Yeni Nesil Gazetecilik I?!

journalist_25

Yeni Nesil Gazetecilik I. Hayrullah Mahmud yazdı.

YENİ NESİL GAZETECİLİK I / MODERN ZAMANLARIN GLADYATÖRLERİ YA DA MEDYADA DEVRİM ZAMANI MENTAL PARADOKS?!

Yeni Nesil Gazetecilik I?!

“Bir insanın mokasenlerini giyip, yarım mil yürümeden, onu yargılamayın!”

Kızılderili Atasözü

…………………….

ŞİMDİ “YENİ NESİL GAZETECİLİK” ZAMANI YA DA MODERN ZAMANLARIN GLADYATÖRLERİ?!

Yeni Nesil Gazetecilik?!

Orson Welles’in ünlü filmi “Yurttaş Kane”de, kendini “birinci güç” olarak gören bir medya patronunun portresine yer verilir.

Welles, ABD’li medya devi Hearst’e benzeyen “medya patronu milyoner işadamı” Charles Foster Kane’i, filmde şöyle konuşturur:

“İstediğim zaman savaş çıkarabilecek güce sahibim!”

Film vizyona girdiğinde çok ses getiren bu tipleme, günümüz dünyasında artık bir realite!..

Öyle olmasa hiç büyük bir siyasi partinin genel başkanı “bazı aracı”lar üzerinden, star’ın yeni patronu olmak için “alıcılar listesi”ne adını yazdırır mıydı?!

Eğer günümüz dünyasının gelişmiş iletişim araçları olmasaydı… Ecevit tarafından görevlendirilmiş Kemal Derviş’in Dünya Bankası’ndan bir kurtarıcı gibi Türkiye’ye adım atması… Cem Cengiz Uzan’ın kurduğu Genç Parti ile siyasi haritayı altüst etmesi mümkün olabilir miydi?!

Neredeyse, medya Derviş’i “Yeni Atatürk” ilan edecekti.

Artık günümüz dünyasında “üç ayda popüler bir yüz/marka” (Lider?!) yaratmak mümkün.

“Avea” bile Aria-Aycell birleşmesi sonrasında, üç ay gibi kısa bir sürede adını kamuoyuna ezberletmedi mi?!

Genç Parti, yıllanmış partileri nasıl TBMM dışında bırakmayı başardı?!

Evet, bunların hepsi nasıl oldu?!

Tabii ki günümüzün “çok gelişmiş yaygın iletişim ağları” sayesinde…

Bugünün dünyasında “güçlü bir orduya sahip olmak” kadar, “güçlü bir medya ordusu”na sahip olmak da büyük önem taşıyor.

Yabancı sermaye Türkiye’de “spor olsun” diye medya sahibi olmak istemiyor.

Yeniden sınırların çizildiği, IV. Dünya Düzenlemesi’nin yapıldığı günümüz dünyasında artık “medya” olmazsa olmaz bir güç!

Hatta, ordudan da önemli bir güç.

EN BÜYÜK ORDU: MEDYA SİLAHLI KUVVETLERİ

Jacques Seguela, “Yarın Çok Star Olacak” başlığını koyduğu kitabında, “Tanrı da reklama inanır, eğer öyle olmasaydı, kliselere çan koymazdı” diyor.

Yani, medya var olanı ya da olması isteneni en iyi yansıtan araç.

Medya üzerinde her gün yeni “image building imparatorlukları” inşa ediliyor.

O zaman da “medyanın patronaj” yani görünen veya perde arkasında saklanan hangi güç ya da güçler adına yayın yaptığı konusu büyük önem kazanıyor.

Bir devletin sağlıklı bir şekilde yoluna devam edebilmesi, aynı zamanda “medya”ların kim ya da kimler tarafından yönetildiğinin iyi izlenmesi ve bilinmesi gerekliliğini de ortaya koyuyor.

Aksi halde ha “silahlı kuvvetleri”ni taşeronlaştırıp bir yabancı gücün menfaati adına cepheye sürmüşsün, ha “medya”nı kiralamışsın fark etmiyor.

Bir ülkenin ayakta dipdiri kalabilmesi için medyasını kimlerin yönettiği sorusu büyük önem kazanıyor.

