Sevgi baloncuğu kabul edermisiniz ?

Sevgi Baloncugu

Sevgi baloncuğu kabul edermisiniz ? Ebru Marbel yazdı.

Sevgi baloncuğu kabul edermisiniz ?

Yaşadığımız bu sonsuz evrende nefes alıp verişimizi kontrol ederken; sevgi dozumuzu,aşk nabzımızı herzaman ayarlayamıyoruz malesef…

Aynaya baktığımızda yazmıyor ki ”Bunu yaparsan olmayacak ,veya seviyorsan git, sarıl; üzüleceksin bırak; devam et, süper bir son bekliyor!” veya bunun gibi önsözlerle gelmiyoruz dünyaya..

Her zaman denenen sabrımız ve sevgimiz de biryere kadar, devam ediyor daha sonrası,gelinecek son noktada ”pes etmek”…

Bu, çok kişinin tarzı değildir; izlediğim bir TV programında ,insanları mutlu etmenin öneminden bahsediliyor ve şu cümle inceleniyordu;

‘I can’t imagine a higher quality in life than making people feel joy. (İnsanları neşelendirmekten daha üstün bir özellik düşünemiyorum.)
Louis Armstrong

Tabii ki mutlu edelim insanları..Cıvıl cıvıl açan bahar çiçekleriyle süprizler yapalım,koşalım, sevdiklerimizle kısa da olsa yürüyüşlere çıkalım, ruhumuzu rahatlatalım,küçük hediyeler alalım, üzdüysek koşup özür dileyelim, haklıysak merhametimize sığınıp affedelim..Karşımızdaki ağlarken biz de üzülelim bir damla yaş da, o dinlediğimiz hikayeden aksın.

Hindistanda yapılan bir araştırmaya göre insanlar birbirini yansıtan mekanizmalar olarak adlandırılıyormuş kimi zaman. Bu da şöyle oluyor ki ; yanımızdaki insanın sağ koluna bir ağaç dalı düşse, canı acısa, bizim de sağ kolumuz da ufak bir sızlama oluyor.. Bunu hissediyoruz o ağaç dalı sanki bizim de sağ kolumuzun üzerine düşmüş bir saniyelik bir acıma hissi uyandırıyor. Veya karşımızdakinin canı yansa bizim de kalbimiz sızlıyor, o üzülse bizim de içimiz burkuluyor, neşeli bir haber verince ister istemez yüzümüzde bir tebessüm beliriyor,gözlerimiz parlıyor,iltifat edilince gururumuz okşanıyor ..

O günümüzü belki sabah işe giderken aldığımız iltifat güzelleştiriyor,o günümüzü sarf edilen “bir kelime “ yaratıyor. ”Üzerindeki elbise çok güzel,veya ne kadar genç bir annesiniz, bebeğiniz mi?” …İşte bu ve bunun gibi küçük dialoglar kendi benliğimize bizim ”ne kadar iyi,ne kadar güzel ” olduğumuzu hatırlatmamıza neden oluyor, yüzümüzdeki tebessümün asıl kaynağı olup..hayata tebessüm edebiliyoruz, kaldığımız yerden devam yani…

Bunlar beni mutlu etmeye yetecek kadar güzel ve büyüleyici…

Ben mesela;müjdeli haber vermeye bayılırım…

O müjdeyse, ben vereyim lütfen ! Sesimdeki coşku telefondan çıkar konuştuğum insanın yanına oturuveririm sanki, buradan da hissettirmek isterdim bu coşkuyu 🙂 ve ya beklenmedik bir haber en hazırlıksız anda karşımdaki insanı mutlu edebilecekse eğer, lütfen o benden duyulsun.

Daha başka, daha memnun edici birşey olabilir mi insanı?

Bir insanın kalbini kazanmak kadar kolay iş yoktur bu dünyada, tahminimce benim için hiç zor olmadı şu zamana kadar… Sevgimi belli etmeye bayılırım, o insanın gözlerinin içine bakınca sanki bendeki galaksi ve tüm yıldızlar ona da görünür parıl parıl parlar, belki de bazen rahatsız edici derecede severim fark ederim de bunu… Aynı şeyi beklemek mi ?

İşte değinilecek komplike nokta da tam olarak bu nokta sanırım … Hiçbir amaç gütmeden seviyoruz tabii ki de, çoğu zaman karşılık alamadığımız da olur..

Olmaz mı hiç ? Günler geçer aylar geçer o çok sevdiğimiz insan için herşeyi yapmaya hazırken ve de yapıyorken..

O ne yapıyordur ? Hiçbisey.. Gerçekten de o kadar kötü mü .. Evet ”hiçbirşey ” yapmıyordur..

