Steve Jobs’un Suriyeli kuzeni: Dünya, Bosna Savaşı gibi Suriye'yi de izliyor

Suriye’nin yetiştirdiği önemli müzik adamlarından Malek Jandali, uluslararası kamuoyunun Suriye’de yaşananlara 14 aydır seyirci kaldığını söyledi. Jandali, “Dünya, Bosna savaşına seyirci olduğu gibi Suriye’yi de izliyor. Uluslararası kuruluşlar diktatörlerin değil, kurbanların yanında yer almalı.” dedi.

Suriye için İnsani Yardım Derneği’nin organize ettiği ve Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer’in himayesinde gerçekleştirilen yardım konseri için geldiği Viyana’da Cihan Haber Ajansı’na konuşan Jandali, Türkiye’nin Suriye konusundaki çabalarından da övgüyle bahsetti. Türkiye’nin bu süreçte Suriye halkının yanında yer aldığını belirten Jandali, bunun devamını diledi. Jandali, “Türkiye’ye kardeşleri olan tüm mültecileri kabul ettiği, bu insanların hangi din ve dile sahip olduğuna bakmadan hayatta kalmaları için yaptığı çalışmalar için minnettarım. Ancak bu konuda dünya siyasetinin durumu oldukça karmaşık. Dünyanın büyük güçlerine diyebileceğim tek şey; ‘Sadece demokrasi ve insan hakları üzerine konuşmakla yetinmeyin; İnandığınız değerler için bir şeyler yapın; suçsuz insanların öldürülmesi artık bir son bulmalı.” ifadelerini kullandı.

“REJİM, BİLİNÇLİ OLARAK GELECEĞİMİZ OLAN ÇOCUKLARI HEDEF ALIYOR”

Apple’ın geçen sene hayatını kaybeden kurucusu Steve Jobs ile kuzen olan 38 yaşındaki Almanya doğumlu piyanist ve besteci, Suriye’de yaşanan insanlık dramına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Suriye’de sadece özgürlük istedikleri için her dakika insanların öldürüldüğünü kaydeden ünlü müzisyen, “Özgürlük hareketinin başkenti Humus’ta silahsız halk panzerlere karşı mücadele ediyor. Rejim bilinçli olarak aileleri terörize etmek için geleceğimiz olan çocukları hedef alıyor.” şeklinde konuştu.

Bir sanatçı olarak özgürlüğü ve insan haklarını talep eden insanların tarafında olduğunun altını çizen Jandali, “Sokaklara bu taleple çıkan ve özgürlüğe aşık insanlar katledildi. Yapılması gereken en acil şey ordusuyla kendi insanını öldüren Esed’in gitmesi.” dedi.

Ülkede yaşanan insane kıyımına işaret etmek için İstanbul üzerinden örnek veren Jandali “İstanbul’un Türk ordusu tarafından 14 ay boyunca bombaladığını düşünebiliyor musunuz? Ülkenizin askeri güçleri okulları ve evleri bombalasa siz bu orduya ‘Türk ordusu’ diyebilir misiniz?” ifadelerini kullandı.

“SURİYE DEV BİR CEZAEVİ”


Suriye’yi ‘dev bir cezaevine’ benzeten Jandali, “Esed entelektüellere ‘hakkımda iyi bir şey yazarsan bahçede kalabilirsin, ancak aksi durumda içeride kalmaya devam edersin’ diyor.” şeklinde konuştu.

Ülkesinde çocukların okullarda sabahtan akşama kadar Suriye-Esed kelimelerini duyduklarını söyleyen Jandali, “Çocuklar, evlerinde ebeveynlerinden Esed’in kötü ve diktatör olduğunu duyuyorlar. Tüm gençler 20 yaşına kadar yalancı ve şizofren şekilde yetişiyorlar. İnsanlar bu sistem içinde yalancı olarak yetiştirildiler.” dedi. Ümidini yitirmediğini kaydeden Jandali, “Suriye’de, hayatında Esed’den başka politikacı tanımamış genç bir nesil, bugün değişim ve devrim için sokaklarda. Rejim bu tarihi harekete insanlık dışı bir şekilde davrandı.” diye konuştu.

ESED’İ PROTESTO ETTİ, ANNE BABASINI DÖVDÜLER


Temmuz ayında Beyaz Saray önünde reform yanlısı gösterisi düzenleyen ve
‘ben vatanım’ isimli eseri seslendiren Jandali’nin 66 yaşındaki annesi ve 73 yaşındaki babası Humus’taki evlerinde saldırıya uğradı. Anne ve babasının dövüldüğünü ve tuvalete kilitlendikten sonra evlerinin yağmalandığını söyleyen Jandali, eve gelen görevlilerin ailesine “Oğlunu iyi yetiştirmezsen böyle olur.” dediğini aktardı. Anne ve babası ise o günden sonra ülkeyi terk etti.

DÜNYANIN EN ESKİ MÜZİK NOTALARINI YORUMLADI

Suriye’de 1930 yıllarda arkeologların yaptığı keşifler sonucunda Ugaritlere ait taş tabletlerin çözülmesiyle bazı müzik notalarına ulaşılmıştı. Jandali, tunç çağından kalma melodilerin bir kısmını albümünde yeniden yorumlamış bir isim.

Suriye’nin ileri gelen ailelerinden olan Jandalilere mensup Malek Jandali, ‘Kaşhuş’un özgürlük senfonisi’ isimli çalışmasını Suriye’de rejim tarafından hunharca öldürülen itfaiye eri İbrahim Kaşhuş’a ithaf etti. Ünlü piyanistin evi, bu eserin yayınlanmasından sonra güvenlik güçlerince havaya uçuruldu.

Hama’da şairliği ile de bilinen Kaşhuş, meydanlarda tekrarladığı ‘Esed hadi artık gitme zamanı geldi’ sözleriyle meşhur olmuş bir isimdi.

(ZamanAmerika)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?