Türkiye’ye teşekkür, Annan’a tepki

2005’e kadar Suriye Devlet Başkan Yardımcılığını yürüten Abdülhalim Haddam, 3 subayın daha Türkiye’ye kaçmasını Hürriyet’e değerlendirdi: “Bu rejimin ordusunda askerlik yapanlar, silahlarını halka karşı değil, ordudan kaçarak halkın yanında rejime karşı kullanmalıdır. Türkiye’ye müteşekkiriz. BM ve Arap Birliği temsilcisi Kofi Annan’ın müzakere çağrısını ise kabul edilemez buluyorum.”

Babası Hafız Esad gibi yönetimde baskıcı politikaları devam ettirdiği gerekçesiyle Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a ters düştüğü için istifa ettikten sonra Fransa’ya iltica eden sürgündeki eski Devlet Başkanı Yardımcısı Abdülhalim Haddam Suriye’nin son dönemi ve bölgedeki durum konularındaki sorularımızı yanıtladı.

Suriye dışında yaşayan farklı görüşteki Beşar Esad rejimi muhaliflerini Paris’te bir araya getirerek “Suriye Devrimini Destekleme Ulusal Komitesi- Comité National de Soutien à la Révolution Syrienne”ni kuran sürgündeki eski Devlet Başkanı Yardımcısı Abdülhalim Haddam, Katliamcı Esad yönetiminin meşruiyetini yitirdiğini söyledi. Haddam “Suriye ordusunun kendi halkına karşı giriştiği katliamlara kılıf uydurmak için devlet yetkilileri ve istihbarat servisi Muhabarat vasıtasıyla aleyhimde yalanlar üzerine kurulu karalama kampanyası yürütüyorlar. Buna şaşırmıyorum çünkü bu rejim ayakta durmak için yalanlar ve uydurma suçlamalar yaymaktan başka bir şey yapmıyor” dedi.

Suriye ordusundaki görevlerini bırakıp Türkiye’ye sığınan ve her geçen gün sayıları artan yüksek rütbeli subaylar ve askerlerle 11 bine ulaşan mülteci vatandaşımız var. Sınır bölgesinde özel kamplar kurarak misafir ettiği bu vatandaşlarımız ve Türk hükümetinin Esad rejimine karşı Suriye halkına verdiği destekten dolayı Türkiye’ye müteşekkiriz. Bütün bunlar yaşanırken ve Suriye’de her gün insanlar vahşice öldürülüp, ordunun tanklarla kentleri bombalayarak sivilleri hedef aldığı bir dönemde Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği’nin Suriye temsilcisi seçilen Kofi Annan’ın diyalog çağrısı kabul edilemez. Annan’ın Suriye rejimi muhaliflerine, Beşar Esad hükümetiyle diyaloga oturulması çağrısını ne muhalifler nede aylardır bombaların, mermilerin altında susuz, elektriksiz, ilaç ve gıda sıkıntısı çekerek yaşamağa çalışan Suriye halkı kabul eder.

Suriye halkı, katliamlar yapan Esad rejimi yöneticilerinden devrim sürecinde suç işleyen herkesin adalet karşısında hesap vermesini istiyor. Ayrıca bu rejimin doğası gereği yapılan vahşet ve yolsuzlukları bilen halkımız bu siyasi manevraların kendilerini aldatmaktan başka bir şey olmadığını da çok iyi biliyor. Rejim Arap baharından etkilenen diğer ülkelerin düştüğü hataları örnek gösterip reformlar yaptığını ileri sürerek olayı saptırma yönüne gidiyor ancak herkesin amacını bildiği rejimin bu manevraları Suriye halkının direnişini kıramayacak, zayıflatamayacak ve bu direniş Beşar Esad rejiminin düşmesini sağlayarak suç işleyenlerin adalet karşısına çıkmasına kadar sürecek.