Hatta kendinizi eksik ve yetersiz, kötü ve düşük hissetmeniz için bile birşeyler yapıyor olabilir. Sevgi öğütücü insanlardan bu ve bunun gibi davranışlar beklenebilir :bundan rahatsız olmazlar hissedemezler bile… sizin kırgınlık siziniz, sizin gözlerinizin dolması etkilemez bu buzdan yapılmış, sevgiyi henüz öğrenemeyen insanlara…

Bu insanlar kalpsiz midir? Tabii ki de hayır,yalnızca belki de hayatlarında bu denli sevgi görmemişlerdir,hiç bu kadar sevilmemişlerdir.. Bu insanları iki katı sevelim, bir kere kırıldık mı olsun, bilmiyordur diyelim affedelim, birdaha ve birkez daha.. Sonuç verene kadar çabalayalım eminiz çünkü onlarda da bir kalp var ve o kalp yaşadıkları sürece canlı duracak… Buna inandırmaya çalışalım kendimizi. Belki de sandığınız kadar kolay olmayacsak, ama denemekte fayda var.. Siz yine de bir deneyin ,vallahi bir şey olmaz.. Sizde hala o uçsuz kanatsız sevgi var, siz hala o tarifsiz sevgi baloncuklarına sahipsiniz; yalnızca bu sefer sizden bir değil birkaç baloncuk feda etmeniz istenecek,olsun..Sizde zaten yeterince var bu hazineden… Neden paylaşmayasınız?

Konumuzla yakından ilgili olan bir düşünürün sözüne de değinmek için sabırsızlanıyorum ; Freud’un araştırmaları şöyle yorumlanıyor; sevgi; ait olma duygusundan gelir bir şeylere , bir insana bir nesneye veya bir yere kendini ait hissetme..

Sevgi; sahiplenme arzusundan doğar, aitlik..insanın kendisini kabul ettirme isteği her zaman var olacaktır,ta ki bunun kendi içerisinde biryerlerde olduğunu ve kimseye ihtiyacının olmadığını anlayana dek.

Yaşadığımız dünyada insanlarlayız ve buradan başka dünya yok ,yani sorunun kendisine inersek eğer; sevmek ve sevilmek durumundayız..Yaşamımızı güzelleştirmek için gerekli olan bu ”sevgi alışverişi”…

İşte seven insan bıkmıyor, vazgeçmiyor,kabullenilme arzusuyla bazen bu sevgisi çok yüksek dozlara çıkıyor..Kendini ait hissedememekten korkuyor..O bahsettiğimiz ayna gibi birbirini yansıtan insanlar çemberinde bir halka niçin bozuldu ? Niçin karşılık alamıyorum, bir kırılma diyor.. Ve burada da ”yetersizlik ” açığa çıkıyor.

Sevmeyelim de taşa mı dönelim ? diye bir şarkı sözü var seneler önce yazılmış hala da hatırlarda olan, hal böyle iken kimseyi sevgisiz,askşız ,ruhsuz bırakmak olmaz..O aynadan gelmeyen herhangi bir yansıma varsa da bunu bir kenara atıp, sevgiyi geri iletecek insanlarla paylaşmak akla ve kalbe en yatkınıdır. Kovalamayın ,sevdiğinizi özgür bırakın;uçsun, gitsin..bu veya benzeri tavırlarda olan bir insan kesinikle değilim!

Sevgi ve aşk konusunda anlayışım biraz daha farklı ve tutucudur. Nedense çok sevdiğim dostlarımı bile sahiplenirim en ufak birşey olsun,dünyanın neresinde olursam olayım,aramızdaki trilyonlarca kilometrelik mesafe kaybolur ve hissettirebileceğim kadar onların yanıbaşında beliririm sanki; tüm ruhumla,tüm kalbimle, ne gerekiliyorsa yapmaya hazırımdır…

Yaratılışımda var belki..

Kimbilir belki de sevgi baloncuğuydum önceki yaşamımda..

Nedenini pek sorgulama ihtiyacı duymadım 🙂

Çoğu zaman ise saflar yer değiştiriyor,ve beklenmedik yoğunlukta sevgi her iki tarafta da oluyor,tercihimiz ve herkes için en güzel arzum karşılıklı hislerin en görkemlisi ve sevginin sonsuzu hayatınız boyunca siznle olsun ve bu keyifli alışverişi hiçbir zaman bırakmayın,sevmekten bıkmayın.. yorulmayın.. Yormaz sevgi ;o bir yük; karada, havada, her yerde taşınır..

Ben sevgiden yaptığım baloncukları her sabah penceremden üflüyorum herkesin içine sevgi,özlem yerine umut,nefret yerine bağışlama ,kapanmış kalpler varsa eğer aralanan pencereden doğan yeni bir gün ışığıyla canlılık,gözleri kamaştıracak sevgiden oluşmuş parlak bir güneş topu armağan ediyorum.

Bu ışık ;yeniden doğuşun bir sembolü olabilir..İnanalım olsun,suan yüzlerde tebessüm görüyor gibiyim..Neden olmasın ? Bazen bir kalbi onarmak,o sevgi dolu ruhu kazanmak bir hayli zor olabiliyor..”zor ” kelimesi lügatımda yoktur fakat,”zor” o güzel kalbi yeniden donatmak.Kırılmaktan ve geri iletilmeyen sevgiden korkan kalpler artık kalplerinin istediği gibi değil,olması gerektiği gibi biten ”son”la yaşıyor sevgilerini…

Sevgimiz sonsuz, kalplerimiz doyumsuz, heyecanımız dorukta olsun! Nabzımızı her saniye kontrol etmek şartıyla.. ve benden minik bir süpriz, Herkese kocaman sevgi baloncukları yolluyorum.. Dikkat dikkat (Kırılabilir) .

Sevgi dolu günler!!:)

Ebru Marbel / Los Angeles

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?