Son imparator?!

SON İMPARATOR /
 
DİNÇ BİLGİN, “MEDYA DÜNYASI”NA YENİDEN “BÜYÜK PATRON” OLARAK DÖNEBİLİR Mİ
 
YA DA
 
EROL SİMAVİ, KEMAL ILICAK, ASİL NADİR, CEM UZAN, DİNÇ BİLGİN, “MEDYA”DAN NEDEN TASFİYE EDİLDİLER
 
VEYAHUT
 
“SON İMPARATOR” AYDIN DOĞAN, GÜL’ÜN ÖZEL YAZMANI FATİH ÇEKİRGE’NİN KLAVUZLUĞUNDA NEREYE KOŞUYOR?!

 

Son imparator?!

 

“Demokratik bir rejimde, basın yalan söy­lerse, rejim de ölüme mahkum olur.”

Pierre Lazareff

(…)

“Basın, hükümetin ve paranın gücüne ba­ğımlı olmadığı zaman özgürdür”

Albert Camus

(…)

“Benim en büyük yardımcım matbuattır.”

Mustafa Kemal Atatürk

 

……………

 

 

 

“Yüksek siyaset” liginde “kuş bakışı” ufuk turu…

Neo Roma’da “savaş zamanı”!

“Batı Roma”da finansal çöküş yaşanmakta…

“Doğu Roma” ise “enerji koridoru”nun üstünden sarsılmakta!

Sözün özü:

Roma’da iç savaş var!

Şimdi “Şövalye”ler zamanı!

Nokta!

 

……………..

 

 

“Doğu Roma” lokal boyut:

Meteo!

İngilizler, “Fetullah”la kol kola!

AKP eli ile “Turkuvaz Türban” üzerinden “karşı devrim” yapıp, Atatürk Türkiyesi’ni yıkmak için yeni Anayasa başta olmak üzere, birçok yıkıcı, bölücü açılım yapmakta…

Hülasa, uzunca bir zamandır, Londra üzerinden yıkıcı rüzgarlar esmekte…

Hal böyleyken…

Fransa üzerinden, yeni bir hava dalgası esmeye başladı…

Laik, çağdaş Türkiye’nin yelkenlerini havalandıran bir rüzgar bu!

Fransa üzerinden esmekte olan rüzgar, aynı zamanda “Batı Roma” için hayat memat meselesi…

Vs vs vs…

 

……………

 

 

Medya boyutu:

Erol Simavi!

Lakabı, “İmparator”du.

“Basın İmparatoru”!

Kendini hem devletten, hem hükümetlerden üstte görürdü.

Güç zehirlenmesine uğramış, basın patronlarının ilk örneklerindendir.

Atacağı bir manşet ile iktidarı değiştirebileceğine inanan “süper ego”lu, hormonlu ya da günümüz deyişi ile “GDO’lu medya patron tipi”!

Onun için her şey “şeker”di.

Ne var ki, “büyük resim”i iyi okuyamadığı için önce basını sonra ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.

1994 krizi sonrasında Hürriyet Gazetesi’ni satıp basın dünyasından çekildi.

O artık bir “imparator” değil!

(…)

Dinç Bilgin!

Lakabı, yeni “İmparator”du!

Dededen, babadan, gazeteci, patron!

Yeni Asır’ın İzmir’inden İstanbul’a, zıvanadan çıkan Erol Simavi’yi dizginlemesi, basın kartelini yıkması için getirildi.

Sabah’ı kurdu, kısa sürede zirveye çıktı, başarılı oldu.

Atv, Aktüel ise arkadan geldi.

Önce, 12 Eylül sonrasından tükenmiş olan Kemal Ilıcak havlu attı.

Ardından Erol Simavi teslim bayrağı çekti.

Özal’ın Asil Nadir’i ise “çıraklığını yapmadığı basın sektörü”nde hızla çırak çıktı.

Dinç Bilgin bu yeni dönemde medyanın “1 Numara”sı oldu!

28 Şubat Süreci’ndeyse “büyük resim”i iyi okuyamadığı için ve/veya yanlış yönlendirildiği için hızla tasfiye olma sürecine girdi.

Etibank, Çiller vs…

Daha doğru ifade ile Etibank işine bulaşmamış olsa da, tasfiye edilecekti, örnek Erol Simavi!

Neden?!

Çünkü; kontrolsüz güç güç değildir!

