Son kale?!

SON KALE / PAŞA’LARIN CEHENNEM HAFTASI YA DA AKP, TSK İÇİNDEKİ ABD, İSRAİL ARKA PLANLI KOMUTANLARI NEDEN TASFİYE ETMEK İSTİYOR VEYAHUT ABD, İSRAİL, AB, EKSEN KAYDIRAN AKP’NİN İPİNİ ÇEKMEK İÇİN “İRAN OPERASYONU” ÖNCESİNDE NEYİ BEKLİYOR?!

 

Son kale?!

 

 

“Bir iç bunalımı ancak bir dış bunalım doğurur! Öncelik her zaman dış politikadadır.”
Alman tarihçi Franz Altheim

 

 

—————————

RAP… RAP… RAP…

————————————–

 

 

“Olduğu gibi görünenler çıldırtır.”

F. Nietzsche

 

 

—————————

RAP… RAP… RAP…

————————————–

 

 

Sıcak geçen 2010 YAŞ süreci bağlamında birkaç satır daha…

Öncelikle…

Ultra Aslan” başlıklı yazıya gönderilen birkaç okur yorumu:

https://askerhaber.com/kose-yazisi/252/ultra-aslan.html

“Neler karalamışsınız? Deli saçması ve tutarsız. Ordan burdan apartma ve içinde doğru düşünce yok. Çok yazı okumak yerine çok düşünmeyi yeğleseniz daha açık yazı yazarsınız.”

Şimdi de ikincisi:

“Sayin Hayrullah Mahmud sizde asiri bir özgüven göroyorum. Bunu görünce aklima Atatürk´ün su sözleri geliyor; “Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet memlekete ihanettir”. Türk ordusunda General olanlarin büyük cogunlugunun o makamlari haketmedigi ortadadir. Kücük bir örnek verecek olursak; Onlarca borovesi, kahramanlik madalyasi, en iyi niteliklere sahip Levent Bektas albayliktan öteye cikamamis. Birde su generallere sorsak acaba bunun ceyregini cikarabilirlermi? Ben o yüzden diyorumki “Ordu bizim ordu fakat kimi komutanlar bizim degil”. Generalin bir anlaminin stratejist oldugunu yazmistiniz. Bunlar stratejiden anliyorsa bende Sun Tzu´nun ögretmeniyim.-) Görevinin geregini yapanlar, Jinsa madalyalari önünde egilmeyenler, amerikan k..i yalamayanlar emekli edilmis, yada her an saldiri altindadir. Görev süresi boyunca Amerika´nin burnunu kiran Hüseyin Kivrikoglu hala saldiri altindadir. Halada o ve onun gibi komutanlara saldirilarin devam edecegi acikca ortadadir. Irak´in kuzeyindeki abant toplantisinda Basbug´unda ilerde iceri alinmasi gerektigini söyleyenler bunun geregini yapacaktir… Eee ne demisler ” kendi düsen aglamaz” bildiklerini kendine saklarsan gün gelir arkanda seni savunacak kimseyi bulamazsin… Hülasa su özgüveni biraz da ha frenleseniz cok iyi olacak. Cok sicak yazlari yazdiniz, baharlar geldi, mevsimler degisti ama ati lan Üsküdari gecti. Sizse hala ayni nakaratlari tekrarliyorsunuz. Saygilar”

Sözün özü:

Full stop!

https://www.cnnturk.com/2010/turkiye/07/30/basbug.konusmayacagim.full.stop/585211.0/index.html

“Sözün bittiği yerdeyiz” diyorum, bir kısım okur diyor ki, yaz.

Yazıyoruz bu defa, aşırı özgüven diyenler çıkıyor.

Olabilir!

Okur nasıl kendi görüşünü ifade ediyor ise ben de e-mail kutusunun içinden kişisel düşüncelerimi okur ile paylaşıyorum.

Üç kişinin okuduğu e-mailde özgüven olsa ne olur olmasa ne olur.

Çok sıkıldı isen okumazsın olur biter.

Nokta!

