59 F
Los Angeles
11 Kasım 2019
Anasayfa Haberler Kültür Sanat Türk Sanatçılar Leonardo da Vinci'nin İzinde

Türk Sanatçılar Leonardo da Vinci’nin İzinde

Rönesans döneminin dahisi kabul edilen sanatçı ve bilim adamı Leonardo da Vinci, ölümünün 500’üncü yıl dönümünde tüm dünyada çeşitli etkinliklerle anılıyor. Türkiye’den de 20 kadar sanatçı, bilim adamı, müzisyen ve yazar, Da Vinci’nin hayata gözlerini yumduğu Fransa’nın Amboise kentine gitti.

Geziye katılanlar arasında, ressam ve öğretim üyesi Prof. Devrim Erbil, Prof. Ergin İnan, Prof. Fevzi Karakoç, ressam Onay Akbaş, Yalçın Gökçebağ, Tülin Onat, heykeltıraş Cem Sağbil, müzisyen Mercan Dede, şair Ahmet Telli, Fransa’da yaşayan ünlü yazar Nedim Gürsel, yazar Metin Celal, Yalın Alpay ve sinemacı Durmuş Akbulut vardı.

“Türk sanatçılarından Da Vinci’ye saygı” adlı projenin yaratıcısı Paris’te yaşayan Türk ressam Onay Akbaş ile Ankaralı küratör İbrahim Karaoğlu. Arete Project’ten Emre Sefer’in sponsorluğunu üstlendiği proje kapsamında Amboise kentine gelen sanatçılar, mezarının bulunduğu Amboise Kraliyet Şatosu ve hemen yanındaki Da Vinci’nin son 3 yılını geçirdiği Clos-Luce Şatosu’nu ziyaret etti.

Sanatçılar, Kral I. Francois’nın Fransa’ya davetinden sonra sarayın baş ressamı, mimarı ve mühendisi olarak son 3 yılını Amboise’da geçiren Da Vinci’nin, 3 Mayıs 1519’da rivayete göre Kral’ın kollarında yaşama veda ettiği odayı gezdi.

Da Vinci’nin, iki asistanı ile Fransa’ya gelirken yanında getirdiği ve Mona Lisa’nın da aralarında bulunduğu üç büyük tablosunun asılları bugün Louvre Müzesi’nde, ama bu eserlerin dev kopyaları evin salonunu süslüyor. Eşyaları, teknik kroki ve planları ve bu planlara uyularak günümüzde hazırlanan maketler, kusursuz bir sunumla sergileniyor.

Düş Bahçesinde Da Vinci eşliğinde gezinti

Leonardo da Vinci’nin evinin bir “düş bahçesini” andıran bahçesindeyse, çizim ve planlarının gerçek boyutları ziyaretçilere sunuluyor. Bu eserler karşısında ziyaretçiler, yüzyıllar önce böylesine dahice keşifler yapabilmiş olmasından duydukları şaşkınlık ve hayranlığı gizleyemiyor. Bu eserler arasında kendi döneminin çok ötesinde bir teknikle planladığı tank, su değirmeni, helikopter, kanat, kanal sistemleri, insan vücudunun anatomisini içeren çizimler yer alıyor.

Bugün yaşasaydı kartvizit ya da özgeçmiş hazırlamada epey zorlanacağı yorumları yapılan Da Vinci, ressam, bilim adamı, mühendis, anatomist, kaşif, heykeltraş, mimar, müzisyen, şair, filozof ve yazar. Mühendislik dehasıyla çizdiği planlardan somut hale getirilen eserlerinin sergilendiği bahçede Da Vinci’nin bütün bu yönlerinin her biri, bir diğeri ile yarışacak mükemmellikte.

Ziyaretçiler, güneş ışınları ve yağmur sularının yarattığı gölge oyunları arasında ilerlerken, küçük göletler üzerine kurulu köprülerle karşılaşıyor. Rivayete göre Da Vinci, Haliç’e yapılması için Sultan 2. Beyazıt’a köprü projesi öneriyor ancak Beyazıt bu öneriyi kabul etmiyor. Daha sonra Hollandalılar bu projeden haberdar oluyor ve köprüyü alıp kendi ülkelerine uyguluyorlar. Bahçede bu köprü projesi de, gerçek boyutlarla inşa edilmiş aslının hemen yanında sergileniyor.

Amboise Şatosu ve mezarı

Ziyaretçiler düş bahçesinden ayrılıp, evinin hemen yanındaki, son yıllarında sanatçıyı destekleyen Kral 1. François’nın sarayı Amboise Kraliyet Şatosu’na geçiyor. 500 yıl önce hayata gözlerini yuman Leonardo da Vinci’nin mezarı Amboise Şatosu’ndaki Saint Hubert Şapeli’nde bulunuyor.

Şatoya Türk sanatçıların geldiğini duyan Müze Müdür Yardımcısı Marc Metay grubu bizzat gezdirdi. Metay, Onay Akbaş’ın ileride hazırlanacak sergiye davetini de kabul etti.

Şatodaki gezi de bittiğinde sergi projesini VOA Türkçe’ye anlatan ressam Onay Akbaş, “İnsanlığın ürettiği tüm değerler insanlığın ortak değerleridir. Bu değerlerin en başında da bir sanatçı olarak Da Vinci geliyor bence. Türk sanatına böyle bir çalışma armağan etmek istiyoruz” dedi.

