TÜRSAB 1. Uluslararası Turizm Forumu

İSTANBUL (AA) – Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, toplum bağışıklığının hızlıca elde edebilmesi için yerli aşının bir an önce devreye girmesinin çok önemli olduğunu belirterek, "İnanıyorum ki yerli aşımıza en kısa zamanda kavuşarak hem toplum sağlığı hem de ekonomimiz açısından geleceğe emin adımlarla yürüyeceğimiz bir yol haritasına ulaşacağız." ifadesini kullandı.

TÜRSAB tarafından çevrim içi olarak "Yeniden Doğuş" başlığıyla düzenlenen "1. Uluslararası Turizm Forumu"nun açılışı gerçekleştirildi.

Forumun açılışında konuşan TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya, "TÜRSAB Uluslararası Turizm Forumu ile bir nebze de olsa sektörümüzün motivasyonunu artırmanın yanında sektörümüzün önünü görebilmesine olanak sağlayacak bir vizyon oluşturmayı amaçladık" dedi.

Salgından en çok etkilenen sektörün turizm sektörü olduğuna vurgu yapan Bağlıkaya, şunları kaydetti:

"Yapılan araştırmalar, pandemi döneminde tüm dünyada en çok etkilenen sektörün, turizm sektörü olduğunu gösteriyor. Açıklanan veriler de bu durumu çok açık biçimde ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü tarafından açıklanan verilere göre 2020 yılında turizm gelirlerinde bir trilyon dolar seviyelerinde kayıp yaşandı. Sektörümüz ve dünya turizmi açısından yüz yılın en büyük kriziyle mücadele ediyoruz."

Bağlıkaya, söz konusu salgın sürecinde TÜRSAB'ın tüm gücüyle sektörün nefes alabilmesi için çalışmalar sürdürdüğünü belirterek, şunları kaydetti:

"Bu süreçte TÜRSAB olarak tüm gücümüzle sektörümüzün nefes alabilmesi için, alınması gereken doğru önlem ve tedbirleri ilgili makamlara yazılı ve sözlü olarak bildirdik. Alınması gereken önlemleri birebir takip ettik ve sürekli bilgilendirmelerde bulunduk. Bu süreçte verilen her türlü destek ve katkı için başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm yetkililere teşekkürlerimizi sunuyoruz. Pandeminin sürmesi virüsün etkisinin yeni varyantlarla artması nedeniyle ülkelerin aldığı kapanma kararları ve seyahat kısıtlamaları da devam ediyor. Aşının koruma süresinin henüz belli olmaması ve aşı üretiminde yaşanan sıkıntılardan dolayı hala birçok belirsizlik ve bilinmezlikle karşı karşıyayız."

Toplum bağışıklığının hızlıca elde edebilmesi için yerli aşının bir an önce devreye girmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Bağlıkaya, "Maalesef tüm dünyada aşı savaşları yaşanıyor, aşının adil ve eşit dağılımında çok uzak bir dünya var. Bunu kırmak için tüm motivasyonumuzu yerli aşıya odaklamamız gerekiyor. İnanıyorum ki yerli aşımızı da en kısa zamanda kavuşarak hem toplum sağlığı, hem de ekonomimiz açısından geleceğe emin adımlarla yürüyeceğimiz bir yol haritasına ulaşacağız." şeklinde konuştu.

Bağlıkaya, yeni destekler verilmesinin sektörün kendisini toparlaması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Bu konudaki taleplerimizin çok değerli devlet büyüklerimiz tarafından bir kez daha değerlendirilmesinin bizler için taşıdığı anlam ve önemi huzurlarınızda bir kez daha tekrarlamak ve ifade etmek istiyorum." dedi.

Bu dönemde turizm sektörünün tüm bileşenlerinin salgın etkilerini derinden hissettiğine vurgu yapan Bağlıkaya, şu değerlendirmede bulundu:

"Sadece Incoming yapan acentalarımız değil, iç turizmden kültür turizmine, hac-umre acentalarımızdan kruvaziyer ve M.I.C.E (Meetings, Incentives, Congress, Events & Exhibitions- Kongre turizmi) sektörüne kadar tüm alanlarda çok ciddi kayıplar yaşadık. Seyahat acentaları dışında konaklama sektörü ve havacılık sektörü de bu dönemdeki kayıpların üstesinden gelmeye, kendisini toparlamaya çalışıyor. Her şeye rağmen aşılanma sürecinin başlaması hepimize umut veriyor. Bizler, yeni dönemin savaşçıları olarak turizm sektörünün başarılı yarınlara ulaşması için mücadelemize devam edeceğiz. Sektör olarak birçok krizi çok zor koşullar altında birlikte atlattık. Ülkemize ve sektörümüze olan sevgimiz, bağlılığımız bizi hep güçlü kıldı, umudumuzu hiç yitirmedik."