 

 

—————————

RAP… RAP… RAP…

————————————–

 

 

Nitekim…

2010 YAŞ’ı çok sert geçiyor.

Doğru!

Ordu’nun içinde çok gaz birikti, bu da doğru.

Morali çok bozuk olanlar var, bu da doğru.

Ne var ki, moral anlık bir şey!

Paradigma değişir, moral de değişir.

Kaldı ki, SAT/SAS komandolarını, dünyada en zor “doğa koşulları”nda mücadele edebilmesi için eğitiyorlar.

Uzmanlar bu anlamda “beyin”i ikiye ayırıyor:

“Alt beyin”!

“Üst beyin”!

“Alt beyin”ini kullanan toplumlar, gelişemiyor, sürekli korku, paranoya içinde yaşıyorlar. Birey “alt beyin”ini kullanıyor ise sürekli panik içinde.

Şöyle ki:

Ya karım beni aldatırsa, ya işimden kovulursam, ya kafama saksı düşerse, ya felç olursam, ya parasız kalırsam, ya beni öldürmeye kalkarlarsa vs vs vs…

“Üst beyin”ini kullanmayı öğrenen birey ise yukarıda sıraladığım şartların hepsi gerçekleşebilir “ve bunların üstesinden gelebilirim” demeyi, zorlu doğa koşulları ile mücadele etmeyi öğreniyor.

Bu bağlamda güncel tabloya bakacak olursak:

Türkiye büyük bir kuşatma altında!

İran savaşı kapıda!

Saddam’ın ordusu diye küçümsenen Irak’ta ABD, İngiltere vs bataklığa saplanmış!

Afganistan bataklık olmuş!

Lübnan bataklık olmuş!

Türkiye tek kurşun atmadan teslim olacak, parçalanacak ya da AKP, Türkiye’yi parçalayacak!

Güldürmeyin adamı!

Ülke ortada, AKP’den önce, bu haltı yapmaya kalkanların “mabed”leri havaya uçuyor mu uçmuyor mu, o “zaman” o “vakit” hep birlikte görürüz!

Neyse…

Şimdi gelelim işin özgüven kısmına:

Bu satırların yazarı, 14 Şubat 2004 tarihinden bu yana bir basın kuruluşunda çalışmıyor. Gizli açık hiçbir yerden maaş almıyor. Yakın dostlarının, meslektaşlarının desteği sayesinde ayakta! Aradan geçen süre içinde iş adresi olmadığı gibi ev adresi de elinden alınmış. Yargıtay’daki işe iade davası hala bekliyor. Yani işi yok, evi yok, parası yok! Ama hala yazmaya devam ediyor. Kaldı ki, BOP Eş Başkanı AKP ile star’dan önce Sabah’tan bu yana takışık. Bu yüzden bir dönem MİT, “Bilgin’in ucuz kalemi” demiş tutmamış, MİT perde arkalı Can Ataklı “Cem Uzan’ın kalemi” demiş bu da tutmamış, derin devlet, terörist, deli, askerin adamı, jandarmanın adamı, istihbaratçı, hayalci, demişler. Gülüp geçmiş.

“Ben devletim, ben milletim, ben Atatürk’üm, tarihte yaşayan tüm Atatürkler’in emanetine sahip çıkmak adına yazıyorum” demişim ve yazmışım.

Şimdi de diyorlar ki “Hem ‘veli’ hem de ‘müneccim’! Elinde sihirli bir küre var, hiç kimse ile iletişim kurmadan gelecekten haber veriyor ve dedikleri çıkıyor.”

Gülüyorum.

Onların sihirli küre dedikleri, kılı kırk yaran yakın takip, saatlerce okuma, izleme, çuvallar dolusu keçi boynuzu çiğneyip, elde edilen bir gram balı nitelikli okur ile paylaşma, yani “yüzde 100 milli alın teri”

Soru: Ben niçin işsiz, parasız, evsiz kaldım?

Verdiğim bu mücadele yüzünden değil mi?!

Yeri gelmedikçe de bu konuyu kimse ile paylaşmadım.

