Müslüman Amerikalılar Helal Gıda problemi ile karşı karşıya. Amerika genelinde üretim yapan büyük gıda firmalarının hiç birinde helal sertifikasına rastlamak mümkün değil.

ABD’nin ünlü araştırma şirketlerinden PEW araştırma merkezinin son verilerine göre Amerika’daki Müslüman nüfusun sayısı 2.6 milyon’a ulaşmış durumda 2030 yılına kadar bu sayının 6.2 milyon’a yükseleceği tahmin ediliyor.

Araştırmalar doğru çıkarsa 2030 yılında Müslüman Amerikalılar ABD nüfusunun %1.7’sini teşkil edecek. Yani Müslümanlar bugünkü Yahudi nüfusuna eş bir rakama ulaşacak.

Müslüman nüfusundaki bu hızlı ilerleme göz kamaştırıcı ancak aynı durumun Müslümanların sosyal hayatında geçerli olduğunu savunmak pek mümkün değil.

Helal Gıda sertifikasyonu bunun en çarpıcı örneklerinden biri.

Amerika’daki Müslümanların günlük hayatlarını doğrudan ilgilendiren helal gıdaya erişim imkânı sistematik bir organizasyona sahip değil. Helal sertifikasyonu yapan bazı ajanslar ya da Amerika’da gıda piyasasındaki ürünlerin helallik durumuyla ilgili bilgiler yayımlayan bazı kuruluşlar mevcut fakat bu yapılar henüz yeteri kadar ses getirmiyor.

IFANCA – Islamic Food and Nutrition Council of America, Amerika’nın önde gelen helal sertifikasyon ajansı, Şikago’da kurulmuş, kar amacı gütmeyen bir organizasyon. Diğer bir ajans ise ISA – Islamic Services of America, 1975 yılında Iowa’da kurulmuş.

Firmalar sertifika almadan “helal” damgası vuruyor
Muslim Consumer Group ise, gıda piyasasında yer alan her ürün kalemi için ayrı araştırma yaparak ürünlerin helal olup olmadığını sitelerinden duyuruyor. Sitede yer alan arama motoruna marka, ürün, hammadde veya katkı maddesi isimleri girerek helal olup olmadıkları hakkında bilgi almak mümkün.

Müslümanların yoğunlukta olduğu bazı eyaletlerde sertifikalı helal gıda alternatifleri olsa da Amerika genelinde üretim yapan büyük gıda firmalarının hiç birinde helal sertifikasına rastlamak mümkün değil. Üzerinde “helal” damgası bulunan ürünler mevcut ancak bu ürünlerin üzerinde sertifikasyon ajansına ait bilgi bulunmuyor. Üreticiler çoğunlukla kendi inisiyatifleriyle ürünün üzerine “helal” damgası basıyor. Restoranlarda ve seyyar satış yapan büfelerde de aynı durum söz konusu.

American Halal Company adlı şirketin piyasaya sürdüğü Saffron Road markalı dondurulmuş ürünlerin helal gıda sertifikalı olarak Whole Foods marketler zincirinin reyonlarında yer almaya başlaması umut vaat ediyor fakat helal gıda sertifikasyonun yaygınlaşması için daha fazlasına ihtiyaç var.

2000 yılında New Jersey Eyaletinin “Helal Gıda Tüketicisinin Korunması”na dair bir yasa çıkararak bir ilke imza atmasından sonra Illinois, Minnesota, California, Michigan, Texas, New York ve Maryland eyaletleri de benzer yasaları yürürlüğe koydu.

Tarım ve Piyasa Departmanına başvurmadan hizmet veriliyor

Fakat uygulamada yasaların etkisi çok sınırlı. New York eyaletindeki yasal düzenlemeye göre helal sertifikası alan ya da helal ürün sattığına dair ilanda bulunan gıda üreticilerinin, dağıtıcılarının, satıcılarının ve restoranların, Tarım ve Piyasa Departmanına bildirimde bulunması gerekiyor. Yasa yürürlüğe girdiğinden beri sadece yaklaşık 12 markaya ait 135 ürünle ilgili bildirimde bulunulmuş.

Daha vahim olan durum ise eyalet çapında sadece 66 satıcının ve restoranın bildirimde bulunmuş olması. Hâlbuki zabiha.com adlı portaldeki bilgilere göre sadece New York şehrinde “helal” adı altında hizmet veren 381 adet restoran ve 124 adet market var.

Zebiha şartı arayanlar sıkıntı yaşıyor

En problemli sektör ise et üretimi. Etin helal sayılması için ehl-i kitap olan Yahudi veya Hıristiyan bir kişi tarafından etin kesilmiş olmasını yeterli bulan büyük bir kesimin varlığıyla birlikte “zebiha” (Müslüman kişi tarafından, besmele ile kesim) şartı arayan bir kesim de mevcut. Bu görüştekiler, zebiha şartı yerine getirilmeden kesilen etleri helal kabul etmiyor. Bir diğer problem de işlenmiş et ürünleri üreticilerinin kullandıkları etin kaynağı, hayvanın hangi şartlar altında ne şekilde kesildiği hakkında yeterli hassasiyeti göstermemeleri.