Çünkü; Dinç Bilgin de, elde ettiği “güç”ü, “hormon”lu “ego”sunu kontrol etmekte zorlandı.

Amiyane tabirle, yakın çevresinin gazına geldi, o vakit de hem ayakları yerden kesildi, hem de gerçeklerle arasındaki tüm bağlar kopmuş oldu.

Hülasa, vakti zamanında Dinç Bilgin’in de ilişkileri zirvedeyken, operasyona uğrayacaklarını… Önce Kanal 6’yı, ardından Dinç Bey’in Etibank nedeni ile hapse gireceğini, sonra da Sabah & atv’yi kaybedip medya dünyasından tasfiye edileceğpi yönünde ikz ettiğimde dudak büküp inanmamışlardı. Şahidim Zafer Mutlu, Güngör Mengi, Tayfun Devecioğlu! Ne var ki, bunların hepsi, şimdi Bilgin’in değil, Aydın Doğan’ın yanında!

(…)

Cem Uzan!

Lakabı, “İmparator”du!

Uzan Cumhuriyeti’nin “İmparator”u!

Bankası, medyası, enerji & GSM şirketleri, çimento fabrikaları, siyasi partisi vardı.

“Taşeron şirketleri” ile birlikte kapalı kutu bir imparatorluk, devlet içinde devlet görünümündeydi.

Grup, 2003 baharında “Enerji bazlı” operasyona uğradı.

AKP, GP’nin elde ettiği 7,2 oy ile mutlak iktidar oldu ama her ihtilal önce kendi evlatlarını yer ilkesi gereği ilk olarak Uzan’ın kellesi gitti.

İmarbank üzerinden her şeylerine el konuldu.

Medyaları da ellerinden gitti.

Detaylarını daha önce yazdım.

Cem Uzan’ın “lider özellikleri” bir yana o da aynı sebepten gitti.

“Büyük resim”i doğru okuyamadığı için kaybetti.

Yanlış adreslerde çözüm aradı.

“Enerji bazlı operasyon” bağlamında başlarına gelebilecek operasyonlar kendisine anlatıldığında, “komplo teorisi” deyip küçümsedi.

Şimdi babası, kardeşi ile birlikte kaçak!

(…)

Aydın Doğan!

Lakabı “İmparator”!

“Medya”nın son “İmparator”u!

Erol Simavi, Hürriyet’i satılığa çıkardığında ve/veya can korkusu ile satmak zorunda kalınca, Uzan çok almak istedi ama araya başka güçler girdi, almasına izin vermediler.

Tofaş bayiliğinden gelen “ulusalcı” duruşu ağı basan Aydın Doğan’ın önünü açtılar.

Doğan, Hürriyet’in patronu olması ile birlikte değişti.

Hızla ilerledi ve Türkiye’nin en zengin adamları listesine girdi.

Onun da enerji şirketleri, bankası, büyük medyası, turizm yatırımları vs oldu. 

AKP iktidarında ise servetlerine servet kattılar, ailecek “Milyar Dolarlık Adam Statüsü”ne eriştiler.

Aydın Doğan, 2010 Türkiyesi’nde en zengin sıralamasında ilk 10’da!

Türkiye hızla fakirleşirken, medya gücüne sahip “Doğan Ailesi” hızla zenginleşti.

Ne var ki, “büyük resim”i doğru okuyamadığı için şu anda o da köşeye sıkıştı.

Tasfiye olma sürecine girdi.

PO’ya kesilen vergi cezaları, ardından Doğan medya Grubu’na kesilen 4 milyar dolarlık vergi cezası vs…

(…)

Vaziyet analiz:

Bunca satırı şunun için yazdım; değişen doğa şartlarına uyum sağlayamayan ya da “Büyük resim”i doğru okuyamayan veyahut güç zehirlenmesine uğrayan “İmparator” da olsa gider.

Güncel soru şu:

“Dinç Bilgin yeniden medya patronu olabilir mi?!”

Neden olmasın!

Bir kere karşımızda eşekten düşmüş, hata yapmış, bedel ödemiş, cezasını fazlası ile çekmiş bir medya patronu var.

Dinç Bilgin’in bir “patron” olarak medyadaki eksikliği de hissediliyor.

Medya uzunca zamandır olduğu yerde sayıyor, yenilik, icat çıkartan birileri de yok!

Yazarlık, yönetmenlik makamları birer kartvizit makamı olmuş.

Demirel zorlayınca, Erbakan’ın önünü açmışlardı.

