Vietnam’dan Irak’a?!

pulitzer_nick_ut_vietnam_napalm_kim_phuc_6872_L

Vietnam’dan Irak’a. Hayrullah Mahmud yazdı.

ABD, IRAK’TA “SOS” VERDİ YA DA CONİ’LERİN SON YAKARIŞI: KURTAR BİZİ TÜRKİYE?!

Vietnam’dan Irak’a?!

Türkiye’yi “Irak bataklığı”na çekmek için her gün bir başka “kirli senaryo” vizyona konuluyor. “Kürtler” üzerinden açıkça provokasyon yapılıyor.

Soğukkanlı olmak şart!

Açıkça, Türk halkı tahrik edilip, TSK’nın Irak’a girmesi isteniyor.

Neden?!

Niye?!

Çünkü, ABD, “Irak bataklığına” saplandı!

Nitekim…

Eski ABD Başkanı Bill Clinton da geçen gün yaptığı bir açıklamada bunu açıkça itiraf ediyor:

“Irak bir bataklığa dönüştü. Daha da kötü olabilir. ABD’nin Irak’ta kazanmasının şansı fazla değil!”

Bu arada Clinton, bir süredir, Irak’ın işgalinin meşru olmadığının da altını çiziyordu.

Başkan Bush ise bu arada Irak’la ilgili emirleri, Tanrı’dan aldığını söylüyor.

Bush’un “Tanrı” diye kastettiği CIA ise onun istihbaratı yanlış çıkalı çok oldu.

Başındaki yönetici de istifa etti.

Şimdi sıra CIA’nın raporu ile Irak’a girip, ortalığı kan gölüne çeviren Başkan Bush’a geldi.

Bakalım Bush, o koltukta, bu yıl sonunu görebilecek mi?! ABD’nin yeni Başkanı kim olacak?!

Ne dersiniz?!

ABD, Irak’a girdiğinde Habertürk’te yazıyordum.

ABD’nin zaferine kesin gözüyle bakan bazı “Coni Türk”ler, yazılarımdan dolayı beni eleştiriyordu. Kimi Coni Türkler ise beni Saddamcı olmakla itham edip, açıkça hakaret ediyordu.

O dönemde, beni eleştirenlere ABD’nin, Irak’ta neden bataklığa saplanacağını, McNamara’nın anılarına atıf yaparak, kaleme aldığım “Robert McNamara’dan Bush’a Vietnam dersi!” (19 Şubat 2003, Çarşamba) başlıklı bir yazı ile anlatmıştım.

O zafer sarhoşluğu içinde pek dikkate alan olmadı.

Ne var ki, zaman onları değil beni haklı çıkardı.

Irak’a demokrasi değil, “talan” ve “kaos” geldi.

Irak’ta yaşayanlar, Saddam dönemini arar oldu.

ABD, Irak’ta “Vietnam’daki gibi” bir bataklığa saplandı.

Özetle tarih tekerrür etti.

Ortalık kan, gözyaşı ve barut kokusunda geçilmez oldu.

Eskiler boşuna, “Akılsız başın derdini ayaklar çeker” dememişler.

Bu defa Bush’un akılsız başının derdini, sadece ayaklar değil, tüm dünya çekiyor.

Şimdi, star’da yazarken kaleme aldığım “Vietnam Dersi” başlıklı yazımı dikkatinize sunuyorum.

Orada eski Başkan Clinton’un “Irak’ta bataklığa saplandık” itirafının, neden kaçınılmaz olduğunun cevabını bulacaksınız.

İşte o yazı:

Vietnam dersi!..

ABD’nin Irak’ta yaşadığı ikinci ‘Vietnam kabusu’ bağlamında, Vietnam Trajedisi ve Dersleri başlıklı kitaptan çarpıcı birkaç pasaj aktarayım…

Kitabın yazarı; Robert McNamara…

McNamara, Vietnam Savaşı sırasında ABD’nin Savunma Bakanlığı görevini yürüten bir isim…

Robert McNamara kitapta, Kennedy ve Johnson yönetimlerinde görev alan bizler, Vietnam konusundaki kararlarda bu ulusun ilke ve geleneklerine uygun olarak davrandığımızı düşünüyorduk. Kararlarımızı bu değerler ışığında aldık. Ancak yanlış yaptık. Korkunç bir hata yaptık. Gelecek kuşaklara bu hatayı niye yaptığımızı açıklamak boynumuzun borcudur diye yazıyor…

Eski ABD Savunma Bakanı McNamara, kitapta “Vietnam’dan nerde yanlış yaptık?” sorusuna şu cevabı veriyor:

Hatalar zinciri

1- Düşmanımızın jeopolitik avantajlarını küçümsedik…

2- Güney Vietnam halkı ve liderlerini kendi ölçülerimiz içinde tanımladık. Politik güçleri değerlendirmede tamamen yanıldık.

