Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme mücadelesi o dönemdeki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu’na ortaklık başvurusunda bulunduğu 31 Temmuz 1959’da başladı. 1963 yılında Ankara Antlaşması ile ilk resmi adımın atılmasından sonra, uzun yıllar bu konuda bir ilerleme olmadı.

Topluluk ülkeleri, 12 Eylül 1980’deki darbeden sonra Türkiye’de demokratik rejimin ihlalini üyelikle ilgili tüm görüşmeleri 6 yıl süre ile askıya aldı. Bu durgunluk 1986’da Türkiye-AET Ortaklık Konseyi’nin bir araya gelmesiyle son buldu, hemen ardından sürece yeniden ivme kazandırmak isteyen Türkiye Başbakan Turgut Özal döneminde 14 Nisan 1987’de Avrupa Topluluğuna tam üyelik başvurusunda bulundu.

Türkiye’nin Avrupa devletlerinin kurumlarının tam üye olma sürecinde önemli bir dönüm noktasını simgeleyen bu tarihin 25. yıldönümünde hem Avrupa ülkelerinde hem de Türkiye’de üyeliğe sıcak bakanların sayısının giderek azaldığı dikkati çekiyor. Türkiye’de yapılan kamuoyu yoklamalarında AB üyeliğini arzulayanların yüzde 50’lerde olduğu, büyük bir çoğunluğun ise birliği Türkiye’ye karşı güvenilir ve samimi bulmadığı ortaya çıktı. 3 milyona yakın Türkiye kökenli göçmenin yaşadığı ve AB’nin motoru olarak tanımlanan Almanya, Türkiye’nin üyelik sürecinde kilit ülkelerin başında. 2005 yılında o dönemin Alman Başbakanı Gerhard Schröder’in desteği ile müzakere sürecinin başlaması sonrasında bugünlerde başta Almanya ve Fransa olmak üzere birçok AB ülkesinin Türkiye’nin üyeliğine karşı olduğu yada bunu belirsiz bir tarihe ertelemeyi hedeflediği gözlemleniyor. Başbakan Angela Merkel’in ‘atılan imzalara bağlıyız, ama…’ diye başlayan ve ‘AB Hıristiyan değerler topluluğudur onun içinde Türkiye’nin yeri yoktur” yaklaşımı ve Türkiye’ye ‘özel statü’ tanınması önerisi, Almanya’nın onay vermediği bir çerçevede Türkiye’nin AB’ye tam üye olamayacağını anımsatıyor. Almanya’da yaşayan Türkler arasında AB üyeliğine yaklaşım konusunda güvenilir kamuoyu sonuçları yok.

Almanya Türk Konseyi Başkanı Tacettin Yatkın, Almanya’nın Türkiye konusundaki tavrını eleştiriyor ve 5 milyon Türk göçmenin Avrupa Birliği’nde yaşadığını hatırlatıyor.

Bu arada Kıbrıs’ın AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nı üstlenmesinden sonra, AB ve Türkiye ilişkilerinin yeni bir duraklama dönemine girebileceği şeklinde yorumlar da yapılıyor. Kıbrıs, Avrupa Birliği’ne girdiği günden bu yana ilk defa olarak 1 Temmuz – 31 Aralık 2012 tarihleri arasında AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nı üstlenecek.

(VOA)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?