Sakıncalı Muharrir?!

SAKINCALI GAZETECİ /

 

GAZİ, TARİHTE HİÇ YAŞAMAMIŞ OLSAYDI NE OLURDU

 

YA DA

 

AKP’NİN İNGİLİZ AŞIĞINI “BUMERANG”LA AVLAMAK

 

VEYAHUT

 

İNGİLİZLER’İ TÜRKİYE’DEKİ “ANKESÖRLÜ TELEFON”LARI ÜZERİNDEN İŞLETMEK?! 

 

Sakıncalı Muharrir?!

 

“Ölmüş ile olmuşa çare yok!”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

 

…………….

 

 

Tarihte, Mustafa Kemal Atatürk diye biri hiç yaşamamış olsaydı ne olurdu?!

Bu soruya cevap olabilecek bir film yayınlandı, geçenlerde Fox Tv’de!

“Osmanlı Cumhuriyeti!”

Filmde, dış güçlerce işgal edilmiş, bölünmüş, parçalanmış, bağımsızlığı elinden alınmış bir devletin çektiği acılar, sıkıntılar, “ironik” bir dille anlatılıyordu!

Gani Müjde, Ata Demirer’e, “Direniş”i örgütlemeyi başaramayan bir Padişah olarak sürgüne gönderilirken, “Keşke vakti zamanında geldikleri gibi gidecekler” diyen biri çıksaydı sözünü söyleterek, Gazi’nin tarihteki “olmazsa olmaz” rolüne dikkat çekiyor!

Ya da soruyu güncelleyerek yeniden soralım:

“Atatürk olmasa idi ne olurdu?”

Elcevap, Erdoğan, Gül, Gülen olurdu!

Nokta!

 

……………….

 

 

Sözde “balyoz darbe planı” operasyonunun arka planı:

AKP, sözde demokratik açılımlarda köşeye sıkıştı!

PKK, Habur’dan elini kolunu sallayıp içeri girdi!

Yurdun dörtbir yanında AKP’yi hedef alan protesto gösterileri başladı!

Sözde teğet geçen ekonomik kriz ve başta Tekel işçileri olmak üzere işsizlerin meydanları inleten postal sesleri!

Yönetilemeyen devlet görüntüsü!

Bunun üzerine AKP yönetimi tarafından, “gündemi değiştirmek” için hemen medyaya yeni bir sözde suikast, darbe iddialarını içeren çakma belge servisi yapıldı!

Bu ahlaksız operasyon için kullanılan adres yine nasıl finanse edildiği meçhul (!) Taraf gazetesi idi!

“Gerçek Gündem”; patlayan “sözde demokratik” açılım iken, bir anda Arınç’a suikast iddiaları ile yer değiştirdi!

Hedefte AKP varken, AKP’nin yeni bir ayak oyunu ile yine TSK hedef tahtasına oturtuldu!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/13640945.asp?gid=233

Kimler tarafından?!

Tabii ki, sözde demokrat gazeteci tayfası tarafından!

 

………….

 

 

Tekel işçilerinin medyada gündem olması üzerine AKP yine köşeye sıkıştı!

Bu defa da, sözde balyoz darbe planı üzerinden “gündem”i değiştirip hedef tahtasına TSK’yı oturttular!

Bu süreçte kullanılan isimler kimlerdi?

Tabii ki yine aynı tayfa, yani sözde demokrat gazeteci tayfası!

Kaldı ki, aynı Erdoğan, S&P’nin “Türkiye’nin ekonomik notunu durağandan negatife çevirmesi” üzerine medyaya “ısmarlama” açıklaması yapmıştı!

Ardından derecelendirme kuruluşlarının Erdoğan’ın “tamamen duygusal” isteği üzerine, Türkiye’nin kredi notunu spekülatif olarak “pozitif”e çevirmesi üzerine her nedense konuşmadı, sustu!

Bir de yüzü kızarmadan “kriz Türkiye’yi teğet geçti” dedi, yalan söyledi!

https://www.superonline.com/haber/erdogan-kriz-teget-gecti-76729

Ahmet hakan da bugünkü yazısında, Erdoğan’dan ürken, korkan kalem Nazlı Ilıcak’ı demokrat ilan etmiş!

“Ama şu memlekette askere goygoyculuk yaptı / yapıyor denilecek son kalem Nazlı Ilıcak’tır” diye bir hükümde bulunmuş!

Ne gereksiz bir saptama!

