Tarihe geçecek dava, henüz görülmeden tarihe geçti – Yılmaz Özdil

Tarihe geçecek dava, henüz görülmeden tarihe geçti - Yılmaz Özdil

Tarihe geçecek dava, henüz görülmeden tarihe geçti – Yılmaz Özdil yazdı.

Yılmaz Özdil’in “Tarihe geçecek dava, henüz görülmeden tarihe geçti” başlıklı 11 Şubat 2022 tarihli köşe yazısını buradan dinleyebilirsiniz.

Yılmaz Özdil köşe yazılarını yayınlandığı anda ilk siz dinlemek istiyorsanız buraya tıklayarak Alaturka Youtube kanalımıza abone olun.

Tarihe geçecek dava, henüz görülmeden tarihe geçti – Yılmaz Özdil

Okuyanlar bilir…

Önceki gün “bu dava tarihe geçecek” başlığıyla bir yazı kaleme aldım.

14 yaşında bir çocuğumuz, cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçesiyle cumhurbaşkanlığı iletişim merkezine şikayet edilmiş, evinden polisle aldırılmış, karakola çektirilmiş, savcıya götürülmüş, adli tıp’a götürülmüş, dava açılmış, üç yıla kadar hapsi isteniyordu.

Hadise zaten hazindi ama, zamanlaması ekstra hazindi.

Çünkü bir yandan, dokuz yaşındaki çocuğun eline mikrofon tutuşturuluyor, Chp genel başkanına “hain” diye bağırması gevrek gevrek gülerek seyrediliyor, “çocuk ne demiş önemli değil, nihayetinde çocuktur” deniyor… Beri yandan, 14 yaşındaki çocuğun üç yıla kadar hapsi isteniyordu.

Üstelik, 14 yaşındaki çocuğumuz bir instagram paylaşımı nedeniyle şikayet edilmişti ama, o mesajda ne cumhurbaşkanının adı geçiyordu, ne de cumhurbaşkanlığı makamı… Bırakın cumhurbaşkanını, herhangi bir kişiye bile hakaret yoktu.

Instagram paylaşımında “813 Mit ajanı nerde? 128 milyar dolar nerede? Rahip Brunson nerede? Hacı hoca dediğiniz Gülen nerede? Ruslar tarafından bombalanan şehitlerimiz nerede? Şanlı şehitlerimize leş, Apo’ya sayın diyen kişi neden hâlâ orda? Kozmik odada Avrupa’ya verilen gizli bilgiler nerede?” diye yazmıştı.

Bunların hepsi gazetelerde zaten bangır bangır yazılan sorulardı.

Her akşam haber kanallarında saatlerce konuşulan konulardı.

Milletvekillerinin Tbmm’de soru önergesini bile verdiği sorulardı.

Ben de oturdum, “bu dava tarihe geçecek” başlığıyla bir yazı kaleme aldım. 14 yaşındaki çocuğumuzun savunmasını Celal Ülgen’in üstlendiğini, ilk duruşmasının önümüzdeki ay yapılacağını yazdım.

Dava henüz görülmeden tarihe geçti!

Çünkü tarihte görülmemiş bir olay yaşandı.

Asrın liderimiz şikayetini geri çekti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün, özel avukatı aracılığıyla İstanbul Anadolu Mahkemesi’ne şu resmi dilekçeyi gönderdi.

“Mahkemenizin dosyasındaki çocuk hakkında, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım nedeniyle, her ne kadar ‘Cumhurbaşkanına Hakaret’ suçu kapsamında kamu davası açılmışsa da, çocuğun yaşı gözetilerek, gördüğümüz lüzum üzerine suç hakkında şikayetimiz bulunmamaktadır.

Şikayet hakkından feragat ettiğimizi bildirir, gereğinin yapılmasını arz ederiz.

Müşteki Sn. Recep Tayyip Erdoğan

Vekili Av. Ahmet Özel”

Böylece…

Yüreğimizi sızlatan hadise, sürpriz ve tarihi şekilde tatlıya bağlandı.

(Varlığıyla onur duyduğumuz değerli ağabeyim Celal Ülgen’e, bu yazıları özgürce yazmama imkan tanıyan gazetem Sözcü’ye, dayanışma desteği veren, sıkıntılara katlanabilme gücü veren okurlara, 14 yaşındaki çocuğumuza manevi açıdan amca olan, teyze olan, dayı, hala, ağabey, abla olan, dünyanın en büyük ailesine yürekten teşekkür ederim.)

Ve, tıpkı cumhurbaşkanlığı dilekçesindeki gibi, gördüğümüz lüzum üzerine… Asrın liderimize teşekkür ederim.