Neden mi?!

Anlatayım:

Artık dünyada sınırları, büyük orduların yaptığı savaşlar belirlemiyor.

Gündemi bir zamanlar “posta güvercinleri”nin ayağına bağlı mesajları taşıyan en gelişmiş iletişim araçları ve onların yöneticileri belirliyor.

Büyük medyalar ve onların patronları gündemi ve çizilecek sınırları, yeni iktidarları tayin ediyor.

En büyük “meydan muharebeleri”, “Enformasyon” ve “Dezenformasyon” savaşları artık medya üzerinde yapılıyor.

Kitleler üzerinde etkili bir “Medya Ordusu”na sahip olmak, günümüz dünyasında büyük bir orduya sahip olmaktan da önemli!

Çünkü günümüz dünyasında en büyük kitle savunma aracı “Medya”!..

En güçlü ordu da; “Medya Silahlı Kuvvetleri!”

Çünkü; “medya” büyük bir gücü çok önemsiz, önemsiz bir hadiseyi çok önemli gösterme özelliğine sahip!..

Son yıllarda Türk medyası üzerinden kitlelere verilmek istenen “Biz güçsüzüz, mücadele etmeyelim ABD, AB ya da İsrail’in  patronajında yolumuza devam edelim” mesajının ardında da bu sihirli gücün yarattığı “illüzyonik” etki mevcut.

Emir komuta zinciri içinde Türk askerinin başına geçirilen “çuval” hadisesinde de aynı “psikolojik savaş” mantığı yatıyor. Satış rekorları kıran başarılı “Metal Fırtına” kitabı da aynı zihniyetin bir uzantısı.

Artık günümüz dünyasında çok önemli bir başka realite de şu:

“Eğer büyük bir medya gücüne sahipseniz, bir ülkeyi tek kurşun atmadan, yayınlarınızda ‘öğretilmiş çaresizliği’ işleyerek rahatlıkla ele geçirebilirsiniz!”

GLADYATÖR KALEMLER

Çağımızın yeni “Truva atları” da kitleleri etkileyen, ele geçirilmek istenen ülkelerin medyaları içine “iliştirilmiş görüş inşa eden yazar”lar.

Adlarına “Opinion maker”, “King maker” denilen kamuoyu inşa ediciler.

Bu bakımdan dünyanın en güçlü ordusuna en cesur askerlerine sahip olsanız dahi, eğer elinizde bu gücünüzü yansıtacak medyanız yok ise bu gücünüzü doğru bir şekilde kullanmanız mümkün değil…

Ki…

Bir zamanlar at üstünde düşman kovalayan akıncı birlikleri, meydanlarda dövüşen gladyatörler vardı…

Batı’da şovalye ruhlu askerler takdir edilirdi.

Sonra bunların yerini büyük ordular ve onların büyük komutanları aldı.

Dünya tarihi onların elde ettiği başarıları tarihin tozlu sarı sayfalarına not etti!..

Şimdi bunların hepsi geride kaldı.

Yeni dönemin en güçlü silahı kalem/klavye!

En güçlü ordusu da; medya!..

En büyük savaşçısı, kalemlerini kılıç gibi kullanan “kalem savaşçıları/gladyatör”ler!..

Bu medya savaşçılarının/yazarlarının Roma’da arenanın ortasına çıkıp, halkın önünde ölümüne dövüşen “gladyatör”lerden bir farkı yok.

Zaman değişse de “iyi ve kötü”, “güzel ile çirkin”in mücadelesi hiç değişmiyor.

Modern zamanların klasik mücadelesi devam ediyor.

Nefsli bir fani olan “İnsan” var oldukça da bu mücadele hep devam edecek.

Nitekim…

Bir zamanlar gazeteler vardı.

Ardından radyo, derken televizyon geldi.

Şimdi devir internet devri!

Artık, medya sahibi olmak bir ayrıcalık olmaktan çıktı.

Küçük bütçeli bir “haber portalı”na sahip olmak bile “konvansiyonel medya”ya kafa tutmaya yetiyor da artıyor bile!..

Yeter ki yazdığınız haber doğru olsun!..

Yaptığınız yorum “hislere tercüman” olsun.