Küratör İbrahim Karaoğlu da, “Bizim için Da Vinci çok önemli. Çünkü sanat tarihçisi yazarlığının kurucusu Giorgio Vasari, rönesansı tanımlarken Da Vinci üzerinden tanımlar. Biz Leonardo’nun Rönesans’ta aydınlattığı ışığı ve o ışığın kaynağı olmasını çok önemsiyoruz. O ışığa bir saygı bu. Ülkemizin en yetkin sanatçılarıyla buradayız” diye konuştu.

Gezinin sponsoru Emre Sefer de, kusursuz işleyen projeyi desteklediği için gururlu. Ama en çok sanatçılar heyecanlı. Ressam Ergin İnan, “Benim için bir hayaldi bu ve gerçekleşti. Onu hayallerimizde yaşatacağız. Bu nedenle çok mutluyum” sözleriyle heyecanını VOA Türkçe ile paylaştı.

Ressam Devrim Erbil de, “Leonardo sadece İtalya’nın ya da Fransa’nın değeri değil, bütün insanlığın heyecanını, mutluluğunu temsil eden bir değerdir. O nedenle buradayız. Sanatın insanlar arasındaki şiddete, savaşa son verdirecek tek umut noktası olduğuna inanıyorum. Leonardo da bu sevginin önemli bir örneği. Umuyorum onun ışığı insanlık için umut olmaya devam eder” ifadelerini kullandı.

Mercan Dede mezarı başında ney çaldı

Sufi müziğini çağdaş yorumlayan müzisyen Mercan Dede, daha sonra belgesel ve sergilere dönüşecek projenin müziğini besteleyecek. O da, dev bir sanatçıyı, Türkiye’nin büyük sanatçıları ile ziyaret etmekten çok mutlu olduğunu söyledi. Gördükleri karşısında heyecanını saklamayan Mercan Dede, Leonardo’nun mezarı başında onun için neyiyle küçük bir de konser verdi.

Ressam Tülin Onat, “Benim için daha da heyecanlı bir deneyim. Çünkü, Leonardo benim sanatımın kaynağı, ders aldığım en büyük hoca” dedi ve 15 Nisan doğum gününün tüm dünyada sanat bayramı olarak kutlanmasına nasıl ön ayak olduklarını anlattı.

Paris’te de heykelleri bulunan heykeltıraş Cem Sağbil, “Çok heyecanlı bir proje bu. Burada olmak çok keyifli. Zor bir görev bu. Bunların bir de sanatçı olarak aktarılması gerekecek. Bakalım neler çıkacak ortaya?” dedi.

Ressam Fevzi Karakoç ise, Leonardo’nun düş bahçesinde dolaşırken, kafasında da onlarca fikrin dolaştığını, “Hep kitaplardan okuduk onu. Ama buraya geldiğimde Leonardo gözümde 3 boyutlu olarak canlandı. Kafamda bir sürü proje var. Leonardo’nun at desenleri var. Ben de atları çiziyorum. Belki doğu ve batı atları gibi bir proje çıkabilir” sözleriyle anlattı.

”Kol kola yürümüş gibiydik”

Yazar Nedim Gürsel de gördüklerinden etkileniyor ancak, böylesine büyük bir sanatçının tank, tüfek icat etmesinden dolayı biraz hayal kırıklığı yaşadığını da söylemeden edemiyor. Ressam Yalçın Gökçebağ ise akşam, gezi bittiğinde, hala rüya aleminde gibiydi: “Dünden beri Leonardo ile yaşıyorum. Onunla kol kola yürümüş gibi hissediyorum. Adeta yaşıyorum buraları. Onun gezdiği, ayak izlerinin bulunduğu yerleri keşfetmeye çalışıyorum. Bu kadar etkileneceğimi hiç düşünmezdim.”

Bir şairin meraklı ama sessiz bakışlarıyla geziyi izleyen şair Ahmet Telli, ünlü “Gidersen Yıkılır Bu Kent” şiiri ile gezinin kapanışını üstlenen sanatçı oldu.

Sinemacı Durmuş Akbulut, Leonardo’nun Türk sanatçıları ile 500 yıl sonraki buluşmasını belgesel bir filme dönüştürecek. Şair Sunay Akın ve tarihçi Prof. İlber Ortaylı da yazılarıyla projeyi destekleyecek. Bu çalışmalar, yine zekası ile daha 2 yaşında keşfedilen yazar, ekonomist Yalın Alpay’ın kaleminden metne dökülecek ve ortaya çıkacak kitap, sergi ve film Türk sanatseverlerle buluşacak.

Alaturka Onlinehttps://www.AlaturkaOnline.com
Amerika'nın ilk Türkçe internet Gazetesi Alaturka yıllardır Amerika'da en çok okunan ve takip edilen tamamen bağımsız ve tarafsız haber yapan tek Türk Gazetesi. Habersizsiniz ya da Haber Sizsiniz! Alaturka, Gerçek insanlar, Gerçek Haberler. Alaturka - Amerika'daki Aileniz.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

170,492BeğenenlerBeğen
12,505TakipçilerTakip Et
582TakipçilerTakip Et
7,762TakipçilerTakip Et
10,600AbonelerAbone