Tek tip Yaşamlar

Nedense bize öğretilen insanın belli bir yaşam biçimi olabileceği. Bu tabii nerde, ne tip bir ailede doğduğunuza bağlı. Ama sonuç genede pek değişmiyor yaşamınız sizin için çizilmiş sınırlar içinde.

Bunu daha önce düşünmemiştim ta ki Türkiyeden gelen bir ziyaretçimizi Santa Cruza götürene kadar. Sahilde bir parkta minübüsünün önünde kıyafet değiştiren sörfçülere rastladığımızda bu görüntü bizde herhangi bir tepki yaratmadı. “Surfer dude” tipine nede olsa So Cal dan alışıktık. Sahil boyu plajlarda surf ve denizle yaşamayı yaşam biçimi haline getirmiş yüzlerce Surfer düde e rastlamak mümkündü. Misafirimiz görüntüden bu grubun o minübüste yaşadığını farkedince dehşete düştü. Sörfçüler 30 yaşlarında idiler. İlk tepki, bu yaşta elleri ekmek tutarken işsiz olmaları ile başladı.

O arada dalgalar nasıl diye laf attığım adamla konuşmaya başlayınca, Türk arkadaşımızın kaygısını anlattım kendisine.

Adam güldü. Mimar olarak Amerikanın en iyi okullarından birinden mezun olduğunu 5 yıl kadar büyük firmalardan birinde çalıştığını ve nişanlandığını ama birgün tatilde sörf yaparken yaşamdan beklediğinin bu olduğunu farkettiğini anlattı. “Arkadaşına söyle üzülmesin, arada garsonluk yada kaldığımız şehirde ki mimarı bürolarında çizim yaparak düzgün para kazanıyorum ve bahse girerim ben ondan daha mutluyum.” dedi.

Bunu aktardığımda yol boyu süren bir tartışma konusu çıkmış oldu. Arkadaşımız bir türlü anlamıyordu bu seçimi. O durmadan başka nedenler arıyordu. Mesela acaba nişanlışımı terketti, çalıştığı şirketten kovulduda birdaha kendisine iş mı vermediler.

Ama kesinlikle böyle bir yaşam için gönüllü olunabileceğini kabul edemiyordu. Arkadaşımın balık tutmayı ne kadar sevdiğini biliyordum. Onu örnek verdim. Eğer sene boyu balık tutmak yarı profesyonel bu işi yapma şansın olsaydı yapmak istemezmiydin diye sordum.

Bir an durdu,” Yani bütün gün sadece balık tutmakmı?Harika olurdu, ama olmazkı, ben mühendisim, sonra ne derler?”. Dayanamayıp sordum.”Ne derler?” Hısımla cevapladı “Ya olurmu mühendis adam bırak işi gücü git balıkçı ol, deli derler adama.”

İşte o zaman farkettim bizde yaşamlar “tek tip” başkalarının size biçtiği kaftanlar şeklinde.

Hele bu ise birde istediğin mesleği seçmek yerine sınav sistemi ile ne tutturursan hesabı meslekler ve aynı mahalle baskısı ile evleneceğin insanında onay almış biri olması gibi zorunlulukları da olaya katınca ne kadar kısır bir seçme ortamı olduğu daha bir netleşiyor.

Hepsinin üstüne birde din ve kültür “kader” adı altında bu seçmediğiniz yönlendiremediğiniz yaşamı sizin için cilalıyıveriyor ve iste! Böylece bozdura bozdura yaşayacağınız yaşamınız.
Kişisel kararlardan oldukça uzak, her birilerinin sizin için seçtikleri ve doğru buldukları ile.

Ama bu öylesin oturmuş ki düzene ve kültüre, bunun böyle olduğunu bile düşünmeden ve farketmeden. Ve hehalde başka türlüsünün olduğunu görünce de derinden rahatsız oluyor insanlar.

Yaşamlarımızı yaşamanın 5000 değişik yolu var. Ve bunlar içinde istediğimiz şeklini bulup yaşamak, buna kişi olarak karar vermek aslında çok da zor değil. Zor olan bunu yapabileceğini farketmek ve kendi istediğini seçebilecek kadar cesur olmak.

Nur M Köknar
alaturkaonline.com

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?