RTE’nin burnu?!

SANSÜR VADİSİ YA DA KLEOPATRA’NIN BURNU BİRAZ DAHA UZUN OLSAYDI, ROMA PARÇALANMAZ MIYDI?!

 

RTE’nin burnu?!

 

“BOP Eş Başkanı” Erdoğan’ın, “cebren” ve “hile” ile Show Tv’de yayınlanmakta olan “Kurtlar Vadisi –Terör” isimli dizinin yayınına son verdirtmesine ne demeli?!

Bu anlamda AKP’nin, “Büyük İsrail Projesi”ni hayata geçirmek isteyen güçlerin, Türkiye üzerine oynadıkları oyunun her alanda bozulmasından rahatsız olan “Siyonist klik”in etkisinde kalarak, bu sansür kararını aldığını söyleyebilir miyiz?!

Ya da, alınan bu kararı, “14 Şubat”ta Türkiye’yi ziyaret eden Olmert’e, Erdoğan’dan minik bir “Sevgililer Günü” hediyesi olarak kabul edebilir miyiz?!

Neden olmasın?!

Ünlü Fransız düşünür Pascal, bu tür kaotik durumlar için “Le nez de Cleopatre, s’il avait ete plus court, toute la face de la terre aurait ete changee” der.

Türkçe’de mealen, “Kleopatra’nın burnu biraz daha uzun olsaydı, dünyanın çehresi daha farklı olurdu” manasına gelen bir deyimdir bu!

Bilindiği üzere Roma Hükümdarı Jül Sezar, aynı zamanda Mısır’ın hükümdarıyken, Kleopatra da O’nun metresiydi.

Yalnız Kleopatra bu sırada hiç boş durmamıştır.

Bulduğu ilk fırsatta Sezar’ın kumandanı, sağ kolu Oktavius ve yabani Antonius ile de düşüp kalkmıştır. Bu yüzden Sezar’ın orduları ile Antonius kumandasındaki Romalılar arasında savaş çıkmış; İskenderiye limanında birçok savaş gemisi yakılmıştır.

Bu olay Roma İmparatorluğu’nun zayıflamasına ve dünya hakimiyetini kaybetmesine neden olmuştur. Ardından da parçalanmasına, Doğu ve Batı Roma diye ikiye ayrılmasına yol açmıştır.

Fransızlar, Pascal’ın literatüre soktuğu bu deyimle, “Eğer Kleopatra’nın burnu biraz daha uzun olsa çirkinleşecek, Sezar ona aşık olmayacak ve Antonius O’nun uğruna savaşmayacak, neticede de Roma parçalanamayacaktı” demeye getirirler.

Bu deyim, bilinçsizce bir “güzel”in (!) peşinden koşturmanın, bir ülkenin başına ne gibi felaketler açabileceğini anlatmaktadır.

Nitekim…

Erdoğan’ın peşinden gidip Irak bataklığına saplanan başta ABD olmak üzere, İngiltere, İsrail ve Fransa’nın hali ortada!

Filvaki, partisine “AK” diye hitap edilmesini isteyen Erdoğan örneğinde olduğu gibi, eski Roma’da, Senato’ya seçilmek isteyen adaylar da, halk arasında önce bembeyaz

giysilerle dolaştırılırlarmış.

Latince “Candidus” kelimesinin karşılığı “beyaz” olduğu için, eski Roma’da beyaz giysilerle dolaşan senatör adaylarına da “candidatus” denilirmiş.

Yani, “Beyaz giysili adam”!

Bu deyim, günümüzde Batı dillerinde de kullanılıyor.

İngilizce’de “aday” kelimesinin karşılığı olarak “Candidate” var.

Ayrıca “açık, samimi, dürüst” sözcüğünün karşısında da “Candid” yazılı!

Voltaire’in, Erdoğan (!) örneğinde olduğu gibi “saf ve bakir kahraman”ının adı da, bu yüzden “Candide”dir.

