TATLI-SERT-KTATLI-SERT-KAVAKLIDERE-MINIK-SARAP-SISESAVAKLIDERE-MINIK-SARAP-SISES

Tatlı Sert. Hayrullah Mahmud yazdı. AKP & F Tipi yapı eli ile oynanan “karanlık oyunu” bozmak için geliyoruz.

TATLI SERT /

TÜRK’ÜN “DENİZ”DEKİ “ASLAN”LARI ADRİYATİK’TE

YA DA

“EKÜMENİK” SIFATI ERDOĞAN’I RAHATSIZ ETMİYOR İSE NEDEN ÜNLÜ TARİHÇİ HALİL İNALCIK’I VE BİZLERİ RAHATSIZ EDİYOR

VEYAHUT

DEVLETLERİN “DERİN”LİKLERİNDE “DEVLETLER OYUNU” VE/VEYA “SAVAŞ”I?!

Tatlı Sert?!

Başbakan Erdoğan’ın “Çöken Atina”nın önünde, Türkiye’nin “milli menfaatleri”ni paspas ettiği ve/veya yine sadece karşı tarafın kazandığı olaylı Yunanistan gezisi bağlamında birkaç izlenim notu…

Öncelikle…

Sıcak gündemden birkaç enstantane:

——————–

RAP… RAP… RAP…

——————–

NSA, AKP’yi gözetliyor!

http://www.milliyet.com.tr/abd-turkiye-yi-gozetliyor/dunya/haberdetay/15.05.2010/1238261/default.htm

(…)

AKP “İran” derse, ABD, Türkiye’yi karıştırır, iddiası!

http://www.turktime.com/haber/New-York-Times-in-Unlu-Yazari-Kinzer-Baykal-in-Gidisi-Derin-Devleti-Hareketlendirir/94762

(…)

Öcalan: Şiddet artacak!

http://www.odatv.com/n.php?n=ocalan-baykal-komplosuna-ne-dedi-1405101200

(…)

Erdoğan: Ekümenik sıfatı beni rahatsız etmez!

http://www.milliyet.com.tr/-ekumenik-sifati-beni-rahatsiz-etmez-/guncel/haberdetay/15.05.2010/1238255/default.htm

(…)

Clinton aradı, Erdoğan İran’a gitmiyor!

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/14730315.asp?gid=200

(…)

Peres’e Rusya’da “face/yüz kontrol”!

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/14730282.asp?gid=200

(…)

Savcı Cihaner: “Bakan Çiçek aradı, Çiçek Aradı, Cezaevleri Dolu ‘İsmailağa’cıları Bırakalım, dedi!”

http://www.turktime.com/haber/Cihaner-den-Agir-Suclama-Cicek-Aradi-Cezaevleri-Dolu-‘Ismailaga-cilari-Birakalim-Dedi/94765

(…)

TÜSİAD F-SÜİAD mı oluyor?

http://www.odatv.com/n.php?n=tusiad-f-usiad-mi-oluyor-1505101200

(…)

Türkiye, “Latin Amerika”ya benzemez!

http://blog.milliyet.com.tr/Bir_darbe_ya_da_baskanlar_nasil_geri_gelir_/Blog/?BlogNo=243366

(…)

Tatlı Sert: “İklim bombası”!

http://www.kanalturk.com.tr/haber-detay/26572-tatli-sert-medya-haberi.aspx

(…)

——————–

RAP… RAP… RAP…

——————–

TÜRK’ÜN “DENİZ”DEKİ “ASLAN”LARI ADRİYATİK’TE

http://askerhaber.com/haber/472/barbaros-un-torunlari-adriyatik-te.html

——————–

RAP… RAP… RAP…

——————–

TAYYİP “PATRİKHANE”NİN FEDAİSİ?!

Erdoğan’ın Yunanistan gezisinin neticesi ortada!

Batmış Yunanistan’ı Türk Milleti’nin sırtından ayağa kaldırmak için suyu bulandırma operasyonu yapıyor.

Öte yandan…

Erdoğan, “Ekümenik sıfatı beni rahatsız etmez” diyor.

