Milli Yazılım?!

MİLLİ YAZILIM / “DERİN AB”DEN “YENİ CUMHURBAŞKANI” PROFİLİ YA DA GORDİON DÜĞÜMÜ MÜ YOKSA HİLMİ’NİN KÖRDÜĞÜMÜ MÜ VEYAHUT URLA, TÜRKİYE’NİN YENİ “BEYAZ YAKALI” ÇÖPLÜĞÜ OLDU VE/VEYA “KONTROLLÜ KAOS SÜRECİ’NİN PERDE ARKASINDAKİ ADRESLERİN ROBOT RESMİ?!Milli Yazılım?!

“Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen bunda karşı koyuşları yok eden olacaksın. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

1908 (Atatürk’ün S.D.V, s. 112)

———————

RAP… RAP… RAP…

————————–

Cumhurbaşkanlığı seçimleri bağlamında ortada:

“İngiliz yazılımı” var!

Alman yazılımı” var!

“Yahudi yazılımı” var!

Siz isterseniz buna “Neo mandacılar” da diyebilirsiniz!

Peki ya “Milli yazılım“?!

Bu anlamda birkaç satır…

Öncelikle…

Bir not:

İngiliz ve Almanlar (Neo Nazi), “Neo Roma” içinde, Rusya’dan ABD’ye, İsrail’den İran’a, Türkiye’den Yunanistan’a, AB’den Avrasya’ya, Çin’den Hindistan’a, Afrika’dan Latin Amerika ve Avustralya’ya uzanan çizgide, birbirine rakip iki linktir.

Bu link eşzamanlı olarak dünyadaki tüm devletlerin içinden geçer!

I. Dünya Savaşı rövanş dalaşı!

Her devlet içinde yuvaları, yandaşları, “truva atları” vardır.

Şimdi gelelim insan zekası ile alay eden “Sözcü operasyonu“nun iade-i cevabına:

———————

RAP… RAP… RAP…

————————–

Radikal’den yeni “Türkiye fotoğrafı“…

Her konuda “karpuz” gibi tam ortadan “özen”le “ikiye bölünmüş” bir “Türkiye fotoğrafı” var!

Daha doğru ifade ile Radikal’de yayınlanan anket, tam ortadan değil, iktidar ile aynı kafada olanların oranının yüzde 50’nin üstünde olduğunu gösteriyor.

Bu tabloya göre:

“İngiliz”ciler yüzde 50, “Alman”cılar yüzde 50!

“Abdullah Gül”cüler yüzde 50, “Recep Tayyip Erdoğan”cılar yüzde 50!

“Amerikan”cılar yüzde 50, “Rus”çular yüzde 50!

“Garp”çılar yüzde 50, “Şark”çılar yüzde 50!

“İran”cılar yüzde 50, “İsrail”ciler yüzde 50!

“PKK”cılar yüzde 50, “PKK” karşıtları yüzde 50!

“AKP”ciler yüzde 50, “Gülen”ciler yüzde 50!

“Ergenekon”cular yüzde 50, “Ergenekon” karşıtları yüzde 50!

“AB”ciler yüzde 50, “Hamas”çılar yüzde 50!

Peki ya Atatürkçüler?!

İşte onlar bu ankette yok!

Neden, niçin, niye?!

Elcevap, AKP & Gülen iktidarında “Demokrat” maskesi adı altında her türlü “ihanet”, “vurgun”, “makam mevki pazarlığı” karşılığında satmak, görmezden gelmek serbest, yalnız “millici”, Atatürkçü olmak yasak!

———————

RAP… RAP… RAP…

————————–

İsmet Berkan: Karpuz gibi ortan ikiye bölünmüş Türkiye!

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=1002210&Yazar=İSMET%20BERKAN&Date=13.06.2010&CategoryID=97

(…)

Siyasi bölünmüşlüğün fotoğrafı!

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&ArticleID=1002231&Date=13.06.2010&CategoryID=104

(…)

Fikret Bila: O sözleri Başbuğ yazdı!

http://www.milliyet.com.tr/o-duygusal-ifadeler-basbug-un-kaleminden/fikret-bila/siyaset/yazardetay/13.06.2010/1250233/default.htm

(…)

Suudiler’den (İran için İsrail’e) vur izni!