Ki…

Bu arada, önemle altını çizerek belirtmek isterim ki, Erdoğan’ın “Kurtlar Vadisi – Terör” dizisine uyguladığı “sansür”ün açıklanabilir ve de savunulabilir hiçbir tarafı yoktur.

Kaldı ki, bulduğu her fırsatta, “Damdan düşenin halinden damdan düşen anlar” diyerek, sonuna kadar ifade özgürlüğünden yana olduğunu söyleyen sözde demokrat (!) Erdoğan’ın, bu ilk vukuatı da değil!

Daha önce, aralarında bu satırların yazarının da bulunduğu birçok ismi “BOP operasyonu” bağlamında, “gerçekleri yazıyor, milli hisleri uyandırıyor, halkın gözünü açıyor, oyunu bozuyor” diye önce “Andıç”latıp, sonra da “Başbakanlık forsu”nu kullanarak sansürletmişti.

Bu bakımdan, RTÜK’e sözde yağan “iliştirilmiş şikayetler”in foyası da, nasılsa önümüzdeki günlerde bir şekilde ortaya çıkar, çıkartılır.

Belki, Pascal’ın dediği gibi “BOP Eş Başkanı” Erdoğan’ın da, burnu biraz daha uzun olsaydı, bunlar hiç yaşanmazdı!

Kim bilir?!

Belki o zaman, dünyanın başına çorap örmeye çalışan Neo Conlar, AKP’ye bu kadar abayı yakmaz, Bush yönetimi de Erdoğan’dan aldığı ölçüsüz (!) destek ile Irak’a, İran’a saldırmayı akıllarının ucundan dahi geçirmezlerdi.

Hülasa; Erdoğan o kadar verici ki, bir dönem eski Roma’nın aklını başından alan ‘Kleopatra’sı gibi, o da Yeni Roma’nın yani ABD’nin “kaptan köşkü”nü ele geçirmiş olan Neo Conlar’ın, “Siyonist”lerin akıllarını başlarından almışa benziyor.

Zaten, Türkiye’yi içinden geçmekte olduğumuz şu günlerde ziyaret etmekte olan İsrail Başbakanı Olmert de, aksi yönde bir şey söylemiyor! “Tayyip Bey’le çok özel bir dostluğumuz var, AKP döneminde Türkiye’de çok büyüdük” diye memnuniyetini dile getiriyor.

Ezcümle, “Kurtlar Vadisi – Terör”, BOP’çuların, İsrail, ABD, İngiltere ve Fransa’nın Türkiye ve bölge üzerine kurguladığı “kanlı oyun”u deşifre etmeye aday bir diziydi!

Filhakika, dizinin yerine yayına sokulan “Kan Uykusu” belgeseli de, senaryonun gerçeklere dayalı bir eser olduğunu ortaya koyuyor.

Ve…

Son olarak…

2 bin yıllık bir sikkeyi inceleyen bilim adamları, Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın sanıldığının aksine “ince dudaklı, sivri burunlu, çıkık çeneli” çirkin bir kadın olduğunu tespit etmişler.

Atalarımız boşuna, “Aşkın gözü kördür” dememişler.

Anlaşılan o ki, bir dönem aşırı verici özelliği nedeniyle AKP’yi yere göğe koyamayan bir kesim (!) de, önümüzdeki günler içinde “hakikatler”le yüzleşmek zorunda kalacaklar!
Aynı zamanda bu güruh, BOP operasyonu bağlamında Erdoğan’ın, “BOP Eş Başkanı” olarak Türkiye üzerine oynanan kanlı ve de kirli oyuna nasıl ortak olduğunu öğrenecek ve hatta kendi paylarına düşen hisseyi de kabullenmek zorunda kalacaklar.

Sözün özü: “Kurtlar Vadisi – Terör”, “Kurtlar Vadisi – Irak” filminde olduğu gibi bir kez daha BOP’çuların, BİP’çilerin, BEP’çilerin maskelerini düşürdü, oyunlarını bozdu.

Dizide emeği geçen herkese şükranlarımla…

Sevgiler

 

Hayrullah Mahmud

16 Şubat 2007

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?