Türkiye’nin Temel Sorunu Ekonomi

turkiye-temel-sorunu

Türkiye’nin Temel Sorunu Ekonomi. İşte bu çok büyük bir sorundur. Türkiye Cumhuriyeti’nin ana sorunu, dipten tavana ekonomidir.

Bu melânet Wikileaks belgeleri Amerikan medyasında hiç yer almıyor. AB basınında mabadın sonuna konuluyor. Türkiye’de ise kıyamet kopuyor, gündem sarsılıyor, yer yerinden oynuyor!.. Bu ne gericilik, yobazlık ve insanlık dışılıktır ki; Yazılması-çizilmesi, anlatılması ve açıklığa kavuşturulması,aydınlatılması gereken binlerce sorun varken, bu denli onursuzluk, sorumsuzluk ve aynazlık neden?!..

Galiba ülkemizde, “hukuk devleti, hak ve adalet devleti ne demektir” bilinmiyor!..

Bu nedenle, Cumhuriyet, demokrasi, hak-adalet ve hukuk’un kaideleri işlemiyor!..

İşte bu çok büyük bir sorundur

Ve galiba, demokratik hukuk devletinde temel amacın “Para ve sermaye hâkimiyetinin en düşük seviyede tutulması; İnsan hakları, hakkaniyet, adalet ve hukukun üstünlüğü’nün her daim hâkim ve hükümran kılınması; Kuvvetler ayrılığına mutlak itaat, halk’a samimiyet, tam dürüstlük ve sadakatle hizmet” olduğu bilinmemekte!.. İşte bu çok büyük bir sorundur. Türkiye Cumhuriyeti’nin ana sorunu, dipten tavana ekonomidir.

Yani “adalet mülkün temeli” ilkesinin kökünden sarsılmış, yıkılmış, “hak ve adalet ahlâkı’nın” yok edilmiş olmasıdır. Ekonomimizi içinde debelendiği bataklığa dikine saplayan ve ülkemizi dışa bağımlı kılanlar ise cahil-aptal, egoist ve çıkarcı-haramzade politik-acılardır.

Mesele, millet iradesinin, devlet idaresinden kovulması sonucu bu hale gelmiştir. Son elli yılın sözde siyasetçi güruhu, medya ve mafya ile el ve gönül (iş) birliği yapmak suretiyle, tıpkın Amerika’nın, Lockheed, Watergate, Domuz Gribi, 11 Eylül kurgusu ve akabinde start verdiği “haçlı seferleri furyası” gibi sözde “demokrasi, kardeşlik ve barış” uğruna siyasettir!..

Bunlara göre, ekonomiden maksat: Kısaca rant, kıyasıya hırsızlık, yolsuzluk, gasp, irtikap, sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, ayırma-kayırma, rüşvet ve suiistimaldir.. 47 yıl süre ile ısrarla, inatla sürdürülen anarşi, terör ve tedhişin amacı: Bu yağmayı gizlemek, gözlerden ırak tutmak, örtmek ve perdelemektir. Aksi taktirde, binlerce polis, bir o kadar jandarma ve 1 milyonluk ordunun, bir avuç eşkiyanın hakından gelememesi çok gülünç ve utan vericidir!.

Bireysel teşebbüs düşmanlığı

İnsanlık dışı gürüha göre “kendi kendine yeterli olmak; ağırlıklı üretim, yoğun ihracat, rekabet ve denge unsuru iktisadi devlet teşekkülleri, KİT’ler; denk bütçe ve dengeli ihracat -ithalât politikalarını baz alan milli iktisat” çağ dışı, oldukça tehlikeli, fırsat eşitliği, demokrasi ve kişilik haklarına aykırıdır. Kamu yararına dengeli, istikrarlı ve düzenli kalkınma denilen tür sistem, gericilik, yobazlık ve köktencilik, bireysel teşebbüs düşmanlığıdır bunlara göre!.

Bu nedenle: Devleti küçültmek, bölmek, parçalamak ve paylaşmak isterler!..

Dolayısıyla dışa bağımlı politikaları yürüten siyasetçiler, ister istemez bu ülkedeki yabancı çıkarlarının temsilcileri, iş ortakları, ajanları veya işbirlikçileridir. Onun için Türkiye başbakanı Amerika’nın Büyük Ortadoğu Politikası’nın eş başkanı olsa gerektir. Türkiye onun için güvenliğinin en büyük riskini oluşturan füze kalkanı projesinin hedefindeki ülkedir.

Türkiye, harici bedhahlara angaje, kişisel hırs ve ihtiraslarına zebun, yalana, talana kul-köle olmuş; Türkçe duruş yeteneğini kaybetmiş, inanç ve ilkelerini yitirmiş politik-acıları marifetiyle kendi çıkarları doğrultusunda “milli siyaset” üretememektedir. Türkiye’nin milli bir siyaset stratejisi yoktur. Milli nitelikte hedefleri yoktur. Sürdürülen günlük politika, ulusal çıkarlar yönünde belirlenmiş bir stratejiden yoksundur. Çünkü Türkiye, Türkiye’den değil, Brüksel’den ve Vaşington’dan yönetilmektedir… İki ucu b..klu değneğin öbür ucu budur.

İstiklâl ve istikbâlini korumak ve kurtarmak için Türkiye ve Türklerin sorunu çözmeye talip müstakbel siyasal güçleri; Bu gerçeği doğru tespit etmek ve gereğini “en az AB ve ABD kadar Milliyetçi” bir siyasetle yapmak zorunda ve durumundadıurlar. Eğer yürütülen siyasetin esası, bu temel gerçek yok sayılarak tespit ediliyorsa, (ki, maalesef öyle..) Türkiye halkının da bu siyaseti yürüten kişi ve güçleri iyi tanıması, tespit etmesi gerekir.

Görüldüğü gibi işin ucu, dönüp dolaşıp bir “tespit”e dayanmaktadır:

Ya siyaset adamlarımız Türkiye gerçeğini doğru tespit edeceklerdir…

Ya da Türkiye halkı duruma el koyup, onları bu diyardan gönderecektir.

Mustafa Nevruz SINACI

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?