SESAR’dan Sezer’e?!

SESAR /  İHANETİN BELGESİ YA DA BU SORULARI DİKKATLE İNCELEYİN?!

 

SESAR’dan Sezer’e?!

Günlerdir Ankara’da hava kurşun gibi ağır!

Başkent’te “askeri bir darbe ihtimali” yeniden gündeme oturdu.

“Olur muydu olmaz mıydı” tartışmaları bir yana, Anayasal kurumlara bugünlerde önemli görevler düşüyor.

Devlette sorumluluk almış herkesin görevinin gereğini yerine getirmesi şart.

Atatürk’ün Gençliğe hitabesi bir duvar süsü olmadığı gibi Cumhurbaşkanlığı makamı da bazı yargı mensuplarının emekliliklerini geçirdikleri bir alan değildir.

Olamaz!..

Olmamalı!..

SESAR, AKP iktidarında, Türkiye aleyhine yapılan girişimleri bir soru demeti haline getirip, kamuoyu aracılığı ile Başbakan Erdoğan’a yöneltmiş.

Ve…

Bununla da yetinmemiş, “darbe tartışmaları”na son vermek için Cumhurbaşkanı Sezer’i Anayasa’dan kaynaklanan görevini yapmaya davet etmiş.

Sorumluluklarını hatırlatmış.

“İhanetin belgesi mi olurmuş” demeyin, akıllara durgunluk veren şu soruları dikkatlice inceleyin.

SESAR’ın “Atatürk Türkiyesi adına, Cumhurbaşkanı Sezer’i, Göreve Davet Ediyoruz!” başlıklı yazısını aynen yansıtıyorum:

AKLA ZARAR SORULAR

Sayın Başbakan’a çok açık ve net sorularımız var:

Direkt ve net!

Galataport Projesi’ne ne şekilde ortaksınız?

Galataport Projesi’ne ortak Büyükşehir Belediye Başkanı kimdir?

Bu ortaklık neyin karşılığı olmuştur?

Üzeyir Garih’in ölümü ile Galataport ve Haydarpaşaport Projeleri arasında sizin de bildiğiniz ne tür bağlantılar vardır?

Turizm Eski Bakanı Sayın Erkan Mumcu’nun istifası ile Galataport ve Haydarpaşaport Projeleri arasında bir ilişki var mıdır, varsa nedir?

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na verdiğiniz yetkilerle Anayasayı ihlal ettiniz mi?

“Galataport ve Haydarpaşaport” Projeleri için AKP kulislerinde ifade edilen rüşvet rakamları ve ortaklık biçimleri dışarıya nasıl sızmıştır?

Türk Telekom özelleştirmesinde Lübnan’da Suudi Öger’in dışında kimlerle görüştünüz?

Türk Telekom’da da Galataport ve Haydarpaşaport Projelerinde olduğu gibi ve kulislerinizde ifade edildiği gibi örtülü ortak mısınız?

İshak Alaton’un Sami Ofer ile ilişkinizde oynadığı rol nedir?

“Tüm dünyadaki Yahudi Lobilerin ve Masonların desteğini aldık. Türkiye’de her istediğimizi yapabiliriz. Ordu da Masonların kontrolünde, tüm paşalar ya Mason ya da Mason kontrolünde. İsrail’le stratejik işbirliği yapıldığı için Paşaları İsrail bağlantılarımız ile de bağladık. Masonlar, Mason Localarının kapatılmasının hesabını Kemalizmi, Atatürkçülüğü, Atatürk’ü Türkiye’den silerek intikamlarını Atatürk’ten alacaklar. İshak Alaton bana bu konuda teminat verdi” dediniz mi?

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın Özelleştirme’den alınan rüşvet trafiğini yönetmek için tarafınızdan görevlendirildiği AKP kulislerinde dilden dile dolaşıyor. Kulislerinizdeki bu söylentilerin kaynağı nedir?

Şu anda Yüce Divan’da yargılanan Mesut Yılmaz ve diğer Bakanların yargılandıkları yolsuzluklar sizin karıştığınız iddia edilen yolsuzluklar yanında ne kadar önemlidir?

Hizbut Tahrir eylemlerinin ardında, sizi yakinen destekleyen bir ülkenin bulunduğu doğru mu? Ve bu ülke İngiltere mi?

