Yakan top?!

YAKAN TOP / TSK İÇİNE YUVA YAPMIŞ “KÖSTEBEK”LERİ “ÇUVAL”LA AVLAYAN PAŞA HANGİ PAŞA YA DA 7,1 MİLYAR DOLAR SERVETİ OLAN THE İMAM HANGİ İMAM VEYAHUT THE İMAM’IN PARALARINI YÖNETEN İSVİÇRELİ TÜRK HANGİ TÜRK”?!

 

Yakan top?!

 

“Sıradışı büyük insanlar daima, sıradan zekalıların şiddetli muhalefetiyle karşılaşırlar.”

Albert Einstein

 

………………..

 

 

TSK’daki “Köstebek”leri Avlayan Paşa hangi Paşa?!

https://www.sabah.com.tr/Yazarlar/yukselir/2010/04/09/ozkok_evet_askeri_okulda_lakabim_kostebek_hilmiydi

(…)

Hilmi Özkök: Aytaç Paşa’ya bakın!

https://www.stargazete.com/guncel/ozkok-kostebek-lakabinin-sirrini-acikladi-haber-254353.htm

(…)

İngiliz İstihbaratı bağlantılı adresler, TSK’nın açıklaması doğru değil diyor!

https://www.turktime.com/haber/BOMBA-Yalniz-Turktime-Acikliyor-Genelkurmay-in-Yalanladigi-Belgeye-Kosk-ten-Dogrulama-/91277

(…)

Fikret Bila: Gül, Baykal’a yanıt vermeyecek!

https://www.milliyet.com.tr/gul-baykal-a-yanit-vermeyecek/fikret-bila/siyaset/yazardetay/09.04.2010/1222588/default.htm

(…)

Hüseyin Vodinalı: BU ALON LİEL O ALON LİEL DEĞİL Mİ?

https://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:t-f55c27L3UJ:www.odatv.com/n.php%3Fn%3Dbu-alon-liel-o-alon-liel-degil-mi–1501101200+hayrullah+mahmud+%C3%B6zg%C3%BCr&cd=243&hl=tr&ct=clnk&gl=tr

(…)

Yiğit Bulut: Ağaçlara değil, ormana bakın!

https://www.haberturk.com/yazarlar/506262-agaclara-degil-ormana-bakin

(…)

Asimetrik saldırı: PKK’yı aklayan, TSK’yı beceriksiz, nereye mayın döşeyeceğini dahi bilemeyen ordu durumuna düşürme operasyonu!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/14364061.asp?gid=233

(…)

 

……………..

 

 

7,1 milyar dolar bankalara geldi!

https://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/506606-71-milyar-lira-bankalarla-geldi

(…)

 

 

……………….

 

 

BİR POLİTİKACININ “AK’ÇELİ HESABI” YA DA BU BAŞBAKAN HANGİ BAŞBAKAN, BU BÜYÜKELÇİ HANGİ ÜLKENİN BÜYÜKELÇİSİ, BU YEŞİL CEKETLİ, HANGİ YEŞİL CEKETLİ, BU ÜLKE HANGİ ÜLKE?!

           

Sırdaş Hesap?!

 

Yer: ?!

Zaman: 2005’in ilk çeyreği!

Görüşme, büyük bir ülkenin Büyükelçisi ile özgül ağırlığı yüksek bir ülkenin Başbakanı arasında geçmektedir.

Görev yaptığı her ülkeyi karıştırması ile ünlü Büyükelçi, oturduğu yerden, küstahça bir tavırla, “Şöyle buyurun” diye yer gösterir.

Başbakan, yapılan saygısızlığı anlayacak durumda değildir.

Hemen konuya girer.

Heyecanla “Sayın Büyükelçim, acil görüşmem lazım diye haber yollamışsınız, konu nedir?” diye sorar.

Büyükelçi buz gibi bir ses tonu ile önünde duran dosyayı muhatabına doğru itekleyip, “Lütfen sessiz olup, şu dosyayı inceleyin” der.

