Yavuz Akyazıcı’dan pop şarkılarına caz soslar

Son yılların popüler Türkçe şarkılarını caz müziğine uyarladığı ‘Turkish Standards Vol. 1’ albümünü Haziran 2011’de yayımlayan Yavuz Akyazıcı, şimdi de çoğunluğu kendi bestelerinden oluşan ‘Bridge’ albümüyle karşımızda. Yavuz Akyazıcı ile ünü kulaktan kulağa yayılan albümlerini konuştuk.

On yedi yıldır New York’ta dünyaca ünlü caz müzisyenlerle ortak çalışmalar yapan Yavuz Akyazıcı, hazırladığı ‘Turkish Standards Vol.1’ albümüyle popüler Türkçe şarkıları, caz yorumuyla sundu. Ardından yayınladığı ‘Bridge’de ise kendi bestelerine yer verdi. Şebnem Ferah, Duman, Hande Yener, Mor ve Ötesi, Mirkelam şarkılarının caz yorumları büyük ilgi gördü. Yavuz Akyazıcı ile caza uzak duranları da sınırlarına dahil eden projeleri ve yeni çalışmaları hakkında konuştuk.

– Uzun bir süre New York’ta yaşadıktan sonra, neden Türkiye’ye dönmeye karar verdiniz?
New York enteresan bir yer. Çok hızlı. İnsanı çok yoruyor. Oradan alacağımı fazlasıyla almıştım. 17 sene sonra kendimi ‘Buradan taşınsam’ planları yaparken buldum. O sırada oğlum dünyaya geldi. Onun Türkiye’de büyümesini istedim. Gerçi burada da büyük bir koşturmanın içindesiniz ama memnunum hayatımdan.

CAZ DEMOKRATİKTİR

– Popüler parçaların caz yorumları büyük ilgi gördü. Bekliyor muydunuz, bu ilgiyi?
Eskiden beri düşündüğüm bir projeydi. Hatta zamanında bir gazete röportajında ‘Beni ileride popüler Türkçe şarkıları caz formunda yorumlarken görürseniz şaşırmayın’ demişim. Bunu dünyada da deneyen çok cazcı var. 90’ların sonuna doğru Herbie Hancock ‘The New Standard’ adında bir albüm çıkarmıştı. Şu an yaptığımı yaptı yani… Ama son zamanlarda bu tip projeler çok olmuyordu.

– Bu yöntemle, caz sevmeyenleri de sevenler kulübüne mi dahil etmeyi planladınız?
Evet. Caz, bilmeyen ve dinlemeyen insanların düşündüğü gibi korku verici, ürkütücü değil, her türlü müziği içine alabilecek, yeni tarz oluşturabilecek, geniş ve demokratik bir müziktir.

– Seçtiğiniz popüler şarkıları önceden biliyor muydunuz?
Üniversiteden arkadaşım olan Teoman’ın ’17’si ile ‘Paramparça’ gibi, bazılarını biliyordum… Diğer şarkıları seçerken popüler kültürle daha ilgili olan arkadaşlarımın görüşlerini aldım. Özellikle eşimin çok katkısı oldu.

– Hande Yener’in ‘Romeo’ şarkısına ilgi çok büyük…
Güzel bir şarkı olduğunu düşünmüştüm ilk dinlediğimde. Örnek teşkil edeceğini, oldukça uzak bir tarz olmasına rağmen, başarılı bir şekilde yaparsak keyifli olacağını göstermek istedim. Sonucunda hem caz müzisyenlerinden hem de caz müziği dinlemeyen insanlardan çok olumlu eleştiriler aldık.

– Peki, caz dinleyen insanların tepkileri nasıl oldu?
Başta ‘aforoz’ edilme endişesi yaşadım. Tepki çok olmasa da çekinceler oldu. Böyle bir iş karşısında ne yapacaklarını pek bilemediler. ‘Sevmeli miyiz, sevmemeli miyiz’ gibi bir ikilem oldu. Aslında, bazı şarkıları grubumun üyelerine kabul ettirmekte de zorlandım. Bu, anti-elitist bir proje. Caz müzisyenlerinin çoğu elitist. Kendimin bile elitist olduğunu fark ettim. Sebebi, bilgi eksikliği. Türlere takılmamak lazım.

