Sinema Yazarı/Film Eleştirmeni Efe Teksoy yazdı, “Kabus Sokağı (Nightmare Alley)”

GUILLERMO DEL TORO’DAN KARA FİLMİN SİNEMATİK DÜNYASINA YOLCULUK “KABUS SOKAĞI (NIGHTMARE ALLEY)”

Sinema Yazarı/Film Eleştirmeni Efe TEKSOY; 94. Akademi Ödülleri’ne 4 dalda Oscar adayı olan “KABUS SOKAĞI (NIGHTMARE ALLEY)” filminin; bilinmeyenlerini, sanatsal ayrıntılarını ve kamera arkasını araştırarak, Amerika’nın Los Angeles merkezli ilk Türkçe internet Gazetesi @alaturkaonline için kaleme aldı. 

 

PERVASIZ BİR AMERİKAN RÜYASI

Amerikalı yazar William Lindsay Gresham’ın 1946 tarihli aynı adlı fatalist romanına dayanan ‘Kabus Sokağı (Nightmare Alley)’; 1930’ların harikalar diyarı olarak nitelendirilen karnaval gösterilerinin ürkütücü ve gizemli yönünü, Amerikan kapitalizminin karanlık yüzüyle birleştirerek izleyiciyi inanılması güç, dehşet dolu bir dünyaya sürüklüyor. Oscar ödüllü Guillermo del Toro’nun yönetmen koltuğunda oturduğu film; Büyük Buhran Dönemi’nin karnavallar dünyasında ruhunu şeytana satan hırslı ve açgözlü bir adamın, zenginlik ve güç koridorlarında tükenişinin esiri olmasını anlatıyor. Ekonomik bunalım sonucu insanlığın aleyhine işleyen yozlaşmış çarkın da ne derece acımasız olduğunu gözler önüne seriyor. Korku, açgözlülük ve manipülasyonu film-noir türünde seyirciye anlatırken, güç ve hırsı bir arada bulunduran karakterlerin temelinde ise, (kara film türünün olmazsa olmazı) femme fatale ve homme fatale figürleriyle bezeli olduğunu görüyoruz. Özellikle ana karakterin karnaval topluluğundaki yükselişi, Amerika’daki büyük bunalımın arka planında, Amerikan toplumunun daha yüksek kademelerine ilerleyişiyle devam ediyor ve ‘Kâbus Sokağı’ insanlarının sosyolojik olarak kibar bir toplum gibi görünürken, kapitalist dünyanın tüm karanlık temellerine sahip olduğunu gözler önüne seriyor.

FİLMİN KONUSU

Karizmatik fakat şanssız bir adam olan Stanton Carlisle, gezgin bir karnavalda kendini kabul ettirdikten sonra, New York sosyetesinin zengin seçkinlerini dolandırmak için yeni edindiği bilgileri kullanarak kendisine başarıya giden altın bir zemin hazırlar. Ancak kendisinden bile çok daha tehlikeli olan gizemli psikiyatrist Dr. Lilith Ritter, mentalist Carlisle’ı tekinsiz bir dünyanın içerisine sürükleyecektir.

Filmin yıldızlarla dolu oyuncu kadrosunda; Bradley Cooper, Cate Blanchett, Toni Collette, Willem Dafoe, Richard Jenkins, Rooney Mara, Ron Perlman, Mary Steenburgen, Holt McCallany, Tim Blake Nelson, Clifton Collins Jr. ve David Strathairn gibi ünlü isimler yer alıyor.

KABUSUN BEYAZPERDEYE UYARLANMASI

Yönetmen Guillermo del Toro, senaryoyu sinema tarihine âşık bir film eleştirmeni ve gazeteci olan Kim Morgan ile birlikte kaleme aldı. Romana büyük hayranlık duyan ikili, birlikte William Lindsay Gresham‘ı araştırmaya başladılar ve yazarın kendi hayatının, Stanton Carlisle karakterini büyük ölçüde yansıttığını keşfettiler. Çocukken Coney Island‘daki gösterilere büyülenen yazar, onlara ömrü boyunca hayran kaldı.  İspanya İç Savaşı‘nda gönüllü olarak çalışırken, ayyaşların gösterileri de dâhil olmak üzere karnavallardaki gezginlerin sahne oyunlarında dönemin garip ve korkunç hikâyeleriyle kendisini eğlendiren bir asker arkadaşı vardı.

SİNEMATOGRAFİ

The Shape of Water‘daki takdire şayan çalışmasıyla Akademi Ödülü‘ne aday gösterilen görüntü yönetmeni Dan Laustsen, Guillermo del Toro ile bu film için yeniden bir araya geldi ve doygun görünümden uzaklaşmayı, sembolik olarak derin ve koyu renklere odaklanmayı hedeflediler. Ayrıca, çok sayıda geniş açılı kesintisiz çekimle bir dürbün görüntüsü yaratılarak kıyamet hissi güçlendirildi. Dijital çekim yapan Laustsen, en karanlık koşullarda bile atmosferi iyileştirme özelliği sebebiyle kamera olarak özellikle Alexa 65’i seçti. Görüntü yönetmeni, “Bu, büyük sensörlere sahip orta format bir kamera. Bunu seviyorum çünkü alan derinliği cilt tonları için harika ve yüzü biraz daha ön plana çıkarıyor.” diye belirtiyor.  Karnaval setini çekmenin Laustsen için heyecan verici olduğu kadar yoğun bir lojistik planlama gerektirdiğini belirterek; “Bir sürü büyük vinç kullandık ve 90 metrelik bir vinci karnaval gibi büyük bir yerde getiremezsiniz, bu iş tüm gününüzü alır” diyor.   Kara film estetiğine yapılan birkaç atıftan birinin ise bazı sahnelerde yağmurda ıslanmış gibi bir hissi yaratmak olduğunu söyleyen görüntü yönetmeni çekimlerin diğer aşamasını şöyle açıklıyor: ‘’Bunun için yağmur kuleleri, pervaneler ve fanların inşa edilmesi gereken set çalışmasından sonra çekimler VFX ekibinin elinden geçiyor.’’