Dosyada, Başbakan’ın, 5 farklı hesapta yer alan, 7 milyar dolarlık “gizli serveti”nin belgeleri yer almaktadır.

Başbakan, kendisinden istenileni yapar ve sessizce dosyayı incelemeye başlar.

Büyükelçi ise bu arada direkt konuya girer:

“Sayın Başbakan, eğer dediklerimizi yaparsanız, bu ‘Sırdaş hesap’ınızdan hiç kimsenin haberi olmaz!”

Başbakan bu sözlere “olur” anlamında başını sallayınca, Büyükelçi hemen önünde duran kağıttan, BOP’çular adına isteklerini tek tek sıralamaya başlar:

 

İSTEK LİSTESİ

 

1- Ülkeniz, ülkemin, “İncir… (?!) Üssü”nü istediği gibi kullanmasına ses çıkarmayacak!

2- Ülkeniz, Kıbrıs’ta inisiyatifi ülkem ve AB lehine devretmeyi kabul edecek!

3- Ülkeniz, Kuzey Irak ve Irak’taki çıkarlarını, İngiltere, İsrail ve ABD’ye devretmeyi kabul edecek!

4- Ülkeniz, ülkem, Afganistan’ı terk edeceği için bizim yerimize hedef haline gelmeyi kabul edecek!

5- Ülkeniz, içerde Kürt sorununun nasıl çözümleneceğine ilişkin inisiyatifi tamamıyla İsrail, ABD ve İngiltere’ye devredecek!

Sayın Başbakan, buna karşılık ABD, İsrail, İngiltere üçlüsü, sizin servetinizle ilgili bilgileri kamuoyuna sızdırmamayı taahhüt eder! Teklifimiz budur, ne diyorsunuz?”

Tüccar politikacı, başını yavaşça incelediği dosyanın üzerinden kaldırıp, gözlerini Büyükelçi’ye doğru çevirir.

Dudaklarını büzüp, başını sallayarak “Tamam anlaştık” der.

Bu arada kendisine şantaj yapan Büyükelçiye de “sus payı” vermeyi ihmal etmez.

Ne var ki, çok kısa bir süre sonra, “Başbakan’ın sırdaş hesabı” üzerinden şantaja maruz kalan ülkenin “Askeri istihbarat birimi”, bu çok özel görüşmeyi deşifre etmeyi başarır.

Bunun üzerine, hemen Büyükelçi’nin bağlı olduğu okyanus ötesi ülkenin başkenti ikaz edilir; “Açığa düştünüz, bir tatsızlığa yol açmadan tez vakitte, adamınızı geri çekin!”

Aç gözlü Başbakan’ın aldığı rüşvetler yüzünden, neredeyse ülke bir maceraya sürüklenmek üzeredir!

Büyükelçi’nin bağlı olduğu ülke, bir süre, bu isteklere olumlu cevap vermek istemez.

Bunun üzerine art arda Büyükelçilik binasının dibinde ses bombaları patlar!

Üst düzeyde bir asker, havalimanında yere düşen silahtan çıkan kurşun ile kaza sonucu yaralanır!

Buna benzer talihsizlikler peş peşe sıralanmaya başlayınca, okyanus ötesi ülke, en sonunda anlar ki, hiçbir şey düşündüğü kadar basit değil!

Başbakan atamak ya da Başbakan’ı satın almak sorun çözmüyor!

Diplomatik gerginlik, şantaj yapılan ülkenin Cumhurbaşkanı’nın yapacağı Suriye ziyareti üzerine patlak veren “demeç krizi” bahane edilerek “Büyükelçi”sini geri çekmesi ile son bulur.

Okyanus ötesi ülke, bu yüzden bir süreliğine, şantaj yaptığı ülkeye Büyükelçi atamaz değil, atayamaz!

 

MAMACI BAŞBAKAN

 

Öte yandan…

“Tüccar Politikacı”, bu süre içinde boş durmamıştır!

