Onkolog Dr. Yavuz Dizdar anlattı… Antibiyotiklerdeki bilinmeyen tehlike


Onkolog Dr. Yavuz Dizdar anlattı… Antibiyotiklerdeki bilinmeyen tehlike

“5 günlük kullanımla topuk kirişini koparan antibiyotikler var. Maalesef etkileri geç çıkar” diyen Onkolog Dr. Dizdar, bu ilaçların sağlığa zararlarını tek tek açıkladı.

İstatistiklere göre ülke olarak gelişigüzel ilaç kullanımında ilk sıralardayız… Antibiyotikten antidepresana, ağrı kesiciden vitamine kadar pek çok ilacı; bilinçsizce ve çok fazla tüketiyoruz! Peki tehlikenin farkında mıyız?

Soner Yalçın’ın “Kara Kutu” adlı yeni kitabıyla gündeme gelen ilaçtaki tehlikeyi Onkolog Doktor Yavuz Dizdar ile konuştuk… İşte sorularım ve Yavuz Hoca’nın verdiği çarpıcı yanıtlar…

GEREKSİZ İLAÇ KULLANIMI

Hocam, ülkemizde gereksiz ilaç kullanımı çok fazla… Örneğin soğuk algınlığında bile gelişigüzel antibiyotik kullanılıyor. Soner Yalçın da “Kara Kutu” kitabında Türkiye’de 100 reçeteden 35’inde antibiyotik yazılı olduğunu belirtiyor… Neden bu kadar fazla ilaç kullanıyoruz?

İlaç kullanımı ve özellikle de gereksiz ilaç kullanımı ülkemizde çok fazla. Bunun başlı başına araştırılması lazım ama ben kendi düşüncelerimi açıklayayım… Hastalık hali aslında insanın kendisi tarafından hissedilir, bu ateş, halsizlik, öksürük olabilir, hatta bazı durumlarda hasta duyumsadığını tarif etmekte zorlanır. Hasta elbette bunları doktora anlatır, doktor muayene ve gerekli gördüğü tetkikleri ekler ve bir tanıya gider. Ne var ki doktorun bilgi ve deneyimi yeterli değilse bu durumda ateş için ateş düşürücü, halsizliğe vitamin ya da öksürüğe öksürük refleksini baskılayan ilaçlar reçete edecektir. Bunların hiçbiri gerçek hastalığın tedavisi değildir. Örneğin bu belirtiler veremde de olabilir, soğuk algınlığında da mevcuttur… Verem nedense akla pek gelmez, olası bir enfeksiyon düşünüldüğünden geniş etkili bir antibiyotik başlanır.

Onkolog Dr. Yavuz Dizdar

BİR NEDEN DE SİSİ SENDROMU

Yani siz gereksiz ilaç kullanımının bir nedenini de doktorun deneyimsizliğine mi bağlıyorsunuz?

Evet ama tek neden doktor değil, ilacı hastalar, hatta hasta olmayanlar da talep ediyor. Soner Yalçın’ın kitabında verdiği örneklerden biri Sisi Sendromu, aslında insanların kendilerini önemli hissetmek istemelerinin ifadesi, ilaçların önemli bir kısmı da özel hissetmek amacıyla talep ediliyor. Düşünün ki günlük yaşam gailesinde ortalama biri, “kolesterol ya da hipertansiyonunun olması” onun kendini özel hissetmesi için bir araca dönüşüyor. Ortalama bir ev kadını için, bütün komşuları bunları alırken onun almaması kulübün dışına itilmesidir. Zaten yeterli zemin var, deneyimsiz doktora bir sorun anlatmasanız bile tetkikler bu ilaçlara başlanması için yeterli olanağı sunar. Beri yandan ana akım medya, gündüz kuşağı programları konunun her zaman canlı kalması için üzerine düşeni yapıyor.

ANTİBİYOTİKLER VÜCUDU ÇÖZER

Antibiyotiklerin sakıncaları nelerdir?

