Trabzonspor ve Tren

Trabzonspor-ve-Tren-Ercument-Yilmaz

Trabzonspor ve Tren. Bir kere yanlış trene bindiyseniz; koridorda ters istikamette gitmenin hiçbir faydası yoktur. Ercüment Yılmaz yazdı.. 

Trabzonspor ve Tren

Bir kere yanlış trene bindiyseniz; koridorda ters istikamette gitmenin hiçbir faydası yoktur.

Dostlarımız sezon başlangıcından bu yana Trabzonspor hakkında neden yazı yazmadığımı sorup duruyorlardı son günlerde. Sessiz geçen bu zaman diliminin meşguliyetlerimin arttığı bir döneme denk gelmesinin yanı sıra, yeni kurulan kadro ve teknik heyeti birkaç maç sonra değerlendirmek istemiş olmamın da etkisi ile kısa bir ara vermiştim aslına bakarsanız.

Trabzonspor yönetimi takımın %90’ını ve teknik direktörünü değiştirerek oldukça radikal hamleler yapmıştı sezon başında. Önceki sezonlarda teknik heyetlerin bir forvet dahi aldırabilmek için ricacı olduğu sezonlara nispeten teknik direktör Vahid Halilhodzic’in eline verilen kadro eskileri kıskandıracak nitelikteydi.

Bu zaman kadar geçen süreci irdelemeyi kısa keseceğim. İşin özü şu, Dünya kupasından önce anlaşmaya varılan Vahid hocanın turnuvada göreceli olarak başarı kazanması sonucunda kaşesi ve de taliplileri artmıştı. Başkan Hacıosmanoğlu ile sekiz yıl önce birbirlerine verdikleri sözü çiğnememek adına Trabzonspor’a gelmiş olsa da geldiği günden beri futbolculara ve camiaya karşı sert tavırları ile kafalarda soru işaretleri bırakmıştı. Yeni kurulan takıma süre istemesi gayet makuldü ancak, sezon başından itibaren şu ana kadar oynattığı futbol ve kadro tercihleri ile bu sürenin sonunun gelmeyeceği de belli oldu.

Oynanan resmi maçlarda takımın ne defansif ne de ofansif hiçbir özelliğe sahip olamadığını apaçık ortada. Hocanın Cezayir’den ceza niyetine getirttiği Medjani ile Belkalem bırakın bu takımı ikinci ligde bile iş yapamazlar. Karabük maçında yenilen ilk golde Traore’nin önündeki boşluğu kapatan Belkalem kademeye girmek için alanı boşaltırken, Traore’ye eşlik eden Medjani’nin o boşluğu kapatacağına rakibinin uzağında durması rakibinin rahat şut çekmesini ve neticesinde skorun 1-0 olmasını sağlayan hatalar dizisinin son iki halkalarıydı. Yenilen golde ayakkabısını bağlarken takımı eksik bırakan Zeki’nin hatası büyüktür. Ancak rakibi engelleme şansına sahip olan iki Cezayirli’nin beceriksizlikleri de apaçık ortadadır.

Bütün maçlardaki performansı göz önüne alındığında Belkalem’in ağır bir oyuncu olduğunu görmemek mümkün değil. Kaptan Onur’un sakatlandığı pozisyon kendisinin rakibini kaçırması sonucunda meydana gelmişti. Medjani ise vasatın da altında bir ön libero olduğunu haftalardır ilan ediyor. Ne oyun kurabiliyor, ne de savunmada varlık gösterebiliyor. O mevkide gözler Bourceanu’yu aramıyor dersek yalan olur.

Zeki’ye ayrı bir parantez açmak istiyorum. Yapılan en büyük hata bu oyuncuya değerinden fazla anlam yükleyerek teslim edilen 61 numaralı formadır. Diğer bir hata ise Zeki’den sağ bek oyuncusu çıkarmaya çalışmaktır. Kaç teknik direktör denedi, Zeki’den sağ bek olmaz. Eğer Zeki’den faydalanmak istiyorsanız Hami hocanın yaptığı gibi ön liberoda görev vererek verim alabilirsiniz. Bugün baktığımızda Vahid hoca sağ bek Bosingwa’yı ön libero, ön libero olabilecek Zeki’yi sağ bek olarak kullanmıştır. Ayrıca takımda o mevkiye konulacak daha iyi oyuncular da bulunmaktadır.

Geçmişte Ersun Yanal’ın kurduğu kadronun bir Yusuf Şimşek transferi yüzünden şampiyonluktan olduğunu, ertesi sene aynı kadronun teslim edildiği Hugo Bross’un takımı yerlerde süründürdüğünü, devamında kadroyu devralan Şenol Hoca’nın takımı üst sıralara yaklaştırarak sezon sonunda en azından Türkiye Kupası’nı kazandırdığını görmüştük. Geçen sezon da Hami hocanın eldeki kısıtlı imkanlarla Trabzonspor’u daha iyi noktalara taşıdığına, Avrupa Kupalarına katılmasını sağladığına şahit olmuştuk. Sonuçta teknik direktör takımın nerdeyse %50 si demektir.