Kendini garantiye almak için birçok yere rüşvet dağıtır.

“Bonus kafalı” bir danışmanının aracılığı ile bazı Paşa’lara hediye çekleri gönderir, özel ortamlarda buluşup el sıkışır!

Yargı’da görevli bazı hakimleri ise bir Belediye Başkanı’nın nüfuz alanının üzerinden yemlemeyi tercih eder!

Medya patronlarını ise özelleştirme maması ile kandırır!

Bazı muhalefet partisi genel başkanlarına ise ihalelerden pay verip, susturur.

Siyasi rakibi bir başka partinin genel başkanını ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden gelecek para hayali ile kandırır.

Bu sayede, “7 milyar dolarlık saklı serveti”nin açığa çıkmasını önlemiş olur!

Ama…

Ne yaptıysa, Allah izin vermediği için, deniz kıyısında maaile oturmak için aldığı, 5 villanın açığa çıkmasını, basında haber olmasını önleyemez.

Çamura battıkça hırçınlaşır!

Hırçınlaştıkça, yanlış üstüne yanlış yapar!

“7 Dakikalık” görüşmenin öfkesi ile soluğu “Soçi”de alır!

Kendisini iktidara getiren güçleri satıp, bir başka güç merkezi ile pazarlık yapmaya kadar işi vardırır. Ama bu çok özel pazarlık, her nasılsa deşifre edilir!

Bunun üzerine, bayramda kendisini, iktidara getiren küresel güç odaklarının isteği üzerine uluslararası bir terörist serbest bırakılır!

Güvenlik danışmanlarının, bu “Pazarlamacı Başbakan”ın önüne koyduğu notta “Kendisi ve ailesinin ölümle tehdit edildiği” yazmaktadır.

Yani sokağa salınan terörist ile birileri açıkça kendilerini satan Başbakan’a mesaj vermek istemiştir.

Başbakan da bu mesajı duyunca, evinin kapısının önünde düşüp bayılır.

Bir gün süreyle korkudan sokağa çıkamaz.

Gazetecilerin konuyla ilgili sorduğu tüm soruları ise cevapsız bırakmayı tercih eder.

“Tüccar Başbakan” bunun üzerine, hemen Cumhurbaşkanlığı seçimlerini öne aldırma sürecinin düğmesine basar.

“Bonus kafalı” danışmanı üzerinden satın aldığı Yeşil Ceketli dostlarından yardım ister.

İşte o “Yeşil Ceketli”lerden biri, “bir grup Yeşil Ceketli” adına, çalmaktan sabıkalı, 7 milyar dolarlık serveti üzerinden açıkça şantaja uğramış bir Başbakan’a, sahip çıkmakta bir sakınca görmez.

 

MÜCAHİTKEN, MÜTEAHHİT OLMAK

 

Bir gazeteci aracılığı ile kamuoyuna “Ordu açısından, bu tüccar, komisyon zengini Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı olmasında herhangi bir sakınca yoktur” diye fetva verip; “Pazarlamacı Başbakan”ı kurtarmak için, görevdeki Cumhurbaşkanı’nın zamanından önce emekli edilmesi tartışmalarını başlatmak için gündem yaratmaya çalışır.

Ama adı saklı bu “Yeşil Ceketli” güruhun “peçe”sini, haberin mürekkebi kurumadan, kendi meslektaşları düşürür.

Ne var ki, ağızlarından Allah’ın adını düşürmeyen “din bezirganları”, son numaralarında yine açığa düşmüşlerdir!

Evet!..

Bu ülke hangi ülke?!

Bir dönem “Mücahit”ken, “Müteahhit” olan ve şimdi “Sırdaş Hesabı”nda yaklaşık “7 milyar dolar” saklı parası bulunan Başbakan hangi Başbakan?!

Bu Başbakan’a şantaj yapan Büyükelçi hangi ülkenin Büyükelçisi?!

