Van münüts – Yılmaz Özdil

Van münüts - Yılmaz Özdil

Van münüts – Yılmaz Özdil yazdı.

Yılmaz Özdil’in “Van münüts” başlıklı 11 Mart 2022 tarihli köşe yazısını buradan dinleyebilirsiniz.

Yılmaz Özdil köşe yazılarını yayınlandığı anda ilk siz dinlemek istiyorsanız buraya tıklayarak Alaturka Youtube kanalımıza abone olun.

Van münüts – Yılmaz Özdil

Türkiye’de hep muhalif olmanın güçlüklerinden bahsediliyor ama, bana sorarsanız aslında iktidarcı olmak çok zor.

Van münüts mesela…

Asrın liderimiz çıkıyor, van münüts diyor, sen de gidiyorsun van münüts diye sokaklara dökülüyorsun, İsrail bayrağı yakıyorsun, cami avlusunda herkese mazlum müslüman bebekleri öldürdüklerini filan anlatıyorsun, asrın liderimizin ümmetin kahramanı olduğunu, siyonistlere Osmanlı tokadı patlattığını filan anlatıyorsun, sonra asrın liderimiz bi U dönüşü yapıyor, sen armut gibi kalakalıyorsun, kahvede herkes seninle alay ediyor, nooldu lan van münüts filan diyorlar, nasıl kıvıracaksın şimdi?

Fransız öpücüğü mesela…

Asrın liderimiz çıkıyor, “eyyy Macron beyin ölümünü kontrol ettir” diyor, “Fransa islamfobiyi teşvik ediyor” diyor, “bunlar katil, bunlar İslam düşmanı, bunlar ırkçı” diyor, “Macron’un kafası hasta” diyor, “milletime sesleniyorum, sakın Fransız markalarını satın almayın” diyor, sen de gidiyorsun kahrolsun Fransa diye bağırarak sokaklara dökülüyorsun, hatta Fransız bayrağı yakayım derken bayrakları karıştırıyorsun aynı renklerdeki Rusya bayrağı yakıyorsun, cami avlusunda Fransız mallarını boykot ediyoruz diye herkese tembihliyorsun, sosyal medyada Fransız markalarının listesini yayınlıyorsun, bunları satın alanların kafir olduğunu filan yazıyorsun, asrın liderimizin Fransa’ya diz çöktürdüğünü anlatıyorsun, sonra asrın liderimiz bi viraj alıyor, eyyy Macron dediği Macron’a kırk yıllık cankuşmuş gibi ismiyle hitap ederek “sevgili Emmanuel ilişkilerimizi görüşmek isterim, ortak hareket edebiliriz” diye mektup yazıyor, sen gözüne far tutulmuş tavşan gibi donakalıyorsun, mahallede herkes seninle kafa yapıyor, Emmanuel filmi seyredelim mi filan diyorlar, konu komşu mevzuyu unutana kadar kahveye çıkamıyorsun.

Rabia mesela…

Asrın liderimiz çıkıyor, dört parmağıyla rabia işareti yaparak “eyyy katil Sisi, eyyy darbeci Sisi” diye bağırıyor, müslüman kardeşler’in uğradığı zulmü televizyonda anlatırken hıçkırı hıçkıra ağlıyor, sen de hemen rabia işareti yaparak sokaklara dökülüyorsun, Sisi kuklasını tekmeliyorsun, Sisi fotoğrafını yakıyorsun, diyanet işleri başkanlığımız Mursi’yi şehit ilan ediyor, sen hemen koşup gıyabi cenaze namazı kılıyorsun, cami avlusunda rabia işareti yaparak “firavun Sisi” diye slogan atıyorsun, asrın liderimize ümmetin lideri diye tezahürat yapıyorsun, sonra asrın liderimiz dümeni bi kırıyor, Sisi’yle masaya oturuluyor, rabia işaretinden vazgeçiliyor, ilişkiler aniden normalleşiyor, sen anormal olarak kalakalıyorsun, kahvede herkes seninle kafa yapıyor, seni görünce dört parmaklarıyla rabia işareti yaparak bize dört çay filan diye kahkaha atıyorlar, artık a haber’de bile Sisi’ye toz kondurmuyorlar, çok fena durumdasın.