Çünkü işsiz kalmam yazma sebebim değilim, yazdıklarım, yaptığım yol tercihinden dolayı işsiz, aç bırakılmak istendim.

Yani böylesi bir kavgaya girişmemiş olsam, Ertuğrul Özkök gibi saçmalayıp ay sonunda yüklüce bir maaşa talim edebilirdim.

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15488591&yazarid=10&tarih=2010-08-05

Bu vatan adına ölenler boşuna ölmüyor, hazdan göçüp gidenler de boşuna aramızdan ayrılmıyor!

Şu anda da gecenin kör vakti, Beşiktaş ‘Çarşı’da sabaha kadar açık bir internet kafeden yazıyorum.

Onlar uyurken ben yazıyorum.

Ne mecburiyetim var, koca bir hiç!?

Ama yazmam gerektiğinde saat kaç olursa olsun, internet saat ücretini bulup buluşturup yazıyorum.

(Bu yazı, değerli dostum, ağabeyim, usta gazeteci İlker Sarıer’in katkıları ile yazılabilmiştir. İnternet saat ücreti için teşekkürler.)

Devlet katından kimse bana “senin durumun nedir” diye soruyor mu, hayır!

Neye bakıyorlar, yazdığım yazıya, verdiğim mesaja!

Cemiyet’in gecesinde Azer Bülbül gibi titrek vücut dili konuşan, yazan Sedat Ergin’e ödül verdiler, Ankara’dan tanıdığım adam beni gördü başını önüne eğdi.

Neden?

O basın özgürlüğü için mücadele etti ise benim yaptığım mücadele ne?!

Kaldı ki, patronları onların yönetici olduğu dönemde milyar dolarlık adam oldu, sonra da kaybetti.

Vs vs vs…

Demem o deme değil, her yanın özgüven olsa, ses ve görüntü aynı anda gitmiyor ise her şey havagazı!

Nokta!

 

 

—————————

RAP… RAP… RAP…

————————————–

 

 

Işık istifa etti, Işık Köşk’e çıktı!

https://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15492947&tarih=2010-08-05

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15493952.asp?gid=373

(…)

Atama krizleri

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15488690.asp

(…)

Balyoz belgelerinde parmak izi çıkmadı!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15488723.asp?gid=233

(…)

Teamülün iflası “Or” tıkanıklığı!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15488852.asp

(…)

Bahçeli, AKP’li danışmanı ile yolarını ayırdı!

https://www.turktime.com/haber/MHP-de-Referandum-Depremi-Bahceli-Basdanismaniyla-Ev-Yuzunden-Yollarini-Ayirdi/103010

(…)

 

Bahçeli: Gülen, bıraksın ölüleri, 12 Eylül’de ABD’den gelip oy kullansın!

https://www.ntvmsnbc.com/id/25119656/

(…)

Erdoğan, “Bana Menderes’i hatırlatıyorlar” ya da ben Erdoğan’ın tarihten ders almam!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15497076.asp?gid=373

(…)

 

 

—————————

RAP… RAP… RAP…

————————————–

 

 

 

Şimdi gelelim işin “sıcak gündem” boyutuna:

AKP, TSK’ya karşı “asimetrik savaş yürütüyor”!

Bu doğru mu, doğru!

2010 YAŞ’ında AKP’nin yapmaya çalıştığı ne!?

Elcevap, AKP, TSK içindeki ABD, İsrail arka planlı komutanları tasfiye etmeye çalışıyor.

Yani, ABD & İsrail’in, İran’ı vurmaya hazırlandığı bir ortamda, AKP, TSK’nın içindeki NATO uzantılarını tasfiye etmek için operasyon üstüne operasyon yapıyor.

Bu durumda ne yapmalıyız?

Avazımız çıktığı kadar bağırıp, AKP’yi başımıza bela eden ABD, İsrail, İngiltere, Fransa’yı kurtarmalı mıyız?!

Yoksa, AKP’nin, ABD ve İsrail’i köşeye sıkıştırmasını izleyip, “Teslim” bayrağını gördükten sonra harekete mi geçmeliyiz!?