Doğrusu şu olmalı:

“Nazlı Ilıcak daima maaşını ödeyenler ile iyi geçinir! Onun için de askere değil, AKP iktidarına goygoyculuk yapar!”

 

………….

 

 

Melih Aşık’ı yanıltan, kullanan MİT!

https://www.milliyet.com.tr/kriminal-fikra/melih-asik/guncel/yazardetay/31.01.2010/1193031/default.htm?ver=90

Ilıcak’ı kullanan, Aşık üzerinden cansuyu akıtan yine MİT!

O MİT’in Müsteşarı olan fani, genel yerel seçimlerden önce AKP genel merkezinden içeri girmedi mi?!

Ilıcak, fütursuzca askere saldırırken, bir tane Erdoğan’ın, Gül’ün maskesini düşüren yazısı var mı?!

Neden Gül’e, kendisini ifade vermeye davet eden Sincan Hakimi ile uğraşmamasını salık vermez?

Neden, Erdoğan’ın dokunulma istemini içeren dosyalarını yazmaz?

Neden, niçin, niye?!

MİT, bir diğer kadın, Nuray Mert üzerinden de “Sivil dikta” tartışması başlatıp, her zaman olduğu gibi yine çok güzel gündem içeriği boşaltma operasyonu yaptı!

Erdoğan, AKP hedefteyken, kalktı bir anda Mert üzerinden yürütülen tartışmaya dahil oldu ve mazideki CHP’yi hedef tahtasına oturttu!

Ne büyük operasyon!

Sanki MİT operasyon yaptı diye her şey güllük gülistanlık!:))

Kaldı ki, Mahir Hoca’nın da altını çizdiği gibi filmin sonuna geldik!

MİT hangi safta yer aldığını, Barlas’ın da anlattığı Yeniçeri fıkrasından olduğu gibi açıklamalı!

“Teşbihte hata olmaz” diyerek o fıkrayı bir kez de buradan tekrarlayalım:))

https://tdkterim.gov.tr/atasoz/?kategori=atalst&kelime=te%FEbihte+hata&hng=tam

“Hani yeniçeriye köyde cinayet işleyenleri ve kadınlara tecavüz edenleri teslim etmiş komutanı:
– Bunları ormana götür. Cinayet işleyenleri öldür, tecavüz edenlere de sen tecavüz et, demiş.
Suçlu kafilesi ormana götürülürken, kafileden biri yeniçeriye sokulup durmadan ‘Sakın karıştırma, bana tecavüz edeceksin’ diyormuş.”

https://www.sabah.com.tr/Yazarlar/barlas/2010/01/30/eskiden_darbeleri_de_listeleri_de_ezberlemek_kolaydi

Bir de İsmailağa ve/veya Gülen Cemaati’nin yasadışı uygulamalarını soruşturan Savcı, MİT’çi, Asker’lerin başlarına AKP iktidarı tarafından örülmek istenen “hukuksuzluk çuvalı”nı, “komplolar”ı da soruşturmak, araştırmak, boşa çıkartmak, işini doğru yapana sahip çıkmak da Nazlı Ilıcak gibi sözde gerçeği arayan demokratlar gazeteci tayfasının görevi değil mi?!

Ahmet Hakan, Nuray Mert, Mehmet Altan, Hasan Cemal vb bu durumda derler, ne düşünürler acaba?!

 

…………….

 

 

AKP şimdi dış temsilciliklere el attı!

Değişik bahaneler ile büyükelçileri yıpratmaya, tasfiye etmeye çalışıyor!

https://www.haberform.com/haber/turk-disisleri-taciz-roma-turk-buyukelcisi-taciz-ali-yakital-taciz-43180.htm

Yılmaz Özdil de, İsrail’de yaşanan skandal bağlamında elçilerimizin ne kadar “monşer” (!) olduklarını yazmadı mı?!

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=13484245&yazarid=249&tarih=2010-01-15

Yılmaz Özdil de, Uğur Dündar da, Korcan Karar da ünlü isimler!

Okuyucularından ve/veya izleyicilerinden biri, gazete/tv kapısına dayansa, el sürmek istiyorum dese, güvenlikçiler ne diyecekler, buyur el sür mü?!

Ya da her gün kaç okur/izleyici ağırlar merak ediyorum Özdil!

Aydın Doğan günde kaç okur, kaç izleyiciyi odasında ağırlar?!

Veyahut, Erdoğan’a oy vermiş bir seçmen, başbakanlığın kapısına dayansa, duvarına el sürmek istese oradaki korumalar adamı ne yapar?