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/15008032.asp

(…)

AKP’nin gidişini görmeden, öbür dünyaya gitmeyeceğim!

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/15008258.asp

(…)

Kutunun üzerinde

Mevlana‘nın şu şiiri yazıyordu:“Tüm dinler tüm nağmeler tek bir şarkıdır. Güneşin ışığı duvara vurur, duvar geçic

i bir parlaklık bulur. Ama tek bir ışık vardır.”http://www.milliyet.com.tr/muslumanlar-i-geren-diziden-ozur-gibi-sahne/yasam/sondakika/11.06.2010/1249540/default.htm

(…)

Taraf: İskenderun’daki baskından 1.5 yıl önce PKK’nın kışlayı vurabileceği rapor edildi, militanlarda üssün fotoğrafları bulundu. Ama hiçbir önlem alınmadı

http://www.taraf.com.tr/haber/vurabilirler-vuracaklar-vurdular.htm

(…)

———————

RAP… RAP… RAP…

————————–

Bu

bağlamda, Büyük İskender’den bir anekdot:İskender

, felsefenin duayeni sayılan Aristo’ya bir mektup yazar.

Mektupta, “Zaptettiğim topraklardaki insanları tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım” der ve şu soruları sorar:

1- Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?

2- Ülkenin ileri gelen insanlarını hapse mi atayım?

3- Ülkenin ileri gelen insanlarını kılıçtan mı geçireyim?

Aristo cevap gönderir:

1- Sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırırlar.

2- Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar.

3- Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar.

Çözümü şöyle anlatır:

İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin, birbirleriyle savaşınca hakem olarak kendini kabul ettireceksin ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın.”

———————

RAP… RAP… RAP…

————————–

 

Vaziyet Analiz!

Radikal’in basit bir araştırması deyip geçmemek lazım!

O sözde araştırmanın altını kazığınızda, karşınıza “Neo Naziler” ve/veya “Derin AB üzeri”nden Türkiye’ye sarkıtılmak istenen “yeni” dönemin “Cumhurbaşkanı profili” çıkacak!

Şöyle ki:

1- (Neo Nazi perde arkalı) Hilmi Özkök gibi demokrat, kurnaz, iti ite kırdıran, çayın taşı ile çayın kuşunu avlayan, karda yürüyüp izini belli etmeyen, pantalonunun ütüsü bozulmadan vatan mücdelesi yapan, “Rol modeli, neo hamal” olan ve Urla’ya yerleşmeye çalışan emekli bir asker olacak!

2- Türkiye’nin yeni “Cumhurbaşkanı”, AKP iktidarında yaşanan “siyasi kamplaşma” ve/veya bölünmüşlüğe son verecek, kötü gidişe “Dur” diyecek! Yani kontrollü kaos sürecinin sonu! Şükürler olsun, bizim gibi Atatürkçü salakları da düşünen bir “kurtarıcı” varmış ve “Cumhurbaşkanı olma pazarlığı” karşılığında, bizi de Ergenekon kurmacasından kurtaracakmış!:))

3- Bu yeni Cumhurbaşkanı, “Bendensin, değilsin ayrımına” son verip, aynı zamanda Türkiye’nin parçalanmasını da önleyecekmiş! Yani, MİT üzerinden PKK’yı kontrol edecek ve/veya “Yeter yaptığınız eylemler, amacınıza ulaştınız, artık devletin tepesinde sizleri de düşünen biri var” mesajı verip, “otonom” taviz üzerinden teröre son verecek! Aynı zamanda, yeni dönemde Gülen Cemaati’ni Baykal üzerinden korumaya alacak, “türban yasağı”nı da kaldıracak ama bu yeni Cumhurbaşkanı’nın eşinin başı türbanlı olmayacak! (Mahir Kaynak, Erdoğan operasyonu kitabından daha önce o bölümü alıntılamıştım!)

Hülasa:

Görüldüğü üzere “Yeni Cumhurbaşkanı operasyonu”nu “MİT” yapıyor!

Ergenekon’da önce “var” deyip, sonra “yok” denilen gizli belge, bilgilerin perde arkasında “kirli cumhurbaşkanlığı pazarlıkları” var.