– "Dijital altyapılarını güçlendiren firmaların bu süreçten krizi fırsata çevirerek çıktıklarını görüyoruz"

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak da konuşmasında salgının üretimden tüketime olduğu kadar toplumsal hayattan, psikolojik hayata kadar her noktada etkisini gösterdiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Salgın, üretimden tüketime olduğu kadar toplumsal hayattan psikolojik hayata kadar her noktada etkisini gösteriyor ve maalesef bundan en çok etkilenen sektörlerin başında ise turizm sektörü geliyor. Evet, ekonomik hayatta teknolojiyi iş süreçlerine bu dönemde zamanında ve iyi uyarlayanların, salgına rağmen sürdürülebilir bir tedarik sürecine sahip olan, muhataplarına güven veren ve dijital altyapılarını güçlendiren firmaların bu süreçten krizi fırsata çevirerek çıktıklarını görüyoruz. Turizm sektörüne baktığımızda merkezinde elbette diğer sektörlerde olduğu gibi insan var, ama daha fazla var ve başta seyahat kısıtlamaları olmak üzere çok fazla etkilenmiş durumda. Ülkemizde iyi götürdüğümüz bir süreci, maalesef son bir buçuk ayda artan vaka sayıları ile, inşallah gerekli dersleri alarak tekrar toparlayacağımız öngörüsü ve aşılamanın da yaygınlaşmasıyla makul bir süreçte yavaşlayacağı beklentisiyle turizm sektörünün de bir ümidi olacağı ve yeni normaldeki turizm politikalarını bugün tartışacağız."

Salgının dijitalleşmeye geçiş sürecini düşünülenden çok daha fazla hızlandırdığına dikkati çeken Olpak, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Öncelikle bu salgının fiziki hareketliliği kısıtlamasının hem dijitalleşme hem de yapay zeka dönemine geçişi düşündüğümüzden çok daha fazla hızlandırdığını görüyoruz. Evet bunun tüm iş hayatımıza büyük etkileri oldu ve ileride de olacağı kadar turizm sektörüne nasıl yansımaları olacağı da ana konumuz. Çünkü turizm dediğimizde hareketten bahsediyoruz. Geçiş sürecinde biraz önce ifade ettiğim gerekli adımları zamanında atabilenler kazananlar oluyor. İkinci konu ana çerçeve içerisinde baktığımızda globalleşmeyle devam eden dünyanın glokalleşme kavramıyla karşı karşıya kalması. Yani globalleşmeyle, yerelleşmenin bir karışımıyla. Kovid-19 süreci bunu bizim önümüze net bir şekilde ortaya koymuş durumda. Bunun üretim süreçlerine yansıması farklı sonuçlar doğurdu ve doğuruyor. Acaba turizm sektörüne nasıl bir yeni kavram katacak yeni bir tren katacak? Herhalde sormanız gereken en önemli sorulardan birisi bu."

Olpak, Kovid-19 sürecinde önemli hale gelen kaynak çeşitliliğine ilişkin olarak şu değerlendirmede bulundu:

"Biz üretimde kaynak çeşitliliğinin önemini hep konuştuk. Firmalarımız rekabet noktasında ölçek ekonomisi büyük olan yerlerle çalışmanın getirdiği avantajları hep kullanırlardı. Çünkü biliriz ki bir ürün ya da hizmeti daha fazla sunarsanız o noktada rekabette öne geçme imkanınız vardır. Ancak Kovid-19, yine bize bir kaynağa ya da sınırlı sayıda kaynağa bağlı olmanın getirmiş olduğu riskleri, düşündüğümüzden daha net bir şekilde ortaya koydu. Turizm sektörü açısından da bu kavramın belirli bir turizm türüne bağlı kalmamayı, elbette sektör her zaman konuşmuştu ama, bu noktadaki Kovid-19 etkisiyle birlikteki yansımalarını herhalde ana parametreler içerisinde görmemiz lazım."

Turizm sektörünün sağladığı döviz girdisiyle Türkiye'ye yıllarca olumlu etki sağladığına dikkati çeken Olpak, "Sanayi sektörü nasıl ülkemize ihracatla döviz girdisi sağlıyorsa turizm sektörü de ülkemize, bacasız sanayi olarak yıllarca kazandırdığı döviz girdisiyle başta cari açığımızın kapatılması olmak üzere çok olumlu etki sağladı. Umarız sektörümüz en kısa zamanda bu süreçle hep birlikte gayretlerle toparlanır diyorum. Bugün başlayan ve iki gün sürecek olan forumu bu çerçeve içerisinde özel sonuçlar doğurmasını, güzel fikirler ortaya çıkarmasını temenni ediyor katılan herkese saygılar sunuyorum." ifadelerini kullandı.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?