Hangisi!?

BOP operasyonunu yapan ben/biz miyiz?!

AKP gibi bir “Truva atı”nı Türk Devleti’nin tepesine NATO / Kanarya Locası konseptinde iliştiren ben/biz miyiz?!

“Deliğe süpürmeyin, İran operasyonunda kullanın” ricası bağlamında, Abdullah Gül’ü uzlaşmadan Çankaya Köşkü’ne çıkartan, Ergenekon adı altında AKP muhaliflerini, Atatürkçü aydınları hapse atılmasına göz yuman, 28 Şubat süreci üzerinden AKP’yi iktidar yapan ben/biz miyiz?!

Hayır!

Biz değiliz!
ABD, İsrail, İngiltere, Fransa…

Vs vs vs…

Şimdi olan ne?

Olan şu:

AKP, herkesin gözü önünde, devletin içindeki “Batı noktaları”nı tasfiye etmeye çalışıyor!
Batı da, buna göz yumuyor ise denilecek bir şey yok!

AKP o zaman doğru yolda!

Kaldı ki, Tuncay Güney denilen faninin arkasından İsrail çekileli uzun zaman oldu!

Ergenekon davasının arkasından ABD, İsrail, AB de çekileli uzun zaman oldu.

Hal böyleyken…

AKP ne yapıyor!?

(Kötü polis) İngiliz istihbaratı ile ortak komplo belgeleri hazırlayıp, TSK içindeki Batı noktalarını, 28 Şubatçıları hedef alan yayınlar yapıyor!

Fox Tv orada!

İngiliz / Alman arka planlı NTV de ortada!

Kanal D vs de!

AKP ile yıkıcı yayın yaptılar da ben mi görmedim!?

İsrail’in, ABD’nin, AB’nin canı yanıyor ise hangi kapıları çalacakları belli!

Hiç kimse benden/bizden ABD, İsrail vs AKP’den dayak yiyor diye acımamızı beklemesin!

Çünkü; AKP ile kapalı kapılar ardında iş tutup, Atatürk Türkiyesi’ni yıkmaya çalışırlarken, “Bu vatanı böldürtmeyiz” diye ortaya çıkıp mücadele ettiğimizde, bize de kimse acımadı.

Vicdan diyorsanız, “bu vatanın bölünmez bütünlüğü adına” aldırdık be şekerim.

Gerektiğinde “buz gibi akıl”la masaya vurup basınç altında sakin kalmasını da biliriz.

Sakin kaldığımız süre içinde Hayrullah Mahmud, gazeteciliğinden bir şey kaybetti mi, hayır!

Peki ya TSK, gücünden kuvvetinden bir şey kaybetti mi, hayır!

Sadece, gerekli cevabı verememenin sıkıntısını yaşıyor!

İllüzyon illüzyondur!

Yani, dev aynasında görsen de kendini sen bir cücesin!

Yani, sarhoşluk geçtiğinde, gösterirler adama Anya’yı sonra da Konya’yı!

Demem o deme değil şu deme:

TSK, basınç altında sakin kalmaktan sıkıldı.

“Kedi”ye “Aslan”ın boğdurulmak istenmesini hazmedemiyor.

Bu da çok doğal bir duygu!

“Alt beyin” ile düşünüp, olayları anlamaya çalışanlara diyeceğim şudur:

Madem hiçbir şeye inanmıyorsunuz, belinizde silah var, kafana sıkacağına git kimi hain olarak görüyorsan onun kafasına sık!

Ne duruyorsun!?

Bak benim elimde kalem var, kişisel zenginleşme aracı olarak kullanmıyorum, kıdem de almıyorum, rütbem de yok, bu vatan adına gerekli gördüğüm her an çekiyor, yazıyor, çiziyorum!

Sözün özü:

Bazen hiçbir şey yapmamak, çok şey yapmaktan daha evladır!

Nokta!

 

 

—————————

RAP… RAP… RAP…

————————————–

 

 

Bundan sonra ne olacak!?

