Yeni Borçlar Kanununda Sevgiliye, Kumaya Tazminat

22.04.1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanun da artık tarih sayfalarındaki yerini aldı. Yeni 6098 sayılı Borçlar Kanunumuz 11.01.2010 tarihinde kabul edilerek Medeni Kanunumuzun 5.kitabı olarak yerini aldı.1 85 yıllık Borçlar Kanunumuz günümüz ihtiyaçlarına karşılayamadığı gerekçesiyle iktidar ve muhalefet partilerinin mutabakatıyla iki buçuk saatlik rekor sürede meclisten geçerek yasalaştı. Her ne kadar 2,5 saatte jet hızıyla kanun yasalaştı diye manşet haberler çıksa da TBMM’ nin Adalet Komisyonunda tasarı 2008’den beri görüşülmekteydi.

İlk bakışta gördüğümüz fark Borçlar Kanunu Türkçeleşmiş. Yıllar evvel yaşıtımız üniversite öğrencisi kızlar bir ellerinde ayna bir ellerinde cımbız dolaşırken biz hukuk öğrencileri bir elimizde Borçlar Kanunu ve bir adet Hukuk sözlüğü ile dolaşırdık. O eski Türkçe kelimelere öyle alışmıştık ki aşk hukukçuların ilanı aşk mektuplarını bile onlarla yazardık.

818 sayılı Borçlar Kanunu 544 maddeyken yeni Borçlar Kanunu 646 maddeden oluşuyor. Sadece bu 100 maddelik fark bile önemli değişikliklerin habercisi.

Yeni Borçlar Kanunu 15. maddesiyle beklenen güvenli elektronik imza hukukumuza girerek el yazısıyla atılmış imzayla eş hukuki sonuçlar doğuracağı kabul ediliyor.

Genel işlem koşulu karşı tarafça kabul edilmedikçe yazılmamış sayılıyor sözleşmeler bu kısımlar hariç olmak üzere geçerliliğimi koruyor. Genel işlem koşulu örneğin bankaların tek taraflı sözleşmelerde hazırlayıp tüketicilerden yıllık kart kullanım ücreti v.s. ücretler almalarında uygulamada tüketiciyi korumak amaçlı kullanılmaktaydı yasalaşmış oldu. Tüketiciler tek sigortacı bankacı telekomünikasyon şirketleri v.s. şirketlerin tek yanlı işlemlerine karşı daha sıkı korunmuş oldu.

Zamanaşımı süresi zararın ve zarar verenin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve herhalde 10 yılken yeni kanunun 60 .maddesiyle bu süreler kısa zamanaşımı süresi için 2 yıl uzun zamanaşımı süresi için 20 yıla çıkarılmıştır. Her ne kadar yeni kanun Türkçeleştirilmiş olsa da 70. maddesinin 2. fıkrası “Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir” açık güzel bir Türkçe ile kaleme alınmamış anlaşılır değil. Genel zamanaşımı süresi yine 10 yıl olarak belirlenmiş. Bazı özel durumlar sayılarak bunlarda zamanaşımı süresi 5 yıl olarak belirtilmiş.

En önemli gelişmelerden biri de 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki kanunun yürürlükten kalkacak olması ve kiracı – kiralayan ilişkilerinde sadece yeni Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacak olması. Kira artış oranları artık üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçemeyecek.Depozitolar kira bedelinin üç katını geçemeyecek. Ev sahipleri, torunum yada büyükannem babam oturacak diyerek kiracıları evlerinden çıkartabilecek. Yüksek sesle müzik dinleyen gürültü yapan balkonda mangal yapan kiracının sözleşmesi iptal edilebilecek. Başka ilginç bir hükümse kiracıların elektrik ve su borçlarını ödememelerinin tahliye nedeni sayılması. Bu hüküm kanımca borçların nisbiliği ilkesine aykırı bir hükümdür. Şöyle ki su ve elektirik borcu Devletle kiracı arasındadır çünkü abonman sözleşmesi bu iki taraf arasında yapılır. Evin sahibiyle bir alakası yoktur. Yeni Borçlar Kanununun kiracı lehine hükümler getirdiğini söylemek bence pek uygun görünmüyor aksine ev sahibi lehine hükümler getirip kiracının tahliyesi kolaylaştırılmıştır. Yeni kanunla eşler birbirlerinin rızası ile kefil olabilecektirler.

Eşlerin rızasıyla kefil

(http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/kanunlar_sd.durumu?kanun_no=6098)

olunmaya izin verilmesi hükmünün olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorum. Ne de olsa hayat müşterektir ve bir eşin arkadaşına kefil olması ve batması neticesinde bütün aile etkilenmektedir.