– Şarkıları orijinal haliyle sevenlere, yeni versiyonlar sunmak riskli değil mi?
Zorlandığımız noktalar oluyor. Fakat şarkıların orijinal halleriyle çok sevip aşık olan insanlar, değişik bir versiyonu duydukları zaman tepki gösteriyor. Bugün bir rock grubu, ezberlenmiş gitar solosunu konserinde değiştirdiği zaman bile, kendi seyircisinden tepki görüyor. Çünkü o şarkıyla ilgili anılar, yaşanmışlıklar var; bu şekilde yer etmiş şarkıları değiştirmek için dayak yemeyi de göze almak gerekiyor. Biz de dayak yediğimiz zaman saygı gösteriyoruz (gülüyor).

– İki albümü peş peşe yayınladınız; ‘Bridge’ nasıl bir albüm?
10 şarkının yedisi bana ait. Dinleyenler, melodilerin akılda kaldığını ve mırıldandıklarını söylüyorlar. Ben de çalarken çok eğleniyorum. Müzisyenler de çalarken zorlanmadıklarını, kolay kavradıklarını söylüyor.

HALI DEPOSUNU TEOMAN ÖNERDİ

– Siz bu albümlerinizin hiç birini stüdyoda kaydetmemişsiniz. Nerede, nasıl yapıldı kayıtlar?
Proje albümünü Beyoğlu’ndaki tarihi Cezayir Binası’nda kaydettik. Yüksek tavanlı, hoş bir ortamda ‘hücum kayıt’ yaparak canlı çaldık. Oradaki o tarihi ortam ve atmosfer bize çok olumlu yansıdı. ‘Bridge’in bazı şarkıları da New York’taki bir halı deposunda kaydedildi. Teoman beni New York’ta ziyaret etmeye gelip o halı deposunu gördüğünde ‘Burada ne güzel kayıt yapılır’ demişti. Bu sözü ciddiye aldım.

– Stüdyo kaydı, şarkıyı ‘öldürüyor’ mu?
Müzisyen olarak iştirak ettiğim stüdyo kayıtlarından çok hoşnut kalmadım. Kontrol elimde olunca daha başarılı sonuçlar alıyorum. Kendi elimle modifiye ettiğim mikrofonları kullanıyorum. Bunu yapmak için de ciddi bir hazırlık süreci gerekiyor. Kalın kalın elektronik kitaplarını okumak zorunda kaldım. Aşk olunca, güç geliyor.

‘Caz yapmak’ dünyanın her yerinde zor!

– Caz, çalmak-söylemek zor mu Türkiye’de?
Dünyanın hiçbir yerinde kolay değil. Türkiye’dekiler çok zorlandıklarını söylüyor. Onları anlayabiliyorum ama ABD’de daha çok zorlanmıştım. Çünkü orada çok iyi müzisyenler var. Türk bir cazcı olarak Amerika’da onların içinde yarışmak zordu. İsmimi söylerken zorlanıyordu insanlar. Soyadımı denemiyorlardı bile (gülüyor).

– Peki, çok fazla konuşunca ‘Caz yapma!’ derler. Siz alınıyor musunuz bu gibi cümlelerden?
Caz müziğiyle alakası yok ‘caz yapma’ lafının. Benzeri terimler başka dillerde de var. ‘All that jazz’ gibi mesela. Bence, dip gürültüsü, parazit, anlaşılmayan bir şeyler söylemek; sinirli, elektrik boşaltmak anlamına gelebilir ‘Caz yapma’ lafı.

– Türkiye’de cazı, çevreye ‘ne kadar entelektüel biriyim’ mesajı vermek için dinleyenler var mı peki?
Olabilir… Bunu açık yüreklilikle kabul eden veya edemeyenler diye ayırabiliriz aslında. Arkadaşım Ömür Gedik, köşesinde albümle ilgili yorumunda ‘Ben aslında cazı çok sevmem. Fakat Yavuz Akyazıcı Project – ‘Turkish Standards’ dinledikten sonra, gururla hem de isteyerek caz dinliyorum’ demişti (gülüyor).

Yeni projeler arabesk şarkılarla

– Daha farklı türlerde şarkıların caz yorumlarını düşünüyor musunuz? Bir Müslüm Gürses veya Kibariye şarkısı mesela…
Bazılarını yapabilirim. Deneyip de oturmayan şarkılar da olabilir. Arabesk kökenli bir caz albümü yapmam da çok muhtemel. Bu serinin üçüncüsünde belki sadece ona konsantre olabilirim.

– Türk şarkıcılardan kimlerle çalışmak istersiniz?
Ajda Pekkan’la bir şey yapmayı çok isterim. Onun çok rahat söyleyeceğini tahmin ediyorum. Şarkıları zaten müsait. Kafamın bir köşesinde bu fikir. (Serhat Tekin- [email protected] – Aksam)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?