Türkiye mesaim belgelerin asılsızlığına kanıt

WikiLeaks’in ‘gölge CIA’ denilen Stratfor belgelerine dayanarak “ABD ajanı” diye hedefe koyduğu İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, Aspen Boğaziçi Diyaloğu toplantıları için haftasonu İstanbul’daydı.

Stratfor’un iç yazışmalarında hakkında ‘Türk dostu görünüp Avrupa Birliği içinde Türkiye aleyhine iş çeviriyor’ yorumu yapılan Bildt, iddiaları Hürriyet aracılığıyla yanıtladı.

– WikiLeaks’in sizinle ilgili iddiası Stratfor yazışmalarına mı dayanıyor yoksa yeni belge gelecek mi?

Bilemiyorum. WikiLeaks daha önce İsveç aleyhine bir karalama kampanyası başlatacağını açıklamıştı. Belge yok ama karalama var. Benim gördüğüm tek bir e-posta var. Tuhaf, adını kimsenin bilmediği bir adamdan. Dedikodu kıvamında.

– Bir e-postada da Türkiye’nin AB’ye üye olamayacağını düşündüğünüz için adaylık sürecini Balkan ülkelerininkinden ayırmak üzere kulis yaptığınız iddiası var.

O bölümü ben görmedim. Birisi söyledi. Zaten sadece bu bölüm bile bu e-postaların ne kadar güvenilmez olduğunun kanıtı!

– Bu yanıtınızı Türkiye’nin müzakerelerde önünün açılması için yoğun mesaiye devam ettiğiniz şeklinde mi algılamalıyız?

Evet.

– Güney Kıbrıs 1 Temmuz’da Avrupa Birliği’nin dönem başkanlığını üstlendiğinde ne olur?

Türkiye açısından birşey değişmez. Lizbon Anlaşması kabul edildiğinden beri artık dönem başkanlığının sınırlı bir rolü var. Sadece toplantılara başkanlık ediyor ama politika dikte ettirmez.

– Kıbrıs’ta devam eden barış görüşmelerinden umutlu musunuz?

İki tarafın daha esnek davranması lazım. BM Genel Sekreteri bu ay sonunda Güvenlik Konseyi’ne rapor sunacak. Bu son derece önemli.

– Ada’nın birleşmesi için 2012 yılı son şans mı?

Son şans diye birşey yok. Ama BM gözetimindeki görüşmeler elbette sonsuza kadar sürmez. Çözümün unsurları uzun zamandır masada. Hepimiz uzlaşmanın neye benzeyeceğini az çok biliyoruz. Bu zor değil.

– Türkiye’de reform açısından aciliyet arz eden alanlar hangileri?

Basın ve ifade özgürlükleri konusundaki sıkıntılarla ilgili hem AB cephesinde hem de kendi içinizde bir tartışma yürüyor. Bu mesele de pek çok çözüm bekleyen konu gibi yeni bir anayasayla çözülebilir.

Fasıllar açısından 2012 de yavaş olur

Türk tarafında yetkili ağızlardan şu anda pratikte donmuş olan üyelik müzakerelerinin gidişatı konusunda 2013’te yeni bir değerlendirmenin zaruri hale gelebileceğini duyuyoruz.

Böyle birşey gerekmeyecektir. AB Komisyonu derinleştirilmiş bir diyalog mekanizması üzerinde çalışıyor. Böylece dış politika ve güvenlik konularında daha yoğun bir işbirliği sözkonusu olabilecek. 2012’nin fasıllar açısından yine yavaş bir yıl olacağı söylenebilir ama bu sadece AB’den kaynaklanmıyor. Türkiye de reform sürecinde oldukça durağan bir dönem geçirdi. Bazı fasılların siyasi gerekçelerle değil Türkiye gerekli açılış kriterlerini yerine getirmediği için açılmadığını unutmayalım.. (Hürriyet)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?