Tennessee’de Ramazan Bayramı

Bayram hazırlıkları 2 hafta öncesinden başlamıştı. Türkmen dönerci Ali usta’nın talimatı ile Atlanta’dan et alındı. Fakat usta beğenmeyince kuzu eti vs takviye yapıldı, yine beğenmeyince Nashville’yi arattırdık ve siparişini ver gidip alalım dedik, böylece beğenmeme şansı kalmadı ve et meselesi çözülmüş oldu.

1 hafta öncesinden minubüs ve çocuklar için zıplama oyuncağı kiralandı . Bayram namazı eda ettikten sonra Kültür merkezimize teyzelerimizin hazırladığı pilav, salata ve tatlılar bir bir gelmeye başlamıştı . Derken tatlılardan birinin albenisi fazla olunca her gelene birer tane derken tepsi bir anda boşaldı .
Bayram pikniği yerine ilk giden ekip olarak konvoy oluşturuldu . Piknik yerine varıldığında birde ne görelim ! Meksikalı başka bir grubun yeri ile Türklerin yerini karıştırıp o şekilde tahsis edilmiş olduğu ortaya çıkınca üstüne üstlük meksikalılar gelince kısa bir pazarlığın ardından asılmış olan balonları verip onları diğer yere gönderdik . İlk iş olarak bayraklarımız ile alanı donattık. Gelenleri girişte BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN yazısı karşılıyordu . Döner pişirilmeye başlanırken aileler tek tek geliyordu.DSCN1777

Civar illerdeki türklerde geliyordu birçoğunu ilk defa görüyordum, ağırlıklı olarak Jahnson city şehrinden gelenler olmuştu .Büyüklerimiz boşuna “Bayram çocuklara Bayram ” dememişler. Bir dakika içinde takımlar hazırdı ve dengeli iki takım çimleri aşındırırcasına maça başlamıştı, daha dakikalar geçmişti ki avamca ifade ile sucuk gibi terlediler, karşılıklı goller… Daha küçük yaşta olanlar zıplama oyuncağında uzaktan bakıldığında oyuncakta devrilecek edası uyandıran bir boşalmışlık sevinci ile
Çocukluklarının gereğini yapıyorlardı.
Döner artık hazırdı . Ağırlıklı olarak “Ben kiloma dikkat ediyorum” diyenlerin 3. Defa kuyruğa girdiği dikkatlerden kaçmadı, 2. defa kuyruğa girmek ise yadırganmıyordu . Yemekler yenilip çaylar içildikten sonra ses sistemi kuruldu ve milletimize ait olan enstrüman olan saz faslına geçildi. “Ben türkü bilmiyorum” demek yoktu çünkü arkadaşlar daha önceden türkü sözlerinin fotokopilerini hazırlamıştı . Hep bir ağızdan “Çanakkale içinde, uzun ince bir yolayım, ben yürürüm yane yane…” Türküler yorgunluğunu hissettirince medeni cesareti kabaran Coşkun bey mikrofonu eline aldı ve fon müziği eşliğinde şiirlerine geçti: Hz mevlandan , Yunustan…
Aramızda yaşı ilerlemiş , hacc vazifesini eda etmiş bir büyüğümüzün “Hadi ikindi namazı vakti girdi” demesi ile saz kendini uykuya bıraktı. Zaman yine cocuklarındı ya da çocuk hissedenlerin , çünkü pamuk şeker kuyruğunda çocuktan çok büyük yaşlı çocuklar vardı . Akabinde ağızlarındaki pembe şeker izi ile susuzluklarını giderdiler. Vedalaşma faslı başlamıştı çocukların bütün itirazına rağmen. Artan yemekler paylaşıldı, temizlik yapıldı ve”Bir sonraki görev yerim nere acaba” diyen şanlı bayraklarımız yerinden söküldü. Araçlarına bildirilen çocukların çoğunluğu uyumaya başlamıştı bile yorgunluktan… SONDSCN1791

Selam ve Hurmetlerimle

(ZamanAmerika- Muhammet Efe )

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?