Yere yatırıp kelepçelerler değil mi?!

Ve/veya Abdullah Gül, kendisine sevgi gösterisinde bulunmak isteyen bir seçmeni / vatandaşı hemen Çankaya Köşkü’nden içeri buyur edip, Camlı Köşk’te ağırlar değil mi?!

Sözün özü:

Kahvehanede oturup ülke meseleleri üzerine yorum yapan okurların anlayacağı yazılar yazmak, haber bültenleri hazırlamak başka şey, Recep İvedik kafası ile devlet yönetmeye çalışan Erdoğan’a koltuk çıkmak için Dışişleri’ne çakmak başka bir şey?

Eksik, hata var ise eleştireceksin ama haksızlık etmeyeceksin!

Büyükelçilerin görevi yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın haklarına sahip çıkmak olmakla birlikte, asıl görevleri Türk Devleti’ni en üst düzeyde temsil etmektir!

Nokta!

 

 

…………….

 

 

“Mücahit” iken “müteahhit” olmuş, genç girişimci AKP’lilere yeni kazanç kapısı!

Kriz ortamında yeni iş, gelir kapısı!

İsrail / İran makasına giren AKP iktidarında, “Cenaze levazımatı sektörü” patlayacak!

Bir de İstanbul depremi var gündemde!

Yani demem o deme değil şu deme:

Post modern günlerden geçiyoruz, yatırım yapmak için elinizi çabuk tutun!

Nasılsa sizler mücahitliği çoktan unuttunuz, en azından bu yeni yatırım fırsatını ıskalamayın, karınıza kar katın!

Nokta!

 

……………..

 

 

Kurtlar Vadisi ekibi balık hafızalı!

“Kurtlar Vadisi – Terör” dizisi, Olmert’in ricası, Erdoğan’ın talimatı ile sansürlendiğinde gıkları çıkmamıştı!

Şimdi İsrail, dizi nedeniyle ayakta!

Hepsi de demokrat kesildi, bize kimse karışamaz diyor!

Oysa ki, ben kendilerinden aynı diklenişi, vakti zamanında Erdoğan’a da yapmalarını beklerdim!

Kaldı ki, 32. Gün’de, Birand’ın senaryoyu nasıl yazıyorsunuz sorusuna veremedikleri cevap da hala hafızalarda!

Ham metin üzrine aşk hikayesi eklemek iş değil ki?!

Neyse, çakma milliyetçilerin de maskesi an gelir düşer!

Nokta!

 

 

……………..

 

 

Erman Toroğlu, “kodu mu oturtan” bir yorumcu/yazardı!

Kamuoyunu yönlendirme gücü olan bir “opinion maker”dı!

Kodu mu oturtan paşa isteğinde bulundu!

AKP bu isteği hiç unutmadı!

Naklen yayın ihalesi sonrasında kellesi ilk giden Toroğlu oldu!

 

 

…………….

 

 

Eskisi gibi kitap satın alamıyorum.

Bulunca da hızla okuyorum.

Son olarak hızla okuduğum kitaplar arasında, Emin Çölaşan’ın “Sakıncalı Gazeteci” başlıklı kitabı da vardı!

Çölaşan, ünlü bir gazeteci!

Cesur, usta, muhalif, gibi sıfatları var!

Ne var ki, bu kitapta da, daha önceki kitapta olduğu gibi çok tekrar var!

Yine kendisini bol bol methetmiş!

Yani laf çok, bal yok!

Hürriyet’ten neden atıldığını bol bol anlatmış!

İyi güzel de insan okurken, sormadan edemiyor!

Yayınlanmayan yazılar hangisi, hangi belgeler, hangi yolsuzluk haberlerini gazete yönetimi sansürledi!

Çölaşan’a düşen görev, Hürriyet’te yayınlanmayan, yazı, söyleşi, belgelerden oluşan bir kitap hazırlamaktı!

AKP’yi rahatsız eden, bu yüzden de sansürlenen satırlar bunlarmış diyelim!

Yoksa bu hali ile Çölaşan yazdığı için değil yazamadığı için Hürriyet’ten gönderildiği gibi bir sonuç ortaya çıkıyor!

Yani körleşmiş bir kılıç!

Sözün özü:

Emin Çölaşan gibi ünlü bir yazara kitapları üzerinden ağlaşmak değil, kodu mu oturtan, iktidarın ciğerini söken, dağlayan bir kitap yakışır!

