TÜRSAB 1. Uluslararası Turizm Forumu

İSTANBUL (AA) – Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdür Yardımcısı Selçuk Yavuzkanat, Türk sinemasının uluslararası alanda tanınan bir marka haline geldiğini belirterek, "Dünyanın en önemli festivallerinden en büyük ödülleri rahatlıkla kazanabiliyoruz." dedi.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) tarafından düzenlenen "1. Uluslararası Turizm Forumu" kapsamında "Turizmde Kamera Arkası" başlıklı panel çevrim içi yapıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdür Yardımcısı Yavuzkanat, konuşmasında Türk sinema filmi ve dizilerinin dünyada oldukça güçlü bir durumda olduğunu söyledi.

Sinema filmlerini daha ön plana çıkarmak ve dizilerin de gücünden daha fazla faydalanmak için uzun zamandır çalışmalar yaptıklarını dile getiren Yavuzkanat, "Uluslararası alanda Türk sineması artık tanınan bir sinema ve bir marka haline geldi. Dünyanın en önemli festivallerinden en büyük ödülleri rahatlıkla kazanabiliyoruz. Cannes, Berlin, Tokyo, Venedik hepsinde en büyük ödüller kazanılıyor." şeklinde konuştu.

Türk dizilerinin 152 ülkeye ihraç edildiğini, bunun neredeyse dünyanın tamamını kapsadığını anımsatan Yavuzkanat, "Belli bir yere geldik. Ama burası bize yeterli mi? Tabii ki yetmez. Çünkü global anlamda hem sinema hem dizi, genel anlamda medya, görsel ve işitsel alan çok büyük ve çok önemli bir endüstri haline geldi. Dolayısıyla bizim de buradan daha fazla pay alıyor olmamız, öne çıkmamız lazım." değerlendirmesini yaptı.

Yavuzkanat, Türkiye'nin en önemli yumuşak güç araçlarından olan sinema ve dizilerin kültürel ve ekonomik önemine vurgu yaparak, "Biz de bakanlık olarak çalışmalarımızı bu doğrultuda yürütüyoruz. Bundan azami şekilde nasıl faydalanabiliriz, sektörümüze nasıl katkı sağlayabiliriz, nasıl daha güçlü hale getirebiliriz, nasıl iş birliği yapabiliriz? Hem yerli film sektörümüzü daha güçlendirmeyi hem de yurt dışındaki yapımcıları ülkemize çekerek ekonomik canlanmayı arttırabilmeyi amaçlıyoruz çalışmalarımızda." ifadesini kullandı.

– "Türkiye doğal bir plato niteliği taşıyor"

Selçuk Yavuzkanat, yabancı yapımcıların Türkiye'deki film çekimlerine destek verilmesinin de uzun zamandır çalıştıkları bir konu olduğunu, her ülkenin yabancı yapımlar için bir teşvik mekanizması bulunduğunu, bakanlığın da 2019 yılındaki yasayla birlikte bu sistemin oluşturulması için çalışmalara başladığını anlattı.

Türkiye'nin doğal bir plato niteliği taşıdığını, lokasyon, nitelikli iş gücü, altyapı, ışıklı gün sayısı gibi bir yapımcının arayacağı her şeye sahip olduğunu belirten Yavuzkanat, "Kanun değişikliği sonrasında, şu anda ülkemize gelen ve filmini Türkiye'de çeken yabancı yapımcılara ülkemizde harcadıkları tutarın yüzde 30'una kadarını destek olarak verebiliyoruz." dedi.

Yavuzkanat, Türkiye'de yakın zamanda çekimleri yapılan filmlere ve yapılan sosyal medya paylaşımlarının etkilerine değinerek, yabancı film yapımı desteğine bir çok ülkeden yoğun bir ilgi olduğunu ve bu konuda çalışmalara devam edeceklerini kaydetti.

"Filming In Turkey" internet sayfası aracılığıyla yurt dışındaki yapımcıların Türkiye'deki lokasyon ve imkanlara dair bilgilere erişilebildiği ve ön başvuruların yapılabildiği bilgisini veren Yavuzkanat, sinema sektörünün Türkiye'de ağırlanmasının hem ekonomiye hem de turizme katkı sağlayacağını sözleri ekledi.

