NYT: Özel cennet'ten bir varisin hazineleri

”Doris Duke’s Shangri La : Mimari, Manzara ve İslami Sanat” merkezinde 1930’ların modernist evi, Sanat ve Dizayn Müzesi’nde saf eklektizmin bir şaheseridir.

Honolulu’da Palm Beach, Florida’dan bir mimar tarafından dizayn edilen ve İslam dünyasından hazinelerle doldurulmuş mekan, farklı stil ve dönemleri büyük bir beğeni ile birleştiriyor. Buna büyük zenginlik denilmeli.

Duke, Shangri La’yı ”İspanyol-Faslı-Acem-Hint Kompleksi” olarak adlandırılmış. Her ne denilirse denilsin; sergi ve beraberindeki kitap muhteşem görünüyor. İkisi de Tim Street-Porter tarafından çekilmiş evin ve bahçelerin ışıl ışıl yeni rengini mimari dokümanlar ve koleksiyondan parçalar içeren eski resimleri ve Shangri La’da yerleri bulunan çağdaş ressamların projelerini bir arada sunuyor. (Shangri La 1993’te Duke’ün ölümünden itibaren 2002’de halka açılan ”Doris Duke’ün İslami Sanat Kuruluşu” adı ile hizmet veriyor.

New York gösteriminden sonra sergi West Palm Beach’teki Norton Sanat Müzesi ve Honolulu Sanat Akademisi’ni de kapsayan altı farklı enstitüye gidecek. Sergiler New York müzesinin küçük ayak iziyle Shangri La’nin geniş ışıltısının etrafa yayılmasını sağlayan küratörler Donald Albrecht ve Tom Mellins tarafından düzenleniyor.(Ve aynı zamanda Duke’ün vizyonunu anlayan mimarlara, satıcılara, sanat tarihçilerine ve sanatkarlara da dikkat çekmeliyiz.)

Sergi şu anda New York’ta, Brooklyn ve Metropolitan müzelerinin koleksiyonlarından öte, İslami sanatın görülebileceği en iyi yerlerden birinde.(Brooklyn ve Metropolitan müzelerinin koleksiyonlarından öte)Met’s yakın zamanda Shangri La ile ortak bir çok noktası bulunan Arap dünyası, Türkiye, İran, Orta Asya ve Guney Asya sanatı için galerileri yerleştirdi. Bunlar Damascus odası ve Fas avlusu gibi tarihi iç mekanları birleştiriyor ve genellikle coğrafyaya kronolojinin üzerinde ayrıcalık tanıyor.

Beşinci Cadde’de Beaux-Sanatlar mansiyonunda ve Newport, R.I.da İngiliz manor-stili evlerde ve Hillsborough, NJ’de yetişmiş bir tütün varisi olan Duke nasıl İslami Sanat ve mimariyle dolu Hawaii sergisi kurmayı düşünmüş? Belki de bu zevki çok önceleri Charles Lang Freer, Edward C. Moore ve H.O. Havemeyer’in koleksiyonlarından kazanmıştır. Fakat Shangri La’nın kurulmasının arkasında 1935’te dünyayı dolaşarak yapılmış bir balayı var.

Yeni eşi James Cromwell ile beraber, Fas, Mısır ve Endonezya ile birlikte Taj Mahal ve Mughal Hindistan’daki diğer abideleri gezdiler. Hindistan’dayken Bay Cromwell’in kayinvalidesinden kalan Palm Beach’teki eve mughal tarzı eklemeler yapma fikri planları değiştirdi. Bu alan, bir banyo, bir giyinme odası ve Cromwell’in arabaları icin ayrilmiş bir tüm alanı kapsıyordu. (Halk bu önerilen yapıya “garaj mahal” adını verdi.)

Fakat çift turlarının son durağı olan Honolulu’ya vardıklarında planlarını yeni bir Hawaii evi yapma şeklinde büyüttü. Bu Palm Beach-Newport çevresinden, dedikoducu yazarlardan ve ailelerden bir kaçış olacaktı. Sergideki çizimler, dizayn projelerinin minare ve Isfahan murallerinden oluşan dramatik Pan-Asya görüntüsünden soyut desenleri öne çıkaran İslami-Modernist karışımına nasıl dönüştüğünü gösteriyor. Oyulmuş mermer “jalis”, boyanmış çiniler ve diğer dekoratif unsurlar -bazısı orjinal bazısı üretilmiş- Uluslararası Stil’in temiz dikdörtgen çizgileri boyunca serilmiş.

Oturma odasında en çok göze çarpan şey kontrast : Özenle oyulmuş Fas’a özgü tavan ve çekilebilir hidrolik cam duvar.(Bir düğme ile paneller alt kata iniyor, içeri-dışarı alanı oluşuyor.)

Yemek odası da cam -1960’larda Duke çizgili mavi çadır ile tekrar yapana kadar- İran çini, mozaik ve Hindistan’a ihraç edilecek Fransız yapımı devasa avize Duke evin diğer bölümleri üzerinde de çalışmaya devam etti; Met’teki Damascus odasına rakip olacak tahta panelli Suriye odasını ekledi. (Met’in odasından farklı olarak 16.yy Türk seramikleri ve 19.yy İran camı bulunuyor.)

Shangri La’da toplama ve tasarlama aslında aynı işti; Duke bir bakışla parçaları evin içinde yerleştiriyordu. Sergide koleksiyonundan parçalar büyük, onları situda gösteren arkadan ışıklandırılmış fotoğraflarla demirlenmiş: 15.yy oturma odası şömine yanında parlak İspanyol dinamolar, banyo suitine açılan 19.yy Hindistan’dan oyulmuş fildişi kapılar.

Biraz zaman alıyor, ve koleksiyonun ceşitliliğini anlayabilmek için biraz da okumanız gerekiyor. Sergi yer olarak İspanya’dan Filipinler’e kadar, zaman olarak M.Ö.1.yy’dan 20.yy’a kadar kapsıyor. Görsel örnek olarak burada Özbekistan’a ait suzani (nakışlı bez), 15.yy’a ait Kuzey Afrika dini el yazması ve sıradışı olan 18.yy’a ait İran’dan kedi ile bir kadının tablosu var.

Bu eserlerin arasına serpiştirilmiş eserler Shangri La’da kalan İslami gelenek ile 20.yy modernizmini düşünsel ve maddesel yollarla birleşimini işleyen altı sanatçının eserleridir. Mesela Lübnanlı Walid Raad gösterimdeki eserlerden birine gizemli bir metin ve gizli bir müdahalede bulunur. Dediğine göre her ikisinde Arap dünyasında savaşın etkisi hakkında büyükçe kavramsal bir projenin parçalarıdır.

Newyork’ta yaşayan İranlı sanatçı Afruz Amighi ince gümüş zincirlerden yapılmış nazik sarkan heykeller bağışlamış. Bunlar fenerler olarak görülse de aslında mermi ve füzelere dayanıyor. Zamanını Amsterdam ve İstanbul arasında geçiren Türk sanatçı Emre Hüner, Shangri La’nın kendine benzer romantik geçmiş ile pragmatik günümüz arasında ileri geri saran bir videoda, ev ve bahçenin tamamlanmamış maketlerini yapıyor.

 

Çeviren: Semra Bayraktar

 

(ZamanAmerika)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?