Otopark sahipleri araçların zarara uğramasından ve çalınmasından sorumlu olacaklar. Bu da yerinde bir düzenlemedir, sonuçta araç sahipleri otomobillerini otoparka bırakırken otopark sahibiyle aralarında üstü örtülü olarak aracımı sen belli bir süre koru ben de ücretini vereyim sözleşmesi yapıyorlar. Taksimde bir otoparkın ortalama günlük araç için aldığı otopark bedeli 25 tl olduğu göz önünde bulundurulursa otopark sahiplerinin kazanları ortada.

Faize sınır getirilerek borçlular korunacak. Olağanüstü durumlarda kriz dönemlerinde sözleşmeler değişen koşullara uyarlanabilecek.

İşveren maaşları bankaya yatıracak ve cinsel tacizden işçiyi koruyacak. Burada kafama takılan bir husus genelde işverenler cinsel tacizde bulunanlardır kendi kendilerini işçilerden koruyacaklar inşallah.

Önceki dönemlerde çok tartışılan başka bir durumsa aralarında resmi nikah olmayan beraber yaşayan nişanlı yada sevgililerin yada başka bir deyişle kumaların durumdur. Bunların tazminat istemleri yasal dayanağa kavuşmuş oldu. Eski kanun döneminde yasal olmayan eşlere ( kumalara ) tazminat verilmesinin kanuna aykırı bir durumu yasallaştırdığı dolayısıyla tazminat verilmesine sıcak bakmayan çevreler vardı. Günümüzdeyse beraber yaşayıp evlenmeyen çiftlerin sayıları artmaktadır. Geri kafalılık olarak addedilebilir şahsi fikrim ama sevgiliye özellikle de kumaya tazminat fikri hiç hoşuma gitmedi benim. Oh o zaman sevgili amcalar sevgilileriyle paşa paşa yaşasın eşleri evde beklesin. Sevgili sevgilileri ne de olsa tazminat alacakları için boşan gel diye de tutturmazlar böylelikle amcalar çok eşli mutlu mutlu yaşarlar. Düzenleme yıllarca karı koca hayatı yaşayan sevgililer için uygun olsa bile burası Türkiye nüfusun yüzde kaçı bu şekilde yaşayabiliyor ki bizim ülkemizde?

Yeni borçlar kanunumuz bakalım hayatımız da ne gibi değişiklikler katacak balkonda mangal yapan gördüğümüzde artık onun kiracı değil ev sahibi olduğunu anlayabileceğiz. Kumalar evlilik diye tuturmayacak. Otoparkçılar daha dikkatli olacak. Dedeler torunlar daha da kıymetlenecek kiracısına kızan dedesine torunu için evini tahliye edecek. Belki de kiracılar faturalarını tam zamanında yatırmaya başlayacak.Bakalım neler getirecek bu kanun hayatımıza, zaman gösterecek…

Seda Gayretli / San Francisco
[email protected]

www.alaturkaonline.com

Advertisements
Önceki haberİÇKİ YASAĞINA TÜRBAN: ÇOCUKLARI KORUMA
Sonraki haberKaliforniyada, küçük işletmeler ve teknoloji Türk asıllı işadamından sorulacak
Trabzon Anadolu Lisesini bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okudu. 2004 yılında Hollanda da uluslarası kurgusal dava yarışmasında 3 takım arkadaşıyla Türkiyeyi temsil etti. Fakülte yıllarında AUHF`nin geleneksel mizah dergisi Ceride-i Kantar da yazdı ve karikatürler çizdi. 2006 yılında mezuniyetinden hemen sonra İstanbula taşınarak İstanbul Barosuna kaydolarak İstanbul Üniversitesinde özel hukuk ana bilim dalında yüksek lisansa başladı. 2009 Nisan ayına kadar değişik uluslarası burularda danışmanlık ve avukatlık yaptı. 2009 Nisan ayında devlet bursuyla New Jerseyde 3 aylık hızlandırılmış dil kürsünün akabinde 2009 Eylülde UCLA School of Law da LL. M. mastera başladı. Masterini tamamladıktan sora bir süre sonra yine Türkiyede şirket avukatlığı yaptıktan sora tekrar Amerikaya dönerek Golden Gate University School of Law da doktora eğitimine başladı. Tez aşamasına geçtikten sonra Amerikada bir büroda staj yaptıktan sonra İsviçrede 6 ay süresince Birleşmiş Milletler Fİkri Haklar Örgütü için wipo lex projesinde Türkiye dahil olmak üzere 7 diğer ülkenin hukuk databaşını hazırladı. Fikri haklar, temiz enerji hukuk, teknoloji transferi ve medeni hukukla ilgilenmektedir. Yüzme, basketbol ve atletizm lisansı sahibidir ayrıca 3 yıl yüzme hocalığı yapmıştır. Akıcı İngilizce, orta düzeyde Almanca başlangıç seviyesinde Fransızca, Rusça ve Arapça bilmektedir.

1 YORUM

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?