Ucuz Magazin?!

UCUZ MAGAZİN /
 
ANKARA’DA “İHTİLAL” HAVASI
 
YA DA
 
“SÖZDE LAİK”LER İLE “ÖZDE LAİKLER” ARASINDAKİ DURUŞ FARKI
 
VEYAHUT
 
“SÖZDE LAİK” GAZETECİLERE 100 PUANLIK UZMAN SORUSU:  TSK, YAŞAR BÜYÜKANIT İLE DALGA GEÇECEK KADAR CESUR, BÜYÜK GAZETECİ İSENİNİZ, PEKİ NEDEN İŞ FETULLAH GÜLEN’E GELİNCE, BENZER ŞAKALARI ONA KARŞI DA YAPMIYORSUNUZ?!

 

Ucuz Magazin?!

 

“SOB”!

İngilizcesi ile “Son of a bitch”!

Türkçesi ile “Orospu çocuğu”!

ABD’nin en çok satan gazetelerinden USA Today’ın yaratıcısı Al Neuharth, anılarını anlattığı kitabına “Confession of an S.O.B.” adını vermiştir.

Türkçe’ye “Bir Orospu Çocuğunun İtirafları” diye çevirmek de mümkün!

Türkiye’de bu kitap, 1992’de “Forum Yayınları” tarafından, “Bir Basın Kralının İtirafları” başlığı altında yayınlandı.

USA Today’in ortaya çıkışından bu yana ABD’de çok satan gazete yapmanın formülü biliniyor.
Al Neuharth’ın deyişiyle “Kötümserliği bırak, okura umut pompala” diye özetlenebilecek bir bakış açısı bu!

 

………………….

 

 

Nitekim…

Bu anlamda, AKP iktidarında, hem F Tipi Medya hem de AKP’ye muhalefet ettiğini iddia eden “medya”, mesleğimizin özü adına çok kötü bir sınav verdi.

İktidara muhalefet etmek varken, muhalefete muhalefet eden bir medya realitesi ile yüz yüze kaldık.

Yani “yalakalık”ta da küresel aksta “sınır tanımayan” bir yayıncılık anlayışı!

AKP iktidarının, Gülen Cemaati’nin yanlışlarını, vurgunlarını söylemek varken, yalan yanlış iddialar üzerinden TSK’ya küfreden, AKP’ye muhalif olan herkesi “Darbeci, çeteci” olarak “andıç”lamakta, “yaftalama”kta sakınca görmeyen bir çapsızlık örneği bu!

Ne var ki, bunca iğrençliğe rağmen netice ortada:

Eğer bunca vicdansızca yayını, “tiraj” almak iddiası ile yaptılarsa, tirajlar onca promosyon yüküne rağmen tel tel dökülmekte!

Hem de gazete fiyatlarının ciklet fiyatından da ucuz olduğu bir ortamda!

Düşüncem odur ki, AKP iktidarındaki medyanın kitabını yazmaya kalkacak olursak, doğru başlık şu olurdu:

“Bir basın kralının itirafları: İhalelerden pay almak adına, basının ırzına nasıl geçtim! Anagazeteyi nasıl eke dönüştürdüm!”

Kaldı ki, AKP iktidarında iktidara umut pompalayıp karşılığında ihalelerden pay kapmak adına öyle “pembe yalan haberler” yapıldı ve yapılıyor ki, sıralamaya kalksak, buradan Tahran’a yol olur.

Sözün özü:

AKP iktidarında, medyanın neredeyse tamamı ya gizli batık ya da büyük bir zarar altında eziliyor!

Veyahut, holdingin yan kuruluşları tarafından “Sübvansiyone” ediliyor.

Demem o deme değil, şu deme:

Bu tür yayıncılık işine bulaşanların ortak kod adı:

“SOB”!

Nokta!

 

……………………

 

 

Öte yandan…

AKP iktidarında “asker”e çakmak moda oldu, bu yüzden gölgesinden korkanlar dahi köşelerinde yalan yanlış iddialar üzerinden TSK’ya bindirmekte bir sakınca görmüyor.

Fetullah Gülen’in adını ağzına almaya korkanlar, iş askere, emekli paşalara geldiğinde attılar mı mangalda kül bırakmıyorlar.

Bu listeye eklenen son isim ise Hürriyet’in “Kelebek” eki yazarı Cengiz Semercioğlu!

Semercioğlu, bugünkü yazısında Yaşar Büyükanıt ile amiyane tabirle kafa bulmuş.

“Ne oldu Paşam, nedir bu üzüntünüz?” başlıklı yazısının devamında, şu satırlara yer vermiş:

“Bir şehit haberi mi aldınız… Samsun’da çapraz ateşe tutulan polislere mi kahroldunuz… Teröristler karakol mu bastı… Yoksa gencecik bir Mehmetçik mayına mı bastı… Bir şehit annesinin feryadı mı yüreğinizi dağladı… Yoksa tatbikatta uçak düştü de haberimiz mi yok… Demek bunlardan hiç biri değil! Peki nedir bu gözyaşınızın sebebi hikmeti?.. Haa anladım, Fenerbahçe’nin Beşiktaş’ı Bilica’nın üç kağıdıyla 1-0 yenmesinden etkilendiniz. Siz de çok duygulanıp gözyaşlarınızı tutamadınız… Peki bir lig maçına bu kadar ağladığınıza göre, Fenerbahçe bir ay sonra şampiyon olursa, tut ki seneye Avrupa’da kupa kaldırırsa ne yapacaksınız?.. Gözyaşlarınız sel olup mu akacak… Futbolun alt tarafı bir oyun olduğunu unutup, görevdeyken ağlamadığınız kadar mı ağlayacaksınız?..”

https://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/14472007.asp?yazarid=105&gid=225

 

 

……………………..