Aslında bütün ilaçların sakıncaları vardır, siz bunların sadece hızlı ortaya çıkanlarını gözlemleyebilirsiniz. Bu gözlem meselesi bilim camiasının da başına beladır, zira insan uzun sürede ortaya çıkan yan etkileri algılayamaz. Antibiyotikler mesela bağırsak florasını bozabilir, ishale neden olabilir ama uzun süreli etkileri bambaşkadır, vücudu çözerler.

Nedir vücudun çözülmesi?

Antibiyotiği etki mekanizmasının çoğu insan vücudunu da etkiler, zira bakteri ve bizim aramızda ciddi benzerlikler var. Siz bir antibiyotiği kısa süre kullanmak için alırsınız ama uzun sürede ortaya çıkan etkileri gözlemleyemezsiniz. Mesela bir tertip, yani 5 gün kullanımla topuk kirişini koparan antibiyotikler var, bunların etkileri geç çıkar, aynı etki kuşkusuz vücudun diğer kısımlarında da görülür, zamanı gelince fıtık olarak algılarsınız, vücudu çözmekten kastım bu… Nitekim bazı antibiyotikler böbrek yetersizliğine, bazıları işitme kaybına neden olur, temel mekanizma aynıdır. Bunlar beraberinde başka başka sağlık sorunlarını ve girişimleri gerekli kılar.

Hocam bir de hep direnç sorunundan bahsedilir…

Doğru, çok fazla antibiyotik kullanılması bakterilerde direnç gelişmesine neden oluyor, o nedenle durmadan yeni antibiyotik geliştirilmesi gerekiyor. Gereksiz her antibiyotik kullanımı direnç gelişimine katkıda bulunur, hastane enfeksiyonlarının temel nedeni de budur. Biz her ne kadar popüler yayınlarda anlatıldığı gibi her şeye dirençli bir mikroorganizma görmesek de, bunun nedeni olmaması değil bizim hala yeterince güçlü olmamız. Oysa vücudun genel olarak çözülmesi dikkatten kaçan çok daha büyük bir sorun.

BAKTERİ DENGESİ BOZULUYOR

Antibiyotiklerin faydalı bakterileri yok edip, çocukların bağışıklığını zayıflattığı ve sık sık hastalanmalarına neden olduğu söyleniyor. Siz buna katılıyor musunuz?

Son yıllardaki çalışmalar vücudun aslında bakterilerle iç içe yaşadığını kanıtladı ve tıbbın algısında ciddi değişikliğe neden oldu ama okuyan için… Vücutta steril bir alan neredeyse yok, her yerin kendine özgü bir bakteri örtüsü var. Siz antibiyotik kullandığınızda ister istemez bu bakterilerin dengelerini değiştiriyorsunuz. Bunun en basit yansıması antibiyotik sonrası ortaya çıkan ishaldir.  Ama antibiyotiklerin başka etkileri de var. Antibiyotiklerin vücudu çözmelerinden az önce bahsettim…

Sadece ilaçlardan değil gıdalardan da alıyoruz…

Antibiyotikler insanda bağ dokusu yapımını da bozar. Bakteri duvar yapısı ile insan hücre duvarı ve bağ dokusu yapısı birbirinden çok farklı değildir. Bunu nereden biliyoruz? Kinolon sınıfı antibiyotiklerin kas kirişlerini koparmalarından… Soner Yalçın bu örneği veriyor. “Ama bu kadar antibiyotik kullanmıyoruz” derseniz yanılırsınız, zira bunlar beyaz et üretiminde yaygın olarak kullanılıyor, bağ dokusunda kalıyor, pilicin hızlı pişmesinin nedeni bu antibiyotikler. Ama gelin görün ki bu yan etki kolay gözlemlenemez. Ben ise bana gelen teyit mektuplarıyla, yani diz eklemi bozukluğuyla yürüyemez hale gelenlerin mektuplarıyla doğruluyorum. Bir de geriye yönelik bilimsel çalışmaları taradım, Amerika ve İngiltere’den iki yayın; fıtıkların son yıllarda belirgin arttığını kanıtlıyor, işte dediğim etki budur.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?