Beşar Esad rejiminin geçtiğimiz günlerde Anayasa Referandumu da reform yapıyoruz diye göstermelik olarak düzenlenmiştir. Bunu da ha

Muammer Elveren, Nisan 2011’de Abdülhalim Haddam (sağda) ile görüşmüştü.lkımız çok iyi biliyor ve Referanduma sunulan Anayasayı kabul etmiyor. Devlet Başkanlığı süresi 7 yıldır ve referanduma sunulan bu Anayasanın 88 maddesine göre başkan iki kez üstü üste seçilebiliyor, 155.ci maddesinde ise bu sürecin 2014 ten sonra başlayacağı belirtiliyor, buna göre Beşar Esad hem 2014 yılına kadar görevini bırakmıyor hem de bu tarihten sonra yönetimde bir 14 yıl daha kalmayı hedefliyor. Buna Demokratik reform denir mi?.

Dışişleri Bakanı Walid Muallim’in demokrasi ve siyasi çoğulculuk açıklamasına gelince bu uluslararası kamuoyunu Beşar Esad’ın reformları yaptığına inandırmak için yapılan umutsuz girişimin bir parçasından başka bir şey değildir. Şimdiki rejimin hazırladığı Anayasada demokrasi ve özgürlüklerle ilgili paragraflar var ancak bunlar Beşar Esad’ın devletin üç ana kanadının yönetimini elinde bulundurduğunu vurgulayan Anayasa’nın başka maddeleriyle çelişmektedir. Bunların dışında Komünist Partisi, Baas Partisi, Birleşik Sosyalist Parti, Sosyalist Hareket Ünitesi gibi partiler sadece rejimin hataları ve zayıflığını saklamak için birer paravandan başka bir şey değildir.

Suriye’de protesto gösterilerinin Horan’da başladığı ilk günden itibaren Suriye ordusu silahsız ve savunmasız sivillere ateş ederek öldürmeye başladı. O günden sonra Protesto gösterileri ve ayaklanmalar ülke genelinde bir çok kente yayıldı ancak Ordu devrimin önünü kesmek için her türlü silahı kullanarak binlerce vatandaşın yaşamını yitirmesine neden oldu. Özgürlük için ayağa kalkan Suriye halkı bu ölümcül saldırılara geri adım atmadan kahramanca göğüs geriyor. Suriye’nin bir çok bölgesi ve kentinde devam eden katliamların en büyüğü ve acımasızı stratejik önemi çok büyük olan Humus kentinde oldu. Zira Humus’u kontrol altına almak demek ülkenin kuzeyi ve güneyi arasındaki yolu kesmek ve Suriye’nin sahili ile ülkenin geri kalan kısmını birbirinden ayırmak demektir.

İran ve Rusya’nın Suriye konusunda ortak hedef ve stratejileri, Ortadoğu’yu kontrol altına alarak batıyı ve diğer ülkeleri bu bölgedeki yer altı zenginlikleri ve kaynaklarından uzak tutmaktır. Rusya Suriye üzerinden bölgede Sovyetler Birliği döneminin etkisini yeniden kurmak istiyor. İran’da Suriye ve Lübnan üzerinden, Akdeniz’den Afganistan sınırına kadar uzanan stratejik bir bölgeyi kontrol altında tutmayı amaçlıyor. İran zaten Lübnan’ı Hizbullah, Suriye’yi de Beşar Esad ile Irak’ı da işbirliği yaptığı ve kendisine sadık Şii partilerle kontrolü altında tutuyor.

Suriye’de rejimin düşmesi durumunda İran hem Suriye hem Lübnan hem de Irak’taki hakimiyetini kaybedeceğini böylece Filistin kartını da kullanamayacağını ve etkisinin İran ulusal sınırlarına çekileceğini çok iyi biliyor. Böyle bir durumda da iç sorunların daha da büyüyeceğini hesaplıyor. İran, Esad rejimine çok büyük miktarlarda silah, para ve asker desteği yaparken hem bölgedeki etkinliğini koruyor hem de rejiminin düşmesini önlemeye çalışıyor. Zira bölgedeki etkisi azaldığında kendi rejiminin düşmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğini biliyor.

