi oynatan adresin kendileri olduğunun altını çiziyor.

Bu durumda biz ne diyoruz:

“AKP’nin mecburiyetleri, Türk Milleti’nin mecburiyetleri değildir! Avrupa yeni bir aydınlanma süreci yaşayabilir! Neo Neron!”

Görüldüğü üzere, “AKP’nin acziyeti” üzerinden Atatürk zamanında yarım kalan işi Avrupa’da tamamlamaya çalışan faniler var!

Yazık!

Hal böyleyken…

Yaşananları “film seyrediyor” gibi seyreden “bilinç yarılması”na uğramış “avanak demokratlar” ise hala sormaya devam ediyor:

“AKP’yi neden yıkmıyorsunuz?!”

Anlaşılmayan ya da anlamak istemedikleri nokta şu:

Daha önce yazmıştım; AKP, 22 Temmuz seçimleri öncesinde “Trilyon dolarlık Yahudiler”e, “İran sözü” vererek, yeniden iktidar oldu.

Şimdi o sözün tahsilatı yapılıyor!

Yani kavga AKP ile AKP’yi iktidara iliştiren güç merkezleri arasında!

Sonbaharda takvim doluyor ya da yaprak dökümü!

Bu bir post modern savaş!

I. Dünya Savaşı’nın devamı, yani kartlar yeniden karılıyor, kürede yeni bir denge oluşturuluyor.

AKP yıkıldığı an, her şey duracak mı?!

Hayır!

O halde demek ki, oyun içinde oyun var!

Yeni bir denge oluşana kadar bu kaos devam eder.

Önemli olan bu noktada, eşzamanlı olarak hem Neo Sevr planını çökertmek hem de AKP’yi!

Kaldı ki, 40. küp İran tercihi ile üst üste dizilme süreci tamamlandı.

En alttakini çekmek için ise geri sayım devam ediyor.

Hülasa, bir film seyreder gibi “Milli Direniş”i seyredip ve ardından da “Bunca mücadeleye gerek yok, İngilizler’in ‘Neo Sevr’ planını kabul edelim” diyen var ise ki var; onlara mesajım şudur: “Bu tür kaotik ortamlarda en huzurlu ve sakin yerler mezarlıklardır.”

Ezcümle, her hazcı fani de bir gün ölümü tadacaktır!

Nokta!”

Sevgiler

23 Haziran 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

1 YORUM

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?