Art arda gelen şehit cenazelerinin ardında, İngilizler ile Alman perde arkalılar arasındaki “Cumhurbaşkanlığı savaşları” var!

Bir yanda, Şenkal Atasagun, Emre Taner, Hakan Fidan, Hilmi Özkök, Erdoğan, Yılmaz, Gülen vs…

Diğer yanda, Gül, Fehmi Koru, bazı ulusalcı, ülkücü ağalar vs…

Hal böyleyken…

Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanı, derin AB ile yaptığı “Cumhurbaşkanı” olma pazarlığı karşılığında, cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda:

Hem Türkiye’de bir askeri müdahale olmasını önleyecek, hem Ankara’nın “AB rotası”ndan çıkmasına izin vermeyecek, hem de Türkiye’nin İran ile savaşmasını önlemiş emekli bir komutan , “Başkomutan” olarak tarihe geçecek!

Çünkü, “sazan” ulusalcılar, milliciler, İran’a saldırma pazarlığı karşısında, AKP iktidarını devirmek için Türkiye’de askeri bir darbe yapmaya kalkışacak, bunu da Hilmi Özkök önleyecek, kahraman olacak!

Oyun içindeki oyunu görüyor musunuz?

Bozdum oyunu şekerim; MİT’e söyle, Sözcü’de köşe versinler, istersen git derdini orada anlat!:((

Aynı zamanda:

“Yeni Cumhurbaşkanı” devletler katında, Doğu ile Batı arasında köprü olacak!

Yani “trafik memurluğu” ve/veya “hakem” olacak!

Sözün özü:

Aristo, İskender’e nasıl akıl veriyordu:

İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin, birbirleriyle savaşınca hakem olarak kendini kabul ettireceksin ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın.”

Ne acı tesadüftür ki, bu tarif en çok “Çakma Demokrat” paşaya uyan bir tarif!

Olmadı!

Yakışmadı!

———————

RAP… RAP… RAP…

————————–

Öte yandan…

“Terazi”nin Hilmi Özkök’ün elinde olmasının şöylesi bir tehlikeli yanı da var:

Hilmi Özkök, liyakat sahibi, küresel aksta Almanlar (Neo Nazi) ile sıkı ilişkilere sahip olsa da, aynı zamanda “kötü şakalar yapan” “emekli” bir komutan!

Vicdani yönü nasır tutmuş, Almanlaşmış bir komutan!

Cumhurbaşkanı olması ve istediğinin yapılmaması durumunda, ikiye ayrılmış Türkiye’nin bir yarısını acımadan diğerinin üstüne sürüp, kendi çizgisinde tutma oyunu oynayabilir, ki yapar biliriz, karnesi bu anlamda çizikler ile dolu!

Kaldı ki, Makyavel’in stratejideki birinci “sır öğreti”si “her gördüğün sakallıyı baban, paşan zannetme” ise ikinci sır öğretisi, “yönetsel kaos”un ardından her kim “kurtarıcı” olarak ortaya çıkar ise bilin ki, yaşanan gerilimin ardında da “o saklı yüz” vardır!

Yani, Makyavel der ki, ülke içinde “kaos”u kendin yarat, yarattığın kaosu sonra sen çöz ve kahraman ol!

Bu bakımdan, Hilmi Özkök’ün cumhurbaşkanı olması yakışık almaz!

Hem doğanın iletişim dili matematik hem de strateji bilimi öyle diyor, ki sonra millet yanlış anlar.

Neden, niçin, niye?!

Elcevap, iktidarı olan ama “stratejik aklı olmayan AKP & Gülen iktidarını, “duygusal refleksi” olan ama “stratejik beyni” olmayan ulusalcıların üzerine, Cumhurbaşkanı olma düşüncesi ile (Neo Nazi) Hilmi Paşa’nın sürdüğü, Erdoğan’a bu yönde “klavuzluk” yaptığını devletin derinliklerinden “nitelikli” olarak düşünenler, sorgulayanlar çıkabilir.

