Beklenen “Sandy Kasırgası”, New York ve New Jersey’i derinden etkileyerek, sona erdi. Haftalardır televizyonlarda bilgilendirme mesajları yayınlanan, bu kasırga için hepimiş hazırlıklarımızı çoktan tamamlamıştık. Zaten en ince ayrıntısına kadar ne yapılması gerektiği devamlı olarak, belirtiliyordu. Marketlere gidilerek; alışverişler yapıldı, suların kesilme ihtimaline karşı; sular depolandı, acil durumlarda kullanılmak üzere; arabalara benzinler alındı ve sonrasında sürekli yayın yapan kanallardan saniye saniye “Sandy Kasırgası’nın” nereden, nereye geldiği izlenildi.

Bir Türk olarak alınan bu önlemler, bize oldukça abartılı geliyor; aman ne kasırgası gelir, geçer diye düşünmekten kendimizi alıkoyamıyorduk. Hatta market kasalarında ve benzin istasyonlarında oluşan uzun kuyruklar ilgimizi çekiyor, bütün bunları şaşkınlıkla izliyorduk. Neydi, bu “Sandy Kasırgası” dedikleri? Öngörülen, veriler vardı; 140 km rüzgar ve sağanak yağış ile Doğu yakasına ulaşması bekleniyordu. Tahliye edilmesi gereken riskli bölgeler belirlenmiş, tahliye işlemleri vakit kaybetmeden gerçekleşmişti. Risk oluşturan bu bilgiler güncel olarak, iletişim araçlarından Amerikan halkıyla paylaşılıyordu. Bir çok önlem kararı alınmış, Pazar akşamından itibaren uygulamaya konmuştu bile. New York’ta, halkı evlerine yönlendirmek için, metro ve otobüs ulaşımı saat 7’den sonra durdurulmuştu, okyönüş kenarında yer alan 1 ve 2. katlar tahliye edilmiş bununla birlikte; gece sokağa çıkma ve otomobil kullanma yasakları uygulanmıştı.

Şaşırdığım nokta, bu önlemlerin sorunsuzca uygulanması ve herkesin durumu sindirmiş olmasıydı. Amerika’ya her gelen Türk, Türkiye’yi ciddi bir şekilde eleştirmeye başlar, belki bu bir modadır belki gerçekten yapılması gereken bir eleştiridir, inanın ki bilemiyorum. Ama benim bu sözlerimi eleştiriden ziyade bir gözlem olarak, okursanız çok memnun olurum. Bizim toplumumuzda, kurallara uymama ve önlem almama oldukça alışıla gelmiş bir durumdur. Fay hattının geçtiği bir ülke de, hangimizin evinde mobilyaları montalanmıştır acaba, hangimizin evinde acil yardım çantaları var, hangimiz acil durumlarda ne yapılması gerektiği konusunda bilinçliyiz ki? Açıkçası benim ve çevremdeki insanların bu sorulara “yok” tan başka, verebileceği bir cevap “YOK!”

Amerika’da her evde yangına karşı alarm sistemleri ve yangın merdivenleri bulunmaktadır. Türk arkadaşlarımla, bir sohbetim sırasında bu ülkede, yangınları çok abartıklarını söylemişlerdi. “Niye?” diye sorduğumda, “bir tencere ocakta unutuluyor, 4 tane itfaiye aracı geliyor her sokak başından, bu çok abartı” diye yanıtlamışlardı. Bize abartı gelen şey aslında, olması gereken şey. Buradan da anlaşıldığı üzere, insan yaşadığı toplumda mevcut ezber kalıpları zamanla benimsiyor, sorgulama gereği duymuyor. Türkiye’de haberlerde izlemeye alışık olduğumuz, “ev yandı itfaiye gelmedi”, “dükkan yandı itfaiye sokakta yer alan araçlar sebebiyle müdahale edemedi” başlıkları, bize bu durumun artık normal olduğu hissini, benimsetmiş. Düşününce ne kadar garip değil mi?

Buna benzer bir durumu, Almanya’da yaşamıştım. İstanbul’da 8 sene yaşamış biri olarak, güvenlik şeridini bir gün olsun, boş görmedim. Eğer, arkadan ambulans veya benzeri acil durum aracı geliyorsa güvenlik şeridinde ilerlemesi uzun vakitler alabiliyordu. Bu manzaralara alışmış biri olarak, Hamburg sokaklarında yürürken, trafiğin son derece yoğun olduğu bir caddeye doğru, bir ambulansın geldiğini gördüm. Ama öylesine bir yoğunluk söz konusuydu ki, ambulansın geçmesi için ancak arabaların üst üste çıkabilmesi gerekliydi, ne ambulanstan anons yapılıyordu, ne de ortada trafiği düzenleyecek bir polis aracı vardı. Bir anda, adeta show yapar gibi tüm araçlar nasıl olduğunu anlamadığım şekilde kenara çekildiler, o ani videoya çekebilseydim oluşan o mütazam görüntüyü, sizlerle de paylaşmayı çok isterdim.

Kasırgadan başladık, nelere değindik 🙂 Diyeceğim şu ki, Amerika “Sandy Kasırgası” ile büyük bir sınavı başarılı bir şekilde geçti. Alınan önlemler ve uygulanan planlamalar oldukça yerinde ve doğruydu. Malesef, New York’ta ölüm sebepleri çoğunlukla şiddetli rüzgara dayanamayıp devrilen ağaçlar sonucunda gerçekleşti, aslında evlerinde kasırganın sona ermesini bekleselerdi belki de onlarca insan ölmeyecekti 🙁

“Sandy Kasırga’nın” etkileri hala devam ediyor tabi, New York’ta metrolar çalışmıyor, çoğu yerde elektrik kesintisi devam ediyor, New Jersey’e ulaşım yeraltı metrolarından sağlanmıyor, okullar tatil, benzin istasyonlarında benzinler tükendi, ulaşım vapurlarla sağlanıyor haliyle uzun kuyruklar oluşuyor, gereksiz araba trafiğini önlemek adına şahsi arabalarda 3 kişinin altında yolculuk yapılamıyor, bazı noktalarda akşam 06:00’dan sonra araba kullanmak yasak, çoğu yol ve köprü kullanım dışı bunların yanı sıra; 50 milyon dolarlık hasar söz konusu. Sokağa çıktığım ilk gün bugündü, vapura binmek için saatlerce bekledim, büyük bir kasırganın bölgemize uğradığı, afet bölgesi izlerini taşıdığımız gözler önündeydi. Gerçekten, afet bölgesinde bulunmak bile garip bir psikolojiymiş. Hala elektriği gelmeyen arkadaşlarımız var, Allah yardımcıları olsun.

Türk basınından “Sandy” takip ederek, beni merak eden tüm yakınlarıma ayrıca teşekkür ediyorum.

Hepimişe tekrar geçmiş olsun, diyorum.

Nida Yenilmez / New York
[email protected]

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?