S400 mesela…

Asrın liderimiz Rus uçağını vurduruyor, gene görürsem gene vurdururum diyor, sen hemen sokağa fırlıyorsun, kornalarla şehir turu atıyorsun, gene bayrak renklerini karıştırıyorsun, Beyoğlu’ndaki Rusya konsolosluğu yerine Hollanda konsolosluğuna yumurta fırlatıyorsun, Hollanda konsolosluğu senin yüzünden tweet atıyor, “gene binaları karıştırdılar, ne zaman Rusya’ya öfkelenseler bize geliyorlar” diyor, sen hiç istifini bozmuyorsun, cami avlusunda stratejik vaaz veriyorsun, asrın liderimizin ümmetin başkomutanı olduğunu filan anlatıyorsun, sonra asrın liderimiz direksiyonu bi kırıyor, kendimizi affettirmek için gidip Rusya’dan S400 alıyor, yetmiyor, nükleer santralımızı Rusya’ya kurduruyor, sen tabii radyasyona maruz kalmış gibi oluyorsun, yetmiyor, S400 aldığımız için parasını ödediğimiz F35’leri vermiyorlar, hadi bakalım bu defa füze yemiş gibi oluyorsun, yetmiyor, Amerikalılardan korktuğumuz için Ruslardan aldığımız füzelerin ambalajını açamıyoruz, mahallede çoluk çocuğun alay konusu oluyorsun, seni gören korna çalıyor, “mareşal abi naber” diye sesleniyorlar, la havle çekiyorsun.

Beyaz atlı prens mesela…

Asrın liderimiz, Birleşik Arap Emirlikleri’ni yerden yere vuruyor, “eyyy bize bühtanda bulunan zavallılar” diyor, “biz sizin ne tür garabetler içinde olduğunuzu gayet iyi biliyoruz” diyor, yandaş medyamız Birleşik Arap Emirlikleri prensinin fotoğrafını “şerefsiz” diye manşet yapıyor, “Batı’nın casusları” deniyor, “15 Temmuz darbesini bu şerefsiz yaptı” deniyor, “darbenin finansörü işte bu şerefsiz” deniyor, e sen de gaza geliyorsun haliyle, cami avlusunda Birleşik Arap Emirlikleri’ne verip veriştiriyorsun, “bunlar müslüman bile değil” diyorsun, “bunlar ecdadımız Osmanlı’yı da sırtından hançerlemişti” diyorsun, “hepsi Amerikan maşası” diyorsun, sonra asrın liderimiz şak diye dönüveriyor, şerefsiz denilen Birleşik Arap Emirlikleri prensi beyaz atlı prens gibi karşılanıyor, önünde el pençe divan duruluyor, bize para versin diye avuç açılıyor, asrın liderimiz Birleşik Arap Emirlikleri’ne iadeyi ziyarete gidiyor, “kardeşimizle görüştük, hamdolsun” diye tweet atıyor, e haliyle sen sönmüş mangal maşası gibi ortada kalakalıyorsun, kahvede seninle gırgır geçiyorlar, cep telefonundan oryantal müzik çalıyorlar, eskiden yılbaşında televizyona ne güzel dansöz çıkardı değil mi abi filan diye soruyorlar.

