Sahibinin sesi!

star_gazete1Sahibinin sesi! Hayrullah Mahmud Yazdı.

Sahibinin sesi!

Gazeteciler için ‘Tarihin tanıkları’ denir. Bir diğer ifade ise ‘Gazetecinin yaşadığı tarihin müsveddelerini yazdığı’dır.

Şinasi Nahit ise ‘Gazeteci olunmaz, doğulur’ derdi.

Hocam Öcal Uluç ise ‘Bir olayda kaç boyut varsa o kadar boyuttan bakan adama gazeteci denir’ derdi…

Gazetecilik için bu tanımı yapanlar bir de Doğan Grubu yayınlarının halini görselerdi ne derlerdi acaba?!

Mutlaka ki, ‘İşine gelen boyuttan hadiselere bakan adama ve Doğan Grubu’nun menfaati için gazete yapan adama da gazeteci denmez’ derlerdi.

Hak’kın sesi

Görünen o ki…

İktidar erkini elinde tutan Erdoğan Hükümeti, bu sözü tersine çevirmek niyetinde!..

Kendilerine midelerinden, göbeklerinden bağlı Doğan Grubu yayınlarında olduğu gibi gazeteler ve o gazetelerde yazan bazı gazeteciler yaratmak istiyorlar.

Sonra da, onları hayalarından kavrayıp istedikleri zaman istediklerini yaptırabileceklerini…

‘Halkın, Hak’kın sesi’ değil, 1940’lı yılların taş plaklarının üzerinde yazdığı gibi, ‘Sahibinin sesi’ yayınlar haline getirebileceklerini zannediyorlar.

Zaten, ‘Sahibinin sesi’ türünden yayınlar, bugün için de mevcut. O yönde kalem sallayan, kalem efendileri de…

Bu bakımdan Star Televizyonu ve star Gazetesi’ni boğmaya dönük çalışmaları şaşkınlıkla izliyorum…

En çok AB’ci köşelerde dahi tek satır yok!

Hayret!..

Davetli olmak

Bu anlamda, ‘İktidar basın ilişkileri nasıl olmalıdır’a cevap olabilecek, ABD’den birkaç satır yansıtayım…

The Washington Post’un her yıl düzenlediği Christmas Partisi’ne davetli olmak, ‘Yeni Dünya’da bir prestij göstergesidir.

Yalnız, bu partilere, ABD Başkanı ve eşi çağrılmaz. Çünkü, gazetenin sahibesi hanımefendi Graham ve genel yayın yönetmenleri ile gelmiş geçmiş bütün başkanlar, zaten sık sık akşam yemeklerinde birlikte olmuşlardır.

Neden bir arada olduklarının da farkındadırlar. Yoksa, ne gazeteci iktidardan, ne de politikacı basından menfaat sağlamak için oradadır.

Sonuçta, mevcut yönetim, kasıtlı yanlışlar, hukuka uymayan davranışlarda bulunmadığı ve halkı aldatmaya çalışmadığı sürece gazetecinin de dostudur.

Bir yönüyle kimi zaman iktidarı memnun eder, kimi zaman da muhalefeti…

Ama…

Onun iki tarafa da bunu yaparken yaranma gibi bir düşüncesi yoktur.

Nitekim…

The Washington Post’un tepe yönetimi, zamanında Başkan Nixon’la da yemek yemiştir. Ama, Nixon’un istifa etmek zorunda kalmasına neden olan Watergate Skandalı’nı yine bu gazete ortaya çıkartmış, eleştirilerini de en sert şekilde sürdürmüştür.

Yani, yenilen o yemekler, haber sütunlarına ipotek koyduramamıştır.

Böylesi durumlarda, her gazeteci ne yapıyorsa, onlar da onu yapmışlardır.

Majestelerinin gazetesi

Ya Türkiye’de?!

İşte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yemek masasında yer kapmak için fırsat kollayan AKP Medyası’nın hali ortada!..

Dün ‘kara’ dediklerine, bugün ülkenin değil, gruplarının menfaati için ‘ak’ diyorlar…

Gazetenin, gazeteciliğin doğasında muhalefet etmek vardır…

Yolsuzlukları, usulsüzlükleri, haksızlıkları yazmayacaksak, o halde neyi yazacağız?

Doğan Grubu yayınlarında olduğu gibi ‘Majestelerinin gazetesi’ni mi hazırlayacağız?

Bu bakımdan, sırf biz işimizi, vatandaş adına muhalefet görevimizi yapıyoruz diye sesimizi kesebileceklerse kessinler!

Ekranımızı karartacaklarsa karartsınlar!

Kağıdımızı aldırtmayacaklarsa aldırtmasınlar… Fakat şurası çok iyi bilinsin ki, bu mücadelede sonuna kadar buradayız…

Kalemizi savunacağız…

Yıkamayacaklar…

Yıkılmayacağız…

Star,14.09.2003

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?