Özal zorlayınca, güç zehirlenmesine uğrayınca da, Demirel’in önünü açtılar.

Özal Çankaya’da fazla kalamadı ama Demirel görev süresini tamamladı.

Demem o deme değil, demem şu deme:

Erol Simavi’nin yüksek siyaset liginde arka planı İngiliz’di.

Raydan çıktı, tasfiye edildi.

Asil Nadir’in yüksek siyaset liginde arka planı İngiliz’di!

Raydan çıktı, tasfiye edildi.

Kemal Ilıcak’ın yüksek siyaset liginde arka planı İngiliz’di!

Raydan çıktı, tasfiye edildi.

Uzan’ın yüksek siyaset liginde arka planı İngiliz’di!

Raydan çıktı, tasfiye edildi.

Aydın Doğan’ın arka planı, Alman & İsrail, AB ortaklığı idi.

AKP iktidarında “vergi dairesi” üzerinden operasyona uğrayınca, sorunu AB üzerinden çözemedi.

Gitti İngiliz’lerin kapısını tıklattı, manşetlerini IISS’e açtı.

Bu arada, Fatih Çekirge ise operasyona uğrayan Bilgin, Uzan, Doğan medyasındaki tek ortak isim, izli mermi!

Yani?!

So what?!

Bu bağlamda son bir soru:

“2010 ikinci çeyreğinde, çanlar hangi medya imparatoru için çalıyor?!”

Elcevap: ?!

Öte yandan…

“Dinç Bilgin, Etibank, 28 Şubat vb nedenler ile bir daha medyaya dönemez”, diyenler için dipnot:

Dışbank, batık bir banka idi.

AKP iktidarında yaklaşık 1 milyar Euro’ya el değiştirdi.

https://www.milliyet.com.tr/2005/04/13/ekonomi/aeko.html

Erdoğan, bu satış üzerinden, “AKP iktidarında Türkiye’nin değeri arttı” diye kampanya yaptı.

Erdoğan Mutlu!

Doğan Mutlu!

Zafer Mutlu!

Ne var ki, ABD’de yaşanan “büyük finansal” kriz sonrasında görüldü ki, Dışbank’ı satın alan Fortis Bank da batık!

https://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=186183

Yani?!

Yanisi şu:

Bu işte bir yanık kokusu var!

Hülasa, bu basit sorunun cevabını detayları ile bilen, yeni dönem medyasının patronu, “güç”ü olur.

Görünen o ki, Dinç Bilgin bu sorunun cevabını bilenler ile tanışık, barışık!

Ya da Dışbank & Fortis Bank bağlamında şu tespit de yapılabilir: İki büyük korkusuz, cesur, soruşturmacı gazeteci Uğur Dündar ve Nedim Şener’e yeni bir kitap konusu çıktı.

Bu arada, geçen gün bir radyoda dinledim.

Konuşmacı, Tuncay Özkan’ın Kanal Türk’ü Aydın Doğan ve Bedrettin Dalan’dan aldığı paralar ile kurduğu… Özkan’ın, Silivri’de Aydın Doğan’ın yerine hapis yatırıldığı ve/veya rehin tutulduğunu anlatıyordu.

Bu ülkede ne kadar ilginç hadiseler yaşanıyormuş değil mi?!

Duy da inanma!

Sözün özü:

Aydın Doğan’a İsrail / İran ayrışması bağlamında “delik”e “mek parmak” kala 100 puanlık uzmanlık sorusu:

Yolun hangi yol?

a- Fetullah’ın yolu!

b- Hayrullah’ın yolu!

Which one?!

 

………………  

 

 

NATO da gözünü Arap parasına dikti!

https://www.aksam.com.tr/2010/03/18/haber/siyaset/5282/nato_nun_umudu_yesil_sermaye.html

(…)

Forbes: IMF’siz Türkiye’yi büyük riskler bekliyor!

https://www.hurriyet.com.tr/ekonet/14138322.asp?gid=303

(…)

ABD’den AKP’ye uyarı: “Duruşunuz sorun çıkarır!”

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/14140339.asp?gid=200

(…)

ABD’yi kızdıracak boru hattına imza Türkiye’de atıldı

https://www.hurriyet.com.tr/planet/14138841.asp?gid=286

(…)

Mehmed Ali Birand: 100 bin Ermeni’yi sınırdışı etmek “II. Tehcir” olur!