Neden?!

Niçin?!

Niye?!

Bu sorulara cevap olabilecek birkaç haber, yorum, söyleşi, düşünce kırıntısı!

Aynen yansıtıyorum:

——————–

RAP… RAP… RAP…

——————–

MED-CEZİR / “EKSEN” KAYDIRAN AKP’NİN “A, B, C” (!) PLANLARI YA DA “GİZLİ (!) PROTOKOL”ÜN “GİZLİ PROTOKOL”Ü VEYAHUT MÜ’MİN KARDEŞİNİN KUYUSUNU KAZAN KİMSE, KAZDIĞI KUYUYA ER GEÇ KENDİ DÜŞER?!

http://askerhaber.com/kose-yazisi/74/med-cezir.html

Med-Cezir?!

——————–

RAP… RAP… RAP…

——————–

PROF. İNALCIK, BARTHOLOMEOS’UN İDDİALARINI YANITLADI, YÖNETİCİLERİN DİKKATİNİ ÇEKTİ

Ekümeniklik uyarısı

İDDİALARA YANIT: Osmanlı devrinde Patrikhane’nin sınırlar ötesindeki Ortodokslar üzerinde hiçbir otoritesi yoktu, Ortodoks dünyasının temsilcisi değildi. Patrik, padişahın bir beratıyla tayin edilmiş bir din adamıydı.

YÖNETİCİLERE UYARI: Lozan’daki statüyü değiştirme yolunda oldubittiler var. Türkiye açısından Patrikhane’nin statüsü Lozan’da belirlenmiştir. Kiliseler aralarında halledip gelse dahi biz Lozan’ı önlerine koymak durumundayız

UTKU ÇAKIRÖZER Ankara

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’in ziyaretinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ortodoks dünyasının iç işi” ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın “Tabu görmemek lazım” sözleriyle gündeme gelen Fener Rum Patrikhanesi’nin “ekümeniklik” statüsünün tanınması talebi konusunda tarihçi Prof. Halil İnalcık, “Onlar aralarında halledip gelse dahi biz Lozan’ı önlerine koymalıyız. Hükümetlerin görevi Lozan’daki statüyü deldirmemektir” dedi.
Patrikhanenin bir takım oldu bittilerle ekümeniklik iddiasını “fiilen gerçekleştirme yolunda olduğuna” dikkat çeken İnalcık, Milliyet’in sorularını şöyle yanıtladı:

‘Patrik bir memurdu’

Ekümeniklik iddialarını tarihsel olarak değerlendirir misiniz?

Patrik Bartholomeos’un “patrikhanenin Bizans döneminden beri kesintisiz devam ettiği ve Bizans döneminden gelen Ortodoks hakları üzerindeki evrensellik iddiasını hâlâ sürdürdüğü” iddiası tarihi verilere tamamıyla aykırıdır.

Birincisi Osmanlı devrinde Patrikhane’nin sınırlar ötesindeki Ortodokslar üzerinde otoritesi yoktu. Balkanlar’da Sırp Patriği, Ohri’da başka patrik, Rusya’da bağımsız patrik vardı. İkincisi, Patrikhane Ortodoks dünyasını temsil eden makam değildi. Padişahın bir beratıyla tayin edilmiş bir din adamıydı ve devlet içinde memur durumundaydı. Sadece dini meselelerde, rahip atamala rı gibi gibi hususlarda otoritesi vardı. Rum halkı üzerinde idari, siyasi her türlü otorite Sultan’a aitti.

Türkiye’nin kurucu anlaşması Lozan’daki statü nasıldı?

Türk heyeti, patrikhanenin İstanbul’u terk etmesi için direndi, ancak kabul ettiremedi. Batı’nın ısrarıyla “İstanbul’daki Rumların dini işlerini temsil edecek bir dini otorite olarak kalması koşuluyla” patrikliğin kalmasına izin verildi. Metropolitler meclisinin seçtiği patriği İstanbul Valisi tasdik edecekti. Yani İstanbul’a mahsus bir müessesedir.

