Hudson Enstitüsü uzmanı Michael Doran ve Princeton Üniversitesi’nden Yakın Doğu uzmanı, Rus, Doğru Avrupa ve Avrasya Çalışmaları Programı Direktörü Profesör Michael A. Reynolds, Wall Street Journal’da kaleme aldıkları makalede, Başkan Trump’ın Suriye’nin kuzeyinde PKK ile ilişkili Kürtlerden desteği çekme konusunda haklı olduğunu belirtiyor.

Doran ve Reynolds, muhaliflerinin, Trump’ın Suriye’nin kuzeyinden asker çekme kararını stratejik gerçeklikleri hiçe sayan güdüsel bir hamle olarak gördüğünü, bunun YPG’ye ihanet anlamına gelirken tehlikeli bir otokrat olan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da ödüllendirilmesi demek olduğunu ileri sürdüğünü yazıyor. Ancak bu iki uzmana göre gerçekliği asıl hiçe sayanlar, Trump’ın muhalifleri.

‘Amerikan dış siyasetinin yerleşik düzeni içindeki bazıları, Türkiye’yi, NATO içindeki Truva atı olarak görüyor’

Doran ve Reynolds, Amerikan dış siyasetinde birçoklarının Türkiye’yi ‘hayırsız’ bir müttefik olarak kabul ettiği görüşünde.

Yazı şöyle devam ediyor: ”Kongre ve Washington’daki birçok düşünce kuruluşu, Tahran’a taviz verme çağrısına, 67 yıllık NATO müttefiki olan Türkiye’yle uzlaşma çağrısından daha sıcak bakar. Türkiye’nin güney sınırını YPG’ye karşı korumaya kararlı olması, bu çevreler içinde genel olarak kontrolsüz bir güdü olarak algılanıyor. Ancak YPG’nin PKK’yla ciddi bağları var. Dışişleri Bakanlığı’nın terör örgütü listesindeki PKK, Türkiye’ye karşı 1984’ten beri on binlerce cana mal olan silahlı bir çatışma yürütüyor.”

‘Erdoğan’ın Türk-Amerikan ilişkilerini bozduğuna inananların Ankara’nın S-400’leri aldığını buna kanıt olarak göstermesi, baştan savma bir varsayım’

Doran ve Reynolds’a göre Erdoğan’ın kişiliğinin Türk-Amerikan ilişkilerindeki garezin kökünde yatan etken olduğunu varsaymak, meseleyi basitleştirmek anlamına gelir. İki yazar, bu varsayımın, Erdoğan’ın otoriterliği, İslamcı dünya görüşü, İsrail’e yönelik düşmanca tavrı, Müslüman Kardeşler’e sempatiyle yaklaşması, Türkiye sınırları içinde ve dışında Kürt milliyetçilere muhalif olması gibi etkenlerden ötürü Türkiye’nin Amerika’nın desteğine layık olmadığı şeklindeki görüşe dayandığını yazıyor.

‘Ankara’nın Washington’a karşı koyma istekliliğinin nedenlerini tek bir adamın kişiliğinin çok ötesinde aramak gerekiyor’

Makaleye göre, Türk halkının yüzde 70 ila 80’i, Amerika’yı saldırgan bir güç olarak görüyor. Amerikan karşıtlığı Türkiye’de yeni olmasa da Türkler, Amerika’yı giderek daha ciddi bir tehlike olarak algılıyor. Doran ve Reynolds’a göre bu, onyıllardır Amerika’nın en sağlam ortak ve müttefiklerinden biri olan bir ülke için dikkate değer bir gelişme. İkili, Amerikan karşıtlığının sadece Erdoğan’a da yüklenemeyeceğini, Erdoğan’ın yüzde 40’lık bir kitlenin desteğine sahip olduğu düşünülürse Amerika karşıtı hislerin AKP’den öteye geçtiğini kaydediyor.

‘Peki Amerika, Türkiye’yi neden kaybediyor?’

Doran ve Reynolds’a göre bunun üç nedeni var. Birinci neden, Amerika’nın ”pısırık” Suriye politikası:

”Ankara, Beşat Esat’ın devrilmesini destekleyen Amerika’nın liderliğini izledi. Ancak Türkiye 2015’te Rus jetini vurunca dönemin başkanı Obama, buna, Amerika’nın kilit bölgesel müttefikiyle Amerika’nın çıkarlarına düşman bir gücün arasındaki anlaşmazlık olarak değil, üçüncü tarafların arasındaki bir dalaşma olarak yaklaştı. Tek başına bırakılan Ankara, Moskova’yı idare etmekten başka seçeneği olmadığını anladı. Putin’in kararlılığı, Obama’nın kayıtsızlığını alt etti.”

Uzmanlara göre, ‘Amerika’nın Fethullah Gülen’e beslediği garip sempati, Türkiye’deki Amerikan karşıtlığının ikinci nedeni’.

Doran ve Reynolds’a göre çok sayıda Türk, Gülen destekçilerinin, Gülen’in rızası olmadan darbe girişiminde bulunamayacağına inanıyor. Yazıda Amerika’nın eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’nin Gülen’in Amerika’da oturmasının ‘utanç verici’ olduğu şeklindeki sözlerine yer veriliyor. Yazıya göre çok sayıda Türk, ‘Amerika bu kadar ‘rezil’ birini nasıl besliyor?’ sorusunu soruyor.

Türkiye’deki Amerikan karşıtlığının üçüncü nedeniyse Obama’nın 2016’da YPG’yi silahlandırıp eğitmeye karar vermesi.

Doran ve Reynolds, Amerika’nın Türkiye’yle işbirliği yapmak yerine PKK’nın Suriye kanadını desteklemeyi tercih ettiğini yazıyor. İkili, siyasi yelpazenin her noktasındaki Türkler’in PKK’yı lanetlediğini, PKK’nin Türkiye Cumhuriyeti açısından çok ciddi bir tehdit olduğunu vurguluyor ve şu ifadeyi kullanıyor: ”Ankara’nın Amerika’nın YPG’yi silahlandırmasına karşı çıkmasını Kürt düşmanlığı olarak tanımlayıp göz ardı etmek, cehalettir. El Kaide’yle mücadeleyi İslam düşmanlığı olarak etiketlendirmekle eş değerdir.”

Yazarlar, Amerika’nın Türkiye’ye misilleme yapmasının ve Türkiye’yi dışlamasının aptallık olacağını, hatta bunu Erdoğan’a verilen kamuoyu desteğinin azaldığı, Türk demokrasisinin canlı yüzünü göstermeye başladığı bir dönemde yapmanın Putin’e hayal bile edemeyeceği bir hediye vermek anlamına geleceğini kaydediyor.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?