Srebrenitsa ölenler Manhattan’daki TCC’de anıldı

Sırpların Srebrenitsa’da katlettiği 8 binden fazla silahsız ve savunmasız Boşnak Manhattan’da bulunan Türk Kültür Merkezi’nde (TCC) anıldı. Kalabalık bir davetli grubunun katıldığı programda gözyaşları eksik olmaz iken, Srebrenitsa’da ailesini kaybeden Mirnesa Ahmiç’in acı dolu hatırası dinleyenleri hüzünlendirdi.

Balkan-Amerikan Federasyonları Birliği (FEBA) tarafından düzenlenen program ‘‘Ana’’ isimli Elmir Jukiç’in kısa filmi ile başladı. Film, Bosnalı bir annenin Srebrenitsa’da öldürülen eşi ve çocuklarının olmayan kabirlerini ve anma töreni için gittiği mezarlıktaki halini beyaz perdeye yansıtıyor. TCC’deki program ile geçtiğimiz hafta da Rutgers ve Columbia Üniversiteleri’nde yapılan programların sponsorluğunu Rutgers Üniversitesi ile The Harriman Institute üstlendi.

Programın düzenlenmesinde büyük emeği olan Azra Smailkadiç’in açılış konuşmasının ardından Mirnesa Ahmiç, Srebrenitsa’da yitirdiği babası, dedesi, dayı, amca ve teyze ile halalarının kocalarının nasıl ölüme terk edildiklerini aktardı. Srebrenitsa’da zulmü yapanları asla affetmeyeceğini belirten Ahmiç, göz yaşlarına hakim olamaz iken, dünyanın bu vahşete kayıtsız kalmasının da içinde hep yara olduğunu söyledi. ‘‘Birçok insan benim Srebrenitsa’da neler yaşadığımı anlamadan bana ‘affet’ diyorlar’! Ne istediklerini bilmiyorlar! Hala kabusum olanları nasıl affedebileyim’’ diyen Ahmiç, kendisinin zulüm edenleri affetmesi durumunda kaybettiği aile üyelerinin ruhlarının sızlayacağını vurguladı.

Ailesinde 30 yaşını doldurmuş erkeğin olmadığının altını çizen Ahmiç, bunun nedeninin de katliamın yapıldığı yıllarda 15 yaşını doldurmuş her erkeğin Srebrenitsa’da öldürülmüş olmasından kaynaklandığını söyledi.

Birleşmiş Milletler’de (BM) Bosna Hersek’in ilk Daimi Temsilciliği görevini yapan Muhammed Sacırbey, Srebrenitsa’nın unutulmaması ve unutturulmaması için her yıl bu tür aktivitelerin düzenlenmesinin önemine işaret etti. Saraybosna’da Sırp nişancıların öldürdüğü Bosnalı çocuk sayısının 11 Eylül’deki terör saldırısında ölenlerden daha fazla olduğunu belirten Sacırbey, Avrupa’nın ve Amerika’nın 1992-95 arasında yaşanılan savaşa seyirci kalarak suç ortağı olduklarını söyledi. Sacırbey ayrıca gerek Avrupa gerekse Amerika’nın Bosna savaşında izlediği yanlış politika nedeniyle Bosna Hersek’ten ve Bosnalılardan resmi olarak özür dilememiş olmamasını da eleştirdi.

Bosna’nın geleceği açısından 1992-1995 yılları arasında yaşanılan savaşın getirdiği düşmanlıkları canlı tutmanın akıllı bir davranış olmadığını belirten Sacırbey, gelecekte aynı acıların yaşanmaması için barışın temellerinin sağlam atılmasını tavsiye etti. Srebrenitsa’da yaşananları Amerikan iç savaşına benzeten Sacırbey, savaşta yaşanılan zulmü hemen her milletin yaşadığına işaret etti.

TCC BOŞNAKLARIN DA EVİ

Programın bir diğer konuşmacısı da Birleşmiş Milletler (BM) Bosna Dami Temsilciğinde görevli temsilci yardımcısı Mirsada Çolakoviç oldu. Srebrenitsa’da yaşanılan insan trajedisinin her geçen gün daha iyi anlaşıldığını vurgulayan Çolakoviç, ‘‘200 yüzyıla girerken Avrupa’nın ortasında bir soykırım yaşandı ve 5 gün süreyle (Srebrenitsa’da 6-11 Temmuz tarihleri arasında katliam yapıldı) buna dünya yalnızca seyirci kalmakla yetindi’’ dedi.

Başta Ulsulararası Adalet Divanı olmak üzere artık hemen her kuruluşun ve de kurumun Srebrenitsa’da yaşanılan katliamı soykırım olarak kabul ettiğinin altını çizen Çolakoviç, 2000 yılında da dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ında yaşanılan felakette kendi hatalarını kabul ettiğini hatırlattı. Herkesi 8-10 Temmuz tarihleri arasında Srebrenitsa’da düzenlenen ‘Barış Yürüyüşü’ne davet eden Çolakoviç, her geçen yıl bu etkinliğe katılımın arttığını ifade etti.

Türk Kültür Merkezi’nin Başkanı Avukat Zafer Akın’da ev sahipliği yapması nedeniyle kısa bir konuşma yaptı. Akın, Sacırbey’in Srebrenitsa’daki yaşananları Amerikan iç savaşına benzetmesine karşı çıkarak şöyle konuştu; ‘‘Eğer bu felaket tarihte bir yaşanılan felaket ile benzerlik yapılacak olursa bu Amerikan iç savaşı değil ancak İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudilere yapılan ile kıyas edilebilir.’’ Akın ayrıca Bosna savaşı yıllarında Türkiye’nin ve Türklerin Bosnalı kardeşleri için nasıl seferber olduğunu da hatırlattı.

CIHAN

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?