– "Endüstrinin büyümesi için çalışıyoruz"

Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Meslek Birliği (TESİYAP) Genel Sekreteri Burhan Gün, TESİYAP'ın TÜRSAB gibi bir meslek örgütü olduğunu, Kültür ve Turizm Bakanlığının idari ve mali denetiminde, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun 42. maddesine göre kurulmuş bir meslek birliği olduğunu ifade etti.

TEYİYAP'ın fikri mülkiyet haklarının korunması, üyelerin sinema ve fikri mülkiyet alanındaki platformlarda ve yurt dışında temsili gibi misyonlara sahip olduğunu kaydeden Gün, "Bize daha çok dizi film ve ana akım dediğimiz sinema film yapımcıları ve yapım şirketleri üye oluyorlar, gerçek kişilerden ziyade tüzel kişiler üzerinden bir organizasyonuz." diye konuştu.

Gün, sektörel strateji oluşturma konusunda da çalışmalar yürüttüklerini, endüstrinin büyümesi ve kurumsallaşması için çalıştıklarını ve kurumlarla etkin iş birliği amaçladıklarını sözlerine ekledi.

Inter Medya Başkanı Ahmet Ziyalar, 13-14 sene önce ilk olarak "Deli Yürek" dizisinin Kazakistan'a satışını yaptıklarını, sonrasında sürecin Balkanlar ve Orta Doğu ile devam ettiğini kaydetti.

Kültürel olarak Türkiye'ye yakın coğrafyaların Türk yapımlarını daha kolay kabul ettiklerini dile getiren Ziyalar, Arapça yayın yapan yaklaşık 200 milyon izleyicinin bulunduğu Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde de pek çok Türk dizisinin büyük ilgi uyandırdığını anımsattı.

Ziyalar, "Daha sonra da maceramız seyahatimiz Latin Amerika'ya doğru kaydı. Inter Medya olarak 144 ülkede işleri yayına sokmayı başarmışız şu ana kadar." şeklinde konuştu.

Türkiye'nin coğrafi olarak asırlar boyunca çok değişik kültürlerden etkilenmiş zengin bir kültüre sahip olduğunu altını çizen Ziyalar, "Bütün bunları bir potada eritip şahane hikayeler çıkartıyoruz ve bu hikayeleri de güzel anlatıyoruz." değerlendirmesini yaptı.

– "Türk dizi ve film sektörüne de çok inanıyoruz"

Netflix Türkiye Kamu Politikaları Direktörü Pelin Mavili, Netflix'in 200 milyon aboneye ulaştığını, 190 ülkede ve 2016'dan bu yana da Türkiye'de faaliyet gösterdiğini söyledi.

Türk dizi ve filmleriyle hikaye anlatıcılığının son 10 yıldır sınırları aştığını dile getiren Mavili, "Netflix olarak iyi hikayelerin her yerden çıkabileceğini ve dünyanın dört bir yanında izleyici dinleyici bulabileceğine çok inanıyoruz. Bununla birlikte kendini kanıtlamış Türk hikaye anlatıcılığına, Türk dizi ve film sektörüne de çok inanıyoruz." şeklinde konuştu.

Çekimleri Türkiye'de yapılan dizilerden örnekler veren Mavili, Türkiye'nin tanıtımına katkı sağlayacak projelere olumlu baktıklarını ifade etti.

Mavili, "Biz de Türkiye'nin bu büyük potansiyelinin mutlaka daha çok görülmesi gerektiğine tüm kalbimizle inanıyoruz. Türk hikaye anlatıcılığının kuvvetine olan inancımız ve Türkiye'nin hikayelerine olan inancımız zaten Netflix olarak bizim burada ofis açma kararımızı tetikledi. Umuyoruz ki yılın ikinci yarısında İstanbul'daki ofisimiz tam anlamıyla faaliyete geçmiş olacak." değerlendirmesini yaptı.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?