Beşar Esad ise devrim için mücadele eden Suriye halkını ezerek dize getirmek istiyor. Ülkede iç savaşın daha da büyümesi ihtimaline karşı halkın birbirine düşebileceği mezhep kartını elinde tutuyor ve kendi destekçilerine silah dağıtıp eğitim yaptırıyor. Bu halk arasında kin ve nefret duygularının büyümesi, ülkede ulusal birliğin bozulması ve coğrafı olarak ülkenin bölünmesini beraberinde getirebilecek tehlikeli bir durumdur. Ordunun ağır ve stratejik silahlarını yandaşlarının yoğun olduğu dağlık bölge ve kıyılara yığarken askeri uçakları Lazkiye havalimanına gönderiyor.

Abdülhalim Haddam “Suriye Devrimini Destekleme Ulusal Komitesi “ olarak Suriye halkına şu çağrıyı yapıyor “Beşar Esad’ın yolsuzluk ve zalim eylemlerle ayakta kalabilen rejimi Suriye’yi felakete, bölünmeye ve ulusal birliğini yıkmaya doğru götürüyor. Bu nedenle her dinden, mezhepten ve etnik kökenden herkesin farklılıklarını bir kenara bırakarak birlikte bu rejimin düşmesi için mücadele etmesi gerekir. Özellikle Alevi kardeşlerimin dikkatini Beşar Esad’ın ülkeyi nasıl bir tehlikeye sürüklediğine çekmek istiyorum. Herkes Suriye’nin özgürlüğü, bütünlüğü ve geleceği için mücadele etmeli, bu rejimin ordusunda askerlik yapanlar silahlarını halka karşı değil ordudan kaçarak halkın yanında rejime karşı kullanmalıdır. Arap ülkeleri yöneticileri ve uluslararası camia’nın, halkını katleden Esad rejimine karşı Güvenlik Konseyi dışında bir askeri koalisyonun kurması zamanı gelmiştir. Ancak böyle bir koalisyon Suriye halkını kurtarıp ülkede demokrasinin kurulmasını sağlar, sivil halka özgürlük ve adalet getirebilir”.

Abdülhalim Haddam kimdir:

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın babası Hafız Esad’a 21 yıl süreyle Cumhurbaşkanı yardımcılığı yapan Haddam Hafız Esad ölünce Anayasaya göre geçici olarak 10 Haziran-17 Temmuz 2000 tarihleri arasında vekâleten Cumhurbaşkanı oldu. Hafız Esad’ın oğlu Beşar Esad’ın Devlet Başkanı olması için yaşı tutmayınca, Cumhurbaşkanı olmasını engelleyen Anayasa maddesinin değiştirilmesini onaylayarak 34 yaşında Cumhurbaşkanı ve Silahlı kuvvetlerin başına gelmesini sağlayan Haddam, görevlerinden istifa ettiği 30 Aralık 2005 tarihine kadar Suriye Devlet Başkanı Yardımcılığı görevini yürüttü.

Haddam “Suriye’de 35 yıl süreyle rejimin üst düzey yöneticilerindendim ve ülkemin dış politikasından sorumluydum. Bu süre zarfında ülke yönetiminde yapılan bir çok yanlış uygulamaya özellikle Beşar Esad döneminde şiddetle karşı çıktım. Rejime inancımı yitirince de hem Başkan yardımcılığı görevimden hem de partiden (Baas) istifa ederek ülkeyi terk etmeye karar verdim. 2005 Aralık ayı sonunda rejimden ayrıldığımı açıklayarak yönetimde yapılan bir çok hatayı kamuoyuyla paylaştım ve rejimin devrilmesi gerektiğini söyledim. Bunun üzerine Suriye rejimi yetkilileri benim ve ailemin tüm mal varlıklarına el konulması emrini verip ömür boyu hapis istemiyle Askeri Mahkemeye sevk ettiler. . (Hürriyet)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?