Helal et sektöründe idealist bir Türk firması: “Al-Marwa” 

Zebiha şartlarını titizlikle yerine getiren Al-Marwa adlı üretici firma idealist yöntemler kullanıyor. 2001 yılında Levent Demirgil tarafından 5 milyon dolarlık yatırımla kurulan firma, önce kesimhane olarak hizmet vermeye başlamış. Şu anda Merve markası altında işlenmiş et ürünlerini New York, New Jersey, Connecticut, Virginia, Philedelphia ve Pennsylvania eyaletleri başta olmak üzere Amerika çapında dağıtıma sunuyor ve fason üretim de yapıyor.

Yakında “magic gyro” adlı bir franchise markanın da piyasaya sürülmeyi de planlıyorlar. Normalde otomatik makinelerle kesim yaparak yüksek oranlarda kar elde edilmesi mümkünken, bu firmada kesim Müslüman personel tarafından gerçekleştiriliyor. Firma yöneticisi Cihat Demirgil her gün kesim ve üretim aşamalarını ve personeli bizzat kontrol ediyor.

Levent Demirgil, faaliyete geçtikleri ilk yıllarda marketlere işlenmemiş et dağıtımı yaptıklarını ancak marketlerin zebiha etle helal olmayan eti karıştırarak Merve markasıyla sattıklarına şahit olunca et satışından çekildiklerini ifade ediyor.

Halen işlenmemiş et satışı için pek çok firmadan teklif aldıklarını ve bu firmalara zebiha et dışında et satmama şartı koştuklarını belirtiyor.

“Zehiba et talebi sadece %15’lik bir kesimden geliyor”

Halihazırda zebiha et talebinin Amerika’daki bütün Müslümanlar içerisinde sadece %15’lik bir kesimden geldiğini bu sebeple yaptıkları işin ticaret ve kazançtan ziyade zebiha ete erişimin kolaylaşmasını sağlama amaçlı olduğunu ekliyor.

Bu amaç dâhilinde firma, piyasadaki et ürünlerinin kaynağı, kesim ve üretim koşulları konusunda tüketicilerin bilgi sahibi olmalarını sağlayacak 800’lu telefon hatları kurmuş ve bu hizmetleriyle ilgili olarak televizyonlara reklam bile vermiş. Ancak bu hatları üç ay içinde sadece bir kişi aramış.

Levent Demirgil helal sertifikasyon ajanslarının yeterli güvenilirlikte olmadığını, ticari kaygıların ön planda olduğunu söylüyor ve halihazırda helallikle sertifikalandırma arasında bir bağlantı olmadığını belirtiyor. Şu anda bütün helal şartlarını yerine getirmelerine rağmen sertifikasyon firmalarına tepkilerini ifade etmek için helal sertifikası almadıklarını, ancak ileride durum düzeldiği takdirde sertifika alabileceklerini belirtiyor.

Firma şu anda kapasitesinin altında üretim yapıyor, çünkü farklı kültürlerden gelen Müslümanların helal et talepleri özellikle işlenmiş et mamullerinde sınırlı. Levent Demirgil, ancak genele seslenerek daha büyük bir pazar potansiyelinin yakalanabileceğini ve bunu sağlamak amacıyla döner üretimi yapmayı planladıklarını belirtiyor. Ayrıca, helal kesim ette hayvanın kanının %90’nı aktığı için hayvanın ağırlığının azaldığını ve bunun maliyete ciddi derecede yansıdığını belirtiyor. Hâlbuki şokla veya bayıltarak kesimi yapılan hayvandan sadece kanın %20’si dışarıya atılıyor ve firmalar bu yolla hem eti daha ucuza satıyor hem de yüksek kâr elde ediyorlar.

33 ülke helal gıda sertifikasyonu için bir araya geldi

Türk Standartları Enstitüsü ve İslam Konferansı Teşkilatı’nın ortak çalışması sonucu 33 ülkenin katılımıyla ortak bir helal sertifikasyon sistemi geliştirilmesine yönelik çalışmalar başlatıldı. İslam Konferansı Teşkilatı çatısı altında kurulan İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü’nün (SMIIC) genel sekreterliğini TSE üstleniyor.

Bu çalışmalar kapsamında yapılan toplantılarda Avrupa Standardizasyon Komitesi (CEN) ve Avrupa Birliği Elektroteknik Standardizason Komitesi (CENELEC) Helal Gıda Sertifikasyonuna geçiş için stratejik planlarını açıkladılar.

Avrupa Birliği’nin yaptığı bu hamlenin, Amerika’ya da olumlu bir şekilde yansıması ve helal sertifikasyonuyla ilgili olumsuzlukların ortadan kalması mümkün olabilir.

Hatice Akıncı Yılmaz / USASABAH

Reklamlar

Facebook Yorumları

yorum

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?