Bu hırsız Başbakan’ı, Cumhurbaşkanlığı Köşk’üne çıkarmak için kamuoyu oluşturmaya çalışırken açığa düşen “Yeşil Ceketli”, hangi ülkenin ordusunda görev yapan bir “Yeşil Ceketli”?!

Var mı bilen?!

Var mı duyan?!

Var mı gören?!

Varsa bilen, bilmeyenlere anlatsın!

Ve…

Son olarak…

İsmet Paşa’dan tarihi bir uyarı:

“Bir memlekette namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memleket için kurtuluş yoktur!”

 

Sevgiler

Hayrullah Mahmud

30 Ocak 2006

 

………………..

 

 

ERDOĞAN’IN ÖZEL DANIŞMANI YA DA THE İMAM’IN PARALARINI YÖNETEN İSVİÇRELİ TÜRK?!

 

İsviçreli Türk Alpaslan Korkmaz, Başbakan Erdoğan’ın özel danışmanlığını üstlendi. 5’i anadili gibi olmak üzere 9 dil konuşan “süper danışman” Alpaslan Korkmaz, “Başbakan’a ’Tek şartım var, bakanlar üstü olmalıyım’ dedim, kabul etti” dedi
2007 yılında 20 milyar doların üzerinde doğrudan yabancı yatırım hedefleyen Türkiye, dünyanın “yabancı yatırım otoritesi” olarak kabul ettiği bir “süper danışman” ithal etti. Geçtiğimiz aylarda doğrudan Başbakan’a bağlı kurulan Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’na sessiz sedasız Başkan olarak atanan Alpaslan Korkmaz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın özel danışmanlığını da üstlendi. Doğma büyüme İsviçreli olan Korkmaz, bugüne kadar hiç yaşamadığı memleketine, İsviçreli eşi ve iki çocuğuyla birlikte birkaç ay önce yerleşti.

% 100 yetki verdi 

İsviçre’de hükümete danışmanlık yaptınız sonra da özel sektörde çok önemli bir pozisyonu terkedip Başbakan’a danışman olarak geldiniz. Sizin için çok şaşırtıcı olmadı mı bir gün bir telefon geliyor ve Türkiye Başbakanı sizinle görüşmek istiyor deniliyor?
Aynen öyle, film gibi oldu. Başbakan’ın daveti beni çok heyecanlandırdı. Bizimle görüştükten sonra Başbakan, “Ben bu ruhu istiyorum, bana onu getirin” demiş. Sonra geldim. Başbakan’a “Bu ajansın başarısı için, bakanlar üstü olmam lazım” dedim. Ekim’de de atandım. Haftada mininum bir iki sefer kendisiyle görüşüyorum. Dedi ki “Şahsen ben senin seddin olacağım. Kim sana gelirse bana göndereceksin. Bu iş için hangi insanlar gerekiyorsa onlarla çalışacaksın.” Yüzde yüz yetki verdi bu konuda. Tüm önemli yatırımcılara bizi işaret ederek, “Onunla görüşeceksiniz, böylece benimle görüşmüş gibi olacaksınız” diyor.

İptaller tolere edilir 

Siz bunları söyleyince hemen akla TEDAŞ ihalelerinin iptali geliyor. Başbakan, birkaç gün kalmış ihalelerle ilgili bir gün uçakta “iptal ettik” dedi. Sizce bu uluslararası yatırımcılar açısından güveni zedeleyecek olumsuz bir durum yaratmadı mı?
Görüştüğümüz enerjii yatırımcıları tabii ki “iyi yaptınız” demediler, “Keşke olmasaydı” dediler. Ama resmin bütününü değiştirmez. Bu tolere edilir. Yatırımcı şuna bakar; fırsatları koyar bir tarafa, bir taraftan da riskleri koyar. Kazanç imkanına bakar.
Sizin varlığınız Hyundai’nin bürokratik nedenlerle Türkiye’den kaçması gibi bir örneğin bir daha yaşanmasını engelleyecek mi?

