Müzik ruhun gıdası, benim ruhum bugün doydu!

Şarkıların yeri ne kadar geniş hayatımızda!

Bizi alıp geçmişe, geleceğe, günümüze, aşklarımıza, acılarımıza, eskiden hayalini kurup da yapmak istediklerimize, o hayaller gerçekleşmişse başarılarımıza, umutlarımıza, unuttuklarımızı hatırlamımıza taşiyiverirler bizi. Bir anda 10 sene öncesine gider, 2 saat öncesini yaşar, ağlar, güler, o dakika ya geçsin ya geçmesin diye dua ederiz.

Yonca yaprak kapaklı, Mert Özmen’e ait “Karşımda Buruk Acı” isimli kitabımı okuyordum sabah yudumladığım yeşil çayımla birlikte. Radikal Kitap yazarı, Hikmet Temel Akarsu’nun deyişiyle, roman, “Kaybolan geçmiş yıllara, yakılıp yıkılan idaellere, yok olan masumiyetlerimize dair gözyaşlarına boğularak okumak isteyenlerin başucu kitabı olabilir bu sade eser”.

İnanın elime aldığım günden itibaren, 2,5 gün oldu başlayalı, değil başucumdan burnumun ucumundan düşüremiyorum kitabı. Üstelik kitabımın arasına, kaldığım yeri belirlemek amaçlı koyduğum tek kağit parçası, arka bahçemde oturup okurken hergün farkli bir ağaçtan düşen yaprak parçaları oluyor. Farklılık bu ya, öyle esiyor..

Romanın geçtiği yıllarda henüz daha doğmamış olsam bile, içerisinde geçen olaylara kendimi yakın buluyor, 1975’li yılların Türkiye’sini kendi belleğimle anlamaya çalışıyorum.

Bu kitabı sizlere niçin tanıtıyorum?

Hani demiştim ya “yonca yaprak kapaklı bir roman okuyorum” diye, o yonca yaprak kapaklı kitap beni lise çağlarıma götürüyor.

Roman, 1970’li yıllarda çalınan, hit olan yabancı pop, yerli pop, arabesk şarkıları tanıtıyor okuyuculara. Ajda Pekkan’ın daha yeni popüler olduğu dönemlere gidiveriyorum sonra biranda kahvehanelerde çalınan Selahattin Cesur’un Aşk Mahkum’u şarkısınının aslında o dönemlerde ne büyük bir aşk şarkısı olduğunu öğrenince de, bilgisayarıma “o şarkiyi bana indir” hükmünü veriyorum. 

Öğrenmek yetmiyor, romanin derinliklerine iniyorum ve şarkının müziğini, sözlerini de duymak istiyorum. Ali’nin Çiğdem’e olan aşkını orada yaşamak ve hissetmek istiyorum.

İşte o sayfa…

Sayfada Cat Stevens’in şarkısı “My Lady D’Arbanville” çıkıyor karşıma. Kendimi 1975’lerde değil de, 1990’larda buluveriyorum.

Lise yıllarımdı…En güzel yıllarım…

“Kiymetini bilemedim” sözcüklerini bugüne kadar bana hiç kullandırtmayan lise yıllarım…

Kıymetini bildim, bildik, herşeyi doya doya yaşayıp, yaşattık…

 

Hala daha liseden görüştüğüm 30-40’a yakın arkadaşlarım var. Facebook sağolsun!

Facebook’tan önce de biz birbirimize yüzlerimizi gösterirdik gerçi. Ama Facebook hepimizi biraraya getiren bir araç, bir vesile oldu. Kimimiz Los Angeles’da, kimimiz İngiltere, kimimiz Turkiye’nin farklı farklı şehirlerinde…

Hepinize buradan teker teker sevgiler gönderiyorum.

Cat Stevens ile ilk tanışmam, evinde jelatini açılmış açılmamış, 5000’e yakın ya da bu rakamı geçtiğini sandığım, bize her zaman farklı türden müzikler dinlettiren, müzik tutkunu sevgili babam, Cafer Yarkent sayesinde olmuştur.

Cafer Yarkent’in müziğe aşkı tarif edilemez, yaşanılır. Neden mi? Evine bir uğramanız ve görmeniz gerekiyor da o yüzden. Birikim, biriktirmek, saklamak…Cafer Yarkent…Tabii ki de tertip ve düzeni Nesrin Yarkent…

1983 ile 1992 yılları arasında dinlemediğim müzik tarzı kalmamıştı. Frank Sınatra, Charles Davis, Bob Marley, pazar günlerin vazgeçilmez cd’si Cat Stevens, James Taylor, Luis Armstrong, Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Balık Ayhan, eminim bu satırlara koymayip da, Cafer Yarkent’in bana, ” bu ismi nasıl oldu da eklemedin?” diyeceği daha birçok müzik çeşidi… Balık Ayhan’ın şarkılarının farklı bir yeri vardır bizim ailede. 