Nokta!

 

……………

 

 

Hrant görmüştü
Ermeni gazeteci Hrank Dink, cinayete kurban gitmeden kısa süre önce, 15 Nisan 2006 tarihinde Malatyalı İşadamları Derneği’nde yaptığı konuşmada diyor ki:
“Geçmişte İngilizlerin, Fransızların, Rusların, Almanların şu topraklar üzerinde oynadıkları rol neyse, bugün aynen tekrarlanıyor. Geçmişte Ermeni halkı onlara güvendi, kendilerini Osmanlı’nın zulmünden kurtaracak sandı. Ama yanıldılar. Çünkü onlar geldiler, kendi işlerini, kendi hesaplarını yaptılar. Çekilip gittiler ve burada kardeşi kardeşle kan içerisinde bıraktılar. Ve bugün Kürtlerin yaşadığı aynı şey.”
Hrant Dink oyunu görmüştü…  Kimileri görmezden geliyor…

 

https://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1029545&AuthorID=59&b=Lambadaki%20cin&a=Melih%20Asik&ver=68

 

(…)

 

 

Prof. İlber Ortaylı:

Tehciri Almanlar önerdi
Özür devletten devlete olur

KEREM Çalışkan, Prof. İlber Ortaylı’ya “Ermenilerden özür dilekçesi girişimi hakkında ne diyorsunuz?” diye soruyor.Ortaylı diyor ki:
“Özür devletten devlete konuşulacak iştir. Birtakım adamların kendilerini milletin temsilcisi yerine koymaları geçerliliği olan bir işlem değildir. Ermeni devleti ile görüşülür bu işler. Diasporadaki bazı Ermenilerle, buradaki adamların yaptıkları işler kimseyi ilgilendirmiyor. Ermenistan var ortada, bunu onunla konuşacaksın. Ermenistan’la temas olursa öyle başlar bu işler. Devletler tartışır böyle işleri. Ayağa düşecek konular değil bunlar. Ayağa düşerse ne olur? Hiçbir netice alınmadığı gibi, insanlar birbirine düşman olurlar. Kutuplaşma da artar.
Prof. Ortaylı, bu olayın genosid (soykırım) diye tanımlanmasına şiddetle karşı çıkıyor. Çalışkan’ın “Almanların Ermeni tehcirindeki rolü nedir?” sorusuna ise şu yanıtı veriyor:
“1. Dünya Savaşı sırasında Genelkurmay başkanımız Alman’dı; Bronsart Paşa (Bronsart von Schellendorf). Ama Alman Genelkurmayı’nın adamı tabii. Onlarla yazışıyor. Onlardan emir ve telkin alıyor. Buraya da telkin ediyor. Ermeni tehciri konusu da onların telkin ve tavsiyesi. Ruslar Sarıkamış yenilgisi sonrası ilerlerken Ermeniler cepheyi geriden vuruyor. Onların Ermenileri sürmekte gerekçesi cephe gerisini teminat altına almak.”

 

Ermeni sürgünü Alman tavsiyesi / Kerem Çalışkan’ın röportajı

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=10634990&yazarid=42

 

 

………………

 

 

İki soru

CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’dan ilk soru Başbakan’a; Siemens şirketinin dünyada rüşvet dağıttığı Wall Street Journal’de yer almıştır. Siemens’te rüşvet dağıtan kişi olan Tonio Arcaini, Ankara’da bir ihale öncesinde Ulaştırma Bakanı ile görüşmüş müdür? Pek çok ülkede Siemens şirketi ile ilgili olarak araştırmalar yapılırken, Türkiye’de böyle bir aıraştırmanın başlatılmamasının nedeni nedir? Ulaştırma Bakanlığının açtığı ihalelerin hangilerini Siemens şirketi almıştır?”; ikincisi Adalet Bakanına: “İGDAŞ davasının 7.5 yıllık zaman aşımı sürecine uğramadan hızlı işlemesini sağlamak için herhangi bir önlem alınması düşünülmekte midir?”