3- Milliyetçiliğin insanlara verdiği, savunduğu inançlar ve değerler uğruna savaşma ve ölme gücünü küçümsedik. Hala da bu huyumuzdan vazgeçmiş değiliz. Dünyanın bir çok yerinde de küçümsemeye devam ediyoruz.

4- Dost-düşman değerlendirmelerindeki hatalarımız, o bölgedeki halkın tarihini, kültürünü, liderlerinin kişilikleriyle, alışkanlıklarını anlamayı reddetmemizin bir yansımasıydı.

5- Modern askeri teknolojinin, güçlerin ve doktrinlerin, klasik olmayan ve yüksek düzeyde motive olmuş halk hareketleri karşısında, sınırlı etkisini fark edemedik. Hala da fark edemiyoruz.

6- Vietnam’a müdahale kararı almadan önce, Kongre’yi ve ABD halkını kapsamlı bir tartışma içine sokamadık.

7- Hareket beklenmedik olaylarla planlarının dışında gelişince, neyi, niçin yaptığımızı tam kavrayamaz hale geldiğimiz için toplumsal destek sağlayamadık.

8- Halkımızın ve liderlerimizin de kusursuz olmadığını göremedik.

9- ABD olarak askeri hareketimizin ancak uluslararası toplumun ve güçlerin tam desteği ile başarılı olabileceği ilkesine dikkat etmedik.

10- Uluslararası olaylarda, hayatın diğer alanlarında olduğu gibi acil çözümü olmayan sorunlar olabileceğini göremedik.

11- Başkan ve danışmanları ekibi olarak biz, Güney Vietnam’daki eylemlerimizi yeteri kadar analiz edip tartışamadık. Hatalar açıkça ortaya çıktığı zaman, yön değiştirme gerekliliğini, olması gereken yoğunlukta ele alamadık.

Robert McNamara, Vietnam yenilgisi için böyle diyor…

Bugün için de geçerliliğini koruyan tespitlerini alt alta sıralıyor…

Ki…

McNamara’nın, Vietnam Savaşı’ndan 20 yıl sonra kaleme aldığı bu anılar, yayınlandığında çok tartışılmıştı…

Bugün de tartışılıyor…

Tarihten ders almak

Kitapta, bugün Irak’ta olduğu gibi şahinlikte ısrar edenlerden, Vietnam Savaşı’nda hata yapılmadığı görüşünü savunanlardan da bahsediyor.

Onlara göre eğer ABD, Vietnam’da komünizme karşı bu kadar direnmeseydi, komünist sistem Ortadoğu ve Asya’da daha da yayılabilirdi…

Yalnız McNamara anılarında bu görüşün tam tersini savunuyor…

ABD’nin Vietnam Savaşı için dünyada hem prestij yitirdiğini, hem de ülke içinde bugüne kadar onarılması mümkün olmayan bir şekilde sosyal dengeleri sarstığının altını çiziyor…

Vietnam Savaşı’nda 58 bin ABD askeri ile Güney ve Kuzey’den yaklaşık 4 milyon Vietnamlı yaşamını yitirmişti.

McNamara, kitapta Fena halde yanıldık. Bu dersi genç kuşaklara aktarmak zorundayız diye yazıyor…

Gelecekte de benzer satırların Türkiye adına tarihe not düşülmesi istenmiyorsa, Erdoğan’ın itidalli davranması şart!..

Çünkü görünen niyetin ötesinde ABD, Türkiye ve İran’ı savaştırmak istiyor!

Provokasyonun şiddeti o yüzden yüksek.

Hassas olunmazsa, tarih tekerrür edecek!

Nitekim, ABD adına tekerrür ediyor da! (31 Eylül 2003 / star)

Sevgiler

Hayrullah Mahmud

9 Ekim 2005

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?