Ekümeniklik tezine uluslarası destek nereden geliyor?

Yunanlı uzmanların (Theodore Papadopoulos, “Orthodox Church and Civil Authority” ve Metropolit Konstantinides “The Ecumenical Patriarchate”) yazılarında Patrikhane’nin bazı oldubittilerle Lozan’daki statüsünü nasıl değiştirdiği anlatılır. Türk hükümetlerinin de göz yumması sonucu Lozan’daki statüyü değiştirme yolunda şu oldubittileri gerçekleştirdiler:

– Patriklerin Türk vatandaşı olma şartının, ABD vatandaşı Athenagoras’ın seçiminde aranmamasına DP hükümetince göz yumuldu.

– Patriğin, siyasetçileri tebrik, ziyaret etme girişimlerine tavır konmadı. Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’na seçilişinde Patrik Bartholomeos’un tebriki ve görüşme girişiminde başarılı olması, bu oldu, bittilerin yerleşik hale geldiğini kanıtlıyor.

– Türkiye’yi ziyaret eden yabancı liderlerin patriki ziyareti vazgeçilmez bir protokol haline döndü.

– Patrik seçimini yapan metropolitlerin Türk vatandaşı olma zorunluluğu da ortadan kalktı.
Dolayısıyla patrik bugün evrensel statüyü fiilen gerçekleştirme yolunda görünmekte.

‘Lozan, Türkiye’nin temeli’

Başbakan Erdoğan’ın ‘Hıristiyanların iç işi’ değerlendirmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Yunanlı konuk karşısında nezaketen diplomatik tavır takınıp talepleri somut söz yerine ileriye bıraktıklarını anlıyorum. Bu, kiliselerin kendi aralarındaki meseledir ama Türkiye açısından Patrikhane’nin statüsü Lozan’da belirlenmiştir. Aralarında halledip gelse dahi biz Lozan’ı önlerine koymak durumundayız. Lozan’da tespit edilen temel prensibe aykırı taleple gelirlerse tabii ki reddedilecektir.

Babacan da “Uzun vadede bunları tabu olarak görmemeliyiz” dedi?

Türk hükümetleri Lozan’ın delinmesini amaçlayan her hareket karşısında olmalıdır. Patrik’in Yunan destekli iddialarını kabullenirsek Lozan delinmiş olur.

‘Hayallerinde İstanbul var’

Yunanistan neden sahipleniyor bu meseleyi?

Yunanlılar, AB’nin de gücünü kullanarak İstanbul’da Ortodoks dünyasını temsil eden bir makam yaratmak istiyor. Patriklik ve Yunan hükümeti “Megali İdea”nın gerçekleşmesi için işbirliği yapıyor. 18. asırdan beri bütün Yunanlıların gönlünde yatan emel İstanbul’da Yunan hakimiyetini yeniden kurmak, Kıbrıs’ta, Pontus’ta Batı Anadolu’da Bizans’ı ihya etmektir. Her Yunan bu inançla yaşar.

Yunan makamları, patrikhane için “Türkiye’nin büyükelçisi” tanımını yapıyor?

Ekümeniklik kabul edilirse Türkiye’nin değil Yunanistan’ın gelecekteki planlarını en iyi temsil eden kişi olur. Türkiye’nin elçisi ise Kıbrıs ve Ege sorunlarında Yunanistan’a karşı neden Türkiye’ye destek olmuyor?

http://www.milliyet.com.tr/2008/02/03/guncel/axgun03.html

——————–

RAP… RAP… RAP…

——————–

Tarihi ziyaretin ardından!

Yorgo Kırbaki
Biraz arşive baktım da, dört yıl içinde birkaç kez ertelenmesini “başka bahara kaldı” ifadesiyle bildirdiğim Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’in, nihayet geçen hafta gerçekleşen tarihi Ankara ziyaretini izleyen biz gazetecilerin, azıcık çuvalladığını itiraf etmek zor da olsa gerçek.

Bunun nedeni de, ilk günkü Erdoğan-Karamanlis görüşmesinde “perde arkası” için ne Türk ne de Yunan tarafının hiçbir şey sızdırmamasıydı.