3 Ekim’de başlaması tehlikeye düşen AB müzakerelerinden doğacak fiyaskoyu örtmek için PKK ile PKK’nın AKP içindeki uzantıları üzerinden pazarlık yaptınız mı?

Bu pazarlık, orduya sert bir açıklama yaptırarak, AB fiyaskosunu orduya mal etmeyi amaçlıyor muydu?

Hizbut Tahrir komplosu da orduya sert bir açıklama yaptırmak ve  AB fiyaskosunu yine orduya mal etmek için iktidarınız ve dış destekçileriniz tarafından mı organize edildi?

Galataport ve Haydarpaşaport Projelerini 49 yıllık ödeme şarları ile Türk girişimcilere verseniz onlar bu projeleri gerçekleştirebilirler miydi?

Koç Grubu’nun başını çektiği konsorsiyumun aldığı Tüpraş’ın içindeki Shell’in %10 paylı olduğuna inanıyor musunuz?

Hükümet olarak Tüpraş’ı alan konsorsiyumun içinde Shell’in gerçek payının % kaç olduğunu biliyor musunuz?

Yine partinizin kulislerinde Tüpraş’ta da Shell üzerinden örtülü ortak olduğunuz ileri sürülüyor. Tüpraş’a Shell üzerinden ortak mısınız?

Türk Telekom’un cirosuna bankaların promosyon olarak 1 milyar dolardan fazla verdiği biliniyor. Sadece hesap hareketlerinin promosyonu 1 milyar eden Türk Telekom’un satışının bu şartlar altında karı neresinde?

22 milyar dolar cirosu olan Tüpraş’ın bankalar üzerinden gerçekleştireceği işlemlerin promosyonu da yaklaşık 2 milyar dolar civarında. Bir yılda yaklaşık 2 milyar dolar banka promosyonu kazandıran Tüpraş’ın 4 milyar 140 milyon dolara satılmasının karı neresinde?

AB ülkelerinde devletin işlettiği kurumların ekonomideki oransal ağırlığı nedir? Hiç araştırdınız mı?

Arkanızdaki Siyonist Cunta TSK’dan ve yargıdan sizi koruruz korkmadan devam edin dedi mi? Bu garantiyi ne karşılığında size verdi?

PAŞALAR CEVAP VERMELİ!

Birkaç soru da ordumuza?

İsrail ile imzalanan stratejik işbirliği anlaşması çerçevesinde İsrail’in AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili istekleri, telkinleri ve teskinleri var mı?

Galataport ve Haydarpaşaport Projeleri’nin vatan toprağının para ile satılması anlamına geldiğini biliyor musunuz? Bu konuyu araştırdınız mı?

Haydarpaşaport Projesi için Selimiye Kışlası’nın taşınacağı doğru mu?

Selimiye Kışlası’nın Haydarpaşaport Projesi kapsamında taşınması için çalışan paşaların isimlerini kamuoyuna açıklar mısınız?

Tüpraş, Türk Telekom ve daha birçok özelleştirmeden gelen rüşvet ve örtülü ortaklık konuları hiç MGK’da hükümete karşı dile getirildi mi?

Tüpraş’ın, Türk Telekom’un ve daha birçok KİT özelleştirmesi Milli Güvenliğimiz ile ilgili midir? İlgili ise bu konuda hükümetlere tavsiyeleriniz ne oldu?

Ülkenin güvenliğiyle, ülkenin varlıklarıyla ilgili görevlerinizi yerine getirdiğinize inanabilir misiniz?

Orduda bazı paşaların da hükümet gibi Milli Güvenlik Sorunu haline getirdiğine dair analizler yapıldı mı?

Haydarpaşaport ve Galataport Projeleri gerçekleştiğinde, buradaki alanların bir çoğuna Türk Devleti’nin görevlilerinin ve hatta güvenlik güçlerinin giremeyeceği doğru mu? Yani, Haydarpaşaport ve Galataport Projeleri “Diplomatik dokunulmazlık türü” bir zırhla korunacak mı? Korunacaksa bunun Milli Güvenliğe etkisini hiç araştırdınız mı?

Masonların orduya hakim olduğu doğru mu?

İsrail’in orduyu AKP’ye karşı etkisizleştirecek ilişkileri var mı? Bu ilişkiler nasıl oluştu?

Bu soruların cevapları, İtalya’daki P2 Mason Locası skandalını skandal olmaktan çıkaracak niteliktedir. Bu soruların sorulabilir olması ve tüm soruların kaynağının AKP kulisleri ve Sayın Başbakan’ın yakın çevresi olması ayrı bir vehameti ve skandalı ortaya koymaktadır.