 

Bir yaz tatilinde, annem, Nesrin Yarkent’in şoförlüğünde, Cafer Yarkent’in co-pilotluğunda, Çeşme’ye gidiyoruz. Balık Ayhan’ın darbuka eşliğinde çaldığı, ritmi hizli bir muzik var arka fonumuzda. Cafer Yarkent Nesrin Hanim’a verdiği yanlış yol tariflerinden sonra kendimizi bir tarla ortasında bulduğumuzda, o tarla ortasında arabayla langır-lungur Nesrin Hanım’ın doğru yol arayışının müziğidir Balık Ayhan’ın müzikleri. Her duyduğumuzda o anı hatırlar, karnımız çatlayana kadar hala güleriz. Güleriz, Cafer Yarkent’in inatçılığına güleriz. Biz ne kadar kaybolduk diye ısrarla doğru yolu aradıysak, Cafer Yarkent’te bir o kadar “hayır, o yol bu yol, doğru gidiyoruz…” diyordu…Yolu ikinci defa döndüğümüzde de hala daha o yolun yanlış olmadığını iddia eden Cafer Bey’i hiçbirimiz dinlemez olduk. Ve Çeşme yoluna co-pilotsuz devam ettik.

“Karşımda Buruk Acı”, yonca yaprak kapaklı romanım, beni nerelere aldı götürdü…

Lise gezilerinden birine gidiyorduk. Bolu Abant yolcusuyduk.

Cafer Bey ve annem Nesrin Hanım bana ve abime ayrı ayrı volkmen almışlardı. Ben 13, abim 14 yaşında Londra’da 4 haftalığına gittiğimiz dil okuluna giderken sahip olmuştuk bu volkmenlere. Ne kadar heyecan vericiydi hiç unutamam. Otobüs yolculuğu yapacağımız için, aşk bu ya, müzik delisi ailem, yol boyunca sıkılmayalım diye bunları da yanımıza almamızda ısrarcıydılar. Ne kadar dinlemeyeceğimizi, “okul gezisine giderken de müzik mi dinlenirmiş, eğlenmeye gidiyoruz!” diye anlatmaya çalışsak da, gel gelelim bu volkmen yol boyunca kulağımdan çıkmadı.

 

Yanımıza alabileceğimiz, seçim yapabileceğimiz en fazla 3 çesit kaset almamıza izin vardı. Cafer Bey’in gönlünden kopan rakkam buydu. Daha fazlası mı? Asla…Olabilirdi ama 3 taneyi tam dinlemek, 7 tane kasedin 3 şarkısını dinleyip kapatmaktan daha mantıklıydı Cafer Yarkent”çe…

 

O yüzden 3 günlük geziye 3 kaset…5 gün olsaydı 5 kaset…

 


 

Bolu Abant Göl’üne varana kadar Cat Stevens’ın şarkılarını dinledim teker teker, önlü arkalı…Abant’a geldik Cat Stevens’ı dinledim önlü arkalı…Abant gezimiz bitti, eve dönüş yolunda Cat Stevens’ı dinledim sadece önlü arkalı…

 

Cafer Bey yine haklıydı…Yanıma aldığım diğer 2 kaseti dinlemeye vaktim bile olamamıştı. Müzik ruhumun gıdası, Cat Stevens yolculuğumun zevki oluvermişti.

Cat Stevens’ı gitar eşliğinde söylediği, arada gitarının köşesine eliyle vurduğu, darbukayı anımsatan sesin çıkışına kadar şarkıları teker teker ezberlemiştim, hepsini teker teker hissetmiştim.

 

Cat Stevens’ın hayattaki kaybediklerini, “karşısındaki buruk acı’lari” yaşıyordum.

 

Teşekkür ederim Mert Özmen, beni uzaklara, güzel anılarıma götürüp yüzüme bugünün ilk gülücüğünü kondurduğun için, teşekkür ederim Cafer ve Nesrin Yarkent bana müziğin her çesidini dinlemesini sevdirdiğiniz için, teşekkür ederim Cat Stevens böyle içten ve güzel bestelerle ve müziklerle bizleri başka diyarlara çektiğin için…

 

Karşınızda hiçbir zaman buruk acılar’ın olmaması dileğiyle…

 

Hoşça ve sevgiyle kalın

Burçin Yarkent
alaturkaonline.com

1 YORUM

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?