Chp’ye yakışan buydu

Okuyanlar bilir…

Demokrasi tarihimizde eşi benzeri görülmeyen o ürkütücü hadiseden sonra, Chp genel başkanına mektup yazdım.

Malum, asrın liderimiz dokuz yaşındaki çocuğu miting kürsüsüne çıkarmıştı, önce oyuncak otomobil vermiş, sonra mikrofona söyle demiş, küçücük çocuğun eline mikrofon tutuşturmuş, Chp genel başkanına “hain” diye bağırmasını gevrek gevrek gülerek seyretmişti.

Çocuğun babası on senedir hapisteydi.

Aslında o mitinge babası için yardım istemeye gelmişti.

Hasret duygusu istismar edilmişti.

Bu meseleyi biraz kurcaladım.

O masum çocuğun babası vurdulu kırdılı suçlardan, yaralamadan yatıyordu, cinayet yoktu, terör değildi, 22 sene yapıştırmışlardı.

Memleketi soyanların, kadın öldürenlerin, izbe tarikat yurtlarında gariban çocukların ırzına musallat olanların dışarda elini kolunu sallaya sallaya gezdiğini düşünürsek, orantısız bir cezaydı.

Açık cezaevine bile aktarılmıyordu.

Ailesi adaletsizliğe uğradıklarını, dava dosyasında yanlışlık olduğunu düşünüyordu, devlette çalmadıkları kapı kalmamıştı, çaresizdiler, o mitinge asrın liderimizden yardım istemek üzere gitmişlerdi, o masum çocuk işte bu duygularla kürsüye çıkmaya çalışmıştı.

Ben de oturdum, Chp genel başkanına mektup yazdım.

“Adalet yürüyüşü yaptınız.

Bu ülkeye adaleti getireceğim diyorsunuz.

Bu hadise, tarihi bir adalet fırsatını ayağınıza getirdi.

Tarihi terbiyesizliğe tarihi cevapla karşılık verin.

Hasreti ve çaresizlik duyguları istismar edilen bu çocuğun, babasının dosyasına baktırın, babasıyla kavuşmasını sağlayın” dedim.

Kemal Kılıçdaroğlu “mektubunuzu aldım” diyerek, telefon etti.

(Posta kutusunda imha etmesinler diye, mektubumu Şero eliyle iletilmek üzere göndermiştim, Chp genel başkanının etrafında dolaşanlar arasında bir tek Şero’ya güvendiğimi yazmıştım, haklı çıktım, Şero sağ salim iletmiş.)

Mutlulukla söyleyebilirim ki, benim mektubumdan çok önce zaten aynı konuda devreye girmiş… Atılan adımları tek tek anlattı.

Mitingde yaşanan hadiseden hemen sonra, istismar edilen o masum çocuk için ne yapabiliriz diye derhal talimat vermiş… Chp’nin hukuk işlerinden sorumlu genel başkan yardımcısı Muharrem Erkek, Chp Trabzon milletvekili Ahmet Kaya, Chp kadın kolları yönetimi ve hatta Chp’nin ricası üzerine Trabzon Barosu o günden beri çaba harcıyor.

Ama…

Çocuğun ve ailenin, Chp’yle görüşmesi engelleniyor!

Çaresizce yardım isteyen çocuğu istismar ediyorlar, kendileri yardım etmedikleri gibi, Chp’nin yardım etmesini de engelliyorlar.

Hâlâ siyasi hesaplarla bakıyorlar.

Akılları sıra Chp’ye puan kazandırmak istemiyorlar.

Halbuki, Chp açısından böyle bir niyet yok. Tamamen insani olarak, o masum çocuğa gerçekten üzüldükleri için bir şey yapmak istiyorlar.

Tüm engellemelere rağmen çabalar sürüyor.

Çocuğun babasının davasına yakından bakılıyor.

Yeniden ele alınabilir mi, titizlikle inceleniyor.

Adaletsizlik varsa, elden gelen yapılacak.

Ve, Kemal Kılıçdaroğlu yazmamamı özellikle rica etti… Ama, bu ülkede insanlığını kaybetmemiş olan herkesin duymaya hakkı var.

Toz dumanın kalkmasını, ailenin rahat bırakılmasını bekliyorlar.

Sonra, eğer aile kabul ederse… Chp genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, o masum çocuğun eğitim masraflarını üstlenmek istiyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na yurttaş olarak teşekkür ederim.

Saygının hoşgörünün vicdanın imha edildiği, demokrasimizin çirkinleştirildiği, seviyesizleştirildiği, çocuklarımızın çocukluklarını bile yaşayamadığı bir kindarlık ortamında… Chp’ye yakışan buydu.

Yılmaz Özdil

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?