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14139606.asp?yazarid=69&gid=61

(…)

HSYK’dan AKP’ye zehir zemberek açıklama!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14141861.asp?gid=373

(…)

 

………………….

 

 

TSK’nın 1 numarası Başbuğ ne diyor:

“İstifa etmem”!

https://www.milliyet.com.tr/komutandan-astlara-mesaj/siyaset/haberdetay/16.03.2010/1211939/default.htm?ver=34

TSK’nın müstakbel 1 numarası Koşaner ne diyor:

“TSK’nın hassasiyetleri kişilerle değişmez!”

Yani?!

Yanisi şu:

Koşaner özetle şu mesajı veriyor:

Başbuğ istifa ederse, “çelik çekirdek” beni “hazırol”da bekletir.

İsimler değişse de “Duruş” değişmez!

Aslanlar & Ceylanlar dönemi bitti.

Şimdi herkes “Aslan”!

Ben de Aslan’ım!

O da Aslan!

Hepimiz Aslan’ız!

Nokta!

 

………………..

 

 

AKP’nin “Roman açılımı” bağlamında da birkaç satır…

İş hayatımın “pazarlamacılık” döneninde öğrendiğim bir kural vardı:

“Bir satış kolay olur ise o satış kolay bozulur.”

Yani, “Kolay ikna olan aynı zamanda kolay da cayar”!

Yani, “Para ile satın alınan bir değeri, daha çok para veren her daim satın alır!”

Sözün özü:

Hal böyleyken…

Roman açılımı da çökmeye mahkum!

Hatırlatırım.

Nokta!

 

……………..

 

 

Ve…

Son olarak…

Serdar Usta isimli okurumuz yolladığı notta, özetle “Yanlış yapan siyasetçi, gazeteci, işadamını eleştiriyorsunuz. Fakat neden doğru duruş sergileyen sanatçı, yazarlara yazılarınızda yer vermiyorsunuz, sahip çıkmıyorsunuz, misal Levent Kırca, Banu Avar, Zeki Alaysa, Metin Akpınar, Müjdat Gezen?” diye sormuş.

Bu okurumuzun gözünden kaçmış olmalı!

Ben de bir gazeteciyim.

AKP iktidarında adı yasaklı gazeteciler listesinin 1 numarasında yer alan bir gazeteciyim.

Mahkemedeki ifademi bıraktım bir kenara, hadi o herkese birkaç numara büyük geldi diyelim, siyasi bir iktidar ile gırtlak gırtlağa mücadele eden bir gazeteci nasıl yaşar, ne yapar, nasıl geçinir sorusunun cevabını dahi merak etmeyen bir medya ve sanat camiası, düşün dünyası var, kendi dar cemaatleri arasına sıkışıp kalmış.

Hal böyleyken…

Yine elimden geldiğimce, gözümün gördüğünce, e-mail kutumun içinden yiğidin hakkını tüm yiğitlere teslim etmeye çalışıyorum.

Aramızda doku uyuşması olmayan gazetecilerin de güzel bulduğum yazılarını almaktan, iktibas etmekten geri durmuyorum.

Bu anlamda sormak farz oldu:

O bahsettiğiniz isimler benim adımı anmaktan neden geri duruyorlar?!

Kaldı ki, o adı geçen isimlerin hepsine medyanın kapıları sonuna kadar açık! Ben gazeteci olduğum halde, o kapılar bana kapalı!

Ne söyleşi için arayan var ne de görüş alan!

Sadece adımı anmadan gizlice okuyup, “açı alıp” yazılar yazanlar var ama adımı anan yok!

Neden, niçin, niye?!

Bence bu sorunun cevabı da önemli!

Okurumuzun ikazına gelince, yeri geldikçe o isimlere de yazılarımızda memnuniyetle yer vermeye devam ederiz.

Gergendalaşma yolunda ilerleyen meslektaşlarımız adımızı anmaya çekinse de ve/veya anmaya korksalar da, biz yazıp çizmeye, gerçeklere ışık tutmaya devam edeceğiz.

Nokta!

Sözün özü:

“Post modern zamanlar”da, “Neo Roma”da savaş tamtamları çalıyor.

Hülasa, AKP’ye yatan medyada da, büyük değişim, dönüşüm geldi kapıya dayandı.

Ezcümle, zaman “Domuzluk Zamanı”!

https://newsgroups.derkeiler.com/Archive/Soc/soc.culture.turkish/2005-12/msg00319.html

Nokta!

 

Sevgiler

18 Aralık 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?