Sayın Başbakan’ın ve yakın çevresinin tüm özelleştirme ihalelerini “zenginleşme”, “zenginleştirme” ve “devleti talan zihniyeti” Abdülhamit Han’ın yapmadığı işi yani vatan toprağını satmayı AKP’nin yapması Recep Tayyip Erdoğan’ın Emanuel Karasu’ya dönüşmesi tam bir vatana ihanet durumudur.

AKP’nin Kürtleri kullanan ülkelerle ve sözde İslamcı Örgütleri kullanarak ordunun bölünme ve rejim gibi endişelerini tahrik ederek TSK’yı sert çıkışlara zorlaması ve PKK ile AKP PKK’lı unsurlar üzerinden dolaylı pazarlık yaparak PKK’lıları kamu binalarına ve güvenlik güçlerine taşlatması da vatana ihanettir.

Başbakan, AB sürecini, ABD ile ilişkileri, Kıbrıs’ta çözümü, Güneydoğu Sorunu’nu, Kuzey Irak’a yönelik politikayı, ekonomiyi, eğitimi, sağlığı ve asayişi eline yüzüne bulaştırmıştır.

Başbakan ve AKP iktidarı Türkiye’yi yönetemeyeceğini ortaya koymuştur.

CUMHURBAŞKANI SEZER GÖREVE!

Bu durumda Sayın Cumhurbaşkanı’na bir takım görevler düşmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı;

1.   Meclisi feshetmelidir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, acilen Yüce Divan’a gidecek Başbakan, Bakanlar ve bürokratlarla ilgili fezlekeleri hazırlayarak TBMM’ye göndermelidir.

Sayın Cumhurbaşkanı, teknokratlar hükümeti için hazırlık yapmalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı, tahrip edilen devlet ve anayasa için çalışma grupları oluşturmalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı, geçici görev yapacak TBMM için çalışma başlatmalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı, yeni oluşan TBMM, göreve başlar başlamaz, istifa etmeli ve yeni Cumhurbaşkanı geçici meclis tarafından geçici meclisin görev süresi kadarlık bir süre için seçilmelidir.

Sayın Cumhurbaşkanı, kendisinin ve Genel Sekreteri’nin Yüce Divan’a sevkini isteyerek aklanmalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı, ayrıca Sayın Genel Sekreteri ile ilgili iddiaları araştırmalı ve cevap vermelidir.

Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Nehrozoğlu’nun kendi yerine Cumhurbaşkanlığı yaptığı yolundaki iddiaları da cevaplandırmalıdır.

Sayın basın mensupları, Sayın Cumhurbaşkanı’ndan istediklerimiz demokratik ve anayasaldır.  Tekrar acizliğini, yeteneksizliğini ve liyakatsizliğini bildiğimiz bir siyasi yapıyı meclise taşımaktansa sistemin kendini revize etmesine Anayasal ortamda temin etmeliyiz.

Eğer bunu yapamazsak doğacak iç kargaşadan herkes sorumlu olacaktır.

Devletlerin çözüldüğü bir dönemden geçiyoruz.

Bu dönemi devletimizi, milletimizi ve vatanımızı bölerek değil yeniden reorganize ederek, yeniden birlik olarak ve yeniden Misak-ı Milli’yi teslim ve teyid ederek geçirmeliyiz.

Devletimiz, AKP’nin elinde kalırsa çözülüşü, talanı ve satışı kaçınılmaz olacaktır.

Onun için hiç kimse demokrasi edebiyatı yaparak vatanın satışını, talanını ve devletin çözülüşünün tamamlanması için zaman kazanma hesabı yapmasın.

Unutulmasın ki, biz bu ülkenin sağduyusuyuz, sağduyulu insanlarıyız ve demokrasiye en çok biz ihtiyaç duyarız. Ancak demokrasi bir grubun işgali ile tekelci bir vaziyet kazanırsa yine demokrasi için Anayasa’yı kullanarak “normalleşmeyi” teklif ederiz. Ve gerekli süreçlere dahil oluruz.

Olayların olduğunda Başbakan konuşmuyor. Gündem değiştiğinde konuşan Başbakan değil, sıcağı sıcağına konuşmasını bekliyoruz.

Saygılar,

SESAR

20 Eylül 2000

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?