Elcevap; ABD, İsrail ve saz arkadaşları, yaptıkları hatayı görüp, anlayıp, ki anladılar, “Biz eşeğiz, biz dünyanın en gerizekalı operasyonunu yaptık, ne olur bizi affedin” diyecekler, ki dediler.

Ondan sonra, oyuna gerçek oyuncular girecek ve AKP’ye nitelikli muhalefet başlayacak!

Rüzgar da, her zaman olduğu gibi Paris üzerinden gelecek, ki şimdiden inceden inceye esmeye başladı.

Neo Jön Türk hareketi…

Hal böyleyken…

AKP, devlet içindeki Batı’yı tasfiye ediyor ise hamallık yapmak mı bize yakışır yoksa Atatürk Türkiyesi’ni zora sokan tüm odakları AKP üzerinden köşeye sıkıştırıp, teslim aldıktan sonra üzerlerinden silindir gibi geçmek mi?!

Ezcümle, bugünün hikayesi geçmişte yazıldı; onun için sadece ter akıtmak yetmez, neyi neden yaptığını da bileceksin! Bileceksin ki, vatanı kurtarıyorum zannederken, vatanı bölmek isteyenlerin değirmenine su taşımayasın!

Nokta!

 

 

—————————

RAP… RAP… RAP…

————————————–

 

 

 

2010 YAŞ’ında yaşanan ne?!

TSK’nın tepe noktasındaki bazı komutanların, ikili anlaşmalardan kaynaklanan arka planları olabilir!

NATO, ABD, AB, İsrail, İngiltere, Fransa vb!

Rusya, Çin, İran, Hindistan…

“Küba, Nikaragua, Honduras!”

Yok sondaki üçlü benim arka plan!

AKP de, arka planı bu devletler olan komutanları tasfiye etmek istiyor olabilir!

Bu da normal bir şey!

Madem demokrasi var, hukuk var!

ABD, AB, İsrail, Fransa vs de, AKP’nin bu icraatına katılmayabilir, bu da onların en medeni hakkı!

Türkiye nereye gidiyor?

TSK’da 2010 YAŞ’ında neler oluyor?!

Elcevap:

1- AKP ile AKP’yi iktidara iliştiren güç merkezleri İran operasyonu öncesinde dalaşıyor. TSK’nın tepesini çalışamaz, karar alamaz hale getirmek istiyor.

2- AKP ile Genelkurmay arasındaki “Tak / Şak” düzeneği resmen bozuluyor.

3- AKP ile TSK arasındaki ayrılık derinleşiyor, kangrenleşiyor.

4- TSK içindeki ABD, İsrail arka planlı komutanlar, perde arkasında AKP ile iş tutamaz hale geliyor, getiriliyor.

5- AKP, ekseni ABD, İsrail’den alıp, İran, Rusya, Çin aksına kaydırma hazırlığı yapıyor. Ki, medyada, bürokraside, işdünyasında, Emniyet ve MİT’te bu operasyonlar yapıldı. Geriye TSK ve Yüksek Yargı kaldı. 

6- 27 Nisan e-muhtırasında yer alan uyarıların haklılığı bir kez daha ortaya çıkıyor. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı ülkeyi birleştirmedi, parçalanmanın eşiğine getirdi. Laiklik tehdit altında! Cemaatler, Atatürk Türkiyesi’nin altını oyuyor. Vs vs vs…

7- ABD, İsrail, İngiltere üzerinden AKP’yi, TSK’nın kucağına doğru itekliyor!

Bu söylediklerimin hemen sağlamasını yapalım.

ABD, İsrail, AB, Türkiye’yi bölüp, rejimini dönüştürmek istiyor ise İran, Hamas vs ile neden anlaşamıyor?!

İsrail, ABD, AB, Atatürk Türkiyesi ortadan kalkarsa mı kendini daha güvende hisseder, yoksa varolursa mı?!

Aradaki farkı hissettirmek için sıcak geçen yazlar ve sert geçen kışlar yaşandı, sen uyurken…

Kaldı ki, stratejide temel kuraldır:

Güçlü iken zayıf gözük!

