Yalancı Baharı İstanbul’da Yaşamak

Güneş odama dokunuyor. Televizyonda eski bir Türk filmi ‘Sultan’ oynuyor. Türkan Şoray’ın güzelliği, Şener Şen’in pelteliği, Adile Naşit’in sevimliliği…bir dul kadının 5 çocuğu ile gecekondu evlerinde geçirdiği geçim sıkıntısı.

Mahalleye ayda bir film geliyor. Filme bütün mahalle gidiyor güle oynaya. Tek bir çeşme var mahallede…haftada bir su geliyor bu çeşmeye. Orada bile insanlık öğretiliyor. Sıra kavgası,  ama sonra herkes hizaya giriyor…  

Güneşle evime giren bahar ruhuma da yavaş yavaş işliyor.

Bu kış çok sert geçti İstanbul’da. İnsanlar isyanlarda…halbuki yazın üfleyip püflerken bilmiyorlar ki kışı özleyip de üşümek isteyeceklerini. Hiç bilmiyoruz anın güzelliklerini yaşamayı…elimizden kaçıp gidince ancak geriye dönüp ‘ah’layıp vah’lamayı’ seviyoruz bizler.

Oturduğum evin karşısında Trakya’ya doğru uzanan koskoca bir arazi var. Geçenlerde bir çoban sürüsünü gezdirmeye çalışıyordu o arazide…acı gözlerle izledim sürüyü ama mutlu da oldum bir yandan böyle bir görüntüye şahit olduğuma, özlemişim.

Your browser may not support display of this image.

Sürü otlanmaya çıkmış ama ne bir ot ne de bir böcek var o tarlada. Açken önünüze konan boş  bir tabak gibi alay ediyoruz sürüyle de…siz anladınız burada ne demek isteyip de diyemediğimi…

Bu arsalara göz dikenler dolaşıyor elleri arkasında sürü gibi. Oranın şu anki sahipleri olan 4 kopek havlıyor peşlerinden bu sürüye (çobanın koyun sürüsü değil! Elleri arkasında dolaşan sürüden bahsediyorum). Hissediyorlar çünkü evlerine, arazilerine acımadan girip orayı da yıkıp geçeceklerini. Bu adamlar bir de evlerine gittiklerinde nasihat verirler çocukları evde köpek beslemek istediklerinde ‘köpeğin evi sokaktır yavrucum, tarlalardır’ diye. Ama sabah olunca bu sokaklara tarlalara da el koyarlar. Anladınız siz burada ne demek isteyip de diyemediğimi…

Your browser may not support display of this image.

Ama demez miyiz biz ‘bu dünya etme eyleme dünyasıdır’ diye. Bu adamlar ediyor, eylemini de çocuklarına torunlarına miras olarak bırakıyorlar arkalarında.

Doğasız, nefessiz, susuz, sefil kalacağız hepimiz. Koskoca tarladan çıkan milyonlarca ağacı, bitkileri katledip kondurdukları evlerinin önüne 1 ağaç dikerler ve arkasından bu projeye doğayı sever sloganı da vermezler mi…anladınız siz burada ne demek isteyip de diyemediklerimi.

Güneş var, herkes dışarıda mutlu. Ama bilmiyorlar ki bu mutluluğu çocukları torunları bizim yaşadığımız gibi yaşayamayacak. Kendi yaşadıklarımı bile çocuklarıma veremeyeceğimi düşünmek acıtıyor içimi, ama yine de söz veriyoruz çocuklarımıza güzel gelecekler bırakmayı… Hepimiz birer yalancıyız. Yalanlarla yaşayıp kandırıyoruz anımızı… Anlık yaşamak tadını çıkarmak güzeldir ama bu anlar doğrularla yaşanırsa güzeldir. O yüzden çıkmıyorum bu güneşli havada dışarı. Dışarı çıkıp da etrafımdaki yalanlarla dolaşmaktansa oturacağım evimde Türk filmindeki yaşanan güzelliklerle kandırıp avutacağım bugün de kendimi.

Saflık, temizlik, doğruluk sadece evimin kapısını kapattıktan sonra evimin içinde var olabiliyor. Ne acı! …siz anladınız burada ne demek isteyip de diyemediklerimi…

Hoşça ve saf kalın…    

Burçin Yarkent
www.alaturkaonline.com

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?