MÜZİĞİN RENGİ

Amerikalı usta film bestecisi ve sanatçı Nathan Johnson, filmin müziklerini oluşturmak üzere Los Angeles‘ta Guillermo del Toro ile bir araya geldi ve yenilikçi, renkli, geleneksel bir müzik kolajı hazırladı. Filmin ses kullanımında ise yönetmen, Akademi Ödülü‘ne de aday gösterilen Kanadalı ses editörü Nathan Robitaille ile görüşmeler yaptı ve sesin karnaval ile büyük şehir arasında bir ayrım yapmaya nasıl yardımcı olabileceği açısından besteci Johnson’ın büyük bir katkısı oldu.

KOSTÜM TASARIMI

90. ​​Akademi Ödülleri‘nde The Shape of Water‘daki çalışmasıyla ‘En İyi Kostüm Tasarımı’ dalında Oscar’a aday olan Portekiz kökenli Kanadalı kostüm tasarımcısı Luis Sequeira, Guillermo del Toro’ya gösteri kıyafetlerinden 1930’ların son derece şık ve göz alıcı gece elbiselerine kadar 242 farklı kostüm seçeneği sundu. Araştırmalarında, film karakterleri için yüzlerce görselden oluşan katalogları bir araya getirdi. Sequeira, dünyanın her yerinden otantik kumaşlar tedarik etti ve aksesuarlar için bitpazarlarını gezdi. Rooney Mara’nın canlandırdığı Molly karakteri için, karnavalın ruhuyla ilişkilendirdiği bir renk olan kırmızı tonlarıyla çalıştı. Kırmızı kaplamalı altın rengi ve siyah pullu bir elbise ve kırmızı bir kelebekle süslenmiş siyah kadife elbise gibi iddialı kıyafetler tasarladı.

GÖSTERİ MAKYAJI

Filmdeki bazı karnaval üyeleri, Amerikalı film yapımcısı Tod Browning’in 1932 tarihli klasik korku filmi The Freaks’te yer alan; Zee the Pinhead, Fifi the Bird Girlve JoJo the Dog Boy gibi 20. yüzyılın başlarındaki gerçek yan sanatçılara dayanmaktadır. Del Toro, bu sanatçıları daha ayrıntılı ve özüne uygun yansıtabilmek için, The Shape of Water’daki fantastik amfibi adamı tasarlayan heykeltıraş Mike Hill ile çalıştı. Mike Hill, “Kabus Sokağı için karakterleri geliştirirken asla fanteziden yararlanmadık. Her şey hayattan daha abartılı olmasına rağmen, hepsi tamamen gerçekliğe dayanıyor.” diyor. Protez makyajının yanı sıra, filmin en akılda kalıcı figürlerinden üçüncü bir gözü olan “Turşulu Serseri Enoch’’un yaratılmasında da devreye girdi.  Turşulu serseri terimi; içinde formaldehit bulunan kavanozlarda muhafaza edilen insan fetüsleri için kullanılan geleneksel bir karnaval terimiydi ve kalabalığı kendinden geçiren bir başka yan gösteri numarasıydı. Hill, “Gerçek veya sahte olabilirler, ancak genellikle izleyicilere peri masallarını ve fablları hatırlatan olağandışı doğuştan gelen koşulları tasvir ettiler.”  diyor.

İNSANLIĞIN KARANLIK BİR PORTRESİ

Filmde önemli bir yer tutan Geek (karakteri) terimi; Almanca, aptal veya budala anlamında kullanılan “Geck” kelimesinden gelir. Sirklerde ve karnavallarda vahşi bir erkek veya kadını tanımlamak için kullanılan çok eski bir terimdir. Filmin sonunda Stan karakterinin karnavalın Geek pozisyonunu almayı kabul ettiği ve iç burkucu çılgınca güldüğü sahne, yönetmen Del Toro için en çok önemli çekimdi. Bu sahneyi kusursuz görüntülemek için gerektiği kadar çok çekim yapmaya istekli olan Del Toro, kamera kayda geçmeden önce oyuncu ve set ekibine, “Bu sahneyi gerekirse 50, 60 kez çekeceğiz, ne kadar zor olursa olsun.”  dedi.

Amerikan rüyasının hazin sonunu kara film türüyle birleştirerek inanılmaz bir görsel atmosfer ve büyüleyici bir sinematografik çalışmayla anlatan Nightmare Alley filmi, kesinlikle kaçırılmaması gereken tam bir sanat şaheseri.

İyi Seyirler Dilerim

EFE TEKSOY

 

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?