Enformasyon açısından aralık ayında Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Atina ziyaretinden tamamen farklı bir taktik izlendi. Dolayısıyla, iki başbakanın resmi açıklamaları dışında elimizde başka bir malzeme yoktu.

Erdoğan ev sahibi olarak tek kelimeyle mükemmeldi. Yunanistan’da hálá kıyametin koptuğu “metres skandalı” yüzünden zaten kulağı Atina’da olan dostu Karamanlis’i zor durumda bırakabilecek tek bir kelime bile söylemedi. Örnek mi? Batı Trakya’daki Türklerden bahsederken “orada” ya da daha sonra İstanbul’da da olduğu gibi “soydaşlarımız” dedi.

Ankara’daki görüşmenin gecesi, akşam yemeğinden sonra Yunan hükümetinin üst düzey bir yetkilisi şunları söyledi:

1. Erdoğan’ın patrikhane hakkındaki (Patrikhane Ortodoks Hıristiyanların sorunudur) sözlerini not ettik. Böyle bir şey ilk kez söyleniyor.

2. Erdoğan’ın “casus belli” (TBMM’nin Yunanistan’ın karasularını genişletmesi halinde bunu savaş sebebi sayacağına ilişkin kararı ile ilgili) sözleri önemli.

3. Erdoğan’ın Kıbrıs için “Annan planı devre dışıdır” cümlesini de ilk kez duyduk.

4. Erdoğan’ın taktığı kravatın renkleri (mavi, beyaz, kırmızı) dikkatimizden kaçmadı.
Perşembe günkü “enformasyon sıkıntısı”, iki başbakanın bir gün sonra İstanbul’da Feriye lokantasında eşleri ile birlikte yedikleri ve üç saat süren akşam yemeğinde az da olsa giderildi.

Erdoğan ile Karamanlis’in birbirlerine bazı sözler verdiklerini öğrendik. Bunların arasında, zaman baskısı altında olmadan, kamuoylarının tepkisini çekmeden karşılıklı jestler yapmaya, hatta gerekirse geri adımlar atmaya ilişkin mutabakata vardıkları da vardı.
Velhasıl, Karamanlis’in Ankara ziyaretinin perde arkasını, günler sonra Hüriyet’te Ertuğrul Özkök’ten okuduk. Yunan Dışişleri bakanlığı Sözcüsü Yorgo Kumuçakos, genel yayın yönetmenimizin “Anladığım kadarıyla, Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun açılması konusunda belli bir noktaya gelinmiş. Türk hükümeti okulun açılacağı yolunda Karamanlis’e söz vermiş. Bunun karşılığında da Karmanlis’ten, Yunanistan’daki Türklere dernek kurma hakkının verilmesi istenmiş” sözlerine “Gazetelerde, Türk gazetelerinde yayınlananlar için yorum yapmam. Benim işim resmi açıklamalar hakkında görüş belirtmektir” dedi.

İki başbakan ilişkilerde yeni bir sayfa açtıklarının işaretini vermişlerdi de Ankara’da, bunun içeriği hakkında belirsizlik vardı. Şimdi taşlar sanki daha bir yerine oturuyor.

İyimser olmamak için bir neden yok. Hatta önümüzdeki 10 ay içinde (bu süre tesadüf değil) bugünkünden bambaşka bir manzara ile karşılaşabiliriz.

Yunanlılar dini liderlerini kaybetti

Yunanistan, yakın tarihinin en medyatik, en tartışmalı, en renkli dini liderini kaybetti. Yunanistan kilisesinin lideri, Atina Başpiskoposu Hristodulos, kanser hastalığına yenildi.
1998 yılında başpiskopos seçildiğinden bu yana Türkiye ve Türklere karşı söyledikleri ile Türk medyasını da sık sık meşgul eden Hristodulos’un, Patrik Bartolomeos ile ilişkileri berbat ve ötesiydi. Bartolomeos bir ara patrikhanenin Yunanistan kilisesi ile ilişkisini bile kesti. Dini açıdan, bir dini lidere verilebilecek en ağır cezalardan biriydi bu.