Hyundai gitmezdi 

Hyundai ile kimler görüştü bilmiyorum, çünkü o süreçte Türkiye’de yoktum. Ama bunlar yaşanmayabilirdi. Şunu söyleyebiliriz, bir bürokratik sorunu çözemediği için Türkiye bir yatırımcı kaybetmeyecek.

Çocuklarının birin adı Yasin diğerinin adı İman 

Sohbetin sonuna doğru “AKPli misiniz?” sorusuna “Hiçbir partinin üyesi değilim. Ama Müslümanım” diye yanıtlayan Korkmaz, şunları anlattı: “Bugüne kadar hiçbir partiye üye olmadım. Ama Müslümanım. İki çocuğum var. Birinin adı Yasin. Diğerinin adı İman. Siyasi İslamcılığı tasvip etmedim hiç. Türkiye’de hiç oy kullanmadım. İsviçre’deyse aşırı sağa hiçbir zaman oy vermedim.”

Seçimde kesinlikle AKP’ye oy veririm 

Alparslan Korkmaz, Kayserili bir işçi ailesinin çocuğu. Aile 1969 yılında İsviçre’ye göç etmiş. Korkmaz 1970’te doğmuş ve tüm eğitimini İsviçre’de tamamlamış. 9 dil bilen, işletme mezunu Korkmaz, “Türkiye’de hiç oy kullanmadım ki AKP’li olayım” deyince, “Bu seçimlerde AKP’ye mi kullanacaksınız oyunuzu?” diye sorduk. Korkmaz çok açık bir biçimde yanıtladı: “Bu seçimde AKP’ye oy veririm. Bence görünen köy klavuz istemez. İş dünyasındaki pek çok kişi de aynı şeyi söylüyor.”

Küreselleşme yağmur gibidir ben sevmesem de yağar 

Zaman zaman bankacılıkta yabancı payını tartışıyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 
Bu yabancı payının kısıtlanmasının iyi bir şey olmadığını düşünüyorum. Samimi söylüyorum, dünyanın gelişmiş piyasalarında hiç böyle bir şey tartışılmaz. Bakın küreselleşme yağmur gibidir. Bazı insanlar der ki ‘Ben yağmuru sevmiyorum’. Ben de sevmiyorum yağmuru. Ne yapabilirsiniz yağmura karşı? Yağıyor bu yağmur.

Akşam, 16 Şubat 2007

https://www.kenthaber.com/Haber/insan-kaynaklari/Normal/erdoganin-bakanlarustu-danismani/4c28d584-300b-4fa3-9739-439f2a840cce

 

………………..

 

 

Ve…

Son olarak…

Erdoğan ile Putin arasında, Soçi’de gerçekleşen çok özel görüşmeden “tamamen duygusal” birkaç satır:

RTE: Gerçekten çok büyük avantajlar var.

PUTİN: Şimdi bu hususu devletler bazında düşünmek gerekiyor. Siz buna hazırlanırsanız daha farklı işbirlikleri gelişecektir. Rusya Türkiye ile ilişkilerinin boyutunu farklılaştırmak istemektedir. Bunu sizinle yapabilmeyi ümit ediyoruz.

(…)

PUTİN: Çok özel anlaşmalar üretilebilir. Mavi Akım’da olduğu gibi özel avantajlar sağlanabilir!

RTE: Anlıyorum; bunları değerlendirmek isterim! Bu konuda hükümetteki ve iş dünyasındaki bazı arkadaşlarımızla daha geniş kapsamlı görüşmeler yapılabilir. Öngörüşmeleri yapan bir ekipten bahsedildi. Bu konuda Maliye Bakanı öncülüğünde bir program oluşturulmuştu. Rus sermayesini Türkiye’ye çekelim diye. Fethullah Hoca ekibi, eski Mavi Akım ekibinden isimler, bazı eski politikacılar bize değişik tekliflerle geldiler.

(…)

 

Sevgiler

10 Nisan 2010

Hayrullah Mahmud Özgür

1 YORUM

emir için bir cevap yazın Cevabı iptal et