 

 

Bu satırlar için yapılabilecek en yerinde değerlendirme, “Ucuz magazin” olsa gerek!

Çünkü, Yaşar Büyükanıt, Cengiz Semercioğlu’nun patronu Aydın Doğan olmak üzere, birçok ismin kitabını yazacak kadar bahsedilen süreci yüreğinde “mek parmak” mesafeden izlemiş, kaydetmiş bir komutan!

Usta bir “asimetrik savaşçı”!

Cengiz Semercioğlu, Yılmaz Özdil gibi “ucuz magazin” yazarlarına gelince…

Onlar Fetullah Gülen’in adını ağızlarına almaya korkarlar!

F Tipi örgütlenmeyi görmezden gelmeyi tercih ederler.

Kaldı ki, ne zaman gündem kördüğüm olsa, AKP & Gülen Cemaati köşeye sıkışsa, her şeyin sorumlusu olarak askeri göstermek en ucuz muhalefet yöntemi olsa gerek!

Ardından da, Yaşar Büyükanıt’a, “Neden AKP’yi devirmedin” anafikirli yazılar döşenmek…

 

………………

 

 

Oysa ki…

Büyükanıt, bu iki “ucuz magazin” yazarına dönüp dese ki; “Evlatlarım, AKP’yi vakti zamanında devirirken, sizin patronunuz bu işe yanaşmadı. Devletin yağmalanması sürecine ortak olmayı tercih etti, bu sayede ölçüsüz zenginleşti. Bizlere de medyasında, yalan yanlış haberler üzerinden yıpratma kampanyası açacağı şantajında bulundu! Fetullah Gülen Cemaati’nin hakkımda yaptığı yalan / iftira yayınlarının haddi hesabı yok. O zaman satılmadığım bir güruha emekli olurken neden teslim olayım. Sizin gibi cahil, konjonktürü okumaktan aciz yazar tayfası ne derse desin, her an hesap verecekmiş gibi yaşadım, şimdi sıra bizim hesap sormamıza geldi. Büyük resmi okuma yeteneği olanlar ne demek istediğimi çok iyi anlamışlardır! Demem o deme değil, şu deme: AKP tasfiye olurken, sizin gibi sözde laikler de tasfiye olacak! Onun için sizlere şimdiden tavsiye; sorun bakalım, Fetullah Gülen ve yandaşları işsiz kalmanız halinde size iş verir miymiş? Nokta!”

Ne diyeceksiniz?!

Ne cevap vereceksiniz?!

Sözün özü:

“Askeri darbe” dönemlerin askerlere yaltaklanmak…

“Sivil darbe” dönemlerinde de sivil diktatörlere, cemaat önderlerine yaltaklanmak iş değil!

Ucuz magazin yazılarlarına önemle duyurulur!

AKP ile birlikte sizler de tasfiye olacaksınız.

Nokta!

 

…………………….

 

 

Ve…

Son olarak…

Puslu bir İstanbul baharı…

Hava kurşun gibi ağır!

“Yumruk” gibi bir gündem var Türkiye’de!

https://www.turktime.com/default.asp?page=haber&id=92363

Adeta iktidarın suratında patlayan bir “balyoz”!

https://www.turktime.com/default.asp?page=haber&id=92407

12 Eylül öncesinde sol/sağ çatışması vardı.

Demokrasinin 2000’li yıllarında ise Türk / Kürt ve/veya “Laik / antilaik” ayrışması, karıştırması yaşanmakta!

Sözün özü:

“İsrail / İran” ayrışması bağlamında manzara-i umumiye:

İhtilal havası var Ankara’da!

AKP’nin mecburiyetlerinden, verip de tutmayı düşünmediği sözlerden kaynaklanan bir kaos bu!

Bu defa “İhtilal” şartlarını ABD, İngiltere, Fransa ve İsrail, AKP & Gülen Cemaati’ne kendi elleri ile hazırlattı!:)))))))))))))))

Adım adım gelmekte olan büyük bir “deprem” var, Vatikan & Kudüs merkezli!

Enkazın altında da, AKP & Gülen Cemaati ve onlarla işbirliği içinde olan, danışıklı dövüş yapan kesimler kalacak!

Hülasa, her kim rüzgar ekti ise sakın üzülmesin “Vay benim mahsülüm bu yıl neden az oldu, neden bire beş alamadık” diye söylenmesin, az vakit sonra fazlası ile “fırtına” biçeceksiniz!

Ezcümle, şimdi “hasat” zamanı, başları öne eğik başakları biçme zamanı!

Nokta!

 

Sevgiler

20 Nisan 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?