AB emri ile yeni kimlik kartlarında din unsurunun yazılmaması gündeme geldiğinde, dönemin sosyalist Pasok hükümetine karşı açık savaş ilan etmekten ve protesto eylemi için 1 milyon insanı sokağa dökmekten çekinmedi Hristodulos.

Yunanistan laik bir ülke değil. Din ve devlet işleri iç içe. Başbakan, bakanlar din adamlarının huzurunda yemin verir. Milletvekileri de öyle. Mahkeme salonlarında Hazreti İsa’nın, Meryem Ana’nın tabloları vardır. Tanıdık bir din adamı, bir devlet dairesinde bir işin halledilmesi için iyi bir “torpil”dir. Kilise ülkenin en zengin müesseselerinden biridir.

Hristodulos da siyasete sık sık karışarak bir anlamda “yetkilerini” kullanıyordu.
Hiçbir zaman kanım ısınmadı bu adama. Demagog, medya cambazı gözüyle baktım hep. Ancak, Sezar’ın hakkını James’e verecek değilim. Gençliği kiliseye yaklaştırmayı başardı. Genç insanları ikna etti. “İsterseniz blucin, isterseniz mini etek giyin. İsterseniz küpe bile takın ama kiliseye gelin” diyerek, okullara gidip öğrencilere güncel fıkralar anlatarak, öğrenci dergilerinde evlilik öncesi cinsel ilişki, hatta mastürbasyon ile ilgili sorulara cevap vererek, bir grup din adamının rock müziği icra eden bir orkestrası kurmalarını destekleyerek…

İhtiyarlara da yaklaştı. Aşevleri, huzurevleri açarak, maddi yardımda bulunarak…
Yunanlılar çoğunlukla başpiskoposlarını çok sevdiler, kendilerine çok yakın buldular. Onbinlerce insan son yolculuğundan önce Atina Metropol Kilisesi’nde kendisine veda etmek için soğuğa aldırmadan saatlerce kuyrukta bekledi.

Hristodulos sonrası, 7 Şubat’ta seçilecek yeni başpiskoposun işi hayli güç.

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=8151886&yazarid=136&tarih=2008-02-02

——————–

RAP… RAP… RAP…

——————–

Ve…

Son olarak…

Bu yaz çok sıcak geçecek!

Bu yaz çok sert geçecek!

Bu yaz çok ateşli geçecek!

“Dünyalar Savaşı” ve/veya devletlerin “derin”liklerinde “devletler oyunu” ve/veya “savaş”ı!

“Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi”ni bir duvar süsü olarak görmeyip, bir erken uyarı mesajı olarak kabul edip durumdan vazife çıkartanlar” için söylüyorum:

Atatürk Türkiyesi’nin bölünmez bütünlüğü ve bekaası için her daim nöbetteyiz!

Atatürk ile sorunu olanlar, Atatürk Türkiyesi’ni yıkmak, rejimi F Tipi’ne dönüştürmek için son bir kez daha saldıracaklar!

Böldürmeyeceğiz!

Bölünmeyeceğiz!

Yıktırmayacağız!

Yıkılmayacağız!

Atatürk Türkiyesi’ni bölmek, parçalamak, yıkmak isteyenleri bir kez daha biz yıkacağız!

Mazereti olanlar var ise Aslan Paşa’ya emeklilik dilekçelerini teslim edebilirler, “Cenazem var, katılamayacağım” diye…

Stoklarımızda yeterli miktarda, pembe kefen bezi mevcuttur!

Sözün özü:

Çanlar, Atatürk Türkiyesi’nin düşmanları için çalıyor!

Tüm ak vurgunculardan hesap sormak için…

Atatürk Türkiyesi’ne sahip çıkmak için…

AKP & F Tipi yapı eli ile oynanan “karanlık oyunu” bozmak için geliyoruz!

——————–

RAP… RAP… RAP…

——————–

Sevgiler

15 Mayıs 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

1 YORUM

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?