Vahid hoca bugünkü Karabük yenilgisi sonrasında “3 ay önce dünyanın en iyi 5 hocasından biriydim. Bu sürede hocalığı unutmuş olamam” şeklinde bir beyanatta bulunmuş. Futbolcular için de “İhanet” tarzı kelimeler sarf etmiş.

Hoca hiç kusura bakmasın, kendisine verilen imkanlar geçmişte görev yapmış hocaların hiç birine (bugünkü rakibi Tolunay Kafkas dahil) sunulmamıştır. Hiçbir dönemde bu kadar çok transfer yapılmamıştır. Takımda geçen sezon sonradan oyuna girerek 7 gol atan Emre Güral’ı, transfer edilen Turgut Doğan Şahin’i ve nicelerini kadro dışı bırakan kendisidir. Soner’i göndermeye çalışıp daha sonra 11’e koyan kendisidir. Her maç ayrı 11 deneyen kendisidir. Kanatlardan gelecek ortalarla etkili olabilecek Cardozo’yu ileride tek başına bırakan kendisidir. Defansa kırk tane transfer yaptırıp orta sahaya oyuncu aldırmayan kendisidir. İkide bir futbolcuları kötüleyen, futbolcusu ile tartışan, tartıştığı için kadro dışı bırakan, futbolcuyu kazanmayı değil kaybetmeyi yeğleyen kendisidir. Birkaç hafta puan kaybetmeyi göze alarak en azından takıma net bir oyun şablonu yerleştiremeyen kendisidir. Takımda ancak yedek olabilecek Fatih Atik, Salih Dursun, Musa Nizam gibi yerlileri haftalardır ısrarla takıma monte etmeye çalışan kendisidir. Bu maçta bile sağ tarafta oynayan Sefa’yı sola, Waris’i sağa alan kendisidir. Haftalardır oynatmadığı Serdar Gürler’i, İshak Doğan’ı bugünkü kötü kadro tercihinde, anlamsız taktik düzeninde yok eden kendisidir. Trabzonspor’u Cezayir ile karıştırarak Cezayir’de yaptığı savunma ağırlıklı futbolu takıma uygulatmaya çalışan kendisidir. Taraftarın hücuma dönük futbola duyduğu sevdayı göz ardı ederek, inatla tersini yapan kendisidir. Taraftarın transferlerde yaşadıkları heyecanı söndüren, Avni Aker’e küstüren kendisidir. Daha sezon başı kampında takımı bırakıp gitmekle tehdit eden kendisidir. Beni ne mühendisler, ne avukatlar istedi de onlara gitmedim havalarındaki gelinler gibi ikide bir ne teklifler reddettim diyen, pişman olan kendisidir.

Daha söyleyecek çok söz, analiz edilecek çok detay var ancak, herkes durumun farkında. Fakat kabahatlerin en büyüğü her zaman yönetimindir. Geçen sezonun kadrosunu yenilemek önemli bir hamle iken, geçen sezon takımı nispeten başarıya taşımış hocayı küstürerek yapılan Vahid hoca hamlesi ise büyük bir risktir. Ve bu risk maalesef başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Takımın diğer sorunlarını kısaca sıralamak gerekirse:

Kondisyoner sorunu: Takımın antrenmanlarında yanlış bir yol izlendiği apaçık ortada. Verilen sakatlar bunun en önemli göstergesi.

Sağlık ekibi sorunu: Sakatların iyileşme süreçlerinin tahmin edilenden uzun sürmesi.

Stat zemini sorunu: Statlar eskiden GSM’ler tarafından idare edilirlerken zemin problemi diye bir şey söz konusu olmazdı. Çünkü zeminler devlet eliyle çiçek gibi bakılır, maçlarda çimler pırıl pırıl parlardı. Statların bakımı yönetimlerin eline kaldığı günden bu yana ülkemizde zeminler konuşulur hale geldi. Trabzonspor yönetimi son yıllarda defalarca değiştirilmiş olan Avni Aker’in zeminini koruyamayarak patates tarlası haline gelmesinin ve sezonu kapatan kaptan Onur’un sakatlığının en büyük sorumlusudur.

İdare sorunu: Tek başkan, olmayan bir yönetim kurulu. Dahasını saymaya gerek yok.

Sonuç olarak, Trabzonspor son yıllarda camia olarak yanlış trene binmiş ters istikamette yol almaktadır. Arada bir doğru hamleler yapılıyor gibi olsa da, bu hamleler ters istikamette giden trenin koridorunda aksi yönde ilerlemekten öte fayda sağlamamaktadır.

Pekiii, bu takım ne zaman adam olur? Ters yöne giden trenden inmedikçe bu soruyu sormaya devam eder dururuz.

Herkese iyi bayramlar…

Ercüment Yılmaz / Trabzon
[email protected]

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?