Büyük gazetelerin genel yayın müdürleri, yazarları, siyasi parti genel başkanları, politikacılar artık internet medyasını gözardı etmiyor; edemiyor!..

Fakat, yeni dönemde bu da yeterli değil!

İsteyen için cep telefonu üzerinden her gün her dakika habere ve bilgiye ulaşmak mümkün!

Teknolojide art arda yaşanan gelişmeler, bireyin daha hızlı bilgiye, haber ve yoruma ulaşmasını mümkün kılıyor.

Artık rekabet hem hızda hem de güvenilir olmakta yatıyor.

MEDYADA DEVRİM ZAMANI

Yalnız!..

Yeni dönem beraberinde “yeni gazetecilik anlayışı”nı da getiriyor.

İletişim araçlarındaki gelişme neredeyse tüm gloabal medyayı aynı çizgiye getirdi.

O yüzden, Türk medyası açısından, yabancı bir medyadan kopya çekme imkanı da kalmadı.

Onlar da hem içerik hem de güvenilirlik açısından Türk medyasından farksız durumdalar.

11 Eylül sonrası fotoğraf ortada!..

O yüzden bu yeni dönemde “çağın ruhu”nu yakalayan “özgün” olan kitleleri yakalayacak.

“Yeni nesil gazetecilik” kapıda bekliyor.

“Yeni nesil gazeteci”ler o yayınlardaki yerlerini almak için gün sayıyor.

Günümüz dünyasında çok satan gazete, çok izlenen televizyon, çok dinlenen radyo, çok tıklanan internet sitesi kadar, bunların birarada kullanılmasından doğacak “sinerji”yi 24 saat yönetecek yeni bir medya anlayışına ihtiyaç var.

İddia ediyorum:

“Önümüzdeki süreçte televizyon, radyo, gazete, dergi, haber portalının iç içe geçtiği, aynı yayın çizgisinin 24 saat  değişik medya araçları üzerinden kesintisiz devam etttiği ‘medya grupları’ moda olacak!..”

Bir nevi kendi başına da bir güç olan ama “Voltran” gibi biraraya geldiğinde de yenilmez, geçilmez olan yeni bir medya doğacak.

24 saat haber ve yorum ile iç içe geçmiş “güvenilir medya”lar okuyucu/izleyici ile buluşacak.

Çünkü; gazete de televizyon da radyo da haber portalı da tek başına günümüz dünyasının iletişim hızına yetişemiyor.

Şimdi “tüm bu medya unsurlarını birarada kullanma dönemi” başlıyor.

Dünyada bu yeni dönemin doğum sancıları yaşanıyor.

Çok yakında, Türk medyasında da bu anlamda, Batı medyasına parmak ısırtacak büyük bir değişim, büyük bir “devrim” yaşanacak.

Türk halkı “yeni nesil gazeteci”ler ve “yeni nesil yazar”lar ile tanışacak.

“Yeni nesil gazeteciliği” hayata geçirmek için önümüzdeki günlerde, bir grup arkadaşım ile birlikte, yeni bir medya grubunda görev alacağım.

Atatürk’ten, Atatürk Türkiyesi’nden yana, çağın ruhuna uygun, milli, bu vatanın, vatandaşın menfaatlerini gözeten yepyeni bir yayıncılık anlayışı ve Allah’ın izni ile yeniden mesleğe dönüş yapıyorum.

Yabancılar Türk medyasındaki bu dönüşümü taklit edecekler!..

O da eğer edebilirler ise…

Devir artık nehirleri tersine akıtma devri!..

Devir şimdi “Yeni Nesil Gazetecilik” devri!..

Devir bundan böyle “modern zamanlara uygun yeni bir yayıncılık anlayışı”nı geliştirme devri!

Ve…

Son olarak…

Bir soru:

Tarihe geçmiş büyük komutanlar Fatih Sultan Mehmet’ten Mustafa Kemal Atatürk’e, “Napolyon’dan Aşil’e, Kral Arthur’a dek büyük askerlerin hepsi bugün yaşıyor olsalardı, sizce asker mi yoksa gazeteci mi olmak isterlerdi?!”

Ne dersiniz?!

Hayrullah Mahmud

28 Ağustos 2005

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?