 

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=10609520&yazarid=42

 

 

……………

 

 

Paşa’nın iki sorusu

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’un iki kritik sorusu var. İlkinin muhatabı Türk ve dünya kamuoyu, diğeri daha çok Barzani ve Talabani’yi ilgilendiriyor:
1) PKK uzun süredir Türkiye’ye kalabalık grupla sızma yapmıyor, 6-7 kişilik timlerle eyleme yöneliyordu. O yüzden TSK kol düzenini 27 askere indirdi. Ama Dağlıca’da terörist sayısı 100 kadardı. Yeşilova ve Kavşak baskınlarına da onlarca terörist katıldı. Acaba PKK neden taktik değiştirdi, sınırdan kalabalık giriş için kimden cesaret buldu?
2) Çok değil daha on yıl önce Barzani ve Talabani birbirine düşüp Türk askerini barış gücü sıfatıyla Kuzey Irak’a çağırmadı mı? PKK ile savaşan Barzani bir bölük peşmerge kaybetmedi mi?
Bugün PKK’ya güvenenler, yarın için kimden garanti alıyor, güveniyor ki?
 
 
 
 
 
 
 

 

https://www.lifeinbursa.com/haberx/26580/9/basbug_pasanin_iki_kritik_sorusu.htm

 

 

……………..

 

 

 

 

Ege Cansen: Muhammed Mustafa kadar laik Mustafa Kemal kadar Müslüman olmak

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7476298&yazarid=17

(…)

Yavuz Donat: TBMM’de ilk “İhtilal” söylemi!

https://www.sabah.com.tr/Yazarlar/donat/2010/01/27/o_meshur_soz_sizi_ben_bile

(…)

Metin Münir: “PKK uyuşturucu çetesi mi?”

https://www.milliyet.com.tr/pkk-uyusturucu-cetesi-mi-/metin-munir/ekonomi/yazardetay/30.01.2010/1192706/default.htm?ver=67

(…)

Meliha Okur: Sıcak parayı çekebilir miyiz?

https://www.ekotrent.com/haber/20080913/Sicak-parayi-cekebilir-miyiz.php#

(…)

“AP’de Yılmaz / Uras atışması!”

https://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=878555

(…)

S&P’nin notuna Erdoğan’dan “ısmarlama” resti!

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=10369934&tarih=2008-11-16

(…)

“Pentagon’un Türk planı!”

https://www.hurriyetusa.com/haber_detay.asp?id=18616

(…)

Pentagon’un 4 Türkiye senaryosu: ORDUNUN SEÇENEKLERİ TÜKENİRSE DOĞRUDAN DARBE MUHTEMEL

https://www.tumgazeteler.com/?a=3016034

(…)

Peres: Müslümanlar ya Türkiye ya da İran’ı seçecek!

https://www.haberler.com/muslumanlar-ya-turkiye-ya-da-iran-i-sececek-haberi/

(…)

Peres: “Bir tek Türkiye’de demokrasinin güvencesi TSK!”

https://www.gazeteport.com.tr/DUNYA/NEWS/GP_587568

(…)

Soner Çağaptay: “Türkiye’nin rolü yine kritik!”

https://www.kenthaber.com/Haber/dunya/Normal/abd-ve-iran-ayni-masada-/c639d6e9-d965-4e3b-bdca-97a3b9566c08

(…)

Blair: “Bugünkü İran, 2003 Irak’ından daha büyük tehdit!”

https://www.cafesiyaset.com/haber/20100130/Blair-ifadesinde-Irani-hedef-gosterdi.php

(…)

 

…………..

 

 

Ve…

Son olarak…

AKP’nin İngiliz aşıklarının Türkiye’de oynamak istedikleri oyun çok açık!

Böl, parçala, yönet!

Bu anlamda Büyük İskender’den bir anekdot:

İskender, felsefenin duayeni sayılan Aristo’ya bir mektup yazar.

Mektupta, “Zaptettiğim topraklardaki insanları tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım” der ve şu soruları sorar:
1- Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?
2- Ülkenin ileri gelen insanlarını hapse mi atayım?
3- Ülkenin ileri gelen insanlarını kılıçtan mı geçireyim?
Aristo cevap gönderir:
1- Sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırırlar.
2- Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar.
3- Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar.
Çözümü şöyle anlatır: “İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin, birbirleriyle savaşınca hakem olarak kendini kabul ettireceksin, ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın.”
 

Sözün özü:

“AKP’nin mecburiyetleri” üzerinden İngiliz’lerin oynamak istedikleri ve görende “Ben/biz bunu daha önce yaşamıştık” hissi uyandıran “kanlı oyun” çok açık olarak görülüyor, anlaşılıyor değil mi?!

Şimdi sıra geldi yeninden “Bumerang etkisi”ne!:))

Nokta!

 

Sevgiler

1 Şubat 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?