Kudüs mesela…

Van münüts kapsamında Mavi Marmara feribotu gönderiliyor, İsrail komandoları feribotu basıyor, insanlarımızı öldürüyor, asrın liderimiz pek öfkeleniyor, “cezalandıracağız, affetmeyeceğiz, bedelini ödeteceğiz, alçaklar, teröristler, haydutlar, tecrit edeceğiz, hesap soracağız, düşmanlığımız şiddetlidir” diyor, sen tekbiiiirrr diye bağırarak sokağa fırlıyorsun, İsrail bayrağı yakıyorsun, gıyabi dava açılıyor, İstanbul 7’nci ağır ceza mahkemesi İsrail devletini yargılıyor, İsrail genelkurmay başkanı, İsrail deniz kuvvetleri komutanı, İsrail askeri istihbarat başkanı ve İsrail hava kuvvetleri istihbarat başkanı hakkında tutuklama kararı veriliyor, 9’ar kez müebbet, 18’er bin sene hapisleri isteniyor, sayın medyamız “Osmanlı tokadını yapıştırdık” manşetleri atıyor, sen tekbiiiirrr diye bağırarak sokağa fırlıyorsun, İsrail bayrağı yakıyorsun, asrın liderimiz Mavi Marmara’da hayatını kaybeden vatandaşlarımızdan birinin evine taziyeye gidiyor, bizzat Kuran’ı Kerim okuyor, asrın liderimizin Kuran okuma görüntüleri medyaya servis ediliyor, sen tekbiiiirrr diye bağırarak sokağa fırlıyorsun, İsrail bayrağı yakıyorsun, bilahare İsrail uçakları Gazze’yi vuruyor, Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşanıyor, Tbmm kapatılıyor, genel kurul çalışmaları iptal ediliyor, sayın milletvekillerimiz İsrail büyükelçiliği’nin önündeki protesto eylemine gidiyor, kahrolsun İsrail sloganları atılıyor, İsrail bayrağı yakılıyor, milletvekillerimiz boynunda Filistin kefiyesiyle dolaşıyor, sanat camiamız duyarsız kalmıyor, şarkıcı Yıldız Tilbe “Allah Hitler’den razı olsun, bunlara az bile yapmış, ne kadar haklıymış adamcağız, bu Yahudilerin sonunu Müslümanlar getirecek Allah’ın izniyle” diye tweetler atıyor, Akp’nin akil adamı olan akit gazetesi yazarı Hasan Karakaya “eyyy İsrail yönetimi, çoğunuz orospu çocuğusunuz, İsrail çocuklarının çoğu piçtir, anaları bellidir ama babaları elli midir, yüzelli midir, orası meçhuldür, işte bu yüzden hepsi orospu çocuğudur” diye yazıyor, sen tekbiiiirrr diye bağırarak sokağa fırlıyorsun, İsrail bayrağı yakıyorsun, Amerikan Musevi Komitesi devreye giriyor, asrın liderimize taktığı Yahudi Cesaret Madalyası’nı geri istiyor, asrın liderimiz alın başınıza çalın diyor, madalyayı iade ediyor, aslına bakarsan Yahudilerden aldığı bir değil, iki madalyası var, suratlarına fırlattım pozları veriliyor, halbuki madalyanın biri asrın liderimizin göğsünde duruyor, senin bunlardan haberin bile olmadığı için tekbiiiirrr diye bağırarak sokağa fırlıyorsun, gene İsrail bayrağı yakıyorsun, İstanbul’daki İsrail konsolosluğu taşlı saldırıya uğruyor, yıllardır orada cadde üstünde duran ve aslında Yapı Kredi Bankası’na ait olan Akdeniz Heykeli’nin kolu koparılıyor, “götünün kılıyım” diyen, “mesleğimiz soytarılık” diyen komedyen Şafak Sezer, İsrail konsolosluğunun önünde İHH otobüsünün üstüne çıkıyor, megafonla “tekbiiirrr” diye bağırıyor, bir yandan kıkır kıkır gülüyor, asrın liderimiz “Gazze’ye gideceğim” diyor, sayın medyamız “işte dünya lideri” manşetleri atılıyor, sen tekbiiiirrr diye bağırarak sokağa fırlıyorsun, İsrail bayrağı yakıyorsun, sonra İsrail bastırıyor parayı, öldürdüğü kişi başına 2 milyon dolardan, 20 milyon dolar veriyor, sayın hükümetimiz dava dosyasını kapatıyor, asrın liderimiz “giderken bana mı sordunuz” diyor, sen kulaklarına inanamıyorsun, asrın liderimiz öyle dememiştir diye dua ediyorsun, ama bakıyorsun ki harbiden öyle demiş, “giderken bana mı sordunuz” demiş, kahvede seni görünce soruyorlar, nooldu hani İsrail’den hesap soracaktınız diyorlar, cevap veremiyorsun haliyle, tırıs tırıs evine kaçıyorsun, ABD başkanı Trump çıkıyor, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak resmen tanıdıklarını açıklıyor, asrın liderimiz çıkıyor, Trump’ın ağzının payını veriyor, “eyyy Trump” diye bağırıyor, “evangelist siyonist bir anlayış bu” diyor, “siz Kudüs’ü tanıyorsanız, biz de sizi tanımıyoruz” diyor, “yerinizde durun, haddinizi bilin, siyonist bir adım atmaya kalkmayın, atarsanız bunun bedeli çok ağır olur” diyor, “eyyy Trump terör devleti İsrail küçük çocukları bile kafese koydu, sen bunları görmüyor musun” diyor, “senin her yerin güçlü devlet olsa ne yazar be” diyor, sen gene coşuyorsun, tekbiiiirrr diye bağırarak sokağa fırlıyorsun, İsrail bayrağı yakıyorsun, cami avlusunda asrın liderimizin ümmetin umudu olduğunu anlatıyorsun, ümmetin başkomutanı olduğunu anlatıyorsun, sonra asrın liderimiz gene U dönüşü yapıyor, İsrail’le dost ve kardeş oluyor, İsrail cumhurbaşkanı Türkiye’ye geliyor, her konuda işbirliği yapacağımız açıklanıyor, e haliyle iki gündür insan içine çıkamıyorsun, kahvede herkes seni bekliyor, seni görünce hep bir ağızdan bağıracaklar, tekbiirrrr!

Türkiye’de hep muhalif olmanın güçlüklerinden bahsediliyor…

Bana sorarsanız, iktidarcı olmak çok zor.

Yılmaz Özdil

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?