Fena mı oldu, herkes büyük bir testten geçti.

Vs vs vs…

Sözün özü:

Hiçbir Türk, kendi ülkesini işgalcilerden savunan Iraklı’dan, Lübnanlı’dan, Afganlı’dan daha geri değildir.

Ki, şanlı tarihimiz, tüm “milli direniş”ler için örnektir.

Yaşananların o günden tek farkı, savaşın post modern bir savaş oluşudur.

Onun ötesinde ne yürek, ne strateji ne de çağın ruhuna hitap etmede milim sapma yoktur.

Nokta!

 

 

—————————

RAP… RAP… RAP…

————————————–

 

 

Özetle diyeceğim şudur:

“Alt beyin” ile düşünenler, ne biliyor, ne düşünüyor ise onu yapsınlar.

Ellerini tutan yok!

Üst beyin ile “post modern savaş”ta İMECE usulü “Milli Direniş”e ortak olanlar biliyorlar ki, bu sonbaharda çok yaprak dökülecek.

Bir dönem AKP’nin yelkenlerini şişiren o rüzgarlar, bundan gayrı Atatürkçülerin yelkenlerini şişirecek.

İçinizden soranlar çıkabilir, ki çıkar, tekrarlayayım:

AKP & Gülen iktidarının yaptıklarını tersten okuyacak olursanız, tablo şudur:

AKP’yi iktidara iliştiren güç merkezleri, İran operasyonu öncesinde, Türkiye’de “AKP’nin eli ile” ihtilal şartlarını hazırladılar.

II. İddianame’de darbe hazırlığı yapmaktan yargılanıyorum.

Geçiniz.

Gördüğünüz üzere akıl, maşa varken kendi elini kullanmamayı emrediyor.

Bu defa AKP maşalık yapmış ise çok mu?!

Savcılara ihbar ediyorum; “Alın Erdoğan, Gül, Gülen ve saz arkadaşlarını hemen içeri, askeri darbe sürecinde gerekli şartları hazırlamaktan” vs vs vs…

Hah bir de karşı devrim vardı değil mi?!

Öte yandan…

Bazı komutanlar, “2010 YAŞ Cehennem Haftası”nda eğitim zayiatı oldu ve/veya emekli oldu diye her şey bitti diye düşünenlere diyeceğim şudur:

Bu vatan adına şehid olan “Mehmetçik”ten, hiçbir komutanın makamı, rütbesi, ailesi, canı daha değerli değildir.

Olmaz, olamaz!

İstifalar devam edecek.

AKP ile yarılma derinleşecek!

Sahnesi gelen gereğini yapacak!

Yaşar Büyükanıt da istifa edecek!

Hilmi Özkök de!

İlker Başbuğ da!

Onlar emekli demeyin, bazıları çalışırken emekli olur farkına varmaz, bazıları da emekli gibi görünür, vazifeye devam eder.

Sözün özü:

Geri adım atmadan, mücadeleye devam.

İki ileri bir yana, sağlam adım ileri…

Altı yıldır “cehennem haftası”nı yaşayan bir fani olarak diyorum ki, Ağustos’ta “Paşaların cehennem haftası”!

Eylül’de ise AKP & Gülen iktidarı vs…

Hülasa, satan ölür, sazan ölür, geri adım atanın yedi sülalesi ölür.

 

 

—————————

RAP… RAP… RAP…

————————————–

 

 

Ve…

Son olarak…

AKP, TSK’nın tepesinden bir “Paşa” çeker ise yerine arkadan “Piramit”lerde olduğu gibi yenisi, hem de daha serti gelir.

İstiklal Marşı “Korkma” diye başlıyor.

AKP “Türkiye’nin gelmiş geçmiş iktidarları içinde” en vurguncu olanı!

Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmadıkça o ülke için kurtuluş var mıdır?!

Sözün özü:

Naçizane satırlarım özgüvenimden değildir, aklın, Türk olmamın gereğidir.

2010 Eylül’de bumerang zamanı ya da AKP için cehennem haftası özel!

Nokta!

 

Sevgiler

6 Ağustos 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?