O “zaman” herkes şu basit sorunun cevabını aramaya başlar:

AKP iktidarının II. döneminde Türkiye’yi iyice yaşanmaz kılanların, korku imparatorluğuna dönüştürenlerin, TSK’ya asimetrik saldırıyı yapanların, Atatürkçüler’i sabahın kör vakti evlerinden toplatanların yanında Hilmi Özkök’ün ne işi var?!

Bu bakımdan yumrukla çorba içmeye alışmış, Osmanlı’yı tarihe gömmüş Alman dostlarımıza diyeceğimiz şudur:

“Havada bulut, Hilmi Özkök üzerinden Cumhurbaşkanı olma hayalini unut!”

Filhakika, Urla da “Mamak Çöplüğü”ne döndü.

Hilmi Paşa, çalmamış olabilir ama ne kadar uçma yeteneğini kaybetmiş yüz var ise hepsini peşine takmış, bir bir Urla’ya yerleştiriyor.

Aile resmi” tam anlamı ile bir facia!

Erdoğan, Gülen, MİT, Alman, Doğan, Özkök, Zorlu, Yılmaz vs vs vs…

“Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim!”

O “vakit”; Ertuğrul Özkök dahi Urla’ya yerleştikten sonra, Abdullah Öcalan’ı İmralı’dan ne zaman Urla’daki “Eşek Adası”na transfer edeceksiniz” diye sormazlar mı adama!?

Sözün özü:

Hilmi Paşa’nın elleri temiz olabilir ama artık operasyon yorgunu ve dosyası çok kabarık!

Nokta!

———————

RAP… RAP… RAP…

————————–

Almanlar, Türkiye’de illa ki, bir askerin (hangi kamuflaj içinde olursa olsun, demokrat ya da kodu mu oturtan fark etmez) Cumhurbaşkanı olmasını istiyor ise:

Levent Ersöz’den Cumhurbaşkanı olur!

Çünkü bu vatan için bedel ödedi!

Hurşit Tolon’dan Cumhurbaşkanı olur!

Çünkü, bu vatan için bedel ödedi!

Hüseyin Kıvrıkoğlu’ndan cumhurbaşkanı olur!

Çünkü, bu vatan için bedel ödedi!

Hilmi Özkök’ten Cumhurbaşkanı olmaz!

Neden, niçin, niye?!

Elcevap, AKP & Gülenci ya da AKP karşıtı fark etmez, herkes sıkıntı çekerken o dalga geçti, “kasaptaki ete soğan doğranmaz” diye kötü şakalar yapıp, perde arkasında cumhurbaşkanlığı pazarlığı yaptı.

Aynı zamanda “üzerinde uzlaşılan hakem rolünün içini doldurmak için” de yani “Cumhurbaşkanı olmak” için, bir AKP & Gülen iktidarının, II. cumhuriyetçi, çakma demokrat, siyasal islamcı, siyasal Kürtçüler’in yanında resim verdi, boy gösterdi…

Diğer yandan ise geriye kalan yüzde 50’nin desteğini alabilmek için şehit cenazelerine bir sığıntı gibi sızdı, zoraki resim karelerinin içine girdi!

“Doğru saf/yön” tercihi yapmak yerine, ikili oynamayı, “istihbaratçı vücud dili içinde” dolaşmayı tercih etti.

Kazandığını zannederken “çelik çekirdek”in desteğini kaybetti!

Bu arada isterseniz Ergenekon’da yeni bir dalga daha yapabilirsiniz, bizce sakıncası yok!

Ezcümle, “Kozmik Günce”, “The İmam”, “Topaç”, “Çuwall” operasyonunun perde arkası, bu vatan için seven de ölür satan da ölür, başı kıçı oynayan da ölür vs, vs, vs…)

———————

RAP… RAP… RAP…

————————–

Türk olmak başka bir şey, Türk olduğu halde bir başka millete sevdalanmış olmak bambaşka bir şey!

Uzlaşmak başka bir şey, mandacı olmak başka bir şey!

İngiliz arka planlı Cumhurbaşkanı olmak ne ise Alman arka planlı cumhurbaşkanı olmak da bizim için aynı şey!

Mandacı mandacıdır!

“Milli Direniş” ya da “Neo Kurtuluş Savaşı, Final”!

Nokta!

Bu anlamda Mustafa Kemal, 1922 tarihli TBMM konuşmasında diyor ki:

“Türkiye’yi yok etmeye girişenler, ıslah etmek, uygarlaştırmak gibi bahanelerle, Türkiye’nin yönetimine sızmışlardı. Bu düşüş, aczle başlamıştı. Türk halkının her nasılsa başına geçmiş insanlar, susmaya mahkûmmuş gibi, korkak ve mütereddittiler. Fikir adamları, kendi kendimize adam olma ihtimalimiz yoktur, diyordu. Onlar bizi idare etsin, diyorlardı. Bunun etkisinde kalarak, milletin de zihni bozulmuştu. Durumu düzeltmek için, insan olmak için, mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler ortaya çıkmıştı! Oysa, hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir.”

———————

RAP… RAP… RAP…

————————–

Ve…

Son olarak…

Cumhurbaşkanlığı seçim süreci bağlamında…

“İngiliz yazılımı” da ortada!

“Alman yazılımı” da!

Şimdi sıra “milli yazılımı” (glokal senkron yazılım ya da asenkron, oyun bozucu, kilitleyici yazılım) sahaya sürmeye geldi!

“Demokrat Paşa” ile buraya kadar!

Alman dostlarımıza şimdiye kadarki katkıları için teşekkür ederiz ama yeni bir “Sarıkamış zaferi”ne yol açmamak için bundan sonrasını biz “milli yazılım” ile halledeceğiz.

Hilmi Paşa’ya gelince:

“Ne bizi, yani AKP’ye karşı olan diğer yüzde 50’yi ne de Türkiye’yi kurtarma, mertçe hesap görülsün!”

Bırak “Gordion düğümü” kördüğüm olarak kalsın, dert etme zamanı gelince bir “kılıç efekti” ile tarihte nsıl çözüldü ise yine aynı şekilde çözülür!

Hilmi Paşa’nın tuttuğu terazinin hiçbir kefesinde olmak istemem, ki her şey ortada, fazla söze ne hacet!

Kaldı ki, teraziyi Hilmi Paşa’nın eline verip millet olarak her gün ölüp ölüp dirilmektense, Diyojen’in Büyük İskender’e dediği gibi;

“Gölge etme başka ihsan istemez!”

Hülasa, AKP & Gülen iktidarı üzerinden “Türkiye”yi isterlerse Filistin’e döndürsünler, isterlerse Irak’a benzetsinler fark etmez, biz her türlü “vaziyet”e hazırlıklıyız. Biz tercihini Atatürk Türkiyesi’nden yana kullanan milyonlar, milyonda bir’ler olarak, vatanın bölünmez bütünlüğü adına “bedel ödemeye” de, Türkiye’yi “kendi kişisel hırsları” adına bataklığa dönüştürmeye hazırlananlardan hesap sormaya da hazırız!

Hilmi Paşa’ya da şimdiye kadarki tüm hizmetleri için bir kez daha teşekkür ederiz! Hizmet madalyası kurye ile adresine postalanacaktır. “Enveriye” üzerinden Almanlar’ın önünde diz çökenler, öpüp koklayanlar ile bu noktadan sonra yollarımız ayrılıyor. “Kasaptaki ete soğan doğranmaz” diye perde arkasında cumhurbaşkanlığı pazarlığı yaptığı ve/veya “El çükü ile gerdeğe girmeye kalkıştığı” için ebediyete kadar Hilmi Paşamız emekliye sevk edilmiştir. Tartışma bitmiştir! Pazarlık yok!

Ezcümle, “köprü”yü geçtik, tamamdır “dayı”! Stratejideki o kaide neydi, en güçlü olduğunuz an, en zayıf anınıza tekabül eder miydi, hah işte tam o durumdasınız! Kırk küp üst üste dizili, en alttakini çekmek için 7 değil, 2 şiddetinde akılla masayı sarsacak minik bir deprem ve/veya fiske için geri sayım devam ediyor.

Nokta!

———————

RAP… RAP… RAP…

————————–

En derin sevgi ve saygılarımla

13 Haziran 2010, Pazar

Hayrullah Mahmud Özgür

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?