Yine toplumumuzda sıklıkla görülen namus ve şeref kavramından yola çıkılarak işlenen cinayetler mevcuttur.

Örneğin: “Siirt’te ilköğretim öğrencisi kız çocuklarına, çeşitli yaş ve meslek gruplarından yüzlerce erkek 2 yıl boyunca tecavüz ediyor; olayı bilen kamu görevlileri sessiz kalıyor. Okullarda, Sosyal Hizmet ve Çocuk Esirgeme Kurumları’nda, aile içinde, cinsel taciz ve tecavüz vakaları sürekli geçiştiriliyor…

Emniyet Genel Müdürlüğünün cinsel suçlarla ilgili hazırlamış olduğu 2007 yılı raporu, aynı yıl içinde 1800 çocuğun cinsel saldırıya uğradığını söylüyor.

Unutmayalım ki, şiddet içeren uygulama ve söylemin her biri önce çocukları ve ülkemizin geleceğini risk altına alıyor. Şiddetin ortadan kaldırılmasına devletin öncülük etmesi için, önce uygulamalarını gözden geçirmelidir. BM çocuk hakları bildirgesinin ve insan haklarına yönelik sözleşmelerin yasalara alınmış olması yetmez, bu hakları tesis etmeye yönelik uygulamaları gerçekleştirebilecek iradeye sahip olmaktır.

Kadın bir nesne olarak görülmektedir, erkeğin bir eşyası gibi.

Kendini beğenen kişilerin “kimse bunu bana yapamaz, o kim oluyor” gibi savunmacı-saldırgan davranışları sonucu da pek çok cinayet işlenebilmektedir. Bir kadın veya ailesi tarafından reddedilen kişi toplumumuzdaki yetiştirilme tarzından kaynaklı reddedilmeye karşı aşırı hassasiyet sonucu cinayetle sonuçlanan olay ve durumlara neden olmaktadır. Burada güç duygusundaki zedelenme ön plandadır. Güç duygusu her zaman erkek olmakla ilgili değildir. Kadınlar da bu güç’ün sahiplenicisi olabilirler.

Teknolojinin Saldırganlığa ve şiddete etkisi var mı?

Teknolojinin ve kitle iletişim araçlarının inanılmaz ilerlediği günümüzde çocuklar daha doğduğu günden itibaren televizyonla büyümektedir.

Yapılan araştırmalar okul öncesi 3-5 yaşları arasındaki çocukların günde en az 6 saat televizyon seyrettiklerini ve günün dörtte birini televizyon karşısında geçirdiklerini açıklıyor. Oysa programların çoğunda şiddet, cinayet, intihar haberleri, silahla ya da döverek yaralama görüntüleri yer almakta.

Gözlemler şiddet unsuru içeren sahnelerden çocukların olumsuz etkilendiğini ortaya çıkarmaktadır. Reklâmlardan haberlere, çizgi filmler de dâhil şiddet içerikli görüntüler her zaman yer almaktadır. Bunlar direkt vurdulu kırdılı sahneler olarak düşünülmemelidir.

Olumsuz mesaj biçimlerine bir kaç örnek verecek olursak:

Sözel saldırı;

Küfür, kötü söz, hakaret, laf atma, aşağılama, beddua, bağırıp çağırma ve korkutma.

Bedensel saldırı;

Dayak, tepkici davranış, karşılıklı dövüş, taşlı-sopalı kavga, yaralama, öldürme, suda boğma gibi.. Devam eden şiddet görüntüleri; dayak yemiş, ölmüş, yaralı insan görüntüleri, kaçma, kovalama sahneleri, cinsel şiddet içeren sahneler, korku efektlerinin kullanımı. Sürekli şiddetle beslenen bir çocuğun okuduğu okulu silahla basıp onlarca kişiyi öldürmesi kimseyi şaşırtmamalıdır. Bunu birazda biz yaratıyoruz.

Toplumun bu olaylara bakış tarzı nedir?

Toplumumuzda bu tür cehalet, ateizm ve cinnet kaynaklı cinayetler, intiharlar, cinsel tacizler zamanla kanıksanır hale gelmiştir. İlk duyulan habere tepkili olan kişiler arka arkaya gelen olaylardan sonra “yine kim ölmüş, kim kimi vurmuş, olmaz artık bu kadar da, ne zaman sonu gelecek bu olayların” demekte ama aynı duygusal acıyı yaşayıp etkilenmemektedir. Bir yerde savaş başladığında kulak kesilip her gelişmeyi takip ederken bir süre sonra genel bir bilgi alıp bırakırız, kanıksarız adeta.

Hayatımızın bir parçası olmuştur Şiddet…

Mustafa Nevruz